Rektör Polat’tan Karabük Halkına Teşekkür

Rektör Polat’tan Karabük Halkına Teşekkür

Yayın: 16.05.2015 10:07
Paylaş:
A+ A-

Karabük Üniversitesi Rektörü Porf. Dr. Refik Polat, rektörlük görevini devraldığı günden buyana başarı dilek ve tebriklerini ileten ve iletemeyen tüm Karabük halkına teşekkür etti.

‘Hiç birimiz hepimiz kadar iyi olamayız’ diyen Rektör Polat, “Ben de bu düşüncelerle, siz değerli Karabüklü hemşerilerimden, Üniversitemizin atılımlarının devam edebilmesi için her daim desteklerinizi bekliyorum. Üniversite yönetimi olarak, bine yakın öğretim elemanı ve 430 idari personeliyle Karabük’ü önce güzel Ülkemizin sonra da dünyanın seçkin üniversiteleri arasına çıkarabilmenin vizyonunu taşıyoruz. Dün başka bir İl’deki üniversiteye bağlı, küçük birimlerden oluşan eğitim yuvamız, bugün Ülkemizin ilklerini gerçekleştiren, parlayan yıldız üniversite konumundadır. Eğer bizler bir olur, birlik olur, üzerimize düşenleri yapabilirsek, dünyanın parlayan yıldızlarından oluruz. Üniversitemizi, nicelik olarak büyütürken niteliğine de o kadar önem vermek zorundayız. Üniversitemizin yönetici kadrosu olarak, bir taraftan öğretim üyelerimizin sayılarını ve yetkinliklerini artırmak, diğer taraftan fiziki olarak makul bir seviyeye ulaşmanın gayreti içindeyiz. İhtiyaçlarımız çok kaynaklarımız ise sınırlıdır. Bu noktada siz Karabüklülerin, şükranla hatırladığımız KARDEMİR A.Ş. örneğinde olduğu gibi cömert yatırımlar gerçekleştirmelerini ümit ediyoruz” dedi.

Polat, açıklamasında, ayrıca, “2007 yılında kurulan Üniversitemiz, yaşıtlarıyla kıyaslanamayacak bir gelişme göstermiştir. Öğrenci sayısı açısından Hacettepe Üniversitesi’ni yakalayarak, 104 devlet üniversitesi arasında 24. sıraya yerleşmiştir. Hali hazırda 42 bin üzerinde olan öğrenci kapasitesi mevcut büyüme trendi ile önümüzdeki 3-4 yıl zarfında 45-50 bin bandında bir noktaya gelecek ve üniversitemiz büyüklük olarak ülkemizdeki ilk 20 üniversite arasında yer almış olacaktır. Amacımız, bizi tercih eden öğrencilerin hem sayı hem de kalite olarak yükselmesini sağlamaktır. Yönetim olarak, daha yüksek puanlı öğrencilerin Üniversitemizi tercih etmesi için çalışmaktayız. Bazı siyasi mülahazalar ile üniversitemizin eğitim/kontenjan konularının gerçek dışı verilerle polemik konusu yapılması ancak üniversitemizi yıpratır. Hangi siyasi çizgiden olursa olsun tüm Karabüklü hemşerilerimizin bu konuya gerekli duyarlılığı göstereceklerine, gerek YÖK veya gerekse ülke kamuoyunda üniversitemize negatif yansımaları olabilecek tutum ve davranışlara prim vermeyeceklerine inancımız tamdır. Görevi devralışımın ilk iki ayını geride bırakırken, sizlerden ve değerli basın kuruluşlarımızdan beklentimiz, bizi Dünyanın en iyi üniversitelerinden birisi olma noktasında, eğitim gündeminin içine çekmenizdir. Bu vizyonla bizi desteklemenizi, öğrencilerimize ve onlara en iyi eğitimi sunmak üzere şehrimize gelen akademisyen kadromuza ve diğer insan kaynaklarımıza bugüne kadar olduğu gibi bugünden sonra da gerekli hassasiyeti göstereceğinizden hiçbir kuşku duymuyor, yaklaşımlarınız için teşekkür ediyorum” ifadelerine yer verdi.

Görüş Bildir

Gönderdiğiniz yorum moderasyon ekibi tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır.

Güven Hastanesi’nden “Avrupa’nın obezite oranı en yüksek ülkesi Türkiye” değerlendirmesi

Anadolu Ajansı
Yayın: 19.05.2024 00:48
Paylaş:
A+ A-

İSTANBUL (AA) – Güven Hastanesi Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Bölümü'nden Doç. Dr. İbrahim Demirci, 18 Mayıs Avrupa Obezite Günü kapsamında, Dünya Sağlık Örgütü'nün obeziteye ilişkin son verilerini değerlendirerek uyarılarda bulundu.

Hastaneden yapılan açıklamada görüşlerine yer verilen Demirci, obezite ve obeziteyle ilişkili hastalıkların her yıl katlanarak arttığını belirtti.

Demirci, özellikle çocuklarda obezite sıklığının erişkinlere göre daha hızlı arttığına dikkati çekerek, şunları kaydetti:

“Henüz toplum olarak sağlıklı yaşam için beslenmenin ve egzersizin önemini tam kavrayamadık. Genel olarak, yüksek kalorili besleniyoruz. Yemek yemek bizim için hobi ve eğlence niteliğinde. Arkadaşlarımızla, dostlarımızla buluştuğumuzda planlarımızı yemek üzerine kuruyoruz. Vakit geçirirken, yemek yemeyi seviyoruz. Seçeneklerimiz arasında birlikte yürüyüş yapmak çok fazla tercih edilmiyor. Hala, toplumumuzun bazı kesimlerinde kilolu insanların daha sağlıklı olduğu düşünülmekte. Kültürün, geleneklerin ve adetlerin etkisiyle toplumumuz yemekle arasına mesafe koyamıyor.

– Endokrin bozucu kimyasallar obeziteye yol açıyor

Son zamanlarda tüm dünyada miktarı artan endokrin bozucu kimyasalların da obeziteyi tetiklediğini vurgulayan Demirci, işlenmiş ve hazır gıdalar konusunda uyarılarda bulundu.

Demirci, endokrin bozucu maddeler arasında, solunan hava, içilen su ve yenilen gıdalarla vücuda giren ve biriken, endokrin sistemini olumsuz etkileyen ve bu etkilerini nesilden nesile aktarabilen kimyasal maddeler olduğuna işaret ederek, “Endokrin bozucu kimyasallardan tamamen uzak kalmak mümkün olmasa da sağlıklı ürünler tüketerek ve hayatımızda plastik kullanımını minimuma indirerek en azında bu zararlı kimyasallara maruziyetimizi elimizden geldiğince azaltmamız gerekiyor.” tavsiyesinde bulundu.

Obezite sıklığının tüm dünyada hızla artığına ve son 20 yıldır obezite artışını durdurabilen bir ülke olmadığına vurgu yapan Demirci, eğer obezite sıklığındaki artış önlemez ise 2035'te dünya nüfusunun yarısından fazlasının kilo fazlalığı ve yarattığı sorunlarla karşı karşıya kalacağını ifade etti.

– “Obezite artış hızı 5-19 yaş arası çocuk ve gençlerde, erişkinlere göre neredeyse 2 kat daha yüksek”

Demirci, sağlık verilerine bakıldığında durumun iç açıcı olmadığının altını çizerek, “Yıldan yıla daha kötüye doğru gidiyor. Dünya Sağlık Örgütü 2023 verilerine göre tüm dünyada obezite sıklığı yüzde 14 civarında. Bu yüzdeye, kilo fazlalığı olanları da eklediğimizde yüzde 38'e ulaşıyor. Artış hızı durdurulamaz ise 2035'te dünya nüfusunun yarıdan fazlası kilo fazlalığıyla mücadele etmek zorunda olacak. Ayrıca dikkat çekmek istediğimi önemli bir nokta, obezite artış hızı 5-19 yaş arası çocuk ve gençlerde, erişkinlere göre neredeyse 2 kat daha yüksek. Çocukluk çağı obezitesi de günümüzde bir tehlikeli boyuta ulaşmış durumda.”

Türkiye açısından durumun biraz daha ciddi boyutta olduğuna vurgu yapan Demirci, “Türkiye İstatistik Kurumu 2022 verilerine göre ülkemizde kilo fazlalığı yüzde 35.6, obezite sıklığımız ise yüzde 20.2. Verilere göre Avrupa'nın obezite oranı en yüksek ülkesiyiz.” bilgisini paylaştı.

Obeziteye karşı başarılı mücadele etmek için farkındalığın artması gerektiğini belirten Demirci, obeziteyle mücadelenin “ülke politikası” olarak benimsenmesi ve sosyal yaşamın sağlığını ön planda tutacak şekilde düzenlenmesi gerektiğine dikkati çekti.