Besa Holding artan konut talebini karşılamak için Ankara’da 4 şantiye birden kuruyor

Besa Holding artan konut talebini karşılamak için Ankara’da 4 şantiye birden kuruyor

Anadolu Ajansı
Yayın: 18.04.2024 08:24
Paylaş:
A+ A-

İSTANBUL (AA) – Besa Holding, Ankara'da artan konut talebini karşılamak için 4 projenin şantiyesini birden başlatıyor.

Şirketten yapılan açıklamaya göre, 6 Şubat 2023'te Kahramanmaraş merkezli depremlerin ardından büyük göç alan Ankara'da konut talebi arttı.

Açıklamada görüşlerine yer verilen Besa Holding Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Efe Bezci, Kovid-19 salgını ve deprem felaketinin neden olduğu Ankara'da artan göç sonucunda konut arzında ciddi sorunlar yaşandığını belirtti.

Bezci, “Ancak buna karşın arz yetersizliği yaşanıyor. Bu durum fiyatları ciddi anlamda yükseltti. Biz de bu duruma çözüm olarak bu yıl sonuna kadar Ankara'da 4 büyük projenin startını vermek için şantiyelerimizi kuracağız. Projelerimizle artan talebi karşılamaya çalışacağız.” ifadelerini kullandı.

– Ankara'ya 50 yıldır yatırım

Besa Holding'in 50 yılı aşkın süredir Ankara'ya yatırım yaptığını kaydeden Bezci, şirketin kentin gelişiminde öncü olduğunu, uzun süredir konut açığını gidermek için hazırlık yaptıklarını anlattı.

Yaptıkları projelerin, Ankara'nın gelişimine önemli katkılar sağladığını aktaran Bezci, Holding'in faaliyet gösterdiği bölgelerin, konforlu yaşam merkezleri haline geldiğine dikkati çekerek, şunları kaydetti:

“Son yıllarda Ankara'nın ani nüfus artışı ve inşaat projelerinin duraksamasıyla ciddi bir konut sıkıntısı yaşanıyor. Özellikle lüks segmentteki yeni projelerin azalmasıyla ev fiyatları hızla yükseldi. Kiralık konut stokunun azalması ise kira fiyatlarını artırdı ve ailelerin bütçelerini olumsuz etkiledi. Bu soruna çözüm bulmak için hızla büyük projelere imza atıyoruz. Bu yıl içinde Gölbaşı'nda konut ve ticaret, İncek'te konut, Angora'da villa ve Konut Kent'te ticaret ve spor merkezi olmak üzere 4 büyük şantiye kuruyoruz. Projelerimizi hızla tamamlayarak artan talebe cevap verip, piyasada denge sağlamayı hedefliyoruz.”

Görüş Bildir

Gönderdiğiniz yorum moderasyon ekibi tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır.

UÇKUN

Yayın: 30.05.2024 09:39
Paylaş:
A+ A-

Onunla ilk karşılaşmamız komşunun bahçesindeydi . Minicik simsiyah bir yavruydu .Alnından başlayıp , burnunu da içine alarak aşağı doğru inen beyaz bir bölgesi olan başında , iki kara gözüyle sevimli sevimli bize bakıyordu…

Karabük Yenicedeydik. Orman İşletmesi lojmanlarında yaşıyorduk ve bu karşılaşma fabrika müdürünün evinin bahçesinde gerçekleşmişti. Müdürün çocuklarının köpeğiydi o. Kıskanç yapıda bir çocuk olmamama rağmen onları birazcık kıskanmışımtım!

Yakın bir zaman sonra fabrika müdürü tayin oldu gitti fakat çocukların ilgisi daldan dala çok çabuk geçiş yapar. Çocuklar anlarda yaşar. Esas olması gereken de budur fakat büyüdükçe uzun vadeli planlar yapmadan durmayız. Buna tamamen yanlış bir davranış da diyemeyiz. İstikbali oluşturmada bizim de az yahut çok bir payımız vardır kuşkusuz. Yine de plan yapmak anı yaşamayı engeller. Bizde o vakit çoçuktuk ve anlarda yaşıyorduk; yavru köpeği çoktan unutmuştuk . İlgimiz kimbilir nerelere kaymıştı. Çocuklardaki her duygu gibi kıskançlığımız da anlıkmış işte

Epey bir zaman sonra, kader yavrucuk köpekle karşılaştırdı bizi. Görür görmez tanıdık onu hemen. Çoğul konuşuyorum çünki ablamla birlikte bulmuştuk onu. Birazcık büyümüştü ama çok kötü görünüyordu. Bir deri bir kemik kalmış, tüyleri yer yer dökülmüş, var olanlarda cılızlaşıp derisine yapışmıştı. Kucakladık hemen ve doğruca bizim eve götürdük.

Annem kucağımızdaki köpek yavrusunu görünce şok oldu tabii. Uyuz bu köpek dedi, mümkün değil alamayız bunu dedi, ona dokunmayın dedi. Bizi banyoya soktu yıkadı, üstümüzü başımızı değiştirdi. Uyuz olmamızdan korktu ve onu almamak için çok direndi fakat bize söz kar etmiyirdu ki; uyuz muyuz biz seviyorduk onu. Öyleyse tek silahımızı kullanma vaktiydi şimdi, bizde kullandık onu. Annem.pes edene kadar ablamla birlikte iki gözümüz iki çeşme susmadık bir türlü..

Sonunda oldu, annem kıyamadı bize ama köpeğimiz iyileşen kadar dokunmamızı yasakladı…Artık o bizim köpeğimizdi. Bulunduğumuz yerde veteriner filan hak getire. Teşhisi annem koydu, tedaviyi de o belirledi. O zamanlar piyasada ddt ilacı vardı. Hemen her şeye o kullanılıyordu. Ddt çağındaydık, onunla yıkandı köpeğimiz. Neyse ki zehirlenmediği gibi iyileşti. Bu zirai ilaç daha sonra sağlığa olan zararları nedeniyle üretimden kaldırıldı.

Düzeldi , kendine geldi , güzelleşti . Kilolar aldı , kemikleri fark edilmez oldu . Olmayan yerlerde tüyler çıktı , deriye yapışık olanlar kabardı parladı; yakışıklı oldu . Uçkun koydum adını. O zamanlar koşarken uçuyorum gibi gelirdi bana. Sonuçta zayıf bir çocuk olarak, vücut yüzeyinin büyüklüğü ile ağırlık ters orantıydı ve sanırım uçma duygusunu oluşturmada bu sebep önemli bir etkendi. Ben koşarken hemen yanıma gelir o da benimle koşardı . Koşarken aşağı doğru duran kulakları havalanır , sallanırdı . Bu yüzden adı Uçkundu zaten . Köpek eğitmek kolay mıdır bilmiyorum ama eğitmekle ilgili hiç bir bilgimiz olmadığı halde istediğimiz birçok şeyi yapıyordu . Otur, kalk , koş , tut gibi komutları anında yerine getirirdi . Tembel miskin bir köpek değil tersine atik ve enerjikti.

Biz Uçkuna sahip olduğumuz için çok mutluyduk. O da sahibi iki küçük çocukla mutlu bir köpekti .Çok seviyorduk onu . Çocuklar sevgisini göstermekte kıtıpiyozluk yapmaz. Şımarır aman az seveyim demez. Ablamla bizse hiç demezdik çünki evde de bize verilen sevgide sınırlama yoktu ! Haliyle sevgiye boğduk köpeğimizi. O da aynı sevgiyi bize verdi . Bacaklarımızın dibinden ayrılmaz , uzaktan gördüğünde büyük bir hevesle bize koşardı. Okula giderken aklım onda kalırdı

Bir gün bizim de tayinimiz çıktı, başka diyarlara taşınmamız gerekti. Onu yanımızda götürmek için çok mücadele ettik fakat bu kez ne annemi, ne babamı razı edemedik. Maalesef ağlamamızda fayda etmedi ! Bırakıp gittik onu… Sonu iyi olmadı Uçkunumuzun. Bizden sonra işletmede kimse sahiplenmemiş onu.. Açlıktan komşunun koyununa saldırmış . Aç bıraktıkları için kimse kendini suçlamadığı gibi belediyeye şikayet etmişler . Ekipler gelmiş, arkadaşlarımız engel olmak istemiş fakat vurmuşlar onu !

Şimdi hatırladığımda, kaderinde hep terk edilmek varmış diyorum. İçim burkuluyor. Hayvanlar için de, bir kader var demekki ama kısırlaştırma gibi bir seçenek varken, bu bizler tarafından gerçekleştirilecek uyutma ile hayata son verme olmamalı. Uzunca bir süredir şehirlerdeki köpek popupasyonu çok arttı. Bu duruma gelene değin köpeklerin insanlara verdiği zarar belediyelere sürekli olarak bildirilmesine rağmen hiç bir kalıcı önlem maalesef alınmadı. Beş on sene evvel toplayabildikleri kadarını götürüp ormanlara bırakarak şehirler kontrol altına alınmak istendi. Çöplerden beslenmeye alışmış hayvanlar, dağların başında açlığa mahkum oldular. Yazımı sonlandırırken, bunca yıl sonra bir kez daha Uçkunuma selamımı gönderiyorum. 😔
Dyt.Güner Erbay ❤️