Ne Ekersen..!

  • Yazının Tarihi: 28 Aralık 2017
  • Yazar: Hür Kalyoncu
  • Bu yazı 156 defa okundu.
  • Yazıyı Sosyal Medyada Paylaş:
  • Googleda Paylaş
  • Twitterda Paylaş
  • Facebookta Paylaş

Sosyoloji ve psikolojiyi her zaman önemsemişimdir.
Ekonomiyi ilgilendiren konularda bu duruma dahildir.
Tahlil için tarihten yararlanmayı ihmal etmeyişim geçmişi bilmeden doğru bir saptama yapılamayacağı gerçeğinden dolayıdır.
Öncelikle bunu belirtmek isterim.
Şimdi gelelim esas konumuza…
Toplumumuzu ya da kendinizi ne kadar iyi tanıyorsunuz.?
Ya da…
Bugünlerde toplumumuzu anlatan en çetrefil,karmaşık sözcük nedir?
Ben söyleyecek olursam…
Buna…
Şiddet kavramını kullanarak yanıt veririm..
Gerçektende…
“Şiddet” kavramı bugünlerde çok kullanılmaya başladı.
Güncel anlamda kamu hizmeti verenler özellikle de sporcular,hakemler,doktor ve öğretmenler şiddetin hedefinde…
Kadın ise bu durumun merkezindeki obje konumunda.
………………………………..
Bir toplumda şiddet neden moda olur.
Futbol seyircisi saha içine girip neden futbolcuya vurmak ister.
Öğrenci öğretmene neden saldırır.
İki sürücü yolda öldüresiye neden kavga eder.
Ortada tarif edilemez bir durum var değil mi?
Ama öyle mi acaba.?
İsterseniz bu durumu irdelemeye çalışalım.
……………………………………….
Son 10 yılda şehirler şehir olmaktan çıktı.
Kentler kültürlerini bu kalabalık için kaybettiler.
Yeni yapılan dikey çok tatlı beton binalar komşuluk ilişkisini ve yardımlaşmayı yok etti.
İnsanlar birbirini görmeden komşuluk yapmaya başladılar.
Sevgi,saygı gibi duygular bu soyutlanmışlık ve yalıtılmışlık ortamında tarih oldular.
Şehir “efendisi” kavramı yerini “kabadayısına” terk etti.
Vandallık prim yapmaya başladı.
TV dizileri bipsiz izlenemez hale geldi.
Etrafı kirletenler çoğaldı.
Reyting uğruna cehalet baş tacı yapıldı.
Toplumsal bozulmayı bu merkezden ele alıp değerlendirdiğimizde vahim bir tablo ile karşılaşıyoruz.
Sonuç…
Tanımlanması çok güç bir durum….
Kültürsüzlük ve kaba davranışlar bir şehre nasıl hakim olur.
Tedirginliğin sebebi kent kültürüne egemen olan ve yön verme çabası içinde olan bu yeni şeyin gerçekte kaynağının tam olarak bilinmemesidir.
Köyden kente göç olurken buralarda oluşabilecek farklılaşmanın ancak eğitim ile yararlı hale dönüştürülmesi ön görülmüşken başarılı olunamamıştır.
Öğretim sisteminin insan davranışını değiştiren bir yönünün olmadığını kabul ettiğimizde yaşananları doğal karşılamamız gerekecektir.
Maalesef Recep İvedik kültürü denebilecek paçoz bir anlayış toplumumuzun davranışlarına yön veriyor.
Bu durumda şiddetin futbol sahalarından okullara ve hastanelere,aile içine daha sonra diğer alanlara sıçramasını normal karşılamak durumundayız.
Yapacak bir şeyler yok mu.?
Elbette var…
Sosyolojik araştırmalara ve psikolojik danışmanlık hizmetlerine ihtiyaç büyük boyutlarda….
Bu grupların çalışmalarını yönlendirecek,bir merkezde toplayacak ,bunları analız edecek kurumsal çalışmalara ihtiyaç var.
Bizim ülkemizde oldum olası sanatçılar/edebiyatçılar, sosyal bilimler hep küçümsenmiştir.
Sorunların çözümü siyasetçiler tarafından göz ardı edilmiş ve bir hal çaresi bulunamamıştır.
Hatta mecliste yapılan kavgalar toplumdaki şiddeti daha da tetiklemiştir.
Topluma rol model olabilecek kişilerde görülen kişilik zafiyetleri bizleri olumsuz etkilemeye başlamıştır.
Etkilemeye de devam etmektedir.
Mesele boyut olarak…
Ekme ve biçme noktasına gelmiştir….!

Bir Yorum Yazın