Reklam
Reklam
Esra Oğuzkağan Özkan Avatarı
Esra Oğuzkağan Özkan tarafından
06 Eylül, 2024 10:51 tarihinde yayınlandı
0

Safranbolu’daki Dizdar Su Değirmeni, 124 Yıldır Çalışıyor

Günümüzde elektrik enerjisiyle çalışan değirmenlerin yanı sıra, tarihi su değirmenleri de tarımsal üretimin vazgeçilmez unsurları arasında yer alıyor. Türkiye’de halen eski usullerle çalışan su değirmenlerine rastlanıyor. Köylerdeki su değirmenleri dışında Safranbolu’da mahallelerde bulunan su değirmenlerinden bazıları eski usullere göre çalışmaya devam ediyor.

Bunlardan biri de Dizdar Su Değirmeni, olarak karşımıza çıkıyor.

Safranbolu’daki bazı mahallelerde izlerine rastlanan su değirmenlerinin arasında korunan ve yaşatılan Dereköy Mevkii’ndeki Dizdar Su Değirmeni’nde çalışan, Değirmenci Ramazan Mutlu, 43 yıl önce kendi değirmenlerinde babasından öğrendiği bu mesleğin neredeyse son temsilcilerinden biri olduğunu söyleyerek, çalışmalarını sürdürdüğünü açıkladı.

Değirmenci Mutlu, gazetemiz muhabirine; “Benim babam Dereköy’de hemen alttaki değirmeni işletiyordu. Bizim değirmenimiz zaman içerisinde kapandı. Ben 17 yaşında babamla beraber kendi değirmenimizde çalıştım. Sonra değirmenler bakımsız kaldı ve işsiz kaldık. Yıllar sonra burayı Safranbolulu İş insanı, Değerli Büyüğümüz Şefik Yılmaz Dizdar alarak, yeniden ayağa kaldırdı. Su değirmeninin bakımını yaptı ve böylece değirmende un öğütülmeye başlandı. Ben de burada değirmenci olarak çalışıyorum. Benden sonra kimse çalışır mı, bilmiyorum. Bu işi yapmak isteyen olur mu? Değirmende suyun gücüyle taşların dönmesi sonucu buğdayın nasıl una dönüştüğünü göstererek hem turistlere anlatıyoruz hem de mutfaklarımıza yöresel unu kendi değirmenimizden sağlıyoruz.” ifadelerinde bulundu.

Dizdar Su Değirmeni, Gizli Bir Cennet!

Değirmen, araştırmalara göre 1900’lü yıllarda inşa edilmiş. Günümüzde ayakta kalan değirmen, 32 yıl çalışmamış ve geçtiğimiz yıllarda yeniden faaliyete geçirilmiş. Kayalıkların arasından görünen değirmenin, ziyaretçilerine özel, ulaşımda zorlanmamaları için bir de kule asansör yaptırılmış. Bahçesinde köpekler, tavuk, horoz, kaz ve ördek bulunan değirmenin restoran olarak hizmet vermeye başlamasıyla bir de kapalı oturma alanı oluşturulmuş. Değirmen, 124 yıllık geçmişiyle ziyaretçilere suyun gücü ile unun oluşmasındaki fantastik anlatımları gösterme fırsatı sunuyor. Asma köprünün korkuluklarında, dikkate değer ahşap oymalarla yapılmış hayvan figürleri yer alıyor. Bu detaylar, ustalıkla yapılmış bir işin ne kadar etkileyici olduğunu gösteriyor. Ayrıca, vadideki suyun sesi, değirmenin gizli bir cennette inşa edildiğini hissetmenizi sağlıyor. Çünkü bu asma köprüyle ulaşılan küçük bir ev bulunuyor.

Safranbolu’nun ‘Hobbit Ev’i

Senaryosunu John Ronald Reuel Tolkien’in yazdığı, Peter Jackson tarafından sinemaya uyarlanan ”Yüzüklerin Efendisi” ile ”Hobbit” isimli filmlere konu olan cücelerin yaşadığı evlerin bir benzeri de Safranbolu’da Dizdar Su Değirmeni’nde yer alıyor. Filmlere konu olan hobbit evi benzeri bu ev, yamacın içine gömülerek inşa edilmiş küçük ev; toprağın, yeşilliklerin ve ağaçların içinde kaybolmuş. Evin kapısı, pencereleri, aydınlatmaları ve perdeleri görülmeyi bekliyor. Adeta Yazar Tolkien’in senaryosundan Safranbolu’ya uyarlanmış.

1974-1980 yılları arasında Belediye Başkanlığı yapan Kızıltan Ulukavak’ın değirmenler hakkındaki yazısında şu anlatıma yerdiği görülür: “Su değirmeni yukardan bir oluk içerisinde hızla akıtılan suyun bir çarkı, çarkında değirmen taşını döndürmesiyle buğdayın un ve kepek haline getirilmesi aşamalarından oluşuyor. Değirmen taşı; üst üste yerleştirilmiş daire biçimli, iki taşın çapları 1 metre, kalınlığı ise 20 santimetre olarak tam ortalarındaki yuvarlak bir delikten ekseni etrafında suyun döndürdüğü çarklara bağlanır. Taşların birbirine bakan yüzeyleri tırtıklı olup, üstteki taşın ortasında eksen kenarındaki boşluktan buğday daneleri alttaki sabit taşın ortasına düşer. Üstteki taşın dönmesiyle daneler parçalanır ve çevreye yayılır. Ufalanarak un haline gelir ve iki taşın çevresindeki aralıktan un ve kepek bir arada dökülür. Alttaki geniş ahşap sandıkta toplanır. Oradan da çuvallara doldurulur, elekten geçtiğinde un ve kepek birbirinden ayrılır.”

Safranbolu’nun Bazı Mahallelerindeki Tarihi Su Değirmenleri

  1. Gümüş Deresi Kıyısındaki Su Değirmeni

Eski dönemlerde Safranbolu, Gümüş deresi kıyısında Gümüş Köprüsü’nün biraz ilerisinde bir su değirmenine ev sahipliği yapmaktaydı. Günümüzde bu değirmen kullanılmamakta, uzun yıllardır harabe durumdadır. Gümüş deresi çevresinde yapılan köprü ve değirmen, bölgenin tarihî ve kültürel miras öğelerindendir.

  1. Dereköy Mevkiindeki Değirmenler

Akçasu ve Gümüş derelerinin Tabahna’da birleştiği noktadan birkaç yüz metre aşağıda bulunan Dereköy mevkiinde iki ayrı su değirmeni vardı. Bu değirmenlerden biri, günümüzde Safranbolulu iş adamı Şefik Yılmaz Dizdar tarafından restore edilerek işlevsel hale getirilmiş ve çevresi bir piknik alanına dönüştürülmüş. Diğer değirmen ise harabe bir durumda, virane görünümde yer alır. Bu durum, bölgedeki su değirmenlerinin korunması ve yaşatılması gerekliliğini gözler önüne seriyor.

  1. Bağlar Kesimindeki Değirmenbaşı

Safranbolu’nun Bağlar kesiminde, Bulak Mağarası’ndan gelen sulama suyunu kullanan bir değirmen daha bulunmaktadır. Bu değirmen, ahşap oluklarla su almakta ve günümüzde restore edilerek korunmaya alınmış durumdadır. Bağlar’daki Değirmenbaşı, bölgenin tarımsal faaliyetlerine katkıda bulunmuş tarihi bir yapı olarak öne çıkıyor.

  1. Akçasu Mahallesi’ndeki Değirmen

Akçasu deresi suyundan yararlanmak amacıyla yapılan tek değirmen, Akçasu Mahallesi Ulukavak Sokak üzerinde yer alır. Safranbolu Akçasu Mahallesi’nde, Muslubeyoğlu Hacı Hüseyin Hüsnü Efendi tarafından 1880’li yıllarda yaptırılan bu değirmen, hac yolculuğundan döndükten sonra örnek aldığı kâgir su oluklarını buraya yansıtmıştır. Hacı Hüseyin Hüsnü Efendi’nin nakillerine göre, hac dönüşü bu değirmeni yaptırma arzusunda olduğu biliniyor. Günümüzde “Değirmenbaşı” olarak adlandırılan bu alan, Kızıltan Ulukavak’ın “Akçasu Mahallesi Değirmeni” başlıklı yazısında: “Akçasu değirmeni, Ulukavak Sokak’tan, Akçasu deresine doğru uzanan iki kâgir oluk biçimindeki havuzdan oluşan, iki göz ya da iki ocak denilen, daha doğrusu bir başka anlatımla birlikte çalışan iki ayrı değirmen biçiminde yaptırılmıştır. Oluk biçimindeki havuzun alt ucundaki kapağı açıldığında, buradan boşalan su, değirmen taşına bağlı çarkı döndürür ve değirmen çalışmaya başlar. Su, önce su arkına yakın havuz oluğunun çarkını ve değirmen taşını döndürür, sonra aynı su biraz aşağıda, daha alt kottaki öteki kâgir havuzla ilişkili değirmenin çarkını ve taşını döndürdükten sonra Akçasu deresine akar. Bu nedenle Akçasu değirmeni, birbirine yakın, iki farklı kotta yer alan, bir tür çifte değirmendir.” bilgileri yer alır.

Safranbolu’daki bazı su değirmenleri, Dizdar Su Değirmeni kadar şanslı değil. Yıkık değirmenler ise mahallesinin kültürel mirasını koruyarak, restore edilmeyi bekleyen, birkaç yüzyılın tanıkları olarak geleceğe umutla uzanıyor!

Haberin videosu için tıklayınız.

Bizi sosyal medyadan takip edin
İhlas Haber Ajansı Avatarı
İhlas Haber Ajansı tarafından
04 Haziran, 2026 23:21 tarihinde yayınlandı
0 0

Tokat’ta aşırı yağış kirazı vurdu

Tokat’ta son günlerde etkili olan yağışlar tarım arazilerinde büyük zarara yol açtı. Sular altında kalan bahçelerde özellikle erkenci kiraz çeşitlerinde çatlama ve dökülmeler yaşandı.

Tokat Ticaret ve Sanayi Odası Meclis Başkanı Emin Yılar, bazı bölgelerde kirazda hasarın yüzde 100’e ulaştığını belirtti.

Geçtiğimiz yıl yaşanan don felaketinin etkilerinin henüz atlatılamadığını belirten Yılar, “Geçen yıl devletimiz çiftçiye dönüm başına destek vererek önemli bir katkı sağladı. Bu destek üreticiyi ayakta tuttu. Ancak bu yıl da özellikle Tokat’ta kiraz üreticileri çok ciddi bir afetle karşı karşıya kaldı. Bazı bölgelerde erkenci ve orta sezon çeşitlerde hasar yüzde 80 ila yüzde 100 arasında değişiyor. Ürünler tamamen çatladı ve pazarlanamaz hale geldi” dedi.

İhracata yönelik geç sezon kiraz çeşitlerinde ise umutların sürdüğünü ifade eden Yılar, yağışların sona ermesi halinde kalan ürünlerin ayıklanarak ihracata gönderilebileceğini belirtti. Ege Bölgesi’nde kiraz ihracatının başladığını hatırlatan Yılar, ürünlerin kilogram fiyatının 180-200 lira seviyelerinde olduğunu söyledi.

Kiraz üretimindeki kaybın binlerce tonu bulduğunu belirten Yılar, “Erkenci ve orta sezon çeşitlerde yaklaşık 2 bin tonluk zarar olduğunu düşünüyoruz. Eğer yağışlar durursa geç sezon ihracatlık çeşitlerden 3-4 bin ton ürün alınabilir. Ancak genel toplamda bu yıl Tokat’ta kirazda 8 ila 10 bin ton arasında ürün kaybı bekliyoruz” dedi.

Bizi sosyal medyadan takip edin