Çocuk Hakları İhlalleri

  • Yazının Tarihi: 16 Eylül 2020
  • Yazar: İrem DİNÇOK
  • Bu yazı 982 defa okundu.
  • Yazıyı Sosyal Medyada Paylaş:
  • Googleda Paylaş
  • Twitterda Paylaş
  • Facebookta Paylaş

Çocukluk, hepimizin bir zamanlar ait olduğu ama şimdilerde büyümenin telaşıyla görmezden geldiği bazen hiç yaşamamış saydığı, hiç çocuk olmadığını sandığı dönem değil mi? Her şeyin en masum olduğu, içindeyken kıymetini bilemediğimiz ve bir an evvel büyümek istediğimiz dönem. Sahi nasıldı çocukluğunuz? Rahat rahat oynuyor muydunuz sokaklarda? Komşunun verdiği çikolatayı yiyebiliyor muydunuz mesela? Ben doğduğum mahallede büyüdüm. Sabah uyanır uyanmaz çıkardık sokağa, akşam ezanı okununca da girerdik evimize. Güvenilirdi o zaman sokaklar ya da insanlar ya da zihinler. Böyle kara böyle zorba böyle vicdansız değildi. Çocuklar öldürülmüyordu. Çocuklar istismara uğramıyordu. Çocuklar çalıştırılmıyordu. Çocuklar satılmıyordu. E o zamanlar öyleydi bu zamanlar böyle oldu diye bir savunma ya da bir açıklama yapacağım sanılmasın sakın çünkü bu hastalığın, bu katilliğin, bu caniliğin, bu vicdansızlığın hiçbir dilde açıklaması yok. Bu aralar kafamda sürekli şu soruya cevap arıyorum ‘’ Biz niye koruyamıyoruz bu çocukları ?’’ Biz diyorum çünkü dünya üzerinde savunmasız olan her canlı bizim korumamız altında. Bu bir yazılı kural mı diye sorabilirsiniz.. Hayır, bu kamu vicdanı. Bizim vicdanımız. Bir çocuğun zorbalığa uğradığına şahit olduğumuzda o zorbalığa müdahale etmek o çocuğu kurtarmak için çocukla illa bir soy bağı/kan bağı kurmamıza gerek yok değil mi?

Görünen o ki bizler kamu olarak, insan olarak, vicdan olarak koruyamıyoruz bu çocukları, Peki yasalar ne söylüyor? Çocukları koruyabiliyor mu? Kâğıt üzerinde yapılan, uyulmadığı zaman bir takım sözde yaptırımlara tabii tutan sözleşmelerden biriside dünya üzerindeki çocuklar için hazırlandı hem de bu tarih boyunca kabul görmüş en köklü insan hakları sözleşmesi olarak geçmekte olan bir sözleşme, ‘’Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesi.’’ Bu sözleşme 20 Kasım 1989 yılında onaylandı. Sözleşmenin temel amacı ise dünya üzerinde yaşayan tüm çocukların temel haklarının korunmasını garantiye almaktı. Sözleşme Türkiye’de 1995 tarihinde yürürlüğe girdi. Sözleşmede 18 yaşına kadar her bireyin çocuk sayıldığı onandı. Tüm çocukların yaşama, eğitim, sağlık, barınma gibi temel haklara doğuştan sahip olduğunu, Dil, din, ırk, cinsiyet verilen hakların tüm çocuklar için geçerli olduğunu, Devletin tüm çocukları şiddet ve ihmalkârlıktan koruyacağını, Ekonomik istismar veya eğitim almalarına engel olacak, gelişimlerini kötü etkileyecek işlerde çalışmaktan koruyacağını maddeler halinde bir bir anlatıyor sözleşmede. Asıl olan ise, her akşam gördüğümüz o kahreden haberler. En temel haklara sahip olmak bir yana dursun yaşatılamayan, öldürülen çocuklar, Savaştan kaçarken sınırda fiziksel psikolojik istismara maruz kalan, Ebeveynleri tarafından her gün her türlü şiddete uğrayan, Sırf annesi-babası dövmesin diye tüm gün aç susuz sokaklarda mendil satan, canını tehlikeye atarak arabaların önüne atlayıp cam silen çocuklar. Çocuklar geleceğin mimarları değil mi? Neden onlara yaşama şansı verilmiyor? Bir çocuğa hayalim yok cümlesini kuracak kadar kötü ne yaşattık biz? Bir çocuğa ismini unutturacak kadar ne yaşattık? Bir çocuğa fotoğraf makinesini silah sanıp ellerini havaya kaldırıp teslim olacak kadar ne yaşattık?Evet biz diyorum sorularımı sorarken çünkü bu hepimizin suçu. Sessiz kaldıkça görmezden geldikçe iyiye giden ne gördünüz? Çocuklara en kötü şeyleri yaşatıp sonra da dünya ve insanlık adına en iyi geri dönüşleri bekleyemeyiz. Dünyadaki tüm çocuklar ne zaman ki aynı haklara sahip olup aynı mutlulukla koşarsa o zaman bir beklentiye girebiliriz bu çocuklardan.Dileğim şu ki, dünya üzerindeki tüm devletlerin tabii tuttuğu yaptırımların,çocukların aleyhine işlenen en ufak durumda bile en caydırıcı, en hassas şekilde işleyip, Çocukların sorumlu olduğu her kimse, yaşattığı tüm olumsuzlukların sonucunda en ağır cezalara tabii tutulup,emsallerin caydırıcılığı arttırılması ki o zaman çocukları yaşatabiliriz.Çocuk sahibi olmayı, her aileye çocuk yetiştirme üzerine terapiler verilip sonucunda çıkan cevapların, çocuk yetiştirmek için psikolojik anlamda yeterli mi?, Çocuk sahibi olmaya hazır mı? Sorularına olumlu cevaplar vermesi sonucunda gerçekleştirirsek daha donanımlı daha yeterli gelecek için umut vadeden çocuklar yetiştirebiliriz. Biran evvel bilinçlenip çocukları dinleyip, anlamaya çalışmalı yetersiz kaldığımız noktalarda ise bu işin uzmanları olan pedagoglardan, çocuk gelişimcilerden destek almalıyız. Çünkü şimdinin sağlıklı yetişkinleri tarafından büyütülen çocuklar, geleceğin sağlıklı yetişkinleri olacak ve onlarda bizler gibi kendi geleceklerini yetiştirecek.. Ne dersiniz? Başlayalım mı bu sonsuz kısır döngünün umutla sürmesi için önce kendi içimizdeki yetişkinden? Hadi ver elini kendine en baştan başla düzel ve sonrasında yüzlerce seni düzelt.
İrem DİNÇOK

Bu yazıya 6 Yorum Yapıldı.

  • Avatar
    Muhammed Eraslan
    16 Eylül 2020 12:34

    Hadi ver elini kendine en baştan başla düzel ve yüzlerce seni düzelt!! Ne güzel bir cümle bu kaleminize sağlık dilinize sağlık

  • Avatar
    Ahmet Dinçok
    16 Eylül 2020 13:06

    Kalemine sağlık kızım

  • Avatar
    Ebru oğuz
    16 Eylül 2020 13:13

    Çok güzel noktalara değiniyorsunuz lütfen daha sık yazın

  • Avatar
    Mustafa Uyanık
    16 Eylül 2020 16:14

    Kızım bir kız torunum var onuda senin yetiştiğin gibi yetiştirmek isterim tebrik ederim teşekkür ederim

  • Avatar
    Firuze Taşkapı
    17 Eylül 2020 13:43

    Çocuklar bizim en savunmasızlarımız ne yazık koruyamıyoruz İrem

  • Avatar
    Alpay
    15 Ekim 2020 12:33

    İrem maşallah kalemine sağlık kızım😉

Bir Yorum Yazın