Muhtarlardan Açıklama

Muhtarlardan Açıklama

Yayın: 08.08.2015 13:24
Paylaş:
A+ A-

Karabük merkeze bağlı 6 mahalle muhtarı bir araya gelerek yayınladıkları deklarasyonda son günlerde kente yapılması düşünülen bin 200 kişilik yurt binası için Aydınlıkevler Mahallesi’nin dağ başı olarak nitelendirilmesine varan haber ve yorumların kendilerini üzdüğünü belirtti.

Merkeze bağlı, Karabük Köyü Mahellesi Muhtarı Kemal Özdemir, Aydınlıkevler Mahallesi Muhtarı Adem Maden, Kayabaşı Mahalle Muhtarı Orhan Yavuz, Fevzi çakmak Mahallesi Muhtarı Tevfik Bostancı, Belenköy Mahalle Muhtarı Mustafa Yazıcı ve Çerçiler Mahalle Muhtarı Halim Kaya bir araya gelerek basın açıklaması yayınladı.

Muhtarlar yayındıkları basın açıklamasında, Karabük kurulduğunda Karabük Köyünün 13 haneli olduğunu ve köprüden öbür taraf olarak birileri tarafından yıllarca ötekileştirilmek istenmesine rağmen Kayabaşı,Fevzi Çakmak ve Aydınlıkevler mahalleri ile hızla geliştiği Belen ve Çerçiler’in dahil edilmesi ile Karabük kentinin batıya gelişmesinin önünün daha da açıldığı ifade edildi.

Karabük’te yıllarca hava kirliliğinin söz konusu olduğu belirtilen açıklamada, “Kentimizde kirli havayı dağıtacak tek etken ise rüzgardır. Batıdan esen rüzgar, kirli havayı doğuya taşımaktadır. Kirli hava doğuya taşınmakta iken kentin gelişiminin ise sürekli doğuya doğru olması düşündürücüdür. Kentin doğuya gelişerek kirli hava ile iç içe olmasından kimler rant sağlayarak, insanlarımızın sağlıklı yaşamasına engel olarak geleceği ile oynamıştır. Dağbaşı olarak nitelendirilen Aydınlıkevler, homojenik yapısıyla gelişmeye açık ve her geçen gün artan konut sayısı ile dikkat çekmektedir. Şu anda 2 bin konut yapım aşamasındadır.Hadi yükselen binaları görmüyorsunuz diyelim, yüksek vinçleri de mi görmüyorsunuz? Zamanın Sağlık Bakanı Recep Akdağ’ın Karabük ziyaretinde söz konusu alana Hastane yapımı için öneri ve girişimler olmuş ancak bu mümkün olmamıştır. Anlaşılan O zaman Hastane yapımını kıskananlar bugün de yurt yapılmasını kıskanmaktadır. Doğusu, Batısı, Güneyi ve Kuzeyi ile birlikte Karabük hepimizin. Karabük’e yapılan her güzel yatırım hepimizindir. Kısacası bu şehir hepimizin… Kimse kendini bu şehrin tek sahibi sanmamalıdır. Karabük’ün gelişimi ve geleceği ile ilgili kararlarda sorumluluk bilici ile kente sahip çıkmalarını talep eden insanlarız. Bizler kentimize gelen ve gelecek uygun yatırımların çalışmalarını takip etmek için elimizden geleni yapacağımızın bilinmesini istiyoruz” ifadelerine yer verildi.

Yorumlar

  1. Gazeteci miydi o ?

    O haberi okuyunca şaşırıdm yaşadığım kentte bir basın kuruluşunun yaptığı habere bakın bir şeyi eleştirirken gündeme getirirken, atıl mahalle, varoş ayyaş, hava kirliği, kavramları kullanarak orada yaşayan insanları, orda yaşayan aileleri, orada yaşayan kız cocuklarını dolaylı şekilde hiçe saymış, yada hırsı amacı haberi yaparken bir tarafı da yok saydığı berbat ettiğini görmemiş. allahtan şuan halk bilinçli ve iletişim araçları ellerin altında hertürlü bilgiye ve habere anında ulaşabiliyor. Yerel Basın kuruluşları artık kurumsallaşmayı tabelada değil, personelinde, donanımın v.b bütüncül olarak geliştirmeli… Eğitimli bir editör olsa onu yayınlatır maz yönetimi veya müdür uyarır bilgi verir. 🙂

Görüş Bildir

Gönderdiğiniz yorum moderasyon ekibi tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır.

Güven Hastanesi’nden “Avrupa’nın obezite oranı en yüksek ülkesi Türkiye” değerlendirmesi

Anadolu Ajansı
Yayın: 19.05.2024 00:48
Paylaş:
A+ A-

İSTANBUL (AA) – Güven Hastanesi Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Bölümü'nden Doç. Dr. İbrahim Demirci, 18 Mayıs Avrupa Obezite Günü kapsamında, Dünya Sağlık Örgütü'nün obeziteye ilişkin son verilerini değerlendirerek uyarılarda bulundu.

Hastaneden yapılan açıklamada görüşlerine yer verilen Demirci, obezite ve obeziteyle ilişkili hastalıkların her yıl katlanarak arttığını belirtti.

Demirci, özellikle çocuklarda obezite sıklığının erişkinlere göre daha hızlı arttığına dikkati çekerek, şunları kaydetti:

“Henüz toplum olarak sağlıklı yaşam için beslenmenin ve egzersizin önemini tam kavrayamadık. Genel olarak, yüksek kalorili besleniyoruz. Yemek yemek bizim için hobi ve eğlence niteliğinde. Arkadaşlarımızla, dostlarımızla buluştuğumuzda planlarımızı yemek üzerine kuruyoruz. Vakit geçirirken, yemek yemeyi seviyoruz. Seçeneklerimiz arasında birlikte yürüyüş yapmak çok fazla tercih edilmiyor. Hala, toplumumuzun bazı kesimlerinde kilolu insanların daha sağlıklı olduğu düşünülmekte. Kültürün, geleneklerin ve adetlerin etkisiyle toplumumuz yemekle arasına mesafe koyamıyor.

– Endokrin bozucu kimyasallar obeziteye yol açıyor

Son zamanlarda tüm dünyada miktarı artan endokrin bozucu kimyasalların da obeziteyi tetiklediğini vurgulayan Demirci, işlenmiş ve hazır gıdalar konusunda uyarılarda bulundu.

Demirci, endokrin bozucu maddeler arasında, solunan hava, içilen su ve yenilen gıdalarla vücuda giren ve biriken, endokrin sistemini olumsuz etkileyen ve bu etkilerini nesilden nesile aktarabilen kimyasal maddeler olduğuna işaret ederek, “Endokrin bozucu kimyasallardan tamamen uzak kalmak mümkün olmasa da sağlıklı ürünler tüketerek ve hayatımızda plastik kullanımını minimuma indirerek en azında bu zararlı kimyasallara maruziyetimizi elimizden geldiğince azaltmamız gerekiyor.” tavsiyesinde bulundu.

Obezite sıklığının tüm dünyada hızla artığına ve son 20 yıldır obezite artışını durdurabilen bir ülke olmadığına vurgu yapan Demirci, eğer obezite sıklığındaki artış önlemez ise 2035'te dünya nüfusunun yarısından fazlasının kilo fazlalığı ve yarattığı sorunlarla karşı karşıya kalacağını ifade etti.

– “Obezite artış hızı 5-19 yaş arası çocuk ve gençlerde, erişkinlere göre neredeyse 2 kat daha yüksek”

Demirci, sağlık verilerine bakıldığında durumun iç açıcı olmadığının altını çizerek, “Yıldan yıla daha kötüye doğru gidiyor. Dünya Sağlık Örgütü 2023 verilerine göre tüm dünyada obezite sıklığı yüzde 14 civarında. Bu yüzdeye, kilo fazlalığı olanları da eklediğimizde yüzde 38'e ulaşıyor. Artış hızı durdurulamaz ise 2035'te dünya nüfusunun yarıdan fazlası kilo fazlalığıyla mücadele etmek zorunda olacak. Ayrıca dikkat çekmek istediğimi önemli bir nokta, obezite artış hızı 5-19 yaş arası çocuk ve gençlerde, erişkinlere göre neredeyse 2 kat daha yüksek. Çocukluk çağı obezitesi de günümüzde bir tehlikeli boyuta ulaşmış durumda.”

Türkiye açısından durumun biraz daha ciddi boyutta olduğuna vurgu yapan Demirci, “Türkiye İstatistik Kurumu 2022 verilerine göre ülkemizde kilo fazlalığı yüzde 35.6, obezite sıklığımız ise yüzde 20.2. Verilere göre Avrupa'nın obezite oranı en yüksek ülkesiyiz.” bilgisini paylaştı.

Obeziteye karşı başarılı mücadele etmek için farkındalığın artması gerektiğini belirten Demirci, obeziteyle mücadelenin “ülke politikası” olarak benimsenmesi ve sosyal yaşamın sağlığını ön planda tutacak şekilde düzenlenmesi gerektiğine dikkati çekti.