Benim Kentimin Gerçeği…!

Benim Kentimin Gerçeği…!

Yayın: 27.04.2015 08:34
Paylaş:
A+ A-

Kentin ahvali.
Yani…
Durumu…
Ya da vaziyeti…
Hal ve gidişi.
Ne derseniz deyin.
Bir yerlerde ilginçlik var gibi sanki.
Kent konuşmuyor.
Sadece izliyor.
Asıl olanla ilgilenmiyor.
İşine geldiği gibi hareket ediyor gibi görünüyor.
Bir türlü anlaşılır gibi değil.
Aslında söylenecek çok söz var…
Ama insanın dili varmıyor.…!
İşte benim kentimin gerçeği…!
En iyisi hiçbir şeyi dert etmemek.
Konuşmamak…
Kadermiş demek.
Olanları kabullenmek.
Herkese ne olursa bana da o olur demek.
İşte benim kentimin gerçeği…!
Bu kentte olup bitenlere akıl erdirmek güç görünüyor.
Ama kimse bir kelam etmiyor.
Edenlere itibar edilmiyor.
Laf aramızda…
“Herkes kendi işiyle uğraşsın “ deniliyor.
Hatta…
Aramızda kalsın…!
“Fazla merak can yakar” diye söyleyenler bile oluyor.
İşte benim kentimin gerçeği…!
Bir tuhaflık söz konusu…
Hem de tedirgin edici ölçülerde.
Her zamanki gibi felsefe belli.
”Böyle gelmiş böyle gider”…
Herkes oturduğu yerde otursun.
Yarınları bize bıraksın.
Gününü yaşamaya baksın.
Her şeyi kendine dert etmesin.
İşte benim kentimin gerçeği…!
“Bir hiç şey uğruna kendini heba etme.”
Keyfine bak.
Bir daha mı geleceksin dünyaya…
Öyle bir beste vardı değil mi?
İşte benim kentimin gerçeği…
İşin esası şu…
Düşünmeden yaşa ve sakın işin aslını öğrenmeye çalışma.
Adam düşünüyor gibi duruyor.
Neden öyle duruyor bilinmez.
Herhalde bir sorunu vardır.
Soruları da cevaplandırmıyor.
Öylece bakıyor.
İşte benim kentimin insanı….!

Görüş Bildir

Gönderdiğiniz yorum moderasyon ekibi tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır.

Güven Hastanesi’nden “Avrupa’nın obezite oranı en yüksek ülkesi Türkiye” değerlendirmesi

Anadolu Ajansı
Yayın: 19.05.2024 00:48
Paylaş:
A+ A-

İSTANBUL (AA) – Güven Hastanesi Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Bölümü'nden Doç. Dr. İbrahim Demirci, 18 Mayıs Avrupa Obezite Günü kapsamında, Dünya Sağlık Örgütü'nün obeziteye ilişkin son verilerini değerlendirerek uyarılarda bulundu.

Hastaneden yapılan açıklamada görüşlerine yer verilen Demirci, obezite ve obeziteyle ilişkili hastalıkların her yıl katlanarak arttığını belirtti.

Demirci, özellikle çocuklarda obezite sıklığının erişkinlere göre daha hızlı arttığına dikkati çekerek, şunları kaydetti:

“Henüz toplum olarak sağlıklı yaşam için beslenmenin ve egzersizin önemini tam kavrayamadık. Genel olarak, yüksek kalorili besleniyoruz. Yemek yemek bizim için hobi ve eğlence niteliğinde. Arkadaşlarımızla, dostlarımızla buluştuğumuzda planlarımızı yemek üzerine kuruyoruz. Vakit geçirirken, yemek yemeyi seviyoruz. Seçeneklerimiz arasında birlikte yürüyüş yapmak çok fazla tercih edilmiyor. Hala, toplumumuzun bazı kesimlerinde kilolu insanların daha sağlıklı olduğu düşünülmekte. Kültürün, geleneklerin ve adetlerin etkisiyle toplumumuz yemekle arasına mesafe koyamıyor.

– Endokrin bozucu kimyasallar obeziteye yol açıyor

Son zamanlarda tüm dünyada miktarı artan endokrin bozucu kimyasalların da obeziteyi tetiklediğini vurgulayan Demirci, işlenmiş ve hazır gıdalar konusunda uyarılarda bulundu.

Demirci, endokrin bozucu maddeler arasında, solunan hava, içilen su ve yenilen gıdalarla vücuda giren ve biriken, endokrin sistemini olumsuz etkileyen ve bu etkilerini nesilden nesile aktarabilen kimyasal maddeler olduğuna işaret ederek, “Endokrin bozucu kimyasallardan tamamen uzak kalmak mümkün olmasa da sağlıklı ürünler tüketerek ve hayatımızda plastik kullanımını minimuma indirerek en azında bu zararlı kimyasallara maruziyetimizi elimizden geldiğince azaltmamız gerekiyor.” tavsiyesinde bulundu.

Obezite sıklığının tüm dünyada hızla artığına ve son 20 yıldır obezite artışını durdurabilen bir ülke olmadığına vurgu yapan Demirci, eğer obezite sıklığındaki artış önlemez ise 2035'te dünya nüfusunun yarısından fazlasının kilo fazlalığı ve yarattığı sorunlarla karşı karşıya kalacağını ifade etti.

– “Obezite artış hızı 5-19 yaş arası çocuk ve gençlerde, erişkinlere göre neredeyse 2 kat daha yüksek”

Demirci, sağlık verilerine bakıldığında durumun iç açıcı olmadığının altını çizerek, “Yıldan yıla daha kötüye doğru gidiyor. Dünya Sağlık Örgütü 2023 verilerine göre tüm dünyada obezite sıklığı yüzde 14 civarında. Bu yüzdeye, kilo fazlalığı olanları da eklediğimizde yüzde 38'e ulaşıyor. Artış hızı durdurulamaz ise 2035'te dünya nüfusunun yarıdan fazlası kilo fazlalığıyla mücadele etmek zorunda olacak. Ayrıca dikkat çekmek istediğimi önemli bir nokta, obezite artış hızı 5-19 yaş arası çocuk ve gençlerde, erişkinlere göre neredeyse 2 kat daha yüksek. Çocukluk çağı obezitesi de günümüzde bir tehlikeli boyuta ulaşmış durumda.”

Türkiye açısından durumun biraz daha ciddi boyutta olduğuna vurgu yapan Demirci, “Türkiye İstatistik Kurumu 2022 verilerine göre ülkemizde kilo fazlalığı yüzde 35.6, obezite sıklığımız ise yüzde 20.2. Verilere göre Avrupa'nın obezite oranı en yüksek ülkesiyiz.” bilgisini paylaştı.

Obeziteye karşı başarılı mücadele etmek için farkındalığın artması gerektiğini belirten Demirci, obeziteyle mücadelenin “ülke politikası” olarak benimsenmesi ve sosyal yaşamın sağlığını ön planda tutacak şekilde düzenlenmesi gerektiğine dikkati çekti.