Bir Kahve..?

  • Yazının Tarihi: 1 Haziran 2017
  • Yazar: Samet Hoşgör
  • Bu yazı 1084 defa okundu.
  • Yazıyı Sosyal Medyada Paylaş:
  • Googleda Paylaş
  • Twitterda Paylaş
  • Facebookta Paylaş

Bir toplumun gelişmesi, o toplumu oluşturan fertlerin tek tek özverisi ile mümkündür.

Fertlerin ise birbirlerine bu özveriyi gösterebilmeleri için birbirlerine ihtiyaçları vardır. Her şeyden önce günümüzde bilgiyi paylaşmak zorundayız. Herkesin kendi başarı hikâyesini yazacak kadar ya da her şeyi kendi üretecek kadar zamanı yok. Hayatı yaşanabilir ve daha müreffeh kılmak için ekip çalışmasına önem vermek zorundayız. Başarı için, kişisel yetkinlik ve çabalarımızın yanı sıra kolektif çalışma ruhuna gereksinim duyduğumuzu unutmamamız gerekiyor. Birlikte çalışma ruhu kapsamında ustadan kalfaya, kalfadan çırağa, teknikerden mühendise kadar, her konumdan çalışana ihtiyaç vardır. Bu birimlerden birinin eksik olması durumunda haliyle yapı dejenere olur.

Birlik olmak her zaman artı bir değerdir ve zor zamanlarda güçlükler karşısında bizi koruyan kalkan olur. İnsanların bir arada yaşama ihtiyacının altında ‘’daha güçlü olma’’ isteği yatar. Toplumun en küçük yapı birimi olan ailenin temelinde, hayata karşı daha güçlü olma isteği vardır. Dernekler, vakıflar, sivil toplum kuruluşları ve daha birçok kurum daha güçlü olmak, haklarını daha gür biçimde savunabilmek için birlik olurlar. Şirket evlilikleri daha güçlü olmak ve ayakta daha uzun süre kalabilmek için gerçekleştirilir. En basitinden; Günlük hayatımızda dahi, ağzımızdan çıkan bir sözü, onaylatma ihtiyacı duyarız. Bu bizi güçlü hissettirir.

Sonuç olarak;
Gelişmek için, bilgi ve enformasyon için, iş kurmak için, sosyalleşmek ve paylaşmak için, para kazanmak için, eğlence için, aşk için, sevgi için, üremek için, aile olmak için, toplum olmak için, zor ve çetin günler için, iyi bir birey olmak ve insanca yaşayabilmek adına bu realiteyi unutmamamız gerekiyor.

Daha birçok şey için birbirimize ihtiyacımız var. Bunları gerçekleştirmek için formül çok basit; Farklı düşüncelere, farklı renklere, farklı tercihlere, farklı inançlara, farklı türlere ve farklı olan her şeye rağmen, bir arada yaşamanın yollarını öğrenmek zorundayız.

Burası bir kahve içimlik geldiğimiz, fani bir dünya. Hepimiz kahvelerimizi içip çekip gideceğiz…

Öyleyse neden ağız tadıyla içmeyelim kahvelerimizi?

Evrensel uyumu yakalayabileceğimiz, kahveleri sıcak, araları soğuk tutmadan geçireceğimiz bir yaşam, itişip kakışmadan nefes alabileceğimiz bir dünya umuduyla…

Bir Yorum Yazın