Uzmanından “lösemi tedavi edilebilir bir hastalık” değerlendirmesi

Uzmanından “lösemi tedavi edilebilir bir hastalık” değerlendirmesi

Anadolu Ajansı
Yayın: 08.11.2023 00:48
Paylaş:
A+ A-

İSTANBUL (AA) – Günümüzde löseminin tedavi edilebilir bir hastalık olduğuna dikkati çeken Medipol Mega Üniversite Hastanesi'nden Prof. Dr. Sema Anak, “Çocukluk çağı lösemileri çocuklarda en sık görülen onkolojik hastalıktır. Lösemi hücrelerinin özelliklerinin belirlenmesi, çok ilaçlı ve programlı kemoterapiler ile başarı hızla artmış, yaşam oranları yükselmiş ve 1960'lardaki yüzde 10'luk başarı, bugün yüzde 90'a çıkmıştır.” dedi.

Hastaneden yapılan açıklamada görüşlerine yer verilen Prof. Dr. Sema Anak, 2-8 Kasım Lösemili Çocuklar Haftası kapsamında önemli açıklamalarda bulundu.

Anak, çocukluk çağı lösemilerinin çocuklarda en sık görülen onkolojik hastalık olduğunu vurgulayarak şu ifadeleri kullandı:

“Çocukluk çağı lösemileri onkolojik olguların yüzde 30'unu oluşturur. Akut lenfoblastik lösemiler (ALL), lösemili olguların yüzde 80'ini oluşturur. ALL'lerin yarısı çocukluk çağındadır. 1948'de ilk kez kemoterapiyle parsiyel remisyon sağlanmasından itibaren hastaların klinik özelliklerine göre sınıflanması, lösemi hücrelerinin özelliklerinin belirlenmesi, çok ilaçlı ve programlı kemoterapiler ile başarı hızla artmış, yaşam oranları yükselmiş ve 1960'lardaki yüzde 10'luk başarı, bugün yüzde 90'a çıkmıştır. ALL'de çocuklarda son 50 yıldaki başarının en önemli bir başka nedeni de bilinen kemoterapileri en efektif dozda kullanan uygulama şemalarının ortaya konulmasıdır. Ayrıca gerektiğinde çok etkin hedefli tedaviler, kök hücre nakilleri başarıyı arttırır. Bunun yanında enfeksiyon, kanama gibi tedavi sürecinin en korkulan sorunlarına hızlı müdahale edilmesi, yani uygun tedaviler başarı için en önemli unsurlardan biridir.”

Prof. Dr. Anak, çocukların tedavi sürecinde maddi ve manevi desteğe ihtiyaç duyduklarını belirtti. Akut miyeloid lösemilerinin (AML) sıklığının ise yaklaşık yüzde 15 ila 20 civarında olduğu bilgisini paylaşan Anak, tedavi süreçlerinin daha meşakkatli, yaşam sürelerinin daha düşük olduğunu aktardı.

Ancak, son yıllarda bu durumun yüzde 70 civarına ulaştığını kaydeden Anak, “Yüzde 30 hasta hastalığın nüksetmesinden, yüzde 5 ila 10 hasta ise tedaviye bağlı yan etkilerle kaybedilir. Tedavi sürecinde çok ağır ve uzun bir süreçten geçen bu çocuklar, hem maddi hem de manevi desteklenmeye ihtiyaç duyarlar. Tedavi gereksinimleri devletçe karşılansa da, bu süreçte psikososyal destek, eğitimlerinde süreklilik, uygun beslenme çok önemlidir. Tüm yaşamları boyunca izlenmeli ve herhangi bir organ disfonksiyonu olduğunda hemen müdahale edilmelidir. Artık lösemi tedavi edilebilir bir hastalıktır. Bize düşen bu hastalıktan kurtulan çocuklarımız için en iyisini yapmaktır. Onlara ayrılan bu haftada, en önemli konu farkındalığın artmasıdır.” yorumunu yaptı.

Görüş Bildir

Gönderdiğiniz yorum moderasyon ekibi tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır.

Doğu Karadeniz’den 4 ayda 9 ülkeye bal ihracatı

Anadolu Ajansı
Yayın: 17.05.2024 04:48
Paylaş:
A+ A-

TRABZON (AA) – Doğu Karadeniz'den ocak-nisan döneminde ABD başta olmak üzere 9 ülkeye bal satıldı.

Doğu Karadeniz İhracatçılar Birliği Yönetim Kurulu Başkanı Saffet Kalyoncu, AA muhabirine, bölgeden 4 ayda 218 ton bal ihraç edildiğini söyledi.

Dış satımdan 894 milyon 471 bin dolar kazanç sağlandığına dikkati çeken Kalyoncu, “ABD, 462 bin 563 dolarlık ihracatla ilk sırada yer aldı. ABD'yi 198 bin 750 dolarla Almanya, 96 bin 216 dolarla Suudi Arabistan takip etti. Bölgeden söz konusu dönemde Birleşik Arap Emirlikleri, Katar, Umman, Azerbaycan, Belçika ile Birleşik Krallık'a da bu dönem bal satıldı.” diye konuştu.

Kalyoncu, ihracatı artırmaya yönelik çalışmaları önemsediklerini vurgulayarak, bal ihracatının, organik, coğrafi işaretli ve markalı ürün ihracatıyla daha da artırılabileceğini ifade etti.

Bal üretimi açısından bu yıl hava şartlarının iyi geçtiğini, bunun da rekolteyi artıracağını dile getiren Kalyoncu, “Türk balını dünya piyasalarında kalitesiyle marka haline getirmemiz gerekiyor. Kaliteli ve en üst ambalajlarda Türk balının üretimi için ilgili kurumların etkin denetimler yaparak, asla ödün verilmemesi önem arz ediyor.” değerlendirmesini yaptı.