Yeni Yıldızlardan Boğa

  • Yazının Tarihi: 19 Mayıs 2019
  • Yazar: Ersin Çelikbaş
  • Bu yazı 719 defa okundu.
  • Yazıyı Sosyal Medyada Paylaş:
  • Googleda Paylaş
  • Twitterda Paylaş
  • Facebookta Paylaş

Uzun bir zaman sonra değerli okuyucularımla ve öğrencilerimle köşemden tekrar buluşmanın heyecanı içerisindeyim. Hadrianoupolis antik kentinde Haziran ayı içerisinde çalışmalara tekrar başlıyoruz.

Ekibimiz her geçen gün daha gelişip daha büyüyor. Bu süreçte çok önemli gelişmeler oldu. Zaman zaman gelişmeleri köşemden size aktarmaya devam edeceğim. Sizlere bu hafta Hadrianoupolis mozaiklerinin yeni yıldızlarından boğa betiminden bahsetmek istiyorum. Kilise C olarak adlandırılan yapının bema bölümünde ortaya çıkarılan boğa motifi sahip olduğu eşsiz güzelliğiyle ortaya çıktığı andan itibaren insanları büyülemeye devam ediyor. 2018 yılı çalışmalarında ortaya çıkarılan mozaik zeminin bir bölümünü oluşturan figür, sahip olduğu renklerle de göz kamaştırmaktadır. Peki bir kilisenin içerisinde neden boğa kullanılmıştır? Bu sorunun cevabı daha eski dönemlere gitmektedir. MÖ 7100 yılından itibaren iskan edildiği bilinen Çatalhöyük’te kutsal mekanda bukranion (boğa, öküz gibi büyükbaş hayvanların kafatasları) kullanıldığı görülmektedir. Grekler ve Romalılar da paganizm inançlarında boğaya önem vermiş ve birçok farklı sanat dalında boğa figürünü işlemişlerdir. Yani boğa günümüzden yaklaşık 8000 bin yıl öncesinden beri saygı duyulan bir canlı olmuştur. Boğanın antik dönem insanları tarafından çok sevilmesindeki neden ise güçlü olmasından kaynaklanmaktadır. Antik Grek ve Roma mitolojisinde boğa ile ilgili anlatılar mevcuttur. Hera ile Zeus arasında geçen bir mitolojide Zeus,İo isimli kızı bir boğaya dönüştürür. Boğa günümüzde İstanbul Boğazı’dan geçerek Hera’dan kaçar. İstanbul Boğazı’na yabancı dilde Bosporus (boğa geçidi) denmesinin kökeni bu mitolojiye dayanmaktadır. Yani boğa antik dönem insanlarının saygı duyduğu ve sevdiği bir figürdür. Bu durum daha geç dönemlere kadar devam etmiştir. Hadrianoupolis’te görülmesinin sebebi ise Luka’nın simgesi olmasından kaynaklanmaktadır. Figür bir çayırda koşar şekilde betimlenmiştir. Anatomik yönden başarılıdır. Boğayı oluşturan tessera (mozaiği oluşturan kare şeklinde kesilmiş küçük taş) renklerine bakıldığında değişik renkleri bünyesinde barındırmaktadır. Ayrıca bu taşların antik dönemde Eskipazar Çayı’nın kenarından toplandığını belirtmek isterim. Yani mozaiklerde lokal bir üretim olma ihtimali çok yüksektir. Yapılacak olan projelerle bu mozaikleri İnşallah en kısa zamanda halkımızın hizmetine açmaya çalışacağız. Değerli okuyucularım sizleri gelecek haftalarda köşemden bilgilendirmeye devam edeceğim. Tüm halkımızın Mübarek Ramazan’ını kutlar hayırlara vesile olmasını dilerim.

Bu yazıya 3 Yorum Yapıldı.

  • Avatar
    Gönderen
    21 Mayıs 2019 14:52

    Edirne’ye de Hadrianopolis deniliyor….
    Traklar döneminde Odrisya, Orestias ve Uscudama, Makedon döneminde Orestia isimli olan Edirne’ye Hadrianopolis ismi, Roma imparatoru şehri ziyaret ettikten sonra verilmiş galiba…
    Acaba Eskibazar’da ortaya çıkartılan Hadrianapolis’e de mi sonradan o isim verildi?
    Eğer öyleyse önceki ismi yada isimleiri neydi acaba?

    Keşke yeni seramiğin görseli paylaşılsaydı…

    Boğayı antik zamanda da severler, şimdi de…
    Boğa demek protein deposu demek, kebab demek. 🙂

  • Avatar
    eskipazar lı
    23 Mayıs 2019 04:42

    sizi bir eskipazarlı olarak tebrik ediyorum eskipazarlılar size minnettar

  • Avatar
    Ersin Çelikbaş
    24 Mayıs 2019 18:07

    Evet Hadrianoupolis adı kenti ziyaret eden Roma imparatoru Hadrianus’tan (MS 117-138) gelmektedir. Daha önceki isimleri ise Kaisareis Proseilemmeneitai ve Kaisareis Hadrianopoleitai’dir.

Bir Yorum Yazın