Malatya’da deprem: 2 kişi hayatını kaybetti, 140 kişi yaralandı

Yayın: 01.02.2024 13:55
Paylaş:
A+ A-

AFAD, Malatya’nın Yeşilyurt ilçesinde dün meydana gelen 5,6 büyüklüğündeki artçı depremde 2 kişinin yaşamını yitirdiğini, 140 kişinin yaralandığını açıkladı.

Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığının (AFAD) internet sitesinde yer alan bilgiye göre, merkez üssü Malatya’nın Yeşilyurt ilçesinde dün saat 12.04’te 5,6 büyüklüğünde sarsıntı kaydedildi. Çevre illerde de hissedilen deprem, 6,96 kilometre derinlikte gerçekleşti.

Deprem, Malatya’nın yanı sıra Kahramanmaraş, Gaziantep, Adıyaman ve Şanlıurfa gibi civar illerde de hissedildi.

Depremin etkisiyle Malatya’daki hasarlı bazı binalarda da göçük oluştuğu öğrenildi. Öte yandan sarsıntının ardından vatandaşların meydanlara toplandığı görüldü.

2 kişi hayatını kaybetti, 140 kişi yaralandı

AFAD’dan yapılan açıklamaya göre, merkez üssü Malatya’nın Yeşilyurt ilçesi olan artçı depremde enkazlardan 32 kişi kurtarıldı.

Artçı depremde 2 kişi hayatını kaybetti, 12’si ağır olmak üzere 140 kişi yaralandı, 40 kişinin tedavisi devam ediyor.

Yıkılan 31 binanın 7’sinde yürütülen arama kurtarma çalışmaları tamamlandı.

Arama kurtarma çalışmaları 650 kişinin yer aldığı ekiplerle sürüyor.

Enkazdan baba ile kızı kurtarıldı

depremde yıkılan Şeyh Bayram Mahallesi Destek Sokak’taki binanın enkazında arama kurtarma çalışması yapıldı.

AFAD, UMKE, itfaiye, asker ve arama kurtarma ekiplerinin yaptığı çalışma sonucunda Aziz Deliktaş ve kızı Şeyma Deliktaş kurtarıldı.

Baba ve kızı ambulansla hastaneye kaldırıldı.

Aziz ve Şeyma Deliktaş’ın evlerine eşya almak için girdikleri öğrenildi.

Apartmanın önündeyken bina yıkıldı

Görgü tanıklarından Rüzgar Mehmet Bilici, Kahramanmaraş merkezli depremlerde kendisinin, kızının ve akrabalarının evinin yıkıldığını, deprem sonrasında Ankara’ya gittiğini, bugün de kente döndüğünü anlattı.

Kayınbabasının hasar gören evine bakmak istediklerini, bu sırada Yılmaz Deliktaş ve Şeyma Deliktaş’ın eve girdiğini dile getiren Bilici, “Girmeyin dedik, zaten 3 saniye sürdü. Apartmanın önündeydim. O sırada birden bina yıkıldı. Bağırdım ama yapacak bir şey yok. Allah devletimizden de milletimizden de razı olsun. ‘Devlet yok, yardım etmiyor’ diyorlar ya, nankörler. Devletimiz de milletimiz de var, burada.” dedi.

AFAD Başkanı Sezer: Enkaz’dan 32 kişi kurtarıldı

AFAD Başkanlığında basın toplantısı düzenleyen AFAD Başkanı Yunus Sezer, depremin ardından ekiplerin helikopterlerle olay bölgesine sevk edildiğini belirterek, “Maalesef depremde 1 kişi hayatını kaybetti” diye konuştu.

Sezer, arama kurtarma çalışmalarının özellikle 5 binada yoğun şekilde devam ettiğini bildirerek, “Kahramanmaraş merkezli depremlerden itibaren neredeyse üç dakikada bir artçı sarsıntıyla karşı karşıya kalıyoruz. Bunların birçoğu 5 ve üzeri büyüklükte.” dedi.

Bölgedeki hasarlı binalardan uzak durulması yönünde vatandaşları uyardıklarını hatırlatan Sezer, şöyle devam etti:

“Bu duyurumuzu tekrar yapmak istiyoruz. Artçı sarsıntılar devam ediyor ve hasar gören binalarımız var. Bu sarsıntılara bağlı olarak bunların yıkılması söz konusu. Vatandaşlarımız bu binalardan uzak dursunlar. Eşya tahliyesi zaten yasaklanmıştı. Bu tür tahliye işlemlerini de kesinlikle yapmasınlar, binalara girmesinler. Vefat eden vatandaşımıza, ailesine başsağlığı diliyorum. Milletimizin başı sağ olsun.”

AFAD Başkanı Sezer, son deprem nedeniyle 29 binanın yıkıldığını belirterek, arama kurtarma çalışmalarında 657 kişinin görev aldığını ifade etti.

Depremde 1 kişinin hayatını kaybettiğini, 110 kişinin yaralandığını söyleyen Yunus Sezer, 32 kişinin enkazdan kurtarıldığını kaydetti.

AFAD Başkanı Sezer, hasarlı binalara girilmemesi ve eşya alınmaması konusunda uyarı yaptıklarını hatırlatarak, “Afet bölgesindeki tüm vatandaşlarımızın telefonlarına bildirimde bulunduk, daha önce de bulunmuştuk. Sürekli artçı sarsıntılar meydana gelmekte, hasar alan binalarımızın yıkılma tehlikesiyle karşı karşıya kalınmaktadır.” diye konuştu.

Yunus Sezer, vatandaşların can güvenliği için, hasar gören binalardan kesinlikle uzak durmaları gerektiğini yineledi.

Buhara Apartmanı enkazında arama kurtarma çalışması tamamlandı

6 Şubat’taki Kahramanmaraş merkezli depremlerde ağır hasar alan Malatya’da, dün 12.04’te Yeşilyurt merkezli 5,6 büyüklüğündeki depremde yıkılan Battalgazi ilçesi Çöşnük Mahallesi’nde bulunan Buhara Apartmanı’nın enkazında kalan son kişinin cansız bedenine ulaşıldı.

Dün akşam saatlerinde çökme riskine karşı ara verilen ve güçlendirme yapıldıktan sonra yeniden başlayan arama kurtarma çalışmalarında binanın yükünü hafifletmek için tıraşlama yapıldı.

AFAD, UMKE, itfaiye, jandarma ve komando birlikleri ile diğer birimlerin ortak yürüttüğü arama kurtarma çalışmaları sonrası enkaz altında kalan Bedihi Kış’ın (29) cansız bedenine ulaşıldı.

Ekiplerce enkaz altından çıkarılan Kış’ın cenazesi Malatya Eğitim ve Araştırma Hastanesi morguna kaldırıldı.

Arama kurtarma çalışmalarının tamamlanmasıyla Buhara Apartmanı ile aynı sokaktaki Çeçen Apartmanı’nda enkaz kaldırma çalışmaları başlatıldı.

Öte yandan, baba Abdusamet Kış (68) ile anne Bediha Kış (62) sabaha kadar ateş başında arama kurtarma çalışmalarını takip etti.

“Her üç dakikada bir artçı sarsıntı meydana geliyor”

AFAD Deprem ve Risk Azaltma Genel Müdürü Tatar da bölgede çok olağandışı bir deprem aktivitesiyle karşı karşıya olunduğunu bildirdi.

Tatar, ikisi 7,7 ve 7,6, diğerleri 6,4 ve 5,3 olmak üzere birbirinden bağımsız 4 deprem, ayrıca 5-6 arası büyüklükte 45 artçı sarsıntı olduğunu belirtti.

Malatya’daki 5,6 büyüklüğündeki depremin de büyük depremlerin meydana geldiği sistem içerisinde oluşan bir artçı sarsıntı olarak değerlendirildiğini ifade eden Tatar, şöyle konuştu:

“Kaynaklanan fay daha önce Doğanşehir civarında hasar yaratan ve Malatya fayına kabaca verev yönde bulunan Doğanşehir fayının en kuzeydoğu ucunda meydana gelen bir deprem ve bu deprem sonucunda da bugün ne yazık ki bir vatandaşımızı yitirdik.

Şu ana kadar toplam 10 bin 282 artçı sarsıntı meydana geldi. Bu gerçekten çok büyük bir rakam. Bu bizim yaklaşık altı ayda kaydettiğimiz depremin, bu depremler sonucunda sadece üç haftada kaydedildiğini gösteriyor. Bu gerçekten büyük bir rakam ve 3-4 arası büyüklükte, yani vatandaşlarımızın hissedebileceği büyüklükteki depremlerin sayısı 1963, 4-5 arası büyüklükteki artçı deprem sayısı 471, 5-6 arası büyüklükteki depremlerin sayısı da bugünkü depremle birlikte toplam 45 oldu.

Bu ne anlama geliyor? Bizim bundan üç dört ay önce yaşadığımız 4,9 büyüklüğündeki İzmir ve 5,9 büyüklüğündeki Düzce depremlerinin büyüklüğüne eş değer sadece şu ana kadar 45 artçı sarsıntının meydana geldiğini söyleyebiliriz. Toplam 10 bin 282 artçı sarsıntıdan bahsettim. Bunların dağılımına baktığımızda neredeyse her üç dakikada bir artçı sarsıntının meydana geldiğini söyleyebiliyoruz. Bu artçı sarsıntılar bir süre daha devam edecektir.”

“İkincil afetlerin tespiti konusunda ekipler kırsalda çalışmalarını sürdürüyorlar”

Tatar, özellikle 5’in üzerinde ve biraz altında, vatandaşların hissedebileceği büyüklükteki artçı sarsıntıların olacağını, bu kadar büyük bir aktivitenin içerisinde bunların son derece olağan olduğunu söyledi.

Buna vatandaşların hazırlıklı olmasını ve artçıları soğukkanlı şekilde, panik yapmadan karşılamasını isteyen Tatar, depremin 22. gününde büyük bir travma yaşandığını, bir yandan sürekli artçı sarsıntılar olduğunu diğer yandan iyileştirme çalışmalarının sürdüğünü anlattı.

Tatar, özellikle artçı sarsıntılardan sonra bazı yerleşim yerlerinde kaya düşmesi tehlikesinin de olabildiğini ifade ederek, “Bu anlamda AFAD ekiplerini oluşturdu. Şu anda bu depremler sonrasında yaşanan ve bizim ikincil afet olarak değerlendirdiğimiz kaya düşmesi, heyelan, çökmeler, obruk çökmeleri gibi ikincil afetlerin tespiti konusunda ekipler sahada, bütün kırsalda çalışmalarını sürdürüyorlar.” diye konuştu.

Tatar, vatandaşlardan AFAD’ın ve diğer resmi kurumların yayınladıkları dışındaki bilgilere itibar edilmemesini istedi.

Sağlık Bakanı Koca: Yaralılardan 6’sı ameliyatta, 3’ü yoğun bakımda

Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, sosyal medya hesabından Malatya’daki depreme ilişkin paylaşımda bulunarak, şu ifadeleri kullandı:

“Sağlık kurumlarımızda tedavi altına alınmış durumdalar. Yaralılardan 6’sı ameliyatta, 3’ü yoğun bakımda. Her birine acil şifa, Malatya halkına ve milletimize geçmiş olsun dileklerimi sunuyorum.” (AA)

 

Görüş Bildir

Gönderdiğiniz yorum moderasyon ekibi tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır.

Havadaki kirleticiler tozlaştırıcı hayvanların çiçeklere ulaşmasını engelliyor

Anadolu Ajansı
Yayın: 03.03.2024 04:36
Paylaş:
A+ A-

İSTANBUL (AA) – YETER ADA ŞEKO – Washington Üniversitesi akademisyenlerince yapılan bir araştırma, havadaki kirleticilerin çiçek kokularındaki bileşenleri olumsuz etkilemesi sonucu tozlaştırıcı hayvanların çiçekleri bulmakta zorlandığını, güvelerin çiçeklere olan ziyaretlerinin yüzde 70 azaldığını gösterdi.

Ulaşım, enerji, sanayi ve tarım gibi sektörlerdeki faaliyetler sonucu hidroksil, nitrat ve ozon barındıran kirleticiler atmosfere salınırken bu kirleticilerin doğal yaşam üzerine etkisiyle ilgili çok sayıda araştırma yürütülüyor.

Bu araştırmalardan birini hayata geçiren Amerika Birleşik Devletleri’ndeki (ABD) Washington Üniversitesi akademisyenleri, çalışmalarının sonuçlarını “Sanayi devrimi sonrası koku alma: NO3 (nitrat) çiçeklerin kokularını ve gece tozlaşmasını olumsuz etkiliyor” başlıklı makalede yayımladı.

Gürültü, yapay ışıklar ve insan kaynaklı faaliyetler sonucu ortaya çıkan kimyasalların, doğal uyaranların yanı sıra, hayvanlar için yeni uyaranlar oluşturduğu aktarılan makalede bu yeni uyaranların, hayvanların davranışlarında çeşitli değişimlere yol açabileceği vurgulandı.

Çalışmada doğal koşullarda, tozlaşma yapan hayvanların, çiçeklerdeki kokuları çok uzak mesafeden algılayarak çiçeklere yöneldikleri ancak başta ulaştırma kaynaklı emisyonlar olmak üzere insan kaynaklı faaliyetler sonucu ortaya çıkan hidroksil, nitrat ve ozon barındıran kirleticilerin havaya karışmasının çiçeklerde koku oluşturan bileşenleri olumsuz etkilediği ve bu çiçeklerden yayılan kokuların zayıflaması sonucu hayvanların çiçekleri bulmada zorlandıkları belirtildi.

– Çiçekler gece ve gündüz gözlemlendi

Çalışmalarını çuha çiçeği ve gece güveleri başta olmak üzere çeşitli çiçek ve hayvan grupları üzerinden gerçekleştiren araştırmacılar 300 çiçeği 110 saat gece 90 saat de gündüz olmak üzere toplam 200 saat gözlemledi. Sahada yapılan gözlemler sonrasında benzer koşulları laboratuvarda oluşturup çeşitli deneyler gerçekleştiren akademisyenler, nitrat konsantrasyonu sebebiyle bazı güve çeşitlerinin çiçek kokularını algılamalarının neredeyse yok olduğunu bazılarında ise yüzde 50 oranında düşüş yaşandığını tespit etti. Çalışmada güvelerin sensörlerinde herhangi bir bozulma olmadığı, bu düşüşün nedeninin çiçek kokularındaki bileşenlerin zarar görmesi olduğu anlaşıldı.

Araştırmacılar, tozlaştırıcı hayvanların çiçekleri ziyaret etme sıklığı üzerine gerçekleştirdikleri çalışmalarda ise kirlilik nedeniyle güvelerin gece ziyaretlerinde yüzde 70 oranında bir düşüş gerçekleştiğini gözlemledi. Bu düşüşün, çiçeklerin meyveleşme oranında da yüzde 28’lik bir azalmaya yol açtığı, ayrıca çiçek kokularını kilometrelerce öteden tanıyabilen güvelerin koku tanıma mesafesinin 400 metreye kadar gerilediği görüldü.

Nitratın, çiçeklerin koku bileşenleri üzerinde ozondan daha ciddi etkileri olduğunu saptayan bilim insanları, nitrat ve ozonun küresel dağılım modellerini de inceledi. Buna göre, yoğun nitrat konsantrasyonu barındıran Kuzey Amerika, Avrupa, Orta Asya, Orta Doğu ve Güney Afrika gibi bölgelerin bu tarz olumsuzluklardan daha çok etkilenebilecekleri işaret edildi.

Bu konsantrasyonları sanayi devrimi öncesiyle de kıyaslayan araştırmacılar, dünyanın en kalabalık bölgelerindeki tozlaştırıcı hayvanların koku tanıma yetilerinde en az yüzde 75 oranında bir azalma olabileceği saptamasında bulundu.

– “Gıda güvenliğini etkileyebilir”

Araştırmanın yazarlarından Washington Üniversitesi Biyoloji Bölümü Öğretim Üyesi Dr. Jeff Riffell, söz konusu çalışmayla ilgili AA muhabirine değerlendirmelerde bulundu.

Kirleticiler sonucu ortaya çıkan bu durumun hem uzun hem de kısa vadede sonuçları olabileceğinden bahseden Riffell şunları söyledi:

“Tozlaştırıcı hayvanlar kendilerine yiyecek sağlamak için çiçeklere, onların polen ve özlerine ihtiyaç duyarlar. Buna karşılık bitkilerin de üremeleri için tozlaştırıcı hayvanların ziyaretlerine ihtiyacı var. Bu çalışma kısa vadede bu hayvanların çiçekleri bulma yetilerinin azalacağını gösterdi. Tozlaştırma yapan hayvanlar zaten halihazırda habitat kaybı gibi çeşitli zorluklarla mücadele ederken bir de insan kaynaklı kirleticiler sonucu yiyecek bulma yetilerinin azalması, üzerlerindeki baskıyı daha da artırıyor. Sahip olduğumuz yiyeceklerin üçte ikisinin bu hayvanların tozlaştırma yapmalarına bağlı olduğu düşünüldüğünde gıda tedarikinin ek baskılar altında olduğunu söylememiz mümkün.”

Çalışmalarında koku alma yetileri çok kuvvetli olduğu için güvelere odaklandıklarını kaydeden Riffell, “Güveler genelde gece uçar ve koku alma yetenekleri köpekler gibi çok kuvvetlidir. Bu hayvanlar kilometrelerce öteden çiçeklerin kokularını algılayabilirler. Nitrat'ı seçmemizin sebebi ise gece saatlerinde çiçekler üzerinde en etkili olan kirleticilerden biri olması.” diye konuştu.

Gündüz saatlerinde ise ozon içeren kirleticilerin daha aktif olduğunu belirten Riffell, hava kirliliğinin arılar gibi gündüz saatlerinde tozlaştırma yapan hayvanlar için de bir tehdit olduğunu vurguladı.

Bu kirleticilerin aynı zamanda insan sağlığı üzerine de olumsuz etkileri olduğu uyarısında bulunan Riffell, Avrupa ve ABD'de bu kirleticilerin emisyonlarının azaltılmasına yönelik çalışmalar olduğunu bildirdi.