Enuygun 15. yılını indirim kampanyası ile kutluyor

Enuygun 15. yılını indirim kampanyası ile kutluyor

Anadolu Ajansı
Yayın: 08.11.2023 12:12
Paylaş:
A+ A-

İSTANBUL (AA) – Enuygun, 15. yılını özel indirimlerle kutluyor.

Şirketten yapılan açıklamaya göre, 2008 yılında startup olarak faaliyete başlayan, Enuygun, global markası Wingie ile birlikte 156 ülkede ayda 20 milyonu aşkın kullanıcıya 6 dilde hizmet veriyor.

15. yaşını büyük indirimlerle kutlayan Enuygun mobil uygulamasında geçerli olmak üzere bin TL ve üzeri uçak biletinde 250 TL, 3 gün ve üzeri araç kiralamada 500 TL, 3 bin TL üzeri otel rezervasyonlarında ise 750 TL indirim sunuyor.

15. yıla özel kampanya 16 Kasım’a kadar geçerli olacak ve yılın son gününe dek yapılacak seyahatleri kapsayacak.

Enuygun'un 20. yıl hedefi ise dünyanın en büyük 5 seyahat pazaryeri arasında yer almak.

Startup olarak yola çıkan şirket, süreç içinde uçak ve otobüs bileti satışlarının yanına otel rezervasyonu, araç kiralama, transfer hizmetlerini de ekledi.

Seyahat organizasyonu için gerekli tüm detaylı araştırma, karşılaştırma ve satın almayı tek bir internet sitesi üzerinden hızlı ve güvenli gerçekleştirebilme imkanı sunan Enuygun, geliştirdiği algoritmalar ve yapay zeka destekli akıllı çözümler ile seyahat sektörünü dönüştürdü.

Enuygun Sigorta ve Enuygun Finans ile kullanıcılarını sigorta ve finans ürünleriyle de buluşturan Enuygun, tek bir platformdan ihtiyaç duyulacak birçok çözüme kolay, güvenli ve avantajlı bir şekilde ulaşmayı sağlıyor.

Açıklamada görüşlerine yer verilen Wingie Enuygun Group Üst Yöneticisi (CEO) Çağlar Erol, 4 kişi ile yola çıkan Enuygun şu anda 400’e yakın çalışanı bulunan bir şirket olduğunu belirtti.

Erol, şunları kaydetti:

“20 milyonu aşkın kullanıcımız ve 10 milyonun üzerinde uygulama indirme başarımız ile seyahat sektöründe öncüyüz. Geliştirdiğimiz algoritmalar ve yapay zeka destekli akıllı çözümlerimiz ile seyahat sektörünü dönüştürmeye devam ediyoruz. Yalnızca Türkiye’de değil dünya seyahat sektöründe ChatGPT tabanlı ilk seyahat asistanı ENBot’u devreye aldık. Sahip olduğumuz teknoloji ile Türkiye’de bir ilk olan Akıllı Aktarma’yı makine öğrenmesi ile geliştirdik ve kullanıcılarımızın hizmetine sunduk. Global markamız WINGIE ile 6 dilde hizmet veriyoruz. 2028 yılına kadar dünyanın en büyük 5 seyahat pazaryerinden biri olma hedefimize doğru hızla ilerliyoruz. Ülkemizde edindiğimiz deneyimleri ve başarılarımızı dünyaya taşımak istiyoruz. Global arenadaki kullanıcılara da seyahatlerini kusursuz planlamaları için aracı olmak istiyoruz.”

Görüş Bildir

Gönderdiğiniz yorum moderasyon ekibi tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır.

UÇKUN

Yayın: 30.05.2024 09:39
Paylaş:
A+ A-

Onunla ilk karşılaşmamız komşunun bahçesindeydi . Minicik simsiyah bir yavruydu .Alnından başlayıp , burnunu da içine alarak aşağı doğru inen beyaz bir bölgesi olan başında , iki kara gözüyle sevimli sevimli bize bakıyordu…

Karabük Yenicedeydik. Orman İşletmesi lojmanlarında yaşıyorduk ve bu karşılaşma fabrika müdürünün evinin bahçesinde gerçekleşmişti. Müdürün çocuklarının köpeğiydi o. Kıskanç yapıda bir çocuk olmamama rağmen onları birazcık kıskanmışımtım!

Yakın bir zaman sonra fabrika müdürü tayin oldu gitti fakat çocukların ilgisi daldan dala çok çabuk geçiş yapar. Çocuklar anlarda yaşar. Esas olması gereken de budur fakat büyüdükçe uzun vadeli planlar yapmadan durmayız. Buna tamamen yanlış bir davranış da diyemeyiz. İstikbali oluşturmada bizim de az yahut çok bir payımız vardır kuşkusuz. Yine de plan yapmak anı yaşamayı engeller. Bizde o vakit çoçuktuk ve anlarda yaşıyorduk; yavru köpeği çoktan unutmuştuk . İlgimiz kimbilir nerelere kaymıştı. Çocuklardaki her duygu gibi kıskançlığımız da anlıkmış işte

Epey bir zaman sonra, kader yavrucuk köpekle karşılaştırdı bizi. Görür görmez tanıdık onu hemen. Çoğul konuşuyorum çünki ablamla birlikte bulmuştuk onu. Birazcık büyümüştü ama çok kötü görünüyordu. Bir deri bir kemik kalmış, tüyleri yer yer dökülmüş, var olanlarda cılızlaşıp derisine yapışmıştı. Kucakladık hemen ve doğruca bizim eve götürdük.

Annem kucağımızdaki köpek yavrusunu görünce şok oldu tabii. Uyuz bu köpek dedi, mümkün değil alamayız bunu dedi, ona dokunmayın dedi. Bizi banyoya soktu yıkadı, üstümüzü başımızı değiştirdi. Uyuz olmamızdan korktu ve onu almamak için çok direndi fakat bize söz kar etmiyirdu ki; uyuz muyuz biz seviyorduk onu. Öyleyse tek silahımızı kullanma vaktiydi şimdi, bizde kullandık onu. Annem.pes edene kadar ablamla birlikte iki gözümüz iki çeşme susmadık bir türlü..

Sonunda oldu, annem kıyamadı bize ama köpeğimiz iyileşen kadar dokunmamızı yasakladı…Artık o bizim köpeğimizdi. Bulunduğumuz yerde veteriner filan hak getire. Teşhisi annem koydu, tedaviyi de o belirledi. O zamanlar piyasada ddt ilacı vardı. Hemen her şeye o kullanılıyordu. Ddt çağındaydık, onunla yıkandı köpeğimiz. Neyse ki zehirlenmediği gibi iyileşti. Bu zirai ilaç daha sonra sağlığa olan zararları nedeniyle üretimden kaldırıldı.

Düzeldi , kendine geldi , güzelleşti . Kilolar aldı , kemikleri fark edilmez oldu . Olmayan yerlerde tüyler çıktı , deriye yapışık olanlar kabardı parladı; yakışıklı oldu . Uçkun koydum adını. O zamanlar koşarken uçuyorum gibi gelirdi bana. Sonuçta zayıf bir çocuk olarak, vücut yüzeyinin büyüklüğü ile ağırlık ters orantıydı ve sanırım uçma duygusunu oluşturmada bu sebep önemli bir etkendi. Ben koşarken hemen yanıma gelir o da benimle koşardı . Koşarken aşağı doğru duran kulakları havalanır , sallanırdı . Bu yüzden adı Uçkundu zaten . Köpek eğitmek kolay mıdır bilmiyorum ama eğitmekle ilgili hiç bir bilgimiz olmadığı halde istediğimiz birçok şeyi yapıyordu . Otur, kalk , koş , tut gibi komutları anında yerine getirirdi . Tembel miskin bir köpek değil tersine atik ve enerjikti.

Biz Uçkuna sahip olduğumuz için çok mutluyduk. O da sahibi iki küçük çocukla mutlu bir köpekti .Çok seviyorduk onu . Çocuklar sevgisini göstermekte kıtıpiyozluk yapmaz. Şımarır aman az seveyim demez. Ablamla bizse hiç demezdik çünki evde de bize verilen sevgide sınırlama yoktu ! Haliyle sevgiye boğduk köpeğimizi. O da aynı sevgiyi bize verdi . Bacaklarımızın dibinden ayrılmaz , uzaktan gördüğünde büyük bir hevesle bize koşardı. Okula giderken aklım onda kalırdı

Bir gün bizim de tayinimiz çıktı, başka diyarlara taşınmamız gerekti. Onu yanımızda götürmek için çok mücadele ettik fakat bu kez ne annemi, ne babamı razı edemedik. Maalesef ağlamamızda fayda etmedi ! Bırakıp gittik onu… Sonu iyi olmadı Uçkunumuzun. Bizden sonra işletmede kimse sahiplenmemiş onu.. Açlıktan komşunun koyununa saldırmış . Aç bıraktıkları için kimse kendini suçlamadığı gibi belediyeye şikayet etmişler . Ekipler gelmiş, arkadaşlarımız engel olmak istemiş fakat vurmuşlar onu !

Şimdi hatırladığımda, kaderinde hep terk edilmek varmış diyorum. İçim burkuluyor. Hayvanlar için de, bir kader var demekki ama kısırlaştırma gibi bir seçenek varken, bu bizler tarafından gerçekleştirilecek uyutma ile hayata son verme olmamalı. Uzunca bir süredir şehirlerdeki köpek popupasyonu çok arttı. Bu duruma gelene değin köpeklerin insanlara verdiği zarar belediyelere sürekli olarak bildirilmesine rağmen hiç bir kalıcı önlem maalesef alınmadı. Beş on sene evvel toplayabildikleri kadarını götürüp ormanlara bırakarak şehirler kontrol altına alınmak istendi. Çöplerden beslenmeye alışmış hayvanlar, dağların başında açlığa mahkum oldular. Yazımı sonlandırırken, bunca yıl sonra bir kez daha Uçkunuma selamımı gönderiyorum. 😔
Dyt.Güner Erbay ❤️