Askerine kask arayan Türk şirketin kapısını çalıyor

Askerine kask arayan Türk şirketin kapısını çalıyor

Yayın: 18.09.2023 11:07
Paylaş:
A+ A-

Dünyada son dönemde çatışma ortamlarının artmasıyla askerlerini korumak için balistik koruyucu ekipman arayan ülkeler Türk şirketinin yolunu tutuyor.

Türk savunma sanayisi bünyesinde kompozit parçalar ve balistik koruyucu çözümler konusunda uzmanlaşan CES İleri Kompozit ve Savunma Teknolojileri AŞ, Londra’da düzenlenen dünyanın önde gelen savunma sanayisi buluşmalarından Uluslararası Savunma ve Güvenlik Ekipmanları Fuarı’nda (DSEI 2023) ürün ve kabiliyetlerini sergiledi.

Şirket Genel Müdürü Selçuk Şentürk, AA muhabirine yaptığı açıklamada, son dönemki gelişmeler ve talep artışının fuarı da canlandırdığını ve çok yoğun bir görüşme trafiği yürüttüklerini söyledi.

İngiltere ve Avrupa’nın çeşitli ülkelerinden gelen farklı talepleri değerlendirdiklerini ifade eden Şentürk, fuarda hem kişisel koruma hem de araç koruma çözümlerini sergilediklerini belirtti.

İngiltere’deki fabrikalarından hem İngiltere’ye hem de Avrupa’nın farklı yerlerine kişisel ve araç koruma çözümleri sunduklarına işaret eden Şentürk, şu değerlendirmelerde bulundu:

“Özellikle İngiltere’deki bazı yerli programlarda yerli bir firma olarak yer almanın avantajını gördük. İngiltere’de, Türkiye’ye göre çok küçük bir üretim kapasitemiz var. Buradaki temel stratejimiz de burada gösterdiğimiz üretim kapasitesiyle işi alıp yine olabildiğince büyük kısmını Türkiye’de yapmak üzerineydi ve bunu da başarabildiğimize inanıyorum.

Geçen seneki ciromuzun yüzde 50’sini ihracat oluşturdu ve bu sene sonundaki rakamların da yüzde 60-65 arasında bir yerde olacağını görüyoruz. Burada yurt dışı ekibimizin genişlemesi, İngiltere’deki girişimimiz, en son Finlandiya’da kurduğumuz yeni ortaklık ve yeni üretim tesisinin de çok etkili olduğunu görüyoruz. Son dönemde Avrupa’nın farklı ülkelerinden, farklı firmalardan ortaklık iş birliği teklifleri geliyor. Savunma sanayisinde iş birliği pratiğinin de arttığını görüyoruz. Bu bizi de mutlu ediyor açıkçası. Burada yurt dışı ekibimiz yoğun şekilde müşterilerimizle görüşmeler yapıyorlar ve yeni projeler, programlar için yeni anlaşmalara doğru gidiyoruz.”

Artan talebe yatırımla yanıt verdi

Dünyada artan çatışma ortamlarının beraberinde kişisel koruma ürünlerine olan talebi artırdığına değinen Selçuk Şentürk, bunun önemli bir sebebinin de Avrupa ülkelerinin özellikle son 10 yıldır ciddi alım yapmaması olduğunu dile getirdi. Barış ortamının getirdiği rahatlıkla bu alımların sürekli ötelendiğini, ihalelerin gerçekleştirilemediğini anlatan Şentürk, şöyle konuştu:

“Ancak Ukrayna-Rusya savaşının patlamasıyla tüm ihaleler öne çekildi. Planda olmayan satın alımlar gerçekleşmeye başladı. Avrupa ülkeleri son 10 yılda yapmadığı satın almaları birkaç yıl içerisinde yapma gayretine girdi. Biz de bu talebe cevap vermek için çok hızlı şekilde tedbir alarak üretim kapasitemizi artırdık. Yıllık kask üretim kapasitemiz 30-40 bin civarındaydı. Bu sene sonu itibarıyla üretim kapasitemiz sadece kask özelinde 190 bine ulaşıyor. Önümüzdeki sene devam edecek yatırımlarla da 2024 sonunda 240 bin kask yapabilecek duruma geliyoruz. Aynı zamanda Finlandiya ve İngiltere’de oluşturduğumuz kapasitenin de buna çok büyük desteği var. Burada da farklı coğrafyalardaki müşterilerimize daha yakın hizmet sunabilme avantajı elde ediyoruz. Sadece kapasitemizi artırarak değil ekibimizi de organize ederek bu duruma karşılık verdik. Yeni yerel çözüm ortaklıkları geliştirdik. Olmadığımız pazarlarda nasıl var olabiliriz diye yeni girişimlere girdik. Bu seneyi yine kişisel koruma ürünlerinde bir artışla kapatıyor olacağız ve önümüzdeki 3 sene içerisinde de bu talebin yine böyle devam edeceğini şu anki ‘backlog’larımızdan (bakiye sipariş) görebiliyoruz.”

Tek müşteriye 80 binden fazla kask

Hızlandırdıkları kapasite artışıyla sipariş yoğunluğuna rağmen 2024 başından teslimata başlayabilecek duruma geldiklerini vurgulayan Şentürk, sahip oldukları kapasitenin de aynı anda birçok yüksek hacimli talebe cevap verme imkanı sağladığını söyledi.

Sadece 2023 yılı içerisinde tek bir müşteriye 80 binin üzerinde kask teslim edeceklerini bildiren Selçuk Şentürk, şunları kaydetti:

“Bunun dışında yerel pazarda, yerel müşterilerimize verdiğimiz kasklar, plakalar ve onun dışında araç koruma ürünleriyle birleştirdiğinizde çok ciddi bir kapasite ortaya koymuş oluyoruz.

22 ülkenin üzerinde seri müşterimiz var. Avrupa’nın farklı coğrafyaları, İngiltere, Asya Pasifik Ekonomik İşbirliği (APEC) ülkeleri, Güney Amerika ve Orta Doğu’ya kadar çok geniş bir coğrafyaya yayıldığımızı görüyoruz. Avrupa ve İngiltere’de üretim tesisi olan bir firma olarak Rusya’yla ilişkilerimize de dikkat etmeye çalışıyoruz.”

(AA)

Görüş Bildir

Gönderdiğiniz yorum moderasyon ekibi tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır.

Güven Hastanesi’nden “Avrupa’nın obezite oranı en yüksek ülkesi Türkiye” değerlendirmesi

Anadolu Ajansı
Yayın: 19.05.2024 00:48
Paylaş:
A+ A-

İSTANBUL (AA) – Güven Hastanesi Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Bölümü'nden Doç. Dr. İbrahim Demirci, 18 Mayıs Avrupa Obezite Günü kapsamında, Dünya Sağlık Örgütü'nün obeziteye ilişkin son verilerini değerlendirerek uyarılarda bulundu.

Hastaneden yapılan açıklamada görüşlerine yer verilen Demirci, obezite ve obeziteyle ilişkili hastalıkların her yıl katlanarak arttığını belirtti.

Demirci, özellikle çocuklarda obezite sıklığının erişkinlere göre daha hızlı arttığına dikkati çekerek, şunları kaydetti:

“Henüz toplum olarak sağlıklı yaşam için beslenmenin ve egzersizin önemini tam kavrayamadık. Genel olarak, yüksek kalorili besleniyoruz. Yemek yemek bizim için hobi ve eğlence niteliğinde. Arkadaşlarımızla, dostlarımızla buluştuğumuzda planlarımızı yemek üzerine kuruyoruz. Vakit geçirirken, yemek yemeyi seviyoruz. Seçeneklerimiz arasında birlikte yürüyüş yapmak çok fazla tercih edilmiyor. Hala, toplumumuzun bazı kesimlerinde kilolu insanların daha sağlıklı olduğu düşünülmekte. Kültürün, geleneklerin ve adetlerin etkisiyle toplumumuz yemekle arasına mesafe koyamıyor.

– Endokrin bozucu kimyasallar obeziteye yol açıyor

Son zamanlarda tüm dünyada miktarı artan endokrin bozucu kimyasalların da obeziteyi tetiklediğini vurgulayan Demirci, işlenmiş ve hazır gıdalar konusunda uyarılarda bulundu.

Demirci, endokrin bozucu maddeler arasında, solunan hava, içilen su ve yenilen gıdalarla vücuda giren ve biriken, endokrin sistemini olumsuz etkileyen ve bu etkilerini nesilden nesile aktarabilen kimyasal maddeler olduğuna işaret ederek, “Endokrin bozucu kimyasallardan tamamen uzak kalmak mümkün olmasa da sağlıklı ürünler tüketerek ve hayatımızda plastik kullanımını minimuma indirerek en azında bu zararlı kimyasallara maruziyetimizi elimizden geldiğince azaltmamız gerekiyor.” tavsiyesinde bulundu.

Obezite sıklığının tüm dünyada hızla artığına ve son 20 yıldır obezite artışını durdurabilen bir ülke olmadığına vurgu yapan Demirci, eğer obezite sıklığındaki artış önlemez ise 2035'te dünya nüfusunun yarısından fazlasının kilo fazlalığı ve yarattığı sorunlarla karşı karşıya kalacağını ifade etti.

– “Obezite artış hızı 5-19 yaş arası çocuk ve gençlerde, erişkinlere göre neredeyse 2 kat daha yüksek”

Demirci, sağlık verilerine bakıldığında durumun iç açıcı olmadığının altını çizerek, “Yıldan yıla daha kötüye doğru gidiyor. Dünya Sağlık Örgütü 2023 verilerine göre tüm dünyada obezite sıklığı yüzde 14 civarında. Bu yüzdeye, kilo fazlalığı olanları da eklediğimizde yüzde 38'e ulaşıyor. Artış hızı durdurulamaz ise 2035'te dünya nüfusunun yarıdan fazlası kilo fazlalığıyla mücadele etmek zorunda olacak. Ayrıca dikkat çekmek istediğimi önemli bir nokta, obezite artış hızı 5-19 yaş arası çocuk ve gençlerde, erişkinlere göre neredeyse 2 kat daha yüksek. Çocukluk çağı obezitesi de günümüzde bir tehlikeli boyuta ulaşmış durumda.”

Türkiye açısından durumun biraz daha ciddi boyutta olduğuna vurgu yapan Demirci, “Türkiye İstatistik Kurumu 2022 verilerine göre ülkemizde kilo fazlalığı yüzde 35.6, obezite sıklığımız ise yüzde 20.2. Verilere göre Avrupa'nın obezite oranı en yüksek ülkesiyiz.” bilgisini paylaştı.

Obeziteye karşı başarılı mücadele etmek için farkındalığın artması gerektiğini belirten Demirci, obeziteyle mücadelenin “ülke politikası” olarak benimsenmesi ve sosyal yaşamın sağlığını ön planda tutacak şekilde düzenlenmesi gerektiğine dikkati çekti.