Biraz/Sağduyu/Hoşgörü…!

Biraz/Sağduyu/Hoşgörü…!

Yayın: 14.10.2015 08:31
Paylaş:
A+ A-

Günler geçerken insan şöyle bir geriye bakınca ilginç şeyler görüyor…
Cumhuriyet 92 yaşına girmek üzere…
Ülkeyi yönetenlerin seçimle işbaşına gelmesi…
Tarihimizde ileriye yönelik yapılmış yeniliklerden/inkılaplardan dolayı millet olarak hep birlikte gurur duyduk.
Daha öncesinde…
Emperyalist devletlere karşı bu başarıyı biz elde etmedik mi.?
Bu vatan uğrunu şehit olan kahramanları anma söz konusu olduğunda hep birlikte büyük üzüntü duymadık mı?
Hep beraber “Şehitler Ölmez demedik mi.?
Bunlar Türkiye Tarihinin özeti olabilecek anlatımlar.
“Toprakları toprak deyip geçme” diyen şairin bu dizelerini unutmak mümkün mü?,
Felaket tellalları TV’lere çıkarak ahkam kesiyor.
Uçurumun kenarında bir Türkiye portresi çiziliyor.
Yarın hayat duracakmış gibi bir tablo…
İç barışın zora sokulması…
Durduk yerde sorun yaratmak için gayret içinde olanlar…
Gergin bekleyiş…
Ne oluyor soruları…
İnsan haber izlemeye ve gazete okumaya da korkuyor…
Ne olacak sonumuz soruları bellekte yer etme çabası içinde…
Bu topraklarda yaşayan bizler…
Vatanımızın kıymetini bilelim…
Oyuna gelmeyelim…
Uyanık olalım.
Demokrasiyi saltanat kavgaları düzeyine indirerek rencide etmeyelim.
Ülkenin çıkarlarını her hususun üzerinde tutalım…
Çünkü bu güzel ülke bizim…
Fesatlığa itibar etmeyelim…
Bu durumda,
Neyi paylaşamıyoruz?
Ben onu anlamış değilim.
Hasta Adam Osmanlı İmparatorluğu 19.ve 20.yüzyılın başlarında emperyalist devletler tarafından parçalandı.
Bağımsız Yeni Türk Devleti’nin tanınmasını Lozan’da Batılı Devletler zoraki olarak kabul ettiler…
A.B.D ise hiç tanımadı…
İngilizler durumu hiç hazmedemedi…
Lord Curzon, kapitülasyonların kaldırılması durumunda İsmet Paşa’ya ,bizden yardım istemeye geldiğinizde Sevr paketini sizin cebinize koyacağız dedi.
Ne çabuk unuttuk bunları….!
İçerde güçlü olalım ki bu hesaplara boyun eğmeyelim….
Yani….
Biraz sağduyu….
Biraz hoşgörü…
Ne yapacağınızı bilemiyorsanız…
Tarihe bakın…!
O size ne yapmanız gerektiğini söyler…
Hem de dosdoğru,kıvırmadan…
Yeter ki gözünüzü kapatmadan ona bakmasını bilin…!

Görüş Bildir

Gönderdiğiniz yorum moderasyon ekibi tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır.

Altınbaş Üniversitesi’nde “8. Yılında 15 Temmuz Milletin Zaferi” konferansı düzenlendi

Anadolu Ajansı
Yayın: 15.07.2024 20:15
Paylaş:
A+ A-

İSTANBUL (AA) – Altınbaş Üniversitesi tarafından, 15 Temmuz Demokrasi ve Milli Birlik Günü kapsamında “8. Yılında 15 Temmuz Milletin Zaferi” konferansı gerçekleştirildi.

Üniversiteden yapılan açıklamaya göre, 15 Temmuz Demokrasi ve Milli Birlik Günü'nün 8'inci yıl dönümü dolayısıyla Altınbaş Üniversitesi özel bir konferansa ev sahipliği yaptı.

Etkinlik kapsamında, 7 yıl önce şehitler adına üniversite bünyesinde oluşturulan “15 Temmuz Demokrasi ve Şehitler Ormanı”na fidan dikimi gerçekleştirildi.

Törene Altınbaş Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Çağrı Erhan, akademisyenler ve çok sayıda personel katılırken, Gayrettepe Kampüsü 100. Yıl Konferans Salonu'nda da “8. Yılında 15 Temmuz Milletin Zaferi” adlı konferans düzenlendi.

Açıklamada etkinlikteki konuşmasına yer verilen Altınbaş Üniversitesi Ortak Dersler Bölüm Başkanı Doç. Dr. Ufuk Adak, Türkiye tarihindeki darbelerle 15 Temmuz arasındaki farkın ayırt edilmesi gerektiğini belirtti.

Özellikle 15 Temmuz'un halkın iradesi ile durdurulmasının en önemli özelliği olduğunu aktaran Adak, “FETÖ her şeyden önce uluslararası bir örgüt ve uzun yıllar boyunca bu uluslararası istihbarat teşkilatları ile çalışıyordu. Dijital çağda yaşadığımız bir olay sonucunda, halkın bu teşkilatlar vasıtasıyla nasıl yanlış yönlendirildiğini gördük. Diğer önemli fark, bu darbenin halkın iradesi ile durdurulmasıdır. 12 saat içinde binlerce vatandaş sokağa döküldü. Tarihteki darbelerle hep benzerlikler kuruluyor fakat 15 Temmuz'u ayrı bir yerde konumlandırmak zorundayız.” değerlendirmelerinde bulundu.

– “Türkün sosyo-genetik kodlarını gerçekten hesaba katamadılar”

Altınbaş Üniversitesi Ortak Dersler Bölümü Öğretim Üyesi Dr. Eray Güçlüer de 15 Temmuz gecesinde yaşananların 55 yıllık bir sürecin sonucu olduğunu, uzun yıllardır devletin her bir noktasına sessizce sızıldığını aktardı.

15 Temmuz'da, sınır hatlarındaki FETÖ'cü generallerin, askerleri Suriye ve Irak sınırından çektiğini ifade eden Güçlüer, şunları kaydetti:

“Sınırları boşalttılar çünkü helikopterlerle Irak'ta toplanan DEAŞ'lılar ABD'ye bağlı helikopterlerle Türkiye'ye girecekti. PKK da DEAŞ ile mücadele bahanesiyle Türkiye'ye girecekti ve PKK kahramanlaştırılacaktı. Bunu yapamadılar ama Türkiye'nin birçok yerinde iç savaş çıkacaktı. Elebaşı Gülen, Türkiye'ye getirilip İstanbul'da bir Vatikan kuracaktı ve Türkiye 22 eyalete bölünecekti. Bu şekilde, sürekli Batı'ya ve Amerika'ya bağımlı, Türkiye Cumhuriyeti'nin olmadığı bir düzen kurulacaktı. Ama olmadı, başta Cumhurbaşkanımız olmak üzere güçlü bir irade ortaya konuldu. Bu durumda Türkün sosyo-genetik kodlarını gerçekten hesaba katamadılar.”

Altınbaş Üniversitesi Ortak Dersler Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Kenan Özkan ise 15 Temmuz'da halkın iradesinin sosyo-genetik kodlar vasıtasıyla ortaya çıktığını belirterek, geçmiş yaşantılar sonucunda oluşan kitle psikolojisinde Türkler için vatan, millet ve bağımsızlık duygularının son derece yüksek ve önemli olduğunu ifade etti.

Sosyo-genetik kodlardaki bu ifadelere insanlar her zaman kendi namusları gibi sahip çıktıklarını ifade eden Özkan, “Türk siyasi tarihinde vatan kavramı Namık Kemal ile siyasi literatürü girmiş bir kavramdır. İşte bu yüzden 15 Temmuz gecesi halk sokaklara dökülerek Saraçhane Meydanı'ndan tutun da Hakkari'ye Kars'a kadar yurdun dört bir köşesinde halk vatanına ve toprağına sahip çıkmıştır.” açıklamasında bulundu.