Hulusi Yazıcıoğlu’nun Tarih Anlayışı Ve Araştırmaları Hakkında Bir Yorum Denemesi(3)

Hulusi Yazıcıoğlu’nun Tarih Anlayışı Ve Araştırmaları Hakkında Bir Yorum Denemesi(3)

Yayın: 27.05.2015 08:38
Paylaş:
A+ A-

Rahmetli Hulusi Yazıcıoğlu’nun Safranbolu’ya ilişkin yazdığı üç kitabın ikisinin belgeler ve kaynaklar adıyla yayımlanmış olması eldeki tapuları muhafaza etmeye ve bunları gelecek kuşaklara aktarmaya yönelik kültürel çaba ve aydın sorumluluğudur..
O nedenle Hulusi Yazıcıoğlu kanımca bu çalışmalarıyla yerel tarih çalışmalarının sınırlarını zorlamış, ona yeni bakış açıları ve felsefi unsurları kazandırmıştır.
Bu modele uygun olarakta Türk tarihçiliğinin pek alışık olmadığı usulleri yerel tarih araştırmacılığında kullanmıştır.
Bu usul nedir diye soracak olursanız Onomastika yani yer ve kişi adlarına dayanarak, belgelerin olmadığı bir zaman aralığında tarihsel bütünlüğü bozmadan onu açıklayıcı ve tamamlayıcı kaynakları tarihin hizmetine sunmak.
Yer adları(toponomi) ve kişi adları bilimini(antroponimi) kullanarak tarihe yardımcı olma düşüncesi Türk tarihçilerinin henüz kullandıkları bir yöntem olmaması dolayısıyla Hulusi Yazıcıoğlu’nun önemi bu noktada ön plana çıkmaktadır.
Yer adlarından yola çıkarak Anadolu’nun Türklüğünü ya da Türkleştiğini kanıtlamak bu konuda yapılacak yerel tarih çalışmalarına örneklik yapmak, Hulusi Yazıcıoğlu’nun çalışmalarında en önemli hedefi oluşturmuştur.
Bu tür çalışmalara başlanırken sorulacak en önemli soru şu olmalıdır?
“İlkçağdan itibaren Anadolu’nun en eski halkı Türklerden mi oluşmaktadır?”
Hulusi Yazıcıoğlu araştırma alanına giren Kuzey Anadolu(Karadeniz) tarihi için bu soruya ;”evet bu yörenin en eski halkı Türklerden oluşmakta demekte ve bu noktada kendi düşüncelerini destekleyen Prof.Dr.Vecihe Hatipoğlu’nun 10 Mart 1984 tarihinde Cumhuriyet gazetesinde konuya ilişkin bir makalesini referans(kaynak) göstererek şunları söylemektedir:
”Son yıllarda M.Ö. 1300 yılı dolaylarında Kuzey Anadolu’da bir devlet kurmuş olan Gaska’ların(Kas, Gaska, Gas)”Türk”oldukları yolunda ilginç ve bilimsel açıdan son derece inandırıcı kanıtlara dayanan bir tez ortaya atılmıştır. Sayın yazarın makalesinde belirttiği veriler, tezin doğruluğunda kuşkuya yer vermeyecek niteliktedir. Yazara göre Kaskalarla İran’da yaşayan Kaşgay Türkmenleri aynı topluluk olup(…)Kastamonu ilimizin adındaki “Kas” öneki de onların kavim adından gelmektedir. Kastamonu adı konusundaki bu görüş çok önceleri de merhum Talat Mümtaz Yaman tarafından ileri sürülmüştür.
Böyle bir soru ile tarih araştırmasına başlamak neden önemlidir?
Ülkenin bütünlüğünü hedef alan zararlı akımlar karşısında bunları etkisiz kılmak için tarih bilincine sahip olmak gerekir.
Tarih bilincine sahip olmak ülkenin bütün değerlerine sahip çıkmakla başlar.
Bunun için üzerinde yaşadığımız bu toprakların geçmişi bilinecek, kitleler bilinçlendirilecek, bu bilinç gelecek kuşaklara aktarılacak, böylece psikolojik savunma mekanizmaları oluşturulacaktır.
Buna yönelik dış saldırılar ve sızmalar karşısında bürokratik mekanizmaların aldığı önlemler yetersiz kalmaya mahkûmdur. Mekanik anlamda alınmış kararlarla bu tehlikelerin önüne geçmek mümkün değildir. Hatta bu noktada karar alma yetkisine sahip merciler bir gün gelecek ve zorluklar karşısında yılgınlık göstererek, ”herkes ne hali varsa görsün “demeyecek midir?
Bu durumda bireyleri dış etkilere karşı psikolojik eziklik içinde bulunmayan, zararlı etkiler karşısında tarih bilincine sahip olan bireyler ve bu bireylerin oluşturduğu toplumlar ayakta kalmayı başaracaktır. Herkes bilir ki, tarih bilincine sahip toplumun üyeleri, zoraki bir çaba göstermeksizin bu husustaki olumsuzlukları etkisiz kılacak kendiliğinden bir dirence sahiptir. Bu direnç yoksa devletçe yani alınan bürokratik önlemlerle ülke bütünlüğünü tehlikeye düşürebilecek zararlı sızmaları etkisiz kılmak olanaklı görünmemektedir.
Bu durumu kavramak için Osmanlı Devletinin son döneminde yaşanan olaylara bakmak düşünce sahibi olmak açısından yeterli olacaktır.
Hulusi Yazıcıoğlu’na göre; zararlı akımlara karşı kendiliğinden dirençli bir toplum oluşturulmasında ülkedeki aydınlara büyük görevler düşmektedir…
Türk aydının başı dik ve aşağılık duygularından arınık olmalıdır.
Topluma yön verme noktasında önemli durumda bulunan Türk aydının bir kesiminin önyargıların yarattığı psikolojik eziklikle olumsuzluklar karşısında duyarsızlık göstermesi hele hele yılgınlık göstermesi affedilir bir durum değildir.
Bazı aydınlarda görülen bu eziklik ve aşağılık kompleksinin en tehlikeli yanı kitleleri dış etkiler karşısında dirençsiz bırakmasıdır.
Uygarlığın vazgeçilmez koşulları diye ülke bütünlüğünü bozacak sözüm ona değerlerin evrensel değerler kisvesi altında kabul edilmesi, ettirilmesi bu ülkenin gerçekleriyle bağdaşan bir tutum olmamaktadır.

Görüş Bildir

Gönderdiğiniz yorum moderasyon ekibi tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır.

Giresun’da bayramlaşma programı düzenledi

Anadolu Ajansı
Yayın: 20.06.2024 00:52
Paylaş:
A+ A-

GİRESUN (AA) – Giresun İş İnsanları ve Bürokratları Derneğince (GİRİB) bayramlaşma programı gerçekleştirildi.

Giresun Kalesi'ndeki belediyeye ait sosyal tesiste organize edilen programa, AK Parti Giresun Milletvekili Ali Temür, Giresun Belediye Başkanı Fuat Köse, GİRİB Başkanı Kemal Tokmak, siyasi parti ve sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri, bürokratlar ve iş insanları katıldı.

Herkesin bayramını kutlayan Tokmak, yedincisini düzenlendikleri programa katılanlara teşekkür etti.

Katılımın geniş olmasından duyduğu memnuniyeti dile getiren Tokmak, ilerleyen yıllarda programı daha geniş kitlelere yayarak devam ettirmek istediklerini kaydetti.