Keyifsizlik Çemberi Mi…?

  • Yazının Tarihi: 19 Ocak 2018
  • Yazar: Hür Kalyoncu
  • Bu yazı 239 defa okundu.
  • Yazıyı Sosyal Medyada Paylaş:
  • Googleda Paylaş
  • Twitterda Paylaş
  • Facebookta Paylaş

Bir kentte ortak aklı oluşturmak neden önemlidir?
Hemen söyleyeyim…
Şikayetleri en aza indirmek,sorunların çözümünü kolaylaştırmak,keyif alacak bir kent yaşamı oluşturabilmek için…
Birlikten kuvvet doğar sözü bu bakımdan çok önemlidir.
Siyasi çıkarlar için bir kentin gelişmesini heba etmek ya da ilgisizlikle güç kaybına uğratmak hoş bir durum değildir.
Birçok kez belirttiğim gibi…
“Kentler ihaneti asla kaldırmaz.”
…………………………………..
O nedenle bu mekanları küstürmemek,yaşanır kılmak gerekiyor.
Bunun için herkese görev düşüyor.
Gayret etmek ve çalışmak….
Bunun için…
İlk yapılacak işi mi soruyorsunuz.
………………………..
Elimizde öncelikle kentin zayıf ve güçlü olan yönlerini belirleyen araştırma yapılması gerekir.
Kent olarak,,,,
Avantajlarımız nelerdir.
Özelliklerimiz…
Öncelikle yapmak istediklerimiz.
Güç kapasitemiz.
Uyum durumumuz.
Kalkınmış bir beldede yaşayanlar öncelikle vali, kaymakamlardan başlamak üzere belediye başkanı,TSO başkanı,üniversite,bilim adamlarıyla,sivil toplum örgütleriyle ne yapmak istediklerini saptıyorlar.
Uyumlu çalışma sergiliyorlar.
Ve hepsinden önemlisi ortak aklı harekete geçiriyorlar.
Böyle bir ortamda…
İlk girişimi başlatanlar onlar oluyorlar.
Bir beklenti içinde olmadan hareket ediyorlar.
Herhangi bir engelle karşılaşılırsa o zaman merkez karşısında harekete geçerek yapılması gerekeni yapıyorlar….
Gerekirse baskıyı artırıyorlar.
Yetkililerin elini taşın altına koymadan Ankara gelsin de benim işimi yapsın diye beklenti içine girmişseniz o zaman hayal kırıklığına uğramanız kaçınılmaz olur.
İl iken ilçe durumuna düşme bahtsızlığı sizi esareti altına alır.
…………………………
Bugün 81 vilayetimiz var.
Bunların yarısından fazlası ortak aklı kullanamadıkları için ilçe pozisyonunda il görüntüsü sergiliyor.
……………………………
Öyleyse…
Bir kentin ilgili ve yetkilileri…
Bu düşünce çerçevesinde önce var olan durumu iyi tahlil etmeli.
Ben neredeyim,nereye gidiyorum sorusunu kendine sormalı.
Böyle bir öz eleştiri yapılmazsa kentler yarınlarını yitirir.
Kayıp yılları yaşayan kent olurlar.
Izdırap çekmeye başlar.

Karabük kayıp yılların faturasını ödeye ödeye bir tuhaf oldu.
En sonunda şaşkınlık yaşamaya başladı.
Bu şaşkınlık o kadar ileri dereceye ulaştı ki…
Sonunda olan oldu…
Kenti trafik ve beton istilasına uğradı.
Yaşam memnuniyeti yerini şikayetler listesine bıraktı.
Etrafı keyifsizlik çemberi sardı…!

Bir Yorum Yazın