Yavan Kentler

  • Yazının Tarihi: 31 Mart 2017
  • Yazar: Samet Hoşgör
  • Bu yazı 1138 defa okundu.
  • Yazıyı Sosyal Medyada Paylaş:
  • Googleda Paylaş
  • Twitterda Paylaş
  • Facebookta Paylaş

Tadı kaçmış geceler gibi, bazı kentler de tatsız, tuzsuz ve yavandırlar…
Tiyatro salonları yoktur, büyük organizasyonlar kenti hep es geçmiştir. Köy müyüm, şehir miyim ikileminden bir türlü kurtulamamış, çepeçevre sarılmış gecekondularıyla, hiçbir mimari yapısı olmayan modern konutlarıyla, kendilerine kimlik bulabilme uğraşı içinde yılları, asırları geçirirler. Ya da gökdelenleriyle bir şey olduklarını sanırlar.
Sokaklarında çalgıcılar, ressamlar, sihirbazlar, sanat sevicileri yoktur. Sokaklarında tarih kokmaz. İnsanları, hayatın kendisine sunduğu rutinliğe öylesine alışmıştır ki, kentin keyif verip vermemesi onlar için pekte umursanacak bir şey olmaktan çıkmıştır. Dilediği gibi yaşayıp hareket eden gençler de yoktur sokaklarında… Gecelerin tadı kalmamıştır… Erkenden sözüm ona tavuk gibi tüneyen sokakları vardır. Kadere küsmüşlük ve olanı kabullenmişlik söz konusudur. Öyle ki; Akşamların sessizliğine caddeler bile alışmıştır. Nihayetinde insanları istemez olmuştur sanki taş parkelerinde. Kentli zaten akşam gezmesine tövbe etmiş gibidir. İnsanlar sosyal hayatın zenginlik kazanmasını düşleyemez hale gelmiştir. Duvarlarında renk renk motifler, resimler yoktur, renklere küs gibi duran yanlarıyla düşsel alanlara yol vermezler. Sıra sıra dizilmiş, birbirine benzeyen ruhsuz apartmanlar… Balkonlarda hüzünlü çamaşırlar, güneşe göz kırpıp dururlar…
Tarihi kentleri hep sevmişimdir. Kendisine has bir üslubu, dokusu ve tadı vardır. Samimidir, dosttur, arkadaş gibidir tarih kokan sokaklarıyla. Sokaklarında dolaşmaktan huşu duyar insan. Renksiz ve soluk olan suratları iyileştirmeye birebirdir. Mutlu olmak kaçınılmazdır. Bu tip kentlerle, insan buluşunca ortaya mükemmel bir birleşim, harikulade bir harmoni çıkar. Birbirini bu kadar güzel tamamlayan, aynı dili konuşan, bir bütünün iki yarım parçasının bu uyumu yaşanıp, görülmeye değerdir.
Cumhuriyet hayalinin ete kemiğe büründüğü ilk kentlerdeniz ve bu bakımdan biraz özeliz aslında. Cumhuriyet Kenti olmamız bizim için her zaman övünç kaynağı olmuşken, Cumhuriyet dönemine ait tek bir düzenli yapılaşmanın olmayışı, plansız imar hareketleri neticesinde dört bir yanını gecekonduların süslediği çirkin bir şehirciliğin ortaya çıkışı, bu hayalin hesaplanmayan en büyük eksisi olmuştur. Ve bunun sonucunda Cumhuriyet dönemine ait görülmeye değer bir eser ortaya çıkamamıştır kentimizde, düne bakarak bugünleri anlayabileceğimiz. Coğrafya itibariyle de şehircilik adına uygun olmayan kentimiz, şu sıralar çok ağır ilerleyen kentsel dönüşümlerle kendini bulmaya çalışadursun, bizde kurtuluşunu değil, kuruluşunu kutlayan şehrimizin 3 Nisan’da gireceği 80.yaşını kutluyor beraber nice güzel 3 Nisan’lara diyoruz. Bu vesileyle yine hatırlatmakta fayda görüyoruz ‘’Kentin hafızası müzelerdir, müzesi olmayan kentler yavan kentlerdir’’.
Gazetemiz Spor Müdürü Fuat Yavuz ağabeyimin vefatını üzülerek öğrendim. Nurlar içinde yat ağabey, mekanın cennet olsun.

Bu yazıya 2 Yorum Yapıldı.

  • emekli
    18 Mayıs 2017 15:20

    karabük kent değilki; birbirinden kopuk mahalle gurupları. kent merkezi zevksizlik abidesi, kaldırımlar kara beton. zaten yukarıdaki yazı karabükü tarif etmiş. yinede karabükü seviyorum.

  • Anonim
    29 Mayıs 2017 01:50

    Bunu okuyup ders çıkaracak belediye başkanı var mı acaba bu kentte ?

Bir Yorum Yazın