Kültür ve Sanat Yaprağı ( 259. Sayı )

  • Yazının Tarihi: 6 Mart 2021
  • Yazar: Fatma TÜFEKCİOĞLU
  • Bu yazı 200 defa okundu.
  • Yazıyı Sosyal Medyada Paylaş:
  • Googleda Paylaş
  • Twitterda Paylaş
  • Facebookta Paylaş

1:
ŞİMDİ SUSKUN ZONGULDAK

mişli geçmişin öyküsünde
tüten kömür vagonları geçerdi bu raylardan.
sarı şapkalı, gözü sürmeli işçiler geçerdi peşi sıra.
yükünü almışlığın sevinciyle
bir başka öterdi limandaki gemiler.
simitçisi bir başka seslenirdi; kısmetinden.
bir başka yaşanırdı aynı sevinç
aynı kederler.

güneş yollara düştüğünde
emeğin sesleriyle uyanırdı şehir.
solgun önlüklü çocuklar aceleciydi;
markasız halleriyle büyürlerdi erkenden.
çıkınındaki azıkla doyan babalar
yeri titretirdi onur kırıntısı için.
martılar açık denizlerin kuşuydu.

vefa aklına geldiğinde..
şimdi git de bir bak !
ne raylarında vagonlar…
ne işçi kamyonlarının adı sanı var.
parası; sömüren olmuş…
pulu; razı gelen.
işçiler sus pus..
makineler sus pus..
(k)ömür dersen,
gün yüzü görmeyi bekleyen, mahpus.

Gülden Işık
18 Nisan 2013-Zonguldak
resim;gldn

2:
MUTLAK KARANLIK

Madencinin kuyulardaki hedefidir
Baretindeki karanlığı delen feneridir
Yetmezse aydınlığa ulaştıran yüreğidir
Aydınlanır elbet, mutlak karanlık.

Amacıdır karanlığı delmek
Bu amaçla verilir her emek
Kutsaldır her kazmada kazanılan ekmek
Aydınlanır elbet, mutlak karanlık.

Sırasında kilometrelerce yürünen
Derin kuyularda ışığı bile emen
Karanlığa inat, yüreğiyle direnen
Aydınlanır elbet, mutlak karanlık.

Gözlerindeki sürmesi kömür karası
Yılların acısı ciğer yarası
Amacı ekmeğedir bütün çabası
Aydınlanır elbet, mutlak karanlık.

Kömüre giden yolun adı sırat
Madencinin sebebi değildir fıtrat
Kömür hep çağırır kalmasa da takat
Aydınlanır elbet, mutlak karanlık.

Ufuk TOKMAK
02.11.2018

 

3:
BU ALEMDE

Bu gün bizim alemin dağları yine dumanlı
Puslu havada saklanıyor o zamane kurdu
Çakal efendi olmuş, sessizce avını bekler
Köyü mesken edindiler hep uyanık tilkiler
Kümeste horozlar ötmez, tavuklar olunca.

Sabahın ilk ışıklarıyla aldanır bir kelebek
Kapılıp gidince, yolunu şaşırdı bilmeyerek
Kavakta karganın, ahenksiz, uğursuz sesi
Karışıyor sesi rüzgarın o derin uğultusuna
Yaprak düşünce, anılarda kalıyor ilkbahar.

Arsız almış başını gidiyor, insanlık bitince
Uyanık kirpi saklar başını, insanı görünce
Dostları kaçar, dikenler canlarını yakınca
Gemiden düşen insanı, kurtarmaz kaptan
Sarılmak istese de denizde, bulamaz yılan.

Nehirde, sazan balığı oltaya çabuk takılır
Keklik düz ovada ötünce, çabuk avlanıyor
Üçkağıtçı konuşuyor cahilin olduğu yerde
Nankörü çok olan, menfaatçiler aleminde
Yüksekten düşen kedi bile, kalıyor hayatta.

Sebahattin Karakuş

4:
BİLMEM

Bozuldu dünyanın çarkı düzeni
Abad eder zulmedeni ezeni
Kötülük gölüne dalıp yüzeni
İnsanlık boğmakta naçar mı bilmem

Pir elinden aşk badesi içenler
Cehalet kökünü kazıp biçenler
Şu feleğin çemberinden geçenler
İlmin kapısını açar mı bilmem

Kursak yol üstüne sevgi dergahı
Kalmasa kimsenin kimse de ahı
Hakikattir hakkın kutlu felahı
Erenler hu deyip uçar mı bilmem

Gülüne sarılıp yaşarken diken
Sevdadır aşığın boynunu büken
Vuslat yollarına hasretlik eken
Dost hesap vermekten kaçar mı bilmem

Aşk oduna yanar yürek çırası
Acılardan imbiklidir şırası
Toplansa cem ile sevda şurası
Mutluluğa kucak açar mı bilmem

Melahat Çetinkaya

5:
SEN RAHAT UYU ŞEHİDİM

Bu bayrak hep dalgalanacak yiğidim
Sen rahat uyu ardından geliyor Türkler
Kanın yerde kalmaz asla kalmayacak şehidim
Etraf sessiz görünse de Aslanlar hep kükrer

Biz alışkınız vatan için savaşta şehit düşmeye
Biz alışkınız al bayrağı hep göklere çekmeye
Yürek işidir bizde kalkan o eli tersine bükmeye
Vatan sağ oldukça sen rahat rahat uyu ASKER

Bu vatan hep şehit verecektir toprağına
Kanını sürecektir her defasında bayrağına
Hainler utanmazsa her defa kalleşlik yaptığına
Şehid düşen yere haktan görünmez ordu girer

Bu gece ağlamaz asla dik durur Türk milletim
Bayrağıma toprağıma candır tekdir devletim
Bu gün yıldızlar bir başka parlıyor gökyüzünde
Sen rahat uyu kurban olduğum kınalı şehidim
Bıraktığın yerden almaya deviri hazırız yiğidim

SEN RAHAT UYU SEN RAHAT UYU ŞEHİDİM..

Sultan Arman Kararmiş .
5..ŞUBAT ..2021

 

6:
Bu vatan ki….
Dünyanın tam ortası.
Ne dağlarında çiçekler eksilir.
Ne susar denizlerinin dalgası,,,
Ne biter Analarının yası.
Birini cepheden omuzlar
Uğurlarsın cennete.
Gökten iner gelir uzanır müsallaya tam dokuz şühedası.

Hilali mahsun
Yıldızı mahsun bayrağım
Şimdi ne nazlı süzülür.
Kolaymı örtü olmak tabutlara.
Sanki dile gelir feryat eder üzülür.
Hangi can dayanır buna
Hangi söz söylenir
Ne yazılır.
Susulur sadece susulur.

Boran Talan

kırık kalem.

 

7:
ZAMAN

Zaman geçiyor…

Yanımızdan göçüp gidiyor sevdiklerimiz, “acılarla boğuşan” yüreklerimizle uğurluyoruz, kaç hüznün hayalini yaşıyor gözlerimiz, “ellerimiz titriyor” artık, boğazımızda düğümlenen hıçkırıklarla geride kalan kaç insan kaldı?

Gözyaşlarımızın durmadan aktığı zaman dilimi yaşayabiliyoruz hepimiz, “geçmişle” yaşama zorunluluğu oluyor hep hayatta!

Kaç kez sıfırdan başlamak istediniz hayata, kaç defa ağladı yüreğiniz, kaç kez unutuldunuz, kaç kez yalnız uyumak zorunda kaldı yüreğiniz, kaç kez “ihanete uğradı” bedeniniz, kaç gözyaşı yanağınızda kurudu!

Kurduğunuz düşlerin içinde kaç kez boğuldunuz, kaç kez “baştan” başladınız ve kaç kez yoruldunuz insanlığınızdan?

“Verdiklerinizin karşılıklarını kaç kez görebildiniz?”

Şimdi…
Bütün mutluluklarınızı ve bütün hüzünlerinizi “geride” bırakın! İnsanı da insancıktan ayırın artık.

Siz değmeyen insanlara “merhamet” ettiğiniz sürece sizden hep bir şeyler eksilecek ve yarınlar size “mutluluk” getirmeyecektir!

Unutma ey insan!..
Geçmişte aldığın dersleri dikkate alarak yaşamayı öğren!.. Kaybetmemek için sevgi “çok uzağında” olsa bile, onu yaşatmaktan ve yaşamaktan “asla” vazgeçme!

“Acılara boyun eğerek, umudunu yitirme!”
“İçindeki o minicik yürekli çocuğu öldürme!”
“İnsanlara merhamet et!”

Yeryüzünde insanlığa gönül vermiş, insan sevgisini “yüreğinde taşımış” yürekler için, sevginin, aşkın güzel betimlemeleriyle büyüyüp ve “Allah sevgisi kazanmış insanlar” her daim var olsun gönüllerde.

“Yanınızdaki insan, sizi mutlu etmiyorsa, mutluluğu uzak diyarlarda arayın!”

Bu dünya devir teslim dünyasıdır, elbette artılar eksiler yaşanır hayatta, önemli olan “hata” yapmamaktır… Hayata olan direncini kaybeden insan, “umudunu kaybeden” insan oluverir. Her daim yüreğinizde “sevgi merhameti” yaşasın “kötülük yok olsun” güzel yüreklerde.

Mehmet Öksüz

 

 

8:
BEN …

Karanlık ve ıssız,
Soğuk ve yalnız,
Gecelere inat,
Susuyorum….

Yokluğuna da alıştım,
Sanki artık…
Her şeye rağmen ,
Bak hâlâ yaşıyorum…

Bitmese de kötülükler,
Unutulsa da sevgililer,
Vazgeçmeden,
Sevmeyi seviyorum …

Tanıdıkça insanları,
Ben hâlâ ben kalabilmişsem,
İnsanlığımla ve kendimle,
Gurur duyuyorum …

26.2.2018
12.15 Lustenau
Binnur Tüzün

 

 

9:
GİT

Açmıştım gönül evimi
Karşılığı buydu he mi
Reva gördün derdi gamı
Git gözüme görünme git

Sana ümitler besledim
Güvenip te sırt yasladım
Her seferinde tosladım
Feleğimi şaşırdım git

Sensin katilim düşmanım
Yar dediğime pişmanım
Yanar içim yok dumanım
Küllerimi savurma git

Kandın ellerin sözüne
Ne çıkar vursan dizine
Git ki görünme gözüme
Küllerimi savurma git

Görmedim baharı yazı
Her günü yaşattın güzü
Yüreğime indi sızı
Azrailim olmadan git

Dostu düşmanı güldürdün
Beni yaşarken öldürdün
Gonca gül gibi soldurdun
Git zalımın kızı çek git

Ali Görmüş

Bir Yorum Yazın