KARABÜK’TE SINIFSAL YAPI ANALİZİ

  • Yazının Tarihi: 25 Eylül 2020
  • Yazar: Hür Kalyoncu
  • Bu yazı 148 defa okundu.
  • Yazıyı Sosyal Medyada Paylaş:
  • Googleda Paylaş
  • Twitterda Paylaş
  • Facebookta Paylaş

Bağdaşık olma, bütünleşme sözcükleri sosyolojik açıdan türdeş olmayı anlatmada kullanılmaktadır.
Karabük tarihi boyunca uzun süre türdeş olamama sıkıntısı yaşamıştır…
Başka bir anlatımla…
Karabük’ün kuruluşunda var olan ötekileştirici tutum, bir türlü kendi içinde dönüşüme uğrayarak kitleleri kucaklayamamıştır.
Ötekileştirici tutumla neyi mi anlatmak istiyoruz.?
Bunun üzerinde biraz duralım.
Bilindiği gibi sanayileşme ile birlikte Karabük’te kentleşme ve kentlileşme süreci de başladı.
Demir-Çelik Fabrikasında çalışanlar, statülerine göre ve bulundukları pozisyonlara koşut olarak toplumsal hayatta yerlerini aldılar.
Bu durum kentin yeni zenginleşmekte olan tüccar sınıfının yanında mühendis zümreden oluşan teknokrat bir sınıfsal statünün yer almasına neden olmuştur.
Memurlar ve İşçiler de denge kuran sınıfsal statü olarak kent yaşamında kendilerine yer etmeye başlamıştır.

1960’lara gelindiğinde belirtilen statüye dayanan sınıfsal yapının kent yaşamında etkisi iyice hissedilmeye başlar.
Gerçekten bu yıllarda…
Birdenbire cemiyet hayatına damgasını vuran 114 çeşit mesleki grubun varlığı bunun kanıtıdır.
Büyük kentlerde görülen kulüpçülük anlayışı Karabük sosyal yaşamında yerini alır.
Yenişehir’deki Mühendisler Kulübü teknokratları tanımlarken ve şehirdeki tüccarlar kulübü de zenginleşen yeni sınıfı temsil etmektedir.
Bu kulüpler günümüzün sosyal yaşam alanları olmaktan çok, sosyetik tarzda kalburüstü hayat süren kişilerin uğrak yerleri durumundadır.
Yani…
Karabük’te seçkinler diyebileceğimiz bir sınıfın simgesi konumundadır.
Seçici ve ötekileştiricidir.
Örnek vermek gerekirse…
Konuya ilişkin Kuruluşunun XXV.Yılında Karabük adlı eserde Prof. Dr. Ziyaeddin Fahri Fındıkoğulu’nun, anlattığı öykü dikkat çekicidir:
“Amerikalı bir bilim adamı Mühendisler Kulübünde konuşma yapacaktır.
Halktan bazı kişiler(tüccarlar) de bu konuşmayı dinlemek isterler.
Ancak aşırı ısrarlara rağmen Mühendisler Kulübüne alınmazlar.
Olup biteni seyreden Amerikalı bilim adamı yaşananlara bir türlü anlam veremez.
Olay ona göre gerçekten çok şaşırtıcıdır.”

Yenişehir’de mühendislerin bu kapalı kulüp hayatı devlet eliyle özellikle mi oluşturulmuştur.?
Kanımca…
Bu durum devletçi ekonomi politikanın uygulamalarından doğan bir sosyal yaşantı tezahüründen başka bir şey değildir.
Devletçi ekonomi böylece uygulamada kendi anlayışına uygun yeni bir statüye dayalı sosyal zümre oluşturmuştur.
Bu sosyal zümre yaşamda(teknokratlar)halkın içinden gelen ve yeni zenginleşmekte olan tüccarlar sınıfının alternatifi olacak ve onu dengeleyecektir.
Bu durum devletin iktisadi olduğu kadar sosyal yaşamı da kendi denetimi altında tutmak istediğinin güçlü bir göstergesidir.
Öte yandan kentin ağırlıklı sınıfını oluşturan işçiler ise mekansal alanda yerleşkesel bölünmüşlük gösterir.
İşçilerin belirli bir bölümü kentte ikamet etmekte ve geçimini ücretle sağlamakta iken ağırlıklı bir bölümü de köylerde yaşamaktadır.
Yani…
İktisadi açıdan köyle bağlantıları devam etmektedir.
Bu durum mekansal değişime paralele olarak köylü ve kentli işçi ayırımı beraberinde getirmiştir.
1967’de hizmete giren İşçi Lokali bu anlayışa uygun olarak kent yaşamında yerini almıştır.
Geçmişe yönelik bir analiz yaptığımızda ,Karabük’te şöyle bir manzara ile karşılaşılmaktadır:
Kentte var olan dışa kapalı kulüpçülük hayatının yanında mühendisler,tüccarlar ve işçiler gibi sınıfsal/statüsel bir ayrışmanın oluşması ortak bir alanda bir araya gelememe ve
farklılaşmanın temelini oluşturmuştur.
Aynı zamanda nüfusun hızlı bir biçimde artması yeni gelenlerin kentte tutunabilmeleri açısından hemşericiliği(bölgecililiği) ortaya çıkarmıştır.
Çankırılılar, Ovacıklılar, Bartınlılar, Eflanililer, Eskipazarlılar ,Erzurumlular, Trabzonlular…vb. farklı adlarla anılan ve değişik bölgelerden insanların oluşturduğu sosyal yapının kümelenmesinin nedeni budur.
Mavi küme, Penbe küme, Yeşil küme gibi…
Bölgecilik(hemşericilik) siyasete damgasını 1968 mahalli belediye seçimlerinde gösterecek ,Adalet Partisi’nin en güçlü olduğu dönemde rahmetli Dr. Necmettin Şeyhoğlu, tüccarlar kulübünün baskısına rağmen seçimi bağımsız aday olarak kazanma başarı gösterecektir.
Bu Karabük siyasal yaşamında bölgeci oyların başarısıdır.

Bugün için Karabük’te böyle bir sorun var mıdır.?
Giderek yapı türdeşleşmeye başlamıştır.
Ortak çıkarlar insanları belli konularda bir araya getirebilmektedir.
Mekansal değişim Karabük’ün bu konudaki anlatımına rehberlik yapacak durumdadır.
TOKİ evlerinin yapılması bu süreci daha da hızlandırmıştır.
Geleneksel bağlar ve komşuluk, hısımlık ilişkilerinin belirleyiciliği bu ortamda yerini türdeş oturumlara bırakmıştır.
Karabük’ün geleceği açısından bu farklılığı yeniden yorumlamakta fayda vardır.
Ancak bu bütünüyle hastalıklı durumun ortadan kalktığı anlamına gelmemelidir.
Bölgesel çıkarlar gündeme geldiğinde hemşericilik az da olsa yine pirim yapmaya devam etmektedir…
Unutulmaması gereken hususta budur…

Bir Yorum Yazın