Elif Çakal’ın ölümüne ilişkin davada savcılıktan tutuklama talebi

Elif Çakal’ın ölümüne ilişkin davada savcılıktan tutuklama talebi

Yayın: 18.09.2023 15:05
Paylaş:
A+ A-

Sultangazi’de, 15 yaşındaki Elif Çakal’ın yüksekten düşme sonucu hayatını kaybetmesine ilişkin 2’si çocuk 4 kişinin yargılandığı davada esasa ilişkin mütalaa açıklandı.

İstanbul 18. Ağır Ceza Mahkemesinde kapalı oturumla yapılan duruşmaya, maktul Elif Çakal’ın annesi Hacer Çakal, tutuksuz sanık Gürkan Kalmaz ile 18 yaşından küçük T.Y. ve tarafların avukatları katıldı.

Duruşmada esasa ilişkin mütalaasını açıklayan cumhuriyet savcısı, olay günü suça sürüklenen çocuklar T. Y. ile S.T’nin maktul ile buluştuklarını, daha sonra sanıklar Ufuk Bökü ve Gürkan Kalmaz’ın aralarına Bökü’nün babasına ait araçla katıldıklarını belirtti.

Mütalaada, grubun araçla dolaştıktan sonra Habipler A1 Caddesi’nin arka tarafında alkol aldıkları, bir süre sonra S.T’nin Cebeci köyüne gitmeyi teklif ettiği aktarıldı.

Araçla ilerledikleri sırada iki sanık ile maktul Elif’in tartışmaya başladığı belirtilen mütalaada, tartışmanın büyümesi üzerine aracı Cebeci köyünde bulunan taş ocaklarına park ettikleri kaydedildi.

Mütalaada, S.T’nin kavga anını sanık Bökü’den cep telefonuyla kaydetmesini istediği aktarılarak, Bökü ve Kalmaz’ın olaya müdahale etmek isteyen tanıklara engel oldukları ifade edildi.

Bir süre sonra maktul Çakal’ın gruptan kaçarak bölgede bulunan, aktif olmayan maden sahası kayalıklarına yaklaştığı, bağırmaya başladığı, kayalıkların kenarına düştüğü belirtilen mütalaada, sanıklar ve T.Y. ile S.T’nin maktule alkol aldırarak hileyle tehlikeli bir yere götürdüğü vurgulandı.

Mütalaada sanıklar ile suça sürüklenen çocuklar T.Y. ve S.T’nin tutuklanmaları istendi

Mütalaada Adli Tıp Kurumu raporuna yer verilerek, maktulün düşmesinin “darbedildiği sırada veya darbelerin etkisiyle mi” geliştiğine ilişkin tıbben değerlendirme yapılamadığı belirtildi.

Mütalaada sanıklar Bökü ve Kalmaz’ın “çocuğa karşı kasten öldürme”, “kişiyi hürriyetinden yoksun kılma” ve “sağlık için tehlikeli madde temini” suçlarından 24 yıl 6’şar aydan 40’ar yıla kadar hapisle cezalandırılmaları talep edildi.

Yaşları 18 yaşından küçük olan iki çocuğun ise aynı suçlardan indirim yapılarak 3’er yıldan 22 yıl 11’er aya kadar hapisleri talep edilirken, ayrıca üstüne atılı suçlardan 4 kişinin de tutuklanması istendi.

Ara kararını açıklayan mahkeme heyeti, taraflara mütalaaya karşı savunma yapmak üzere süre vererek duruşmayı erteledi.

Duruşmanın ardından basın mensuplarına açıklama yapan maktulün annesi Hacer Çakal, hayatını kaybeden kızının kandırıldığını ve bilerek öldürüldüğünü söyledi.

Çakal, sanıkların ve diğer çocukların yeniden tutuklanmalarını istediğini ifade ederek, “Sokaklarda geziyorlar, üstümüze gülüyorlar. Çocuk öldü, oradan attılar. İntihar süsü verdiler. Çocuğa orada cehennemi yaşatmışlar. Bu nasıl bir insanlık? Bunlar insan olamaz. Bu aileler, bunları nasıl vahşi yetiştirmiş? Ailelerin de ceza almasını istiyorum. Aileleri de işin içinde, kapıya gelip gelip tehdit ediyordular.” diye konuştu.

Olayın geçmişi

Sultangazi’de taş ocakları mevkisinde 26 Haziran 2021’de arkadaşlarıyla pikniğe giden Elif Çakal bir süre sonra uçurumdan düşmüştü. Olay yerine gelen ekiplerce bulunduğu yerden çıkarılan Çakal’ın hayatını kaybettiği belirlenmişti.

Gaziosmanpaşa Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından başlatılan soruşturma kapsamında Çakal ile olan 2 arkadaşının ifadesine başvurulurken, olayın ardından kaçtıkları tespit edilen diğer 2 arkadaşı ise gözaltına alınmıştı.

Emniyetteki işlemleri tamamlanan 18 yaşından küçük 2 şüpheli, serbest bırakılmıştı.

Maktulün hayatını kaybetmesinden hemen önce çekildiği belirlenen yeni görüntülerde, Çakal’ın, yanında bulunan 2 kız arkadaşıyla kavga ettiği anlar yer almıştı.

Başsavcılık, Çakal’ın arkadaşı olduğu belirtilen 4 kişi hakkında, daha sonra “cebir, tehdit ve hile kullanarak kişiyi hürriyetinden yoksun kılma” ile “eziyet” suçlarından yakalama kararı çıkarttırmıştı.

Bunun üzerine gözaltına alınan S.T. tutuklanırken, T.Y. hakkında, ev hapsinden oluşan adli kontrol tedbirinin uygulanmasına karar verilmişti. Haklarında yakalama kararı çıkarılan Gürkan Kalmaz ve Ufuk Bökü ise daha sonra tutuklanmıştı.

Başsavcılık, Elif Çakal’ın arkadaşları oldukları belirtilen, “eziyet etme” suçundan tutuklanmalarına karar verilen Gürkan Kalmaz ve Ufuk Bökü ile yaşı 18’den küçük olan S.T’nin Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (CMK) 108. maddesi kapsamında tutukluluk hallerinin uzatılması talebinde bulunmuştu.

Gaziosmanpaşa 2. Sulh Ceza Hakimliğinin taleple ilgili 21 Ekim’de yaptığı tutukluluk incelemesi duruşmasına tutuklu şüphelilerin avukatları katılmıştı.

Şüpheli avukatları, müvekkilleriyle ilgili suç teşkil eden davranışları olmadıklarını, olayın “basit yaralama” suçu kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini ve tutukluluk hallerinin cezalandırma boyutunu aştığını savunup tahliye talebinde bulunmuştu.

Talepleri değerlendiren mahkeme, 3 şüphelinin, suçun vasıf ve mahiyeti, delil durumu, savunmaları, tutuklu kaldıkları süre, delillerin büyük bir oranda toplanmış olması ve tutuklu kalmalarının bu aşamada ölçüsüz kalabileceği gerekçeleriyle tahliyesine hükmetmişti.

Mahkeme, tahliye ettiği bu şüpheliler hakkında “haftada 2 gün evlerine en yakın güvenlik merkezine imza verme” ve yurt dışına çıkış yasağından oluşan adli kontrol tedbirlerinin uygulanmasına da karar vermişti. (AA)

Görüş Bildir

Gönderdiğiniz yorum moderasyon ekibi tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır.

Altınbaş Üniversitesi’nde “8. Yılında 15 Temmuz Milletin Zaferi” konferansı düzenlendi

Anadolu Ajansı
Yayın: 15.07.2024 20:15
Paylaş:
A+ A-

İSTANBUL (AA) – Altınbaş Üniversitesi tarafından, 15 Temmuz Demokrasi ve Milli Birlik Günü kapsamında “8. Yılında 15 Temmuz Milletin Zaferi” konferansı gerçekleştirildi.

Üniversiteden yapılan açıklamaya göre, 15 Temmuz Demokrasi ve Milli Birlik Günü'nün 8'inci yıl dönümü dolayısıyla Altınbaş Üniversitesi özel bir konferansa ev sahipliği yaptı.

Etkinlik kapsamında, 7 yıl önce şehitler adına üniversite bünyesinde oluşturulan “15 Temmuz Demokrasi ve Şehitler Ormanı”na fidan dikimi gerçekleştirildi.

Törene Altınbaş Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Çağrı Erhan, akademisyenler ve çok sayıda personel katılırken, Gayrettepe Kampüsü 100. Yıl Konferans Salonu'nda da “8. Yılında 15 Temmuz Milletin Zaferi” adlı konferans düzenlendi.

Açıklamada etkinlikteki konuşmasına yer verilen Altınbaş Üniversitesi Ortak Dersler Bölüm Başkanı Doç. Dr. Ufuk Adak, Türkiye tarihindeki darbelerle 15 Temmuz arasındaki farkın ayırt edilmesi gerektiğini belirtti.

Özellikle 15 Temmuz'un halkın iradesi ile durdurulmasının en önemli özelliği olduğunu aktaran Adak, “FETÖ her şeyden önce uluslararası bir örgüt ve uzun yıllar boyunca bu uluslararası istihbarat teşkilatları ile çalışıyordu. Dijital çağda yaşadığımız bir olay sonucunda, halkın bu teşkilatlar vasıtasıyla nasıl yanlış yönlendirildiğini gördük. Diğer önemli fark, bu darbenin halkın iradesi ile durdurulmasıdır. 12 saat içinde binlerce vatandaş sokağa döküldü. Tarihteki darbelerle hep benzerlikler kuruluyor fakat 15 Temmuz'u ayrı bir yerde konumlandırmak zorundayız.” değerlendirmelerinde bulundu.

– “Türkün sosyo-genetik kodlarını gerçekten hesaba katamadılar”

Altınbaş Üniversitesi Ortak Dersler Bölümü Öğretim Üyesi Dr. Eray Güçlüer de 15 Temmuz gecesinde yaşananların 55 yıllık bir sürecin sonucu olduğunu, uzun yıllardır devletin her bir noktasına sessizce sızıldığını aktardı.

15 Temmuz'da, sınır hatlarındaki FETÖ'cü generallerin, askerleri Suriye ve Irak sınırından çektiğini ifade eden Güçlüer, şunları kaydetti:

“Sınırları boşalttılar çünkü helikopterlerle Irak'ta toplanan DEAŞ'lılar ABD'ye bağlı helikopterlerle Türkiye'ye girecekti. PKK da DEAŞ ile mücadele bahanesiyle Türkiye'ye girecekti ve PKK kahramanlaştırılacaktı. Bunu yapamadılar ama Türkiye'nin birçok yerinde iç savaş çıkacaktı. Elebaşı Gülen, Türkiye'ye getirilip İstanbul'da bir Vatikan kuracaktı ve Türkiye 22 eyalete bölünecekti. Bu şekilde, sürekli Batı'ya ve Amerika'ya bağımlı, Türkiye Cumhuriyeti'nin olmadığı bir düzen kurulacaktı. Ama olmadı, başta Cumhurbaşkanımız olmak üzere güçlü bir irade ortaya konuldu. Bu durumda Türkün sosyo-genetik kodlarını gerçekten hesaba katamadılar.”

Altınbaş Üniversitesi Ortak Dersler Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Kenan Özkan ise 15 Temmuz'da halkın iradesinin sosyo-genetik kodlar vasıtasıyla ortaya çıktığını belirterek, geçmiş yaşantılar sonucunda oluşan kitle psikolojisinde Türkler için vatan, millet ve bağımsızlık duygularının son derece yüksek ve önemli olduğunu ifade etti.

Sosyo-genetik kodlardaki bu ifadelere insanlar her zaman kendi namusları gibi sahip çıktıklarını ifade eden Özkan, “Türk siyasi tarihinde vatan kavramı Namık Kemal ile siyasi literatürü girmiş bir kavramdır. İşte bu yüzden 15 Temmuz gecesi halk sokaklara dökülerek Saraçhane Meydanı'ndan tutun da Hakkari'ye Kars'a kadar yurdun dört bir köşesinde halk vatanına ve toprağına sahip çıkmıştır.” açıklamasında bulundu.