Cemiyette Doğarlar Siyasete Koşarlar

  • Yazının Tarihi: 29 Ocak 2018
  • Yazar: Samet Hoşgör
  • Bu yazı 2675 defa okundu.
  • Yazıyı Sosyal Medyada Paylaş:
  • Googleda Paylaş
  • Twitterda Paylaş
  • Facebookta Paylaş

Cemiyet ve siyaset hayatının bugüne kadar henüz palazlanma aşamasına gelemediği muhtelif kentlerde, gündelik hayatı idame ettirmek kent paydaşları için çok zordur. Gerekli donanım ve yetkinliğe erişememiş insanların bu mecralarda başı çektiğini görmek kaygı vericidir. Henüz belirli bir kimliğe bürünememiş, hatır gönül ilişkileriyle faaliyetlerini yürütmeye çalışan, dernek ve sivil toplum örgütleri: ehilleri tarafından yönetilmedikleri, menfaat ve kar amacı güden yöneticilerden oluşmaları münasebetiyle; topluma dokunamayan, yarar sağlayamayan oluşumlar haline gelmişlerdir. Şahsi emelleri doğrultusunda siyasi yahut iktisadi hayatta filizlenmek isteyenlerin yolunu aşındırıp kapısını çaldığı merkezler haline gelen cemiyetlerin, her kesimden insanı kucaklaması ve fonksiyonelliği ilgi odağı haline gelmesinde başat rol oynuyor. Kendini tatmin etmek isteyen, parasal varlığı kalburüstü olan her birey, üyeler tarafından ya buraların başkanı, ya da seçecekleri başkanın yönetiminde bulunması münasebetiyle başkanın finansmanı ve doğal olarak en önemli aktörü haline geliyor. Dolayısıyla üyelerin cilalayıp parlattığı aday yavaş yavaş yeşermeye başlıyor, nüfuz sahibi olabilmek için varını yoğunu ortaya koyuyor, yani bir anlamda siyaset öncesi son provasını yapıyor. Siyaset arenasına ısınmak isteyen adayların önce akademisi, sonrasında staj yerleri olan cemiyetler bu yönüyle iştah kabartmaya devam ediyor. Cemiyetten kep atıp malulen mezun olan aday adaylarının işi bundan sonra daha kolay. Şansları yaver gider, mantıklı bir strateji oluşturur ve tabanlarının da ilgisini çekmeyi başarabilirlerse kolay kolay sona ermeyecek ihtişamlı bir siyasi kariyer onları bekliyor. Koşulsuz ve sorgusuz biat geleneğinin süregeldiği toplumlarda, olmayan yetkinlikleriyle yaptıkları fason siyasetler bu kişilerin toplumdaki itibarlarını sarsmaya yetmiyor. Bilhassa, hamaset daha fazla ilgi çekiyor. Nasıl bir kişiliğe sahipse siyasetine de o yansıyor. Günler, aylar yıllar geçiyor ama düzen baki kalıyor. Dişli çark tamir istiyor, bizim elimizden yağını koyup çalışmaya devam ettirmekten başka bir şey gelmiyor.

Çok konuşuluyor ama hiçbir şey söylenmiyor. Suni bir kalabalıkla kaynaşma gösterisi sunan kötü oyuncular sahnelerde yer almaya devam ediyor. Var olan sorunlara başka sorunlar ekleyerek çözülmeye çalışılıyor. Siyasetçinin en spektaküler olanları ülkemizde görülüyor. Ve en önemlisi: omurgalısına pek az rastlanıyor.

İşte boğazına kadar hoş esanslara bulanmış cemiyet ve siyaset hayatımız böyle idame ettiriliyor. Dört ya da beş senede bir dönemsel olarak kent ve ülke aşığı kesiliveren cemiyet ve siyaset adamlarının yanında, menfaatsiz sevgiden bahseden seçmen görürsem sert bir dille uyarıp kendine gelmesini sağlıyorum. Kokuşmuşluğun en bariz örneklerini günbegün duyumsayarak, istemeden de olsa kabullenmek zorunda olmak en ağırı bizler için biliyorum. Kaygı ve umutsuzluk sarmalının tüm uzuvlarımıza sirayet ettiği şu günlerde, yarınlar umarım bugünlerimizi aratmayacak kadar güzel olur, onu diyorum.

Esen kalın!

Bu yazıya 1 Yorum Yapıldı.

  • Ciddi konu
    30 Ocak 2018 02:52

    Daha sık yazmalısınız

Bir Yorum Yazın