Seçmen Erken Genel Seçime Oy Verdi

Seçmen Erken Genel Seçime Oy Verdi

Yayın: 08.06.2015 10:37
Paylaş:
A+ A-

25. Dönem Milletvekilliği Seçimlerinde AK Parti Karabük’te büyük bir kayba uğrarken, Milliyetçi Hareket Partisi ise seçimlerden karlı çıkan parti oldu.

2002-2007 ve 2011 Milletvekilliği seçimlerinde Karabük’te aldığı oylarla muhalefet partilerine göz açtırmayan AK Parti, Yerel seçimlerin ardından Milletvekilliği seçimlerinde de umduğunu bulamayarak iki Milletvekilliğinden birini MHP’ye kaptırdı.

Karabük genelinde 688 sandıkta 167.789 seçmenden 137.850 seçmen oy kullanırken, 29.939 seçmen ise oy kullanmadı. Seçimlere katılım oranı ise yüzde 84’de kaldı.

Resmi olmayan sonuçlara göre; AK Parti Karabük genelinde yüzde 48.59 ( 67.403) oy alırken, Safranbolu’da yüzde 44.23 (15.770) Eskipazar’da yüzde 56.85 (4.667), Yenice’de yüzde 46.62 ( 6.625), Eflani’de yüzde 56.11 (3.094), Ovacık’ta yüzde 55.78 (1.289) oy aldı.

MHP; Karabük genelinde yüzde 27,77 ( 38.633) oy alırken, Safranbolu’da yüzde 28.51 (10.171) Eskipazar’da yüzde 24.76 (2.033), Yenice’de yüzde 16.75 ( 2.381), Eflani’de yüzde 21.53 (1.185), Ovacık’ta yüzde 22.41 (518) oy aldı.
CHP; Karabük genelinde yüzde 17.40 ( 24.215) oy alırken, Safranbolu’da yüzde 20.08 (7.165) Eskipazar’da yüzde 10.02 (823), Yenice’de yüzde 29.00 ( 4.121), Eflani’de yüzde 12.48 (687), Ovacık’ta yüzde 14.58 (337) oy aldı.

2011 Yılındaki genel seçimlerde 81.838 oy alarak Karabük’ten iki Milletvekilliğinin ikisini de Meclise gönderen AK Parti, 2015 Milletvekilliği seçimlerinde bu başarısını gösteremeyerek iki Milletvekilliğinden birini MHP’ye kaptırdı ve 81.838 olan oyunu 67.198’e düşürdü.

12 Haziran 2011 seçimlerinde 26.900 oy alan Cumhuriyet Halk Partisi ise Cevdet Akay ve Mustafa Akay’la seçime girerken, umduğunu bulamadı ve oyunu 24.132’ye düşürdü. Milliyetçi Hareket Partisi de 2011 Milletvekilliği seçimlerinde 22.032 olan oyunu bu dönem artırarak 38.678 yaptı. Bu sonuçla da iki Milletvekilliğinden birini alarak Meclise gönderdi. Dün akşam saatlerinde sonuçlanan seçimlerin ardından Karabük’ten milletvekili çıkaran MHP’de büyük sevinç yaşandı.

4 kişi görüş bildirdi

  1. Gönderen

    Kim çıkarıyor seçmen erken seçime karar verdi diye? Seçim sonuçları apaçık ortada. MHP, CHP, HADP AK Parti iktidarını istemiyoruz dediler. Mazotu indireceğiz, taşeron işçileri kadroya geçireceğiz, emeklinin durumunu düzelteceğiz diye meydan meydan haykırdılar. AK Parti Türkiye’yi batırdı diye koro tuttular. Millet de o zaman AK Partiyi istemiyordunuz, şiddetle karşı çıkıyordunuz madem buyrun hükümeti kurun dedi.

    MHP, CHP, HADP görevden kaçamaz. Hükümeti kurup Türkiye’yi hükümetsiz bırakamazlar. Milletin büyük çoğunluğu AK Partiyi istemiyor diyorlardı. AK Parti diktatör diyorlardı. İşte kurtuldular. Dmemek ki diktatörlük yokmuş. Görevden kaçmasınlar, kursunlar hükümeti…

  2. Yandaş

    Yandaşınız olan Hdp ile hükümeti kurmak en çok size yakışır. Hdp kimden oy alarak meclise girmişse onlarla kurmak daha şık olur. Hadi buyrun…

  3. Gönderen

    AK Parti iktidarının devrilmesini HDP halay çekerek, havai fişek atarak kutladı. MHP ve CHP de AK Parti hükümetinin devrilmesine çok sevindi. Normal olan sevinenlerin hükümet kurması değil mi? Devrilen partiye “yeni hükümeti kur” demek biraz tuhaf. “Yeni hükümeti kur” diyorsunuz madem, o zaman niye aynı partinin hükümetinin devrilmesini istediniz?
    Partiler seçimlere kazanmak için girer. Muhalefet olmak için değil. Seçim sonuçları açık. Seçim sonuçlarına göre millet AK Partiye sen yapamadın artık muhalefete geç dedi. Muhalfetteki partilere de siz artık iktidar olun dedi…

    Ama yok, MHP, HDP, CHP biz seçimi kaybettik. Millet yine AK Partiyi hükümet olarak görmek istiyor derlerse. AK Partinin Türkiye’yi hükümetsiz bırakacağını zannetmiyorum. Devletin bekası, memlekette kaos olmaması için sorumluluk alacaktır ve diğerleri gibi milletin verdiği görevden kaçmayacaktır diye düşünüyorum….

  4. tarafsız

    sevgili yandaş. MHP genel başkan yrdsı semih yılmaz ı tanırsın. hdp barajı geçerse MHP için iyi olur dedi mi demedi mi. seçim süreci boyunca senin MHP bir defa olsun pkk ya haykırdı mı? hala ne diye boş kafa gibi konuşursun. kafanızı kumdan çıkarın. bu MHP nin ülkücülükle alakası kalmadı bunu sen de biliyorsun ama işine gelmiyor. MHP=türk islam ülküsü olsaydı bugün akp diye bi parti olmazdı. yiğidi öldür ama hakkını yeme. bak bu dünyanın ahireti var zerre kadar yaptığımız şeylerin dahi hesabı sorulacak. ha beni ilgilendirmez ahiret ben cennetin tapusunu aldım dersen o başka o zaman rafet vergili gibi istediğin kadar yalan dolan atarsın. ama Allah korkun varsa sakin kafayla bir düşün

Görüş Bildir

Gönderdiğiniz yorum moderasyon ekibi tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır.

Güven Hastanesi’nden “Avrupa’nın obezite oranı en yüksek ülkesi Türkiye” değerlendirmesi

Anadolu Ajansı
Yayın: 19.05.2024 00:48
Paylaş:
A+ A-

İSTANBUL (AA) – Güven Hastanesi Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Bölümü'nden Doç. Dr. İbrahim Demirci, 18 Mayıs Avrupa Obezite Günü kapsamında, Dünya Sağlık Örgütü'nün obeziteye ilişkin son verilerini değerlendirerek uyarılarda bulundu.

Hastaneden yapılan açıklamada görüşlerine yer verilen Demirci, obezite ve obeziteyle ilişkili hastalıkların her yıl katlanarak arttığını belirtti.

Demirci, özellikle çocuklarda obezite sıklığının erişkinlere göre daha hızlı arttığına dikkati çekerek, şunları kaydetti:

“Henüz toplum olarak sağlıklı yaşam için beslenmenin ve egzersizin önemini tam kavrayamadık. Genel olarak, yüksek kalorili besleniyoruz. Yemek yemek bizim için hobi ve eğlence niteliğinde. Arkadaşlarımızla, dostlarımızla buluştuğumuzda planlarımızı yemek üzerine kuruyoruz. Vakit geçirirken, yemek yemeyi seviyoruz. Seçeneklerimiz arasında birlikte yürüyüş yapmak çok fazla tercih edilmiyor. Hala, toplumumuzun bazı kesimlerinde kilolu insanların daha sağlıklı olduğu düşünülmekte. Kültürün, geleneklerin ve adetlerin etkisiyle toplumumuz yemekle arasına mesafe koyamıyor.

– Endokrin bozucu kimyasallar obeziteye yol açıyor

Son zamanlarda tüm dünyada miktarı artan endokrin bozucu kimyasalların da obeziteyi tetiklediğini vurgulayan Demirci, işlenmiş ve hazır gıdalar konusunda uyarılarda bulundu.

Demirci, endokrin bozucu maddeler arasında, solunan hava, içilen su ve yenilen gıdalarla vücuda giren ve biriken, endokrin sistemini olumsuz etkileyen ve bu etkilerini nesilden nesile aktarabilen kimyasal maddeler olduğuna işaret ederek, “Endokrin bozucu kimyasallardan tamamen uzak kalmak mümkün olmasa da sağlıklı ürünler tüketerek ve hayatımızda plastik kullanımını minimuma indirerek en azında bu zararlı kimyasallara maruziyetimizi elimizden geldiğince azaltmamız gerekiyor.” tavsiyesinde bulundu.

Obezite sıklığının tüm dünyada hızla artığına ve son 20 yıldır obezite artışını durdurabilen bir ülke olmadığına vurgu yapan Demirci, eğer obezite sıklığındaki artış önlemez ise 2035'te dünya nüfusunun yarısından fazlasının kilo fazlalığı ve yarattığı sorunlarla karşı karşıya kalacağını ifade etti.

– “Obezite artış hızı 5-19 yaş arası çocuk ve gençlerde, erişkinlere göre neredeyse 2 kat daha yüksek”

Demirci, sağlık verilerine bakıldığında durumun iç açıcı olmadığının altını çizerek, “Yıldan yıla daha kötüye doğru gidiyor. Dünya Sağlık Örgütü 2023 verilerine göre tüm dünyada obezite sıklığı yüzde 14 civarında. Bu yüzdeye, kilo fazlalığı olanları da eklediğimizde yüzde 38'e ulaşıyor. Artış hızı durdurulamaz ise 2035'te dünya nüfusunun yarıdan fazlası kilo fazlalığıyla mücadele etmek zorunda olacak. Ayrıca dikkat çekmek istediğimi önemli bir nokta, obezite artış hızı 5-19 yaş arası çocuk ve gençlerde, erişkinlere göre neredeyse 2 kat daha yüksek. Çocukluk çağı obezitesi de günümüzde bir tehlikeli boyuta ulaşmış durumda.”

Türkiye açısından durumun biraz daha ciddi boyutta olduğuna vurgu yapan Demirci, “Türkiye İstatistik Kurumu 2022 verilerine göre ülkemizde kilo fazlalığı yüzde 35.6, obezite sıklığımız ise yüzde 20.2. Verilere göre Avrupa'nın obezite oranı en yüksek ülkesiyiz.” bilgisini paylaştı.

Obeziteye karşı başarılı mücadele etmek için farkındalığın artması gerektiğini belirten Demirci, obeziteyle mücadelenin “ülke politikası” olarak benimsenmesi ve sosyal yaşamın sağlığını ön planda tutacak şekilde düzenlenmesi gerektiğine dikkati çekti.