Hadrianoupolis Hamamları

  • Yazının Tarihi: 15 Nisan 2018
  • Yazar: Ersin Çelikbaş
  • Bu yazı 280 defa okundu.
  • Yazıyı Sosyal Medyada Paylaş:
  • Googleda Paylaş
  • Twitterda Paylaş
  • Facebookta Paylaş

Hadrianoupolis Antik kentinde bulunan kilise yapılarından daha önceki yazılarım da bahsetmiştim. Bugün ki yazımda sizlere kutsal (dini) mekanların yanında bulunan hamamlardan bahsedeceğim. Bugüne kadar yapılan çalışmalarda kiliselerin yakının da tespit edilen iki adet hamam yapısı gün yüzüne çıkarılmıştır. Bu hamam yapılarının kiliselere yakın olmasını şu şekilde bağdaştırmak yanlış olmayacaktır. Bütün hak dinlerinde temizlenmek ve yaradanın huzuruna temiz bir şekilde çıkma inancı süregelmiştir. Bu yüzden hamamların kilise yapılarının yakınında bulunması dini ibadetin getirdiği incelikle bağdaştıra bileceğimiz gibi, halkın temizlenmesi aynı zamanda önemli toplantıların da yapıldığı önemli bir sosyal yaşam kompleksi demek yanlış olmayacaktır.
Antikçağ hamamlarının günümüz hamamları ile bağdaştırmak mümkündür. Hadrianoupolis kentinde bulunan iki hamam yapısından biri olan Hamam A ile Kilise B’nin 200 m güneyinde iki farklı kota sahip bir doğal kayanın üzerine yapılmıştır. Kuzey tarafında yer alan hamamın odaları;
Apoditerium: Hamama girdikten sonra ilk karşımıza çıkan soyunma odasıdır.
Frigidarium: Hamamın ısıtılmayan en soğuk bölümüdür,
Tepidarium: Hamamın orta derecede ısıtılmış ılıklık bölümü olarak adlandırdığımız yerdir.
Caldarium: Hamamın en sıcak bölümüdür. Günümüz hamamlarında bulunan göbek taşı olarak adlandırdığımız ana bölüm ile aynı mekandır.
Hypocaust: Hamamın tabandan ve duvardan ısıtma sistemine verilen addır.
Yani hamamın tüm bölümlerini birlikte değerlendirdiğimizde Osmanlı ve Türk hamamları ile olan benzerliklerini göz ardı etmemek gerekmektedir. Günümüzde dahi bir büyük konağın ısıtılmasında güçlükler yaşanırken günümüzden 1800-2000 yıl öncesine ait devasa hamamlar hem duvardan hem de zeminden ısıtılması sağlanmıştır. Bu durum ancak antik dönemin ileri seviyedeki teknolojik bilgi birikimiyle açıklanmaktadır. Hamamların böyle önemli bir teknolojiyle donatılmış olması Roma uygarlığının hamamlara verdiği önemi göstermektedir.
Bundan dolayı hamam yapıları bir kentin olmazsa olmaz yapılarından biri olarak bütün büyük kentlerde karşımıza çıkmaktadır. Tabi ki de her zaman dediğimiz gibi arkeologların işi sadece bir yapıyı ortaya çıkarmak değil, geçmişten günümüze kadar ulaşan teknolojik bilgi birikimi sağlıklı bir şekilde değerlendirerek gelecek kuşaklara aktarmaktır. Saygı, sevgi ve arkeoloji ile kalın.

Bir Yorum Yazın