Eski çağlardan bugüne: Cüzzam Hastalığı

Yayın: 25.01.2024 12:11
Paylaş:
A+ A-

Bu yıl, 22-28 Ocak tarihleri arası “Dünya Cüzzam Haftası” olarak kabul edildi. Eskiden “kara veba” olarak da adlandırılan cüzzam, eski çağlardan günümüze ulaşan, tanımlanan bakteriyel bir bulaşıcı hastalık olduğu biliniyor. Bugün hala Hindistan, Güney Amerika ve Güneydoğu Asya’da bu hastalıktan izler görülmeye devam ediyor. Cüzzamın erken teşhis ve tedavi imkanları ise büyük ölçüde gelişmiş olmasına rağmen, bilinçlendirme ve eğitim çalışmalarının önemli bir parçası olarak Dünya Cüzzam Haftası, hastalığın farkındalığını artırmak ve toplumsal stigmatizasyonun önüne geçmek için içinde bulunduğumuz bu hafta, “Dünya Cüzzam Haftası” olarak anılmaya başlandı. İlk olarak Fransa ve Norveç ülkelerinde 1954 yılında kabul edilen cüzzam haftası, dünyaya dağıldı.

“Halk arasında Cüzzam adıyla da bilinen Lepra veya Hansen hastalığı, Mycobacterium leprae tarafından oluşturulan, başta deri ve sinir sistemi olmak üzere, tüm organ ve sistemleri etkileyebilen, bulaşıcı bir enfeksiyon hastalığıdır. Tarih boyunca bu hastalığı taşıyan kişiler toplum dışına itilmiştir.

Günümüzde ise dünyanın geri kalmış ülkelerinde, açlık, yoksulluk, yaşam ve temizlik koşullarının kötülüğü, sağlık hizmetlerinden yeterince yararlanamama, iyi beslenememe, aşırı üreme, iç savaşlar ve sürekli göçler gibi nedenlerle cüzzam (Lepra) hastalığı tamamen yok olmuş değildir.

Cüzzam Türleri; Cüzzam hastalığı, vücudun direncine bağlı olarak birbirinden ayrılan iki ana tip ve iki ara tip olarak sınıflandırılır. Ana tipler Lepramatöz ve Tüberküloit tip, ara tipler ise Borderlein ve İndetermine tip cüzzamlardır.

LEPRAMATÖZ TİP CÜZZAM

Cüzzamın en kötü tipidir. Vücut direnci tamamen hasarlıdır. Hastalık etkeni basiller çok sayıda ve etkindirler. Küçük, çok sayıda ve gövdede simetrik olarak yayılmış, sınırları keskin olmayan, parlak bakır kırmızısı renginde lekeler söz konusudur. Bu lekelerin olduğu deri bölgeleri zamanla duyu kayıplarına uğrarlar. Yüz, ense, memebaşı ve üreme organlarında yerleşen, leprom adı verilen sert şişlikler belirir. Yüzde, yerleştiklerinde arslan yüzü denilen yüz görünümünü ortaya çıkarırlar. Lepromlar ayrıca semer burun denilen burun çöküntüsüne, damak delinmesine, göz kapaklarının düşmesine, ses kısıklığına, parmakların kendiliğinden kopmasına da yol açarlar. Lepromlar iyileşecek olurlarsa mutlaka yerlerinde iz bırakırlar. Bu tip cüzzamda sinirler görece daha az etkilenirler. Fakat iç organlardaki rahatsızlıklar daha sık görülür. Karaciğer tahrip olabilir, testisler etkilenerek kısırlık ortaya çıkabilir, kemikler etkilenerek derin kemik tahribatları gelişebilir, göz etkilenerek körlük ortaya çıkabilir.

TÜBERKÜLOİT TİP CÜZZAM

Bu tür cüzzam çoğunlukla çevresel sinir sistemini etkiler. Yüz felci meydana gelebilir. El kaslarına gelen bazı sinirlerin felci sonucu pençe el görünümü ortaya çıkar. Duyu sinirlerinin felci sonucu ısı temas ve ağrı hislerinin ortadan kalkması söz konusudur. Terbezleri de çalışamadığından deride kuruluk giderek artar ve deri dökülmeye başlar. Bu sinirlerle ilgili belirtilerden başka deride dağınık olarak birkaç tane küçük leke bulunabilir

BORDERLEİN TİPİ CÜZZAM

Lepramatöz ve Tüberküloit tipler arasında bir tiptir. Gelişim olarak iki tipten birisine daha yakın olur. Hangi tipe doğru gidiyorsa o tipin özellikleri daha belirgin olmaktadır.

İNDETERMİNE TİP CÜZZAM

Genellikle bir tek leke şeklinde kendisini gösterir. His bozukluğu da gösteren bu leke etrafa doğru yayılabilir veya ortası iyileşebilir.

Cüzzam Hastalığının Belirtileri Nelerdir?

  • Vücutta, zamansız oluşan kepeksiz ve yuvarlak olmayan lekelerin belirmesi ve zaman zaman kaşıntı yapması
  • Sık sık tekrarlayan burun kanamaları ve burun tıkanıklıkları
  • Kol ve bacak sinirlerinde ağrıların başlaması ve el parmaklarının (4. ve 5.) içe doğru bükülme, eğilme göstermesi
  • Alt göz kapaklarının hareketsiz duruma geçmesi ve kapanmaması durumu
  • Dizlerde ve dirseklerde yara izleri
  • Yüz bölgesinde oluşan ödem

Hastalığın Tedavisi

İlk teşhis çok önemlidir ve doğru teşhis sonrası tedavi mümkündür. Teşhis gecikmiş ve hiç tedavi görmemiş hastalarda 10-20 sene sonrası sakatlıklar ve vücutta dökülmeler baş göstermeye başlar. Tedavi süreci önemlidir ve en az 3 ilaç şeklinde kombine bir tedaviye başvurulur. Kısa zamanda hastalık sorunsuz şekilde tedavi edilebilir.

Lepralı hastalar bizim toplumumuzun insanlarıdır. Onlarla ilişkiyi kesmek onları toplum dışına itmek yerine, ihtiyaçları olan anlayışı, yakınlığı, destek ve sevgiyi göstermek önde gelen vatandaşlık görevidir. Lepra hastalığına karşı toplum tarafından oluşmuş yanlış inanışların önlenmesi ve erken teşhis edilmesini sağlamak amacıyla her yıl Ocak ayının son pazar günü Dünya Cüzzam Günü ve Ocak ayının son haftası Dünya Cüzzam Haftası olarak kabul edilmiştir.”

Dünyadaki cüzzam hastalarının büyük bölümü Güneydoğu Asya, Afrika ve Batı Pasifik bölgesinde yer alıyor. 2020’de dünya genelinde 8 bin 629’u 15 yaş altında toplam 127 bin 558 yeni cüzzam vakası tespit edilirken, vakaların önemli bir bölümü Brezilya, Hindistan ve Endonezya’dan bildirildi. Türkiye’de ise 500 civarında cüzzam hastası olduğu öğrenildi. Bu hastalık uzun süre hapşırık ve öksürükle solunum yoluyla bulaşabilirken, en fazla ve en hızlı temas yoluyla geçmektedir. Türkiye’de cüzzam hastalarının tedavi ve takipleri, deri ve zührevi hastalıklar kliniklerinde yapılıyor. Hastalığın tedavisinde kullanılan ilaçlar Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) ile iş birliği içerisinde Sağlık Bakanlığı tarafından ücretsiz karşılanıyor.

Haberde İl Sağlık Müdürlüğü’nün bilgilerinden yararlanılmıştır. (Esra Oğuzkağan Özkan)

Görüş Bildir

Gönderdiğiniz yorum moderasyon ekibi tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır.

Türkiye’nin ilk Sosyal Bilimler Festivali “Sosyalfest” başladı

Yayın: 02.03.2024 18:49
Paylaş:
A+ A-

Karabük Üniversitesinin ev sahipliği yaptığı Türkiye’nin ilk ulusal ve uluslararası Sosyal Bilimler Festivali (Sosyalfest) başladı.

“Türkiye Yüzyılı için harekete geç, Sosyalfest ile gelişime öncülük et” sloganıyla Türkiye’nin milli sosyal bilimler hamlesinin oluşumuna katkı sunmak amacıyla düzenlenen Sosyalfest’in açılışında halk oyunları gösterisi sergilendi.

Saygı duruşunda bulunulması ve İstiklal Marşı’nın okunmasının ardından Sosyalfest’in tanıtım videosu gösterildi, Safranbolu Fethi Toker Güzel Sanatlar ve Tasarım Fakültesi öğretim üyelerinden oluşan koro Türk Halk Müziği dinletisi sundu.

Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi Devlet Konservatuarı korosu da İletişim Başkanlığınca düzenlenen 100. Yıl Marşı Yarışması’nda birinci seçilen eseri seslendirdi.

Programda konuşan Karabük Valisi Mustafa Yavuz, Cumhuriyet’in ikinci yüzyılında bilimde, teknolojide ve sosyal bilimlerde eş zamanlı ilerleme sağlamayı amaçlayan bir vizyon belirlendiğini söyledi.

Bu vizyonla Türkiye’yi daha güçlü, daha rekabetçi ve daha adil bir geleceğe taşımayı, sürdürülebilir bir gelecek inşa etmeyi hedeflediklerini belirten Yavuz, “Bu hedef doğrultusunda yol alırken 21. yüzyılın getirdiği teknolojik ve bilimsel gelişmelere, TEKNOFEST gibi dinamik etkinliklerle ve gençlerimizi geleceğin teknoloji liderleri olarak yetiştirme misyonumuzla ülkemizin dijital dönüşümüne çağa uygun olarak hizmet ediyoruz.” dedi.

Yavuz, Türkiye’nin yazılım, savunma sanayi ve uzay teknolojileri gibi alanlardaki dikkati çeken başarılarının, stratejik ortaklıkların oluşturulmasına zemin hazırlayarak Türkiye’nin küresel liderlik rolünü güçlendirdiği bilinciyle hareket ettiklerini ifade ederek, “Bugün bir araya geldiğimiz bu önemli platformda, Teknofestlerin yarattığı heyecan ve başarıyı, sosyal bilimler alanında da sağlayarak milli muharip uçağımız KAAN ile gökyüzüne bıraktığımız izin aynısını ‘Milli Sosyal Bilimler Hamlesi’ Sosyalfest ile milletimizin ve uluslararası camianın zihnine kazımayı hedefliyoruz.” diye konuştu.

Karabük Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Fatih Kırışık da Sosyalfest kapsamında 35 üniversite ile kurumsal paydaşlık protokolü yaptıklarını kaydetti.

Gençlerin en önemli gücünün, hayal güçlerini sınırlardan kurtarıp serbestçe hayal edebilme, özgürce düşünebilme becerilerini geliştirmelerinden geçtiğini vurgulayan Kırışık, “Biz bu yolu Sosyalfest ile sonuna kadar açmak istiyoruz. Yeni bir sosyal model üretmek isteyene destek olmak istiyoruz. Bu kültürü bütün kurumlarımızın, üniversitelerimizin, milletimizin ve devletimizin desteğiyle bütün ülkede yaymak ve yaygınlaştırmak istiyoruz.” ifadelerini kullandı.

Kırışık, Sosyalfest’in ikincisini eylül ayında Ankara’da, üçüncüsünü ise yurt dışında “Türk dünyası”nda yapmayı hedeflediklerini dile getirdi.

Festivalin açılışına, AK Parti Karabük Milletvekili Durmuş Ali Keskinkılıç, Karabük Belediye Başkanı Rafet Vergili, Cumhuriyet Başsavcısı Koray Kesgin, Safranbolu Belediye Başkanı Elif Köse, 14 üniversitenin rektörü, akademik personel, kurum müdürleri, siyasi parti temsilcileri, öğrenciler ve davetliler katıldı.

Program kapsamında Sağlık Bilimleri Fakültesinin önünde oluşturulan “Sosyalfest Yolu” açıldı.

Protokol üyeleri ile katılımcılar, kurulan stantları gezdi.

50 gelişim atölyesinin de bulunduğu, sergiler, şiir dinletileri, tiyatro gösterimleri, okçuluk, kukla gösterileri, spor müsabakaları, söyleşiler, atölye çalışmaları gibi etkinliklerin yer aldığı festival yarın sona erecek.