Anadolu Ajansı tarafından
26 Ağustos, 2024 16:52 tarihinde yayınlandı
A+ A-

Azalan su kaynakları ülkeler arasındaki çatışma risklerini artırıyor

İSTANBUL (AA) - YETER ADA ŞEKO - İklim kriziyle birlikte artış göstermesi beklenen su stresi hem ülkeler içinde gerginliklere hem de sınırları aşan su kaynaklarını paylaşan ülkeler arasında çatışmalara yol açarken uzmanlar sorunların diplomasi yoluyla çözülmesi gerektiğini belirtiyor.

İklim değişikliği sonucu sıcaklıklarda yaşanan aşırı artışlar dünyanın birçok bölgesinde kuraklığa yol açıyor. AA muhabirinin çeşitli kaynaklardan derlediği bilgilere göre, özelikle birden fazla ülkenin sınırları içinde yer alan su kaynaklarında yaşanan değişimler bölgesel gerginliklerin artışına sebep olabiliyor.

ABD merkezli Dünya Kaynakları Enstitüsünün verilerine göre, dünya üzerindeki 25 ülke tüm yıl boyunca aşırı derecede yüksek su stresiyle mücadele ediyor ve bu ülkelerin nüfusu dünyanın toplam nüfusunun dörtte birini oluşturuyor. Dünya nüfusunun yarısına denk gelen 4 milyar insan yılın en az bir ayında yüksek seviyede su stresi yaşıyor. Ortaya çıkan bu tablo insanların çalışma hayatını, gıda ihtiyaçlarını ve enerji güvenliğini doğrudan etkiliyor.

Su stresinin en çok yaşandığı 5 ülke Bahreyn, Kıbrıs, Lübnan, Umman ve Katar olarak sıralanıyor. Su kaynaklarının az olmasına karşın evsel, tarımsal ve endüstriyel kullanımdan kaynaklanan talebin yüksek olması, bu ülkelerdeki su stresinin temel nedeni olarak gösteriliyor.

Su stresinin en çok yaşandığı bölgelerin başında Orta Doğu ve Kuzey Afrika ile Güney Asya geliyor. Orta Doğu ve Kuzey Afrika'da nüfusun yüzde 83'ü, Güney Asya'da da nüfusun yüzde 74'ü su stresine maruz kalıyor.

Bununla birlikte küresel su talebinin yüzde 20 ila yüzde 25 artmasının beklendiği 2050 yılına gelindiğinde 1 milyar kişinin daha aşırı derecede yüksek su stresiyle mücadele edeceği, Orta Doğu ve Kuzey Afrika nüfusunun tamamının son derece yüksek su stresi altında yaşayacağı tahmin ediliyor.

- Su talebi en fazla Sahra Altı Afrika'da artacak

2050’ye kadar su talebindeki en büyük değişikliğin Sahra Altı Afrika'da yaşanacağı ve bölgedeki ülkelerde su talebinin yüzde 163 artacağı öngörülüyor. Bu bölgeyi yüzde 43 oranında bir artış beklentisiyle Latin Amerika takip ediyor.

Birleşmiş Milletler (BM) tarafından bu yıl yayımlanan Dünya Su Kalkınma Raporu'na göre, sınırları aşan nehirler, göller ve akiferler dünya tatlı su akışının yüzde 60'ını oluşturuyor. 310'dan fazla nehir ve 468 su akiferi, iki ya da daha fazla ülke tarafından paylaşılırken 153 ülke paylaşımlı nehir, göl ve akiferlerden gelen suyu kullanıyor.

Küresel su stresi artarken özelikle sınır aşan su kaynakları dünyanın çeşitli yerlerinde gerginliklere yol açıyor. Suyun korunması amacıyla kurulan ABD merkezli Pasifik Enstitüsünün çalışmalarına göre, sadece 2020'den 2023'e kadar dünya genelinde su kaynaklı, farklı ölçeklerde 400’den fazla anlaşmazlık kayda geçerken, bir kısmı ülkeler arasında bir kısmı da ülke içinde yaşanan bu anlaşmazlıkların bazıları çatışmalara dönüşerek yaralanmalar ve ölümlerle sonuçlandı.

- Çatışmalara sahne olan ülkeler

Bu çatışmaların 6'sı Orta Asya bölgesinde, Kırgızistan-Tacikistan ve Kırgızistan-Özbekistan arasında meydana geldi. Kırgızistan ve Tacikistan arasında 2021'de yaşanan su ihtilafının neden olduğu çatışmalarda en az 31 kişi hayatını kaybetti, 150 kişi yaralandı ve yaklaşık 10 bin kişi yaşadıkları bölgelerden tahliye edildi.

Toplam 97 vakanın kayıtlara geçtiği Güney Asya’da Hindistan, Pakistan, Afganistan, Bangladeş, İran ve Nepal su kaynaklı çatışmalara sahne olurken gerginliklerin çoğuna tarımda kullanılan suyun paylaşımında çıkan anlaşmazlıklar neden oldu.

Güney Doğu Asya'da çoğu Myanmar ve Endonezya arasında olmak üzere 15 ayrı su krizi yaşanırken bölgede çeşitli silahlı gruplar, su kaynaklarına saldırılar düzenledi.

Orta Doğu'da yaşanan 156 çatışmanın büyük bir kısmını, İsrail’in işgal altındaki Filistin topraklarındaki su kaynaklarına yönelik saldırıları ile Suriye ve Yemen’de devam eden iç savaşta su kaynaklarının hedef alınması oluşturdu. Bunun dışında İran, Lübnan ve Irak’ta da su kaynaklı gerginlikler görüldü.

Doğu Avrupa’da büyük bir çoğunluğu, Ukrayna ve Rusya arasındaki savaşta çeşitli su kaynaklarının ya da depolama alanlarının hedef alınmasıyla meydana gelen 62 çatışma gerçekleşti.

Güney Avrupa'da 1'i Arnavutluk, 1'i Yunanistan'da olmak üzere 2, Orta Avrupa’da tamamı Fransa'da olmak üzere 5 gerginlik yaşanırken bunların çoğu su kaynaklı protestolar şeklinde gerçekleşti.

26 olayın raporlandığı Kuzey Afrika'da vakaların büyük çoğunluğu Libya ve Sudan'da yaşandı. Libya'daki çatışmaların bir kısmı bölgedeki su kıtlığı nedeniyle yapılan protestolar sonucunda, bir kısmı da iç savaş sırasında stratejik hedef olarak görülen su kaynaklarına saldırılar şeklinde gelişti. Sudan'da ise çeşitli silahlı gruplar bazı nehirlerin paylaşımı üzerine doğrudan çatıştı.

Toplam 111 gerginliğe sahne olan Sahra Altı Afrika'nın çok sayıda ülkesinde su kaynaklı çatışmalar yaşansa da bunlar arasında Güney Sudan, Burkina Faso, Somali, Mali, Etiyopya ve Kenya öne çıktı.

Latin Amerika ve Karayipler'deki 51 gerginlik haberinin çoğu Meksika, Venezuela ve Peru'dan geldi. Bu ülkelerde çeşitli gruplar arasında ya da yönetimlerle halk arasında çatışmalar yaşandı.

Kuzey Amerika'da çoğu ABD’de olmak üzere 12 olay yaşanırken bunların çoğunda çeşitli suç örgütleri su kaynaklarını ya da dağıtım şebekelerini hedef aldı.

- Ülkeler arası çatışma risklerinde sıcak noktalar

Avrupa Birliği (AB) Ortak Araştırma Merkezi (JRS) tarafından 2018'de hazırlanan bir çalışmaya göre, özellikle su kıtlığı, yüksek nüfus oranı, güç dengesizliği ve iklim kaynaklı baskıların olduğu bölgelerde, sınır aşan su kaynakları daha fazla gerginlik oluşturma potansiyeli taşıyor.

JRS'ye göre özellikle Kuzey Afrika’daki Nil Nehri, Güney Doğu Asya’daki Brahmaputra Nehri, Asya'daki İndus Nehri, Batı Asya'daki Dicle- Fırat nehirleri ve Kuzey Amerika'daki Colorado Nehri birkaç ülkenin sınırları içerisinde olmaları ve su konusunda hassas bölgelerde yer almaları nedeniyle su kaynaklı çatışmaların yaşanabileceği sıcak noktalar arasında yer alıyor.

Hollandalı bilim insanları tarafından geçen yıl yayımlanan, "Farklı Senaryoları Takiben 2050 Yılına Kadar Sınırı Aşan Nehir Havzalarındaki Çatışma Riskleri Öngörüleri" başlıklı çalışmada ise söz konusu nehirler üzerinde kurulması planlanan barajların ve iklim değişikliğinin neden olabileceği çatışma bölgeleri sıralandı.

Çalışmada, Afrika'da Nil Nehri boyunca Eritre, Etiyopya, Ruanda ve Uganda; Juba Nehri boyunca Etiyopya, Kenya ve Somali; Nijer nehri boyunca Burkina Faso, Nijer ve Moritanya; Zambezi Nehri boyunca Mozambik ve Malawi; Volta Nehri boyunca Benin ve Togo; Turkana Gölü etrafında ise Etiyopya, Güney Sudan ve Uganda arasındaki çatışma risklerinden bahsedildi.

Asya'da ise en çok Afganistan ve Pakistan'ı etkileyebilecek şekilde Indus, Hari, Helmend nehirleri ve Aral Gölü olası çatışma noktaları olarak gösterildi. Çalışmada Dicle-Fırat Havzası, Güney Amerika’daki Orinoco Nehri , Güney Doğu Asya'daki Ganj ve Brahmaputra nehirleri de riskli noktalar başlığı altında sıralandı.

- "Mesele diplomasiyle çözülmeli"

AA muhabirine konuşan Bolu Abant İzzet Baysal Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Uluslararası İlişkiler Bölümü Öğretim Üyesi ve Bolu Teknokent bünyesinde faaliyet gösteren İklim Değişikliği ve Enerji Çalışmaları Merkezi Başkanı Doç. Dr. İlhan Sağsen nüfus artışı, iklim değişikliği ve yanlış sulama ile aşırı kullanımın, su kaynaklarının miktarını ve kalitesini azalttığını söyledi.

Sağsen, "Haliyle zaten kıt olan ve dünyanın her yerine eşit olarak dağılmayan su kaynaklarının paylaşılması, kullanılması ya da erişim sorunu son derece kritik bir noktaya geliyor." ifadelerini kullandı.

Gelecekte su savaşları yaşanacağına çok fazla ihtimal vermediğini dile getiren Sağsen, şu değerlendirmeleri paylaştı:

"Genel anlamda kıyıdaş ülkeler arasında kapasite ve güç farklılıkları oluyor. Dahası, savaş su kaynaklarına daha olumsuz etkilerde bulunacak. Yani zaten kıt, kirli ve azalan su kaynakları üzerinde yeni bir baskı ortaya çıkaracaksınız. Dolayısıyla bu ekonomik olarak da çevresel olarak da mantıki olarak da anlamlı değil. İklim değişikliğiyle alakalı, çevreyle alakalı, suyla alakalı önlem almazsak doğa bize belli süre sonra bunu mecburen aldıracak. O yüzden de ben suyla ilgili meselelerin masada diplomasiyle, ortak projelerle, işbirliğiyle, fayda paylaşımıyla çözülmesi gerektiğini düşünüyorum."

blank
İhlas Haber Ajansı tarafından
18 Nisan, 2025 09:37 tarihinde yayınlandı
A+ A-

20 ülkeye yapılan hamsi ihracatından 9 milyon doların üzerinde döviz geliri elde edildi

Türkiye’den balık avı döneminde 20 ülkeye yapılan hamsi ihracatından toplam 9 milyon 171 bin 538 dolar döviz girdisi sağlandı. En fazla hamsi ihracatı Belçika’ya, en az hamsi ihracatı ise Irak’a yapıldı.
Türkiye genelinde 1 Eylül 2024-15 Nisan 2025 tarihleri ortasını kapsayan balık avı döneminde 20 ülkeye yapılan hamsi ihracatından toplam 9 milyon 171 bin 538 dolar döviz girdisi elde edildi. Hamsi ihracatında 2 milyon 783 bin 30 dolar ile Belçika birinci sırayı alırken, bu ülkeyi 2 milyon 615 bin 636 dolar ile Fransa, 1 milyon 139 bin 164 dolar ile Almanya izledi. Ülkemizden 20 ülkeye yapılan hamsi ihracatında toplam 2 milyon 606 bin 160 kilogram karşılığı 9 milyon 171 bin 518 dolar girdisi sağlanırken, en fazla ihracat 6 milyon 647 bin 968 dolar ile Samsun’dan yapılırken, en az ihracat ise 414 dolar ile Hatay vilayetinden gerçekleşti. 20 ülkeye yapılan ihracat sayıları şöyle:
"Belçika 2 milyon 783 bin 30 dolar, Fransa 2 milyon 615 bin 636 dolar, Almanya 1 milyon 139 bin 164 dolar, Ukrayna 1 milyon 45 bin 625 dolar, Birleşik Devletler 691 bin 906 dolar, Birleşik Krallık 302 bin 777 dolar, İspanya 192 bin 750 dolar, Hollanda 176 bin 335 dolar, KKTC 60 bin 325 dolar, Birleşik Arap Emirlikleri 34 bin 252 dolar, İsveç 29 bin 843 dolar, Kanada 26 bin 235 dolar, İsviçre 25 bin 839 dolar, Gürcistan 23 bin 393 dolar, Romanya 10 bin 451 dolar, Yunanistan 5 bin 469 dolar, Azerbaycan 5 bin 375 dolar, Dubai 2 bin 689 dolar, Suriye 414 dolar, Irak 30 dolar."
Hamsi ihracatı yapılan vilayetler sıralamasına nazaran ise Samsun 6 milyon 647 bin 968 dolar, İstanbul 1 milyon 186 bin 520 dolar, Trabzon 476 bin 480 dolar, Balıkesir 282 bin 393 dolar, Bursa 217 bin 195 dolar, Adana 214 bin 221 dolar, Ordu 79 bin 843 dolar, İzmir 39 bin 188 dolar, Mersin 10 bin 389 dolar, Tekirdağ 10 bin 264 dolar, Çanakkale 3 bin 900 dolar, Edirne 2 bin 762 dolar, Hatay 414 dolar olmak üzere toplam 13 vilayetten hamsi ihracatı gerçekleştirildi.

Yorum Yaz

Gönderdiğiniz yorum moderasyon ekibi tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır.