DEDİKODU, İSRAF VE MASRAF

  • Yazının Tarihi: 6 Ağustos 2020
  • Yazar: Hür Kalyoncu
  • Bu yazı 188 defa okundu.
  • Yazıyı Sosyal Medyada Paylaş:
  • Googleda Paylaş
  • Twitterda Paylaş
  • Facebookta Paylaş

Vahim bir durum…
Bu kentte,çıkar çatışmalarının ekseninde, bilimsel tartışma yapmak çok güç bir iş…
Bir kere…
Entelektüel çevre diye bir şey kalmamış.
Doğal çevreyi yok ettiğimiz gibi aydınlanma ve aydınlatılmayı da hasıraltı etmişiz.
Adeta…
Kentin geleceğine ipotek koyulmuş.
Ortada birilerinin doğru diye sunduğu bir görüş var ama…
Gerçek olanı ara bulasın.
Böyle bir mekanda mutluluk ve refah arama eskilerin deyişi ile boşuna kürek çekmeye benziyor.
Öncelikle şunu belirtmeliyim ki…
Kendi gerçeklerini arayan bir kentte önce entelektüel bir ortam olacak.
Herkes fikrini açıklayacak.
Meseleler ortaya konacak.
Gerçek olana doğru bir mesafe alınacak.
Var mı böyle bir gelişme…!
Yok…
Ancak herkes söze ben en iyisini bilirim diye başlıyor.
O zaman neyi tartışacak ve neyin gerçek olup olmadığına karar vereceğiz.?
Evet…
Durumumuz kritik.
Ve aynı zamanda muammalı.
Gelecekte bizi neyin beklediğini bilemiyoruz.!
Günlük yaşamaya alıştığımızdan dolayı da ileriki günler bizi fazla ilgilendirmiyor.
Şimdi böyle bir kent sadece ne üretir.?
Dedikodu.
İsraf ve
Masraf…
Peki…
İş üretebilir mi?
Hayır….
O zaman kentin durumu ne olur?
Yerinde sayar.
Popülist açıklamalara kanar.
Ve…
Tarih onun başını ağrıtır.
Nostalji eksenli ağlamalar duyulmaya başlar.
Eğer bu kentte biz, bizleri yakından ilgilendiren konuları entelektüel bir yaklaşımla tartışmayı bilsek ve ona değer versek durum böyle mi olur.?
Elbette olmaz.
Entelektüel birikimden yoksun olmak tatsız, tuzsuz yemek yemeye benziyor.
Ortada lezzet yoksunluğunun sebebi bu…!

Bir Yorum Yazın