Karabük Ağız ve Diş Sağlığı Hastanesi’nde Ultrasonografi Uygulaması Başlıyor

Karabük Ağız ve Diş Sağlığı Hastanesi’nde Ultrasonografi Uygulaması Başlıyor

Yayın: 25.04.2022 15:12
Paylaş:
A+ A-

Karabük Ağız ve Diş Sağlığı Eğitim ve Araştırma Hastanesi Başhekimi Doç.Dr.Taylan Çebi, bölge genelinde ilk kez radyolojik tetkik işlemi olan Ultrasonografi uygulamasının bayram sonrası hizmete başlayacağı müjdesini verdi.
Başhekim Doç.Dr. Çebi, ultrasonografi cihazın Bakanlığa bağlı ağız ve diş sağlığı merkezlerinde ve hastanelerinde bulunmadığını ifade ederek, “ Yani aslında bir nevi bakanlığa bağlı hastaneler arasında Türkiye’de bir ilki Karabük’te hizmete sunuyoruz. Bu hizmetimizle beraber daha nitelikli teşhis ve ileri düzey tedavilerimizde kalite farkımız doğacaktır. Ultrasonografi (USG); yumuşak doku kitlelerini incelemede yararlı bir tanı metodudur. Ultrasonografide görüntüler insan kulağının işitemeyeceği yüksek frekansa sahip ses dalgalarıyla oluşturulur. Ultrasonografinin, eş zamanlı görüntülemeye imkan vermesi, taşınabilir olması, radyasyon içermemesi, non-invaziv olması ve metal artefaktlarından etkilenmemesi gibi birçok avantajları vardır. Ultrasonografi diş hekimliğinde birçok alanda kullanılabilir; tükürük bezi hastalıklarının teşhisi ve değerlendirilmesi, servikal lenfadenopati, çeşitli yumuşak doku kitleleri, çiğneme ve boyun kaslarının değerlendirilmesi, maksillofasiyal kırıklar , periapikal lezyonlar, temporomanbular eklem (çene eklemi) hastalıkları , dil kanserlerinin tespiti, dental dokuların çürük, çatlak ve fraktürlerinin değerlendirilmesi, özellikle ağız içi yaklaşımla oral mukozanın ve çeşitli yumuşak doku lezyonlarının incelenmesi, diş kaynaklı oluşan apselerin ve selülitlerin değerlendirilmesi, ameliyatlar sonrası meydana gelen postoperatif ödem ve hematomun, kist ve tümör gibi kemik içi patolojilerin değerlendirilmesi gibi birçok alanda kullanımı mevcuttur.
Bu hizmetimizin de tüm Karabük’lü hemşehrilerimize, bölge halkımıza ve ülkemize hayırlı uğurlu olmasını dilerim. Hizmet kalitemizi arttırarak daha nice ilklere imza atarak vatanımıza ve milletimize hizmet etme misyonumuzu devam ettireceğiz. Bu cihazın hastanemizde işler hale gelmesinde emeği ve desteği olan Karabük Eğitim ve Araştırma Hastanesi idaresine teşekkür ediyorum” dedi. (İHA)

Görüş Bildir

Gönderdiğiniz yorum moderasyon ekibi tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır.

Güven Hastanesi’nden “Avrupa’nın obezite oranı en yüksek ülkesi Türkiye” değerlendirmesi

Anadolu Ajansı
Yayın: 19.05.2024 00:48
Paylaş:
A+ A-

İSTANBUL (AA) – Güven Hastanesi Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Bölümü'nden Doç. Dr. İbrahim Demirci, 18 Mayıs Avrupa Obezite Günü kapsamında, Dünya Sağlık Örgütü'nün obeziteye ilişkin son verilerini değerlendirerek uyarılarda bulundu.

Hastaneden yapılan açıklamada görüşlerine yer verilen Demirci, obezite ve obeziteyle ilişkili hastalıkların her yıl katlanarak arttığını belirtti.

Demirci, özellikle çocuklarda obezite sıklığının erişkinlere göre daha hızlı arttığına dikkati çekerek, şunları kaydetti:

“Henüz toplum olarak sağlıklı yaşam için beslenmenin ve egzersizin önemini tam kavrayamadık. Genel olarak, yüksek kalorili besleniyoruz. Yemek yemek bizim için hobi ve eğlence niteliğinde. Arkadaşlarımızla, dostlarımızla buluştuğumuzda planlarımızı yemek üzerine kuruyoruz. Vakit geçirirken, yemek yemeyi seviyoruz. Seçeneklerimiz arasında birlikte yürüyüş yapmak çok fazla tercih edilmiyor. Hala, toplumumuzun bazı kesimlerinde kilolu insanların daha sağlıklı olduğu düşünülmekte. Kültürün, geleneklerin ve adetlerin etkisiyle toplumumuz yemekle arasına mesafe koyamıyor.

– Endokrin bozucu kimyasallar obeziteye yol açıyor

Son zamanlarda tüm dünyada miktarı artan endokrin bozucu kimyasalların da obeziteyi tetiklediğini vurgulayan Demirci, işlenmiş ve hazır gıdalar konusunda uyarılarda bulundu.

Demirci, endokrin bozucu maddeler arasında, solunan hava, içilen su ve yenilen gıdalarla vücuda giren ve biriken, endokrin sistemini olumsuz etkileyen ve bu etkilerini nesilden nesile aktarabilen kimyasal maddeler olduğuna işaret ederek, “Endokrin bozucu kimyasallardan tamamen uzak kalmak mümkün olmasa da sağlıklı ürünler tüketerek ve hayatımızda plastik kullanımını minimuma indirerek en azında bu zararlı kimyasallara maruziyetimizi elimizden geldiğince azaltmamız gerekiyor.” tavsiyesinde bulundu.

Obezite sıklığının tüm dünyada hızla artığına ve son 20 yıldır obezite artışını durdurabilen bir ülke olmadığına vurgu yapan Demirci, eğer obezite sıklığındaki artış önlemez ise 2035'te dünya nüfusunun yarısından fazlasının kilo fazlalığı ve yarattığı sorunlarla karşı karşıya kalacağını ifade etti.

– “Obezite artış hızı 5-19 yaş arası çocuk ve gençlerde, erişkinlere göre neredeyse 2 kat daha yüksek”

Demirci, sağlık verilerine bakıldığında durumun iç açıcı olmadığının altını çizerek, “Yıldan yıla daha kötüye doğru gidiyor. Dünya Sağlık Örgütü 2023 verilerine göre tüm dünyada obezite sıklığı yüzde 14 civarında. Bu yüzdeye, kilo fazlalığı olanları da eklediğimizde yüzde 38'e ulaşıyor. Artış hızı durdurulamaz ise 2035'te dünya nüfusunun yarıdan fazlası kilo fazlalığıyla mücadele etmek zorunda olacak. Ayrıca dikkat çekmek istediğimi önemli bir nokta, obezite artış hızı 5-19 yaş arası çocuk ve gençlerde, erişkinlere göre neredeyse 2 kat daha yüksek. Çocukluk çağı obezitesi de günümüzde bir tehlikeli boyuta ulaşmış durumda.”

Türkiye açısından durumun biraz daha ciddi boyutta olduğuna vurgu yapan Demirci, “Türkiye İstatistik Kurumu 2022 verilerine göre ülkemizde kilo fazlalığı yüzde 35.6, obezite sıklığımız ise yüzde 20.2. Verilere göre Avrupa'nın obezite oranı en yüksek ülkesiyiz.” bilgisini paylaştı.

Obeziteye karşı başarılı mücadele etmek için farkındalığın artması gerektiğini belirten Demirci, obeziteyle mücadelenin “ülke politikası” olarak benimsenmesi ve sosyal yaşamın sağlığını ön planda tutacak şekilde düzenlenmesi gerektiğine dikkati çekti.