Karabük Oy Vereceği İsimleri Bekliyor

Karabük Oy Vereceği İsimleri Bekliyor

Yayın: 16.09.2015 10:51
Paylaş:
A+ A-

Karabük seçmeni ve Siyasi Parti Yöneticileri,Cuma günü saat 17.00 yi bekliyorlar ve bu saatte Yüksek Seçim Kurulu’na teslim edilecek olan Milletvekili Listelerinde kimler yer alacağı konunda büyük bir merak ve heyecan olduğu gözleniyor.

CHP Karabük Milletvekili Aday/Adaylığı için toplam iki ismin başvuru yaptığına işaret edilirken,CHP Karabük Milletvekili Listesinin birinci sırasında,İl eski Başkanı Avukat Erdoğan Dinçel’in yer almasına Parti çevrelerinde,hemen herkes, kesin gözü ile bakıyor.İkinci sıraya ise Eğitimci Gülsüm Beniç’in getirilmesi ise kaçınılmaz olarak görülüyor.

AK Parti çok sayıda Milletvekili Aday/Adayına sahip bir Parti olarak nasıl bir liste ile seçmen karşısına çıkacağı noktasında,en küçük bir bilgi sızdırmıyor ve bu arada AK Parti Büyük Kongresi’nde yeniden Genel Başkan Yardımcılığı görevine seçilen Mehmet Ali Şahin’in Karabük Adayı olup/olmayacağı hususunda en küçük bir bilgi verilmiyor.

AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Mehmet Ali Şahin’in Karabük Adayı olması halinde ikinci sıraya kimin getirilebileceği hususunda çok çeşitli tahminler yürütülüyor.Eğer Genel Başkan Yardımcısı Mehmet Ali Şahin Karabük Adayı olmazsa “İiki yeni isim ile yola çıkılması ihtimalinin çok güçlü olduğu yolunda..” bilgiler veriliyor.

AK Parti kulislerinde Ahmet Erorhan,Prof.Dr.Burhanettin Uysal, Mehmet Ceylan,Muzaffer Atılkan, isimlerinin çok öne çıktığı hususunda bilgiler veriliyor ve Teşkilatların bu i simlerin üzerinde durduğuna özenle dikkat çekiliyor.

MHP Çok sürprizli bir Milletvekili Listesi ile seçmen karşısına çıkabilir şeklinde bir beklenti yaratıldı ve bu konuda “Süresi içinde Aday/Adaylığı için başvuru yapmamış bir ismin MHP Genel Merkezi’ne şiddetle tavsiye edilmesi ile..” çok önemli bir gelişmenin başladığına dikkat çekiliyor.MHP içinde “Sürpriz bekleyenlerin,yeni ortaya atılan ismin Milletvekili listesinin birinci sırasında yer alması ihtimalinin güçlü olduğuna işaret etmeleri..” önemli bir gelişme olarak gösteriliyor.

Siyaset Dünyası Milletvekili Aday Listelerini merak ve heyecanla beklerken,seçmenlerde “Kimlere oy vereceğiz acaba..” gibi bir beklenti ile Cuma günü saat 17.00 yi merak ve heyecanla bekliyorlar.

2 kişi görüş bildirdi

  1. HASAN HÜSEYİN

    CHP’de Erdoğan Dinçel’in birinci sırası kesinse, neden bir çalışma yok. 7 Haziran’da yapılan hata yeniden mi yaşanacak? Adaylık kesinse, dur durak bilmemeli. Karabük’ün altı üstüne getirilmeli. Örgütler şahlandırılmalı.

  2. chp li

    Erdoğan bey önceki seçimde çalışılmışmı sorun bakalım.

Görüş Bildir

Gönderdiğiniz yorum moderasyon ekibi tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır.

Güven Hastanesi’nden “Avrupa’nın obezite oranı en yüksek ülkesi Türkiye” değerlendirmesi

Anadolu Ajansı
Yayın: 19.05.2024 00:48
Paylaş:
A+ A-

İSTANBUL (AA) – Güven Hastanesi Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Bölümü'nden Doç. Dr. İbrahim Demirci, 18 Mayıs Avrupa Obezite Günü kapsamında, Dünya Sağlık Örgütü'nün obeziteye ilişkin son verilerini değerlendirerek uyarılarda bulundu.

Hastaneden yapılan açıklamada görüşlerine yer verilen Demirci, obezite ve obeziteyle ilişkili hastalıkların her yıl katlanarak arttığını belirtti.

Demirci, özellikle çocuklarda obezite sıklığının erişkinlere göre daha hızlı arttığına dikkati çekerek, şunları kaydetti:

“Henüz toplum olarak sağlıklı yaşam için beslenmenin ve egzersizin önemini tam kavrayamadık. Genel olarak, yüksek kalorili besleniyoruz. Yemek yemek bizim için hobi ve eğlence niteliğinde. Arkadaşlarımızla, dostlarımızla buluştuğumuzda planlarımızı yemek üzerine kuruyoruz. Vakit geçirirken, yemek yemeyi seviyoruz. Seçeneklerimiz arasında birlikte yürüyüş yapmak çok fazla tercih edilmiyor. Hala, toplumumuzun bazı kesimlerinde kilolu insanların daha sağlıklı olduğu düşünülmekte. Kültürün, geleneklerin ve adetlerin etkisiyle toplumumuz yemekle arasına mesafe koyamıyor.

– Endokrin bozucu kimyasallar obeziteye yol açıyor

Son zamanlarda tüm dünyada miktarı artan endokrin bozucu kimyasalların da obeziteyi tetiklediğini vurgulayan Demirci, işlenmiş ve hazır gıdalar konusunda uyarılarda bulundu.

Demirci, endokrin bozucu maddeler arasında, solunan hava, içilen su ve yenilen gıdalarla vücuda giren ve biriken, endokrin sistemini olumsuz etkileyen ve bu etkilerini nesilden nesile aktarabilen kimyasal maddeler olduğuna işaret ederek, “Endokrin bozucu kimyasallardan tamamen uzak kalmak mümkün olmasa da sağlıklı ürünler tüketerek ve hayatımızda plastik kullanımını minimuma indirerek en azında bu zararlı kimyasallara maruziyetimizi elimizden geldiğince azaltmamız gerekiyor.” tavsiyesinde bulundu.

Obezite sıklığının tüm dünyada hızla artığına ve son 20 yıldır obezite artışını durdurabilen bir ülke olmadığına vurgu yapan Demirci, eğer obezite sıklığındaki artış önlemez ise 2035'te dünya nüfusunun yarısından fazlasının kilo fazlalığı ve yarattığı sorunlarla karşı karşıya kalacağını ifade etti.

– “Obezite artış hızı 5-19 yaş arası çocuk ve gençlerde, erişkinlere göre neredeyse 2 kat daha yüksek”

Demirci, sağlık verilerine bakıldığında durumun iç açıcı olmadığının altını çizerek, “Yıldan yıla daha kötüye doğru gidiyor. Dünya Sağlık Örgütü 2023 verilerine göre tüm dünyada obezite sıklığı yüzde 14 civarında. Bu yüzdeye, kilo fazlalığı olanları da eklediğimizde yüzde 38'e ulaşıyor. Artış hızı durdurulamaz ise 2035'te dünya nüfusunun yarıdan fazlası kilo fazlalığıyla mücadele etmek zorunda olacak. Ayrıca dikkat çekmek istediğimi önemli bir nokta, obezite artış hızı 5-19 yaş arası çocuk ve gençlerde, erişkinlere göre neredeyse 2 kat daha yüksek. Çocukluk çağı obezitesi de günümüzde bir tehlikeli boyuta ulaşmış durumda.”

Türkiye açısından durumun biraz daha ciddi boyutta olduğuna vurgu yapan Demirci, “Türkiye İstatistik Kurumu 2022 verilerine göre ülkemizde kilo fazlalığı yüzde 35.6, obezite sıklığımız ise yüzde 20.2. Verilere göre Avrupa'nın obezite oranı en yüksek ülkesiyiz.” bilgisini paylaştı.

Obeziteye karşı başarılı mücadele etmek için farkındalığın artması gerektiğini belirten Demirci, obeziteyle mücadelenin “ülke politikası” olarak benimsenmesi ve sosyal yaşamın sağlığını ön planda tutacak şekilde düzenlenmesi gerektiğine dikkati çekti.