Uzmanından ergenlik döneminde “ebeveyn ile çatışma” değerlendirmesi

Anadolu Ajansı
Yayın: 08.02.2024 16:48
Paylaş:
A+ A-

İSTANBUL (AA) – Yeditepe Üniversitesi Eğitim Fakültesi Rehberlik ve Psikolojik Danışmanlık Bölümü Dr. Öğr. Üyesi Serdar Körük, ebeveyn-ergen çatışmasının doğal bir durum olduğunu, bunun olmasının değil olmamasının sağlıksızlığa işaret ettiğini bildirdi.

Hastaneden yapılan açıklamada görüşlerine yer verilen Körük, ergenlik döneminde kısa zaman içerisinde yoğun fizyolojik, bilişsel ve duygusal değişimlerin yaşandığını, ergenlik başlangıcı ile birlikte kişinin zihinsel işlem yapabilme kapasitesinin somut evreden soyut evreye geçtiğini belirtti.

Körük, “Çocuklar daha çok somut şeyler üzerine düşünebilir ve hipotez kurabilir. Burada gözlenebilirlik ve ölçülebilirlik esastır. Ergenler ise düşünce hakkında düşünebilir ve en önemlisi soyut varsayımlar kurabilirler. Felsefeyi, soyut sanat akımlarını, soyut matematiksel kavramları ve benzerini anlamaya başlayabilirler.” ifadelerini kullandı.

Duygusal gelişim bağlamında ergenlik döneminin en önemli görevinin kimlik kazanımı olduğuna işaret eden Körük, “Ünlü gelişim kuramcılarından Erik Erikson, bu görevi kimlik bunalımı, kimlik kazanımı olarak isimlendirmiştir. Kimlik kazanımıyla ifade edilen şey ergenin ilişkisel kimliğini, cinsel kimliğini, ideolojik kimliğini, değerlerini, sosyal kimliğini, mesleki kimliğini düşünmesi ve araştırması, en sonunda ise bir sentez yapıp kendi yapısını ortaya çıkarabilmesidir.” değerlendirmesinde bulundu.

– “Ebeveynin koşulsuz sevgilerini hissettirmeleri gerek”

Körük, ebeveyn-ergen çatışmasının doğal bir durum olduğunu aktararak “Bunun olması değil, olmaması sağlıksızlığa işaret etmektedir. Ergenin sağlıklı bir kişilik gelişimi olabilmesi için ebeveyniyle çatışması gerekmektedir ancak ebeveynin bu çatışmaları yapıcı bir şekilde ele alması çözmesi önemlidir. Aile bağlamında bakıldığında otonomi, kabul ve sevgi ihtiyaçları bu dönemde ergen için büyük önem taşımaktadır.” değerlendirmesinde bulundu.

Körük, ebeveynlerin ergen çocuklarına belirli bir özgürlük sağlamaları, çocuklarının tercihlerine saygı duymaları ve koşulsuz sevgilerini hissettirmeleri gerektiğini vurguladı.

Ergen bireylerin kişilerarası uyum dönemi denilen dönemde bulunduğunu anımsatan Körük, şunları kaydetti:

“Ergenin bağlı olduğu grubun değerleri ve doğruları, hedefleri, motivasyonları, alışkanlıkları ve benzeri ergen tarafından hızlıca içselleştirilmektedir. Ergenler genelde bireysel olarak zaman geçirmezler, birlikte ders çalışırlar, birlikte gezerler, grup çalışmasını severler, birlikte aktivite yaparlar. Bunun altında yatan motivasyon grubun dışında kalmama ihtiyacıdır. Dolayısıyla grubun iyi olması, sağlıklı alışkanlıklara sahip olması, akademik olarak motivasyon sahibi olması ve sosyal yapıyla uyumlu olması ergenin gelişimini olumlu yönde etkilerken, grubun riskli ve anti sosyal davranışlara sahip olması ergeni de bu davranışlara rahatlıkla yönlendirebilmektedir.”

– “Öğretmeniyle özdeşleşmek isteyebilir”

Ergenlik döneminde, soyut düşünceyle birlikte başkalarının nasıl hayatlar yaşadığına olan merakın da arttığını kaydeden Körük, bu merakın öğretmenlere de yönelebileceğin kaydetti.

Öğretmenin sınırını koruması, samimi ilişkiler kursa da özel hayatına dair çok fazla bilgi paylaşmamaya özen göstermesi gerektiğini vurgulayan Körük, “Öğretmenler ergenler için önemli birer özdeşleşme nesneleridirler ve bu durum özellikle travmatik süreçlerden gelen ergenler için onarıcı işlev görebilmektedir. Özdeşleşmek ergenler için önemli bir ihtiyaçtır ve eğer iyi özelliklerle özdeşim yapılıyorsa kimlik kazanımı süreçlerine büyük destek sağlamaktadır.” ifadelerini kullandı.

Görüş Bildir

Gönderdiğiniz yorum moderasyon ekibi tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır.

Ordu’da kahverengi kokarca ile mücadelede 4 ayda 40 bin nokta ilaçlandı

Anadolu Ajansı
Yayın: 03.03.2024 04:48
Paylaş:
A+ A-

ORDU (AA) – HAYATİ AKÇAY – Ordu'da fındık bahçelerinde popülasyonu artan kahverengi kokarca zararlısının bulunabileceği kışlaklarda ilaçlama çalışmaları devam ediyor.

Kent genelinde geçen yıl popülasyonunun arttığı gözlemlenen ve kışı kullanılmayan evlerin yanı sıra çatı aralarında ve serender gibi yerlerde geçirdikleri tespit edilen kahverengi kokarcanın yeniden yayılmasını önlemek amacıyla Ordu Valiliği tarafından bir süre önce eylem planı hazırlandı.

Eylem planı kapsamında, İl Tarım ve Orman Müdürlüğü ekiplerince mahallelerde üreticilere yönelik yaklaşık 400 bilgilendirme toplantısı düzenlendi.

Hava sıcaklığının mevsim normallerinin üzerinde seyretmesi nedeniyle zararlının yeniden hareketlenmesini önlemeye çalışan ekipler, kışlaklarda ilaçlamayı sürdürüyor.

Kasımdan itibaren 40 bin noktada yapılan ilaçlama ile kahverengi kokarcanın popülasyonunun çoğalmasını önlemek amaçlanıyor.

Ordu İl Tarım ve Orman Müdürü Kemal Yılmaz, AA muhabirine, özellikle sahil kesimindeki ilçelerde yoğun şekilde görülen kahverengi kokarcanın, başta fındık olmak üzere diğer tarım ürünlerine zarar verdiğini söyledi.

Zararlının, havanın soğuk olduğu döneminde kışlak olarak tabir edilen kullanılmayan evler, odunluk ve serender gibi yerlere çekildiğini belirten Yılmaz, “Ancak içinde bulunduğumuz günlerde mevsim normalleri üzerinde seyreden hava sıcaklıkları nedeniyle kahverengi kokarcalar yeniden uçuşa geçerek görülmeye başlandı. Bu dönemde yapacağımız etkin mücadele fındığın kahverengi kokarca tehdidinden kurtulması için çok büyük önem arz ediyor.” dedi.

Yılmaz, bu dönemde kahverengi kokarca ile kışlaklarından çıkmadan mücadele yapılması gerektiğine işaret ederek, “Fındığa zarar veren kahverengi kokarcanın bahçelere yeniden dağılımını önlemek için mücadele başlatıldı. Amacımız, kokarcaların kışlağın dışına çıkmadan yayılmasını önlemek.” diye konuştu.

– “Mücadelemiz kararlılıkla devam ediyor”

Üreticilerin de desteğiyle zararlının tespit edildiği noktalarda ilaçlama yapıldığını anlatan Yılmaz, özellikle şehir merkezlerinde yaşayanların bu dönemde serender, odunluk ve kullanmadıkları evlerini kontrol ederek, kahverengi kokarcayla mücadeleye katılmalarını istedi.

Kemal Yılmaz, bu dönemde yeteri kadar yapılmayan mücadelenin zararlının popülasyonunun artmasına neden olabileceğini vurgulayarak “Aksi takdirde bir kokarcanın ergin dişisi 150-200 yavru yapıyor. Bu da mücadele etmediğimiz takdirde bir tane kahverengi kokarcadan önümüzdeki günlerde 150-200 birey oluşabileceği anlamına gelmektedir. Bu da işimizi daha da zorlaştıracaktır.” ifadelerini kullandı.

Üreticilerin kahverengi kokarcaları gördükleri yerde toplayıp imha ederek mücadeleye destek verebileceklerinin altını çizen Ordu İl Tarım ve Orman Müdürü Yılmaz, şu değerlendirmede bulundu:

“Böceklerin görüldüğü alanlar kullanılmayan alanlarsa üreticilerimizin ilaçla mücadele yaparak imha etmeleri mümkün. Amacımız kahverengi kokarcaları bulundukları yerde imha ederek sahaya yayılmalarını önlemek. Bunu başardığımız takdirde önümüzdeki dönemde bu zararlının başta fındık olmak üzere tarımsal ürünlere vereceği zararı minimize etmiş oluruz.

Eğer bunu başaramazsak çoğalan kokarcalar karşısında işimiz çok daha zorlaşmış olacak. Ordu'da şimdiye kadar bu böceğin yoğun olarak görüldüğü ev, serender ve odunluk gibi 40 bin noktada ilaçlama çalışması gerçekleştirdik. Bunu yaparak da çok ciddi bir mücadele örneği sergiledik. Bu mücadelemiz kararlılıkla devam ediyor.”