Operasyonda bacağını kaybeden gazinin hedefi milli sporcu olmak

Operasyonda bacağını kaybeden gazinin hedefi milli sporcu olmak

Yayın: 18.09.2023 15:16
Paylaş:
A+ A-

Pençe-Şimşek operasyonları sırasında 2020’de el yapımı bombaya basarak sol bacağını kaybeden 21 yaşındaki gazi Uzman Çavuş Yusuf Deli, protez takıldıktan sonra başladığı tekerlekli sandalye basketbolunda milli formayı giyme hedefine ilerliyor.

rak’ın kuzeyindeki Pençe-Şimşek operasyonları sırasında bacağını kaybeden Hataylı Komando Uzman Çavuş Yusuf Deli, AA muhabirine yaptığı açıklamada, küçüklüğünden itibaren asker olmayı istediğini söyledi.

Türk Silahlı Kuvvetleri bünyesinde 2017’de görev yapmaya başladığını belirten Deli, “2020 yılında Pençe-Şimşek Harekatı esnasında arama tarama faaliyetinde el yapımı patlayıcıya basmam sonucunda yaralandım. Bunun neticesinde sol bacağımda diz üstü ampütasyon gerçekleşti, sağ bacağımda da kırıklar vardı.” diye konuştu.

Ölümü göze alarak asker olduğunun altını çizen Deli, duygularını şöyle aktardı:

“Bombaya bastığım anda büyük bir çınlama hissettim, patlama esnasını tam hatırlayamıyorum. Hayatım film şeridi gibi gözümün önünden geçti. O esnada sevdikleriniz aklınıza geliyor, başka bir şey düşünemiyorsunuz. Bilincim açıktı, dirayetli olmaya çalıştım. Zaten ben de timde sağlık personeliydim ama ben yaralandım, müdahaleyi arkadaşlarımın yapması gerekti.

İlk müdahalenin ardından Ankara’ya getirilerek Gülhane Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde ameliyat oldum ve daha sonra Ankara Gaziler Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde tedavim devam etti. Burada inanılmaz bir aile ortamı var, herkes bizim için, ağabey, abla, anne ve baba gibi. Burada ilk adımınızı atıyorsunuz, nasıl ki bir çocuk doğar ve ilk adımını atar, anne babası varsa yanında olur, burada da biz böyleyiz. İlk adımımı attığımda buradaki ablalarımız hep yanımdaydı. Protezim geldikten hemen sonraki süreçte ilk adımlarımı atmaya başladım, yaklaşık 2 ay sonra ilk adımlarımı attım.”

“Gazilerimizi ve engellilerimizi spora teşvik etmek için elimden geleni yapacağım”

Olay sonrası hayata bakışının değiştiğini anlatan Deli, “Askerlikten önce de futbol oynuyordum, her zaman spor yapıyordum. Gazilerin burada antrenman yaptığı gördüm, ben de katıldım. Tekerlekli sandalye basketbolu oynamaya başladım. Memleketimde de Hatay Büyükşehir Belediyesi Tekerlekli Sandalye Basketbol Takımı’na girdim. Hedefim milli sporcu olmak. Aynı zamanda Hatay Mustafa Kemal Üniversitesi Spor Bilimleri Fakültesi 2. sınıf öğrencisiyim.” dedi.

Deli, en büyük hedefinin milli takıma girmek olduğunu ve bunun için çok çalıştığını dile getirerek, taburcu edildikten sonra döndüğü memleketinde 6 Şubat’ta meydana gelen Kahramanmaraş merkezli depremi ailesiyle yaşadığını ifade etti.

Depremden dolayı antrenmanlara katılamadığını, bunun kendisini çok üzdüğünü ama bireysel olarak idmanlarına devam ettiğini kaydeden Deli, “Depremden de sağ çıkabildim, sevdiklerimi kaybettim. Yaklaşık 7 ay geçti ama acısını sürekli bir yanımızda hissediyoruz. Ancak yaptıklarım ve yapacaklarımla örnek olmaya devam edeceğim. Gazilerimizi ve engellilerimizi spora teşvik etmek için elimden geleni yapacağım.” şeklinde konuştu.

Gelecekte basketbol antrenörü olmak için çabalayacağını söyleyen Deli, bundan sonra hayatını spor üzerine kurmak ve bu alanda tüm gazilere örnek olmak istediğini vurguladı.

“Her zaman Türk bayrağımızı dalgalandırmaya devam edeceğiz”

Uzman Çavuş Deli, gazi olduktan sonra iki doğum gününün olduğunu belirterek, “Biri doğduğum 18 Eylül, bir diğeri ise 19 Eylül Gaziler Günü.” dedi.

Yürüyebilmenin ve yeniden ayağa kalkabilmenin mutluluğuyla yaşama daha sıkı tutunduğunun altını çizen Deli, duygularını şöyle dile getirdi:

“Hep asker olmayı istedim. Bu hedefime ulaştım. Asker olduktan sonra Kuzey Irak’taki operasyonda başarılı bir şekilde görevimi yaptım, birçok görevlerde bulundum ve gazi oldum. Gazi olduktan sonra da hiçbir şeyi bırakmadım. Bugün tekrar beni çağırsalar, tekrar giderim. O derece askerliği seviyorum.

Cumhuriyet’imizin 100. yılında da bütün ebediyete intikal eden şehitlerimizi rahmetle anıyorum, tüm gazilerimizi kutluyorum. Biz her zaman buradaydık, burada olmaya devam edeceğiz. Kimsenin gözü arkada kalmasın, her zaman Türk bayrağımızı dalgalandırmaya devam edeceğiz.”

“Sosyal hayata adapte olmuş durumda”

Sağlık Bilimleri Üniversitesi Ankara Gaziler Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Eğitim ve Araştırma Hastanesi Başhekimi Prof. Dr. Engin Koyuncu da gazi Yusuf Deli’nin sağlık durumuna ilişkin bilgi verdi.

Uzman Çavuş Deli’nin hastaneye geldiğinde sol bacağında ampütasyon, sağ bacağında da kırık ve farklı sorunların bulunduğunu belirten Koyuncu, “Yusuf Gazimiz, şu anda sol bacağındaki proteziyle yürüyebiliyor, sosyal hayata adapte olmuş durumda.” ifadesini kullandı.

Koyuncu, sportif faaliyetlerde bulunan gazinin genel sağlık durumunun çok iyi olduğunu, basketbolun yanı sıra paraşütle atlama gibi aktiviteleri rahatlıkla yapabildiğini, diğer gazilere ve engelli vatandaşlara örnek olduğunu söyledi.

Yılda 900 gazinin protezleri Ortez Protez Merkezi’nde ileri teknolojiyle üretiliyor

Hastanenin, Türkiye Gazeteciler Cemiyeti ve TRT tarafından başlatılan kampanya sonrasında bağışlarla, Türk Silahlı Kuvvetleri Elele Vakfının koordinasyonunda kurulduğunu, yaklaşık 23 yıldır hizmet verilen merkezin kuruluş amacının gazilerin çağdaş koşullarda rehabilitasyonunun gerçekleştirilebilmesi olduğunu anlatan Koyuncu, dünya ile eş zamanlı, yüksek teknolojinin sunduğu tüm hizmetlerin verildiğini aktardı.

Koyuncu, kuruluşundan bugüne merkezde çok sayıda gazinin tedavisinin tamamlandığına işaret ederek şunları kaydetti:

“Yılda yaklaşık 1000 gazimiz burada yatarak tedavi görüyor, 7 bin civarında gazimizin ayaktan poliklinik muayenesi yapılıyor ve yine yılda 900 gazimizin Ortez Protez Merkezi’nde ileri teknoloji kullanılarak protezleri üretiliyor. Bunun yanı sıra yaklaşık 150 gazimizin de küçük çaptaki ameliyatları yapılıyor.

Merkezde açık ve kapalı spor alanları var, sportif faaliyetleri rehabilitasyonun bir parçası ve tamamlayıcısı olarak görüyoruz. Türk Silahlı Kuvvetleri Rehabilitasyon Merkezi Engelliler Spor Kulübü bünyesinde de futbol, basketbol, okçuluk gibi spor faaliyetleri sürdürülüyor. Buradan ülkemize kazandırılan 100’ün üzerinde milli sporcumuz var.” (AA)

Görüş Bildir

Gönderdiğiniz yorum moderasyon ekibi tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır.

Güven Hastanesi’nden “Avrupa’nın obezite oranı en yüksek ülkesi Türkiye” değerlendirmesi

Anadolu Ajansı
Yayın: 19.05.2024 00:48
Paylaş:
A+ A-

İSTANBUL (AA) – Güven Hastanesi Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Bölümü'nden Doç. Dr. İbrahim Demirci, 18 Mayıs Avrupa Obezite Günü kapsamında, Dünya Sağlık Örgütü'nün obeziteye ilişkin son verilerini değerlendirerek uyarılarda bulundu.

Hastaneden yapılan açıklamada görüşlerine yer verilen Demirci, obezite ve obeziteyle ilişkili hastalıkların her yıl katlanarak arttığını belirtti.

Demirci, özellikle çocuklarda obezite sıklığının erişkinlere göre daha hızlı arttığına dikkati çekerek, şunları kaydetti:

“Henüz toplum olarak sağlıklı yaşam için beslenmenin ve egzersizin önemini tam kavrayamadık. Genel olarak, yüksek kalorili besleniyoruz. Yemek yemek bizim için hobi ve eğlence niteliğinde. Arkadaşlarımızla, dostlarımızla buluştuğumuzda planlarımızı yemek üzerine kuruyoruz. Vakit geçirirken, yemek yemeyi seviyoruz. Seçeneklerimiz arasında birlikte yürüyüş yapmak çok fazla tercih edilmiyor. Hala, toplumumuzun bazı kesimlerinde kilolu insanların daha sağlıklı olduğu düşünülmekte. Kültürün, geleneklerin ve adetlerin etkisiyle toplumumuz yemekle arasına mesafe koyamıyor.

– Endokrin bozucu kimyasallar obeziteye yol açıyor

Son zamanlarda tüm dünyada miktarı artan endokrin bozucu kimyasalların da obeziteyi tetiklediğini vurgulayan Demirci, işlenmiş ve hazır gıdalar konusunda uyarılarda bulundu.

Demirci, endokrin bozucu maddeler arasında, solunan hava, içilen su ve yenilen gıdalarla vücuda giren ve biriken, endokrin sistemini olumsuz etkileyen ve bu etkilerini nesilden nesile aktarabilen kimyasal maddeler olduğuna işaret ederek, “Endokrin bozucu kimyasallardan tamamen uzak kalmak mümkün olmasa da sağlıklı ürünler tüketerek ve hayatımızda plastik kullanımını minimuma indirerek en azında bu zararlı kimyasallara maruziyetimizi elimizden geldiğince azaltmamız gerekiyor.” tavsiyesinde bulundu.

Obezite sıklığının tüm dünyada hızla artığına ve son 20 yıldır obezite artışını durdurabilen bir ülke olmadığına vurgu yapan Demirci, eğer obezite sıklığındaki artış önlemez ise 2035'te dünya nüfusunun yarısından fazlasının kilo fazlalığı ve yarattığı sorunlarla karşı karşıya kalacağını ifade etti.

– “Obezite artış hızı 5-19 yaş arası çocuk ve gençlerde, erişkinlere göre neredeyse 2 kat daha yüksek”

Demirci, sağlık verilerine bakıldığında durumun iç açıcı olmadığının altını çizerek, “Yıldan yıla daha kötüye doğru gidiyor. Dünya Sağlık Örgütü 2023 verilerine göre tüm dünyada obezite sıklığı yüzde 14 civarında. Bu yüzdeye, kilo fazlalığı olanları da eklediğimizde yüzde 38'e ulaşıyor. Artış hızı durdurulamaz ise 2035'te dünya nüfusunun yarıdan fazlası kilo fazlalığıyla mücadele etmek zorunda olacak. Ayrıca dikkat çekmek istediğimi önemli bir nokta, obezite artış hızı 5-19 yaş arası çocuk ve gençlerde, erişkinlere göre neredeyse 2 kat daha yüksek. Çocukluk çağı obezitesi de günümüzde bir tehlikeli boyuta ulaşmış durumda.”

Türkiye açısından durumun biraz daha ciddi boyutta olduğuna vurgu yapan Demirci, “Türkiye İstatistik Kurumu 2022 verilerine göre ülkemizde kilo fazlalığı yüzde 35.6, obezite sıklığımız ise yüzde 20.2. Verilere göre Avrupa'nın obezite oranı en yüksek ülkesiyiz.” bilgisini paylaştı.

Obeziteye karşı başarılı mücadele etmek için farkındalığın artması gerektiğini belirten Demirci, obeziteyle mücadelenin “ülke politikası” olarak benimsenmesi ve sosyal yaşamın sağlığını ön planda tutacak şekilde düzenlenmesi gerektiğine dikkati çekti.