Yunanistan’da Türkler mübadelenin 101’inci yılında ayrımcılığa uğramaya devam ediyor

Anadolu Ajansı
Yayın: 31.01.2024 12:00
Paylaş:
A+ A-

İSTANBUL (AA) – ENES TAHA ERSEN – Rodos İstanköy ve Onikiada Türkleri Kültür ve Dayanışma Derneği Başkanı Prof. Dr. Mustafa Kaymakçı, Türkiye ile Yunanistan arasında 30 Ocak 1923'te yapılan nüfus mübadelesinin tarihi acılarının hala devam ettiğini belirterek, “Rodos ve İstanköy ile Batı Trakya'da yaşayan Türkler, bugün de etnik sorunlarla karşı karşıya kalıyor. Yunanistan hükümeti, buradaki Türkleri 'Yunan Müslümanı' olarak kabul ediyor, Türk kimliklerini ve etnisitelerini inkar ediyor.” dedi.

Prof. Dr. Kaymakçı, AA muhabirine, Türkiye ile Yunanistan arasında gerçekleştirilen nüfus mübadelesinin 101'inci yılı dolayısıyla zorunlu göçü ve Yunanistan'daki Türklerin problemlerini anlattı.

Kaymakçı, Türkiye ile Yunanistan arasında 30 Ocak 1923'te, Lozan Barış Anlaşması'na ek olarak yapılan zorunlu göçün nüfus mübadelesi olarak adlandırıldığını, göçe tabi tutulan kişilere ise mübadil dendiğini söyledi.

Mübadelede gözetilen şartların başında din geldiğine dikkati çeken Kaymakçı, “Mübadele ile 500 bin Müslüman Türk, Yunanistan'dan Türkiye'ye göç etmek zorunda kaldı. Anadolu'dan Yunanistan'a ise 1 milyon 200 bin Ortodoks Hristiyan göç etti.” ifadesini kullandı.

Kaymakçı, mübadeledeki ana kıstasın ırk ya da dil değil din olduğunun altını çizerek, şöyle devam etti:

“Türkiye-Yunanistan nüfus mübadelesi kapsamında Türkiye'de sadece İstanbul ile Gökçeada (İmroz) ve Bozcaada'da yaşayan Rumlar, Yunanistan'da ise sadece sorunun yaşandığı Batı Trakya'daki Türkler o yıllarda muaf tutulmuştur. Bugün binlerce Türk'ün yaşadığı ve o dönem İtalya yönetimindeki Rodos ve İstanköy mübadele kapsamında ele alınmamıştır. Rodos ve İstanköy'den Türkiye'ye gelenler, mübadil değil göçmen statüsündedir.”

– “Yunanistan hükümeti bölgedekilerin Türk kimliklerini ve etnisitelerini inkar ediyor”

Nüfus mübadelesinin üzerinden bir asırdan fazla zaman geçmesine rağmen mübadele kapsamında yer almayan Türklerin etnik, kültürel ve dini sorunlarının devam ettiğini kaydeden Kaymakçı, “Rodos ve İstanköy ile Batı Trakya'da yaşayan Türkler, bugün de etnik sorunlarla karşı karşıya kalıyor. Yunanistan hükümeti, buradaki Türkleri 'Yunan Müslümanı' olarak kabul ediyor, Türk kimliklerini ve etnisitelerini inkar ediyor.” diye konuştu.

Kaymakçı, Yunan makamlarının, Türklerin statüsünü tanımak istememesinin çeşitli sorunlara ve mağduriyete yol açtığını aktararak, “Rodos, İstanköy ve Onikiadalarda yaşayan Türkler ile Batı Trakya'daki Türklerin; vatandaşlık, Türkçe öğrenme, dini özgürlük ve ibadet hakları engelleniyor, nefret söylemleriyle baskılanıyorlar. Bunun yanı sıra vakıflar ve Osmanlı Türklerinden kalan kültürel mirasın korunması konularında da ciddi problemler çıkıyor.” şeklinde konuştu.

Bölgedeki Türklerin yaşadığı sorunlara değinen Kaymakçı, şöyle devam etti:

“Rodos ve İstanköy ile Batı Trakya'daki Türklerin karşılaştığı sorunların başında da kültürel soykırım gelmektedir. Mübadele edilemeyen Türklere karşı kültürel soykırımı gerçekleştirmek için Yunan yönetimi yıllar boyunca çeşitli yöntemleri hayata geçirdi. Bunların başında ise kültür ve eğitim politikaları geliyor. Rodos ve İstanköy'de çift dillilik temelinde Türkçe eğitim veren okullar 1972'den bu yana kapalı. Türk okullarının kapatılması, adalardaki Türklüğü zor durumda bıraktı. Yunanistan'da devlet okullarına giden Rodos ve İstanköylü Türkler, din derslerinden muaf tutulmalarına karşın, dini eğitim haklarını da kullanamıyor. Yunan hükümetleri, Rodos ve İstanköy'de yaşayan Türkleri de Türk kimlikleri ile değil, Müslüman olarak kabul ediyor. 'Müslüman Yunan' olarak tanımlanan Rodos ve İstanköy Türklerinin Müslümanlıklarını da öğrenmeleri engelleniyor.”

– “Türkçe'nin dışlanması, eğitim düzeylerinin düşmesine yol açıyor”

Kaymakçı, Türk azınlığın eğitim alanında da ciddi sorunlar yaşadığına dikkati çekerek, şunları söyledi:

“Türkler, ortaokul ve liselerden sınırlı şekilde yararlanabiliyor. Türklerin eğitim seviyesi, Yunanistan genelinin oldukça altında. Türkler, doktorluk, mühendislik gibi lisans düzeyinde mesleklere neredeyse hiç sahip olamıyor. Rodos ve İstanköy'deki Türklerin eğitimlerinin ilkokul düzeyini geçemediği biliniyor. Bu bağlamda bölgedeki Türklerin kültürlerini ifade etme aracı olan 'Türk dili' ve buna bağlı eğitim, din gibi kültürel aktarım araçlarının, Yunanistan'ın uyguladığı 'kültürel arınma politikası' karşısında büyük tehlikelerle karşı karşıya olduğu gözleniyor.”

Osmanlı dönemi ve Türkiye'nin kuruluş dönemlerinde bölgedeki Türk nüfusunun eğitim ve entelektüel seviyesinin oldukça yüksek olduğunu anlatan Kaymakçı, “Türk kültürel kimliğinin yok edilmesi girişimleri, Rodos ve İstanköy Türklerinin geçmişlerini de unutulmasını beraberinde getirdi. Rodos ve İstanköy'de özellikle dönemine göre nitelikli ilkokul, ortaokul ve lise düzeyinde okullar vardı. Buralarda okuyan Türkler, gerek Osmanlı döneminde, gerekse Cumhuriyeti'n kuruluş dönemlerinde önemli görevler üstlendi.” dedi.

– “Her iki ülke ve halkların dostluktan başka çaresi yok”

Kaymakçı, Yunanistan ile Türkiye ilişkilerinin iyileştirilmesinin, bölgede yaşayan Türklerin varlıklarıyla doğrudan ilgili olduğuna vurgu yaparak, “Türk-Yunan ilişkilerinde en önemli sorunlardan biri, Yunanistan'da yaşayan ve mübadele edilemeyen Türk azınlığının durumudur. Yunanistan'ın buradaki Türklere karşı takındığı tutum, her iki ülkenin ilişkilerini doğrudan etkilemektedir.” ifadesini kullandı.

Komşu olan Türkiye ve Yunanistan'ın her şeye rağmen sorunlarını çözmesi ve coğrafyayı kalıcı dostlukla paylaşması gerektiğinin altını çizen Kaymakçı, sözlerini şöyle tamamladı:

“Türkiye ve Yunanistan aynı enlem kuşağında iki ülke olması yanında Ege Denizi'ni de paylaşmaktadır. Her iki ülke ve halklarının dostluktan başka çaresi de yoktur. Türkler ve Yunanlar arasındaki kavgayı, emperyal güçler olabildiğince beslemektedir. Bu göz önüne alınması gereken önemli gerçeklerden biridir. Dünden bugüne Türk-Yunan ilişkilerini kalıcı dostluğa dönüştürmek kolay bir süreç değil, ancak bir zorunluluktur.”

Görüş Bildir

Gönderdiğiniz yorum moderasyon ekibi tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır.

Türkiye’nin ilk Sosyal Bilimler Festivali “Sosyalfest” başladı

Yayın: 02.03.2024 18:49
Paylaş:
A+ A-

Karabük Üniversitesinin ev sahipliği yaptığı Türkiye’nin ilk ulusal ve uluslararası Sosyal Bilimler Festivali (Sosyalfest) başladı.

“Türkiye Yüzyılı için harekete geç, Sosyalfest ile gelişime öncülük et” sloganıyla Türkiye’nin milli sosyal bilimler hamlesinin oluşumuna katkı sunmak amacıyla düzenlenen Sosyalfest’in açılışında halk oyunları gösterisi sergilendi.

Saygı duruşunda bulunulması ve İstiklal Marşı’nın okunmasının ardından Sosyalfest’in tanıtım videosu gösterildi, Safranbolu Fethi Toker Güzel Sanatlar ve Tasarım Fakültesi öğretim üyelerinden oluşan koro Türk Halk Müziği dinletisi sundu.

Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi Devlet Konservatuarı korosu da İletişim Başkanlığınca düzenlenen 100. Yıl Marşı Yarışması’nda birinci seçilen eseri seslendirdi.

Programda konuşan Karabük Valisi Mustafa Yavuz, Cumhuriyet’in ikinci yüzyılında bilimde, teknolojide ve sosyal bilimlerde eş zamanlı ilerleme sağlamayı amaçlayan bir vizyon belirlendiğini söyledi.

Bu vizyonla Türkiye’yi daha güçlü, daha rekabetçi ve daha adil bir geleceğe taşımayı, sürdürülebilir bir gelecek inşa etmeyi hedeflediklerini belirten Yavuz, “Bu hedef doğrultusunda yol alırken 21. yüzyılın getirdiği teknolojik ve bilimsel gelişmelere, TEKNOFEST gibi dinamik etkinliklerle ve gençlerimizi geleceğin teknoloji liderleri olarak yetiştirme misyonumuzla ülkemizin dijital dönüşümüne çağa uygun olarak hizmet ediyoruz.” dedi.

Yavuz, Türkiye’nin yazılım, savunma sanayi ve uzay teknolojileri gibi alanlardaki dikkati çeken başarılarının, stratejik ortaklıkların oluşturulmasına zemin hazırlayarak Türkiye’nin küresel liderlik rolünü güçlendirdiği bilinciyle hareket ettiklerini ifade ederek, “Bugün bir araya geldiğimiz bu önemli platformda, Teknofestlerin yarattığı heyecan ve başarıyı, sosyal bilimler alanında da sağlayarak milli muharip uçağımız KAAN ile gökyüzüne bıraktığımız izin aynısını ‘Milli Sosyal Bilimler Hamlesi’ Sosyalfest ile milletimizin ve uluslararası camianın zihnine kazımayı hedefliyoruz.” diye konuştu.

Karabük Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Fatih Kırışık da Sosyalfest kapsamında 35 üniversite ile kurumsal paydaşlık protokolü yaptıklarını kaydetti.

Gençlerin en önemli gücünün, hayal güçlerini sınırlardan kurtarıp serbestçe hayal edebilme, özgürce düşünebilme becerilerini geliştirmelerinden geçtiğini vurgulayan Kırışık, “Biz bu yolu Sosyalfest ile sonuna kadar açmak istiyoruz. Yeni bir sosyal model üretmek isteyene destek olmak istiyoruz. Bu kültürü bütün kurumlarımızın, üniversitelerimizin, milletimizin ve devletimizin desteğiyle bütün ülkede yaymak ve yaygınlaştırmak istiyoruz.” ifadelerini kullandı.

Kırışık, Sosyalfest’in ikincisini eylül ayında Ankara’da, üçüncüsünü ise yurt dışında “Türk dünyası”nda yapmayı hedeflediklerini dile getirdi.

Festivalin açılışına, AK Parti Karabük Milletvekili Durmuş Ali Keskinkılıç, Karabük Belediye Başkanı Rafet Vergili, Cumhuriyet Başsavcısı Koray Kesgin, Safranbolu Belediye Başkanı Elif Köse, 14 üniversitenin rektörü, akademik personel, kurum müdürleri, siyasi parti temsilcileri, öğrenciler ve davetliler katıldı.

Program kapsamında Sağlık Bilimleri Fakültesinin önünde oluşturulan “Sosyalfest Yolu” açıldı.

Protokol üyeleri ile katılımcılar, kurulan stantları gezdi.

50 gelişim atölyesinin de bulunduğu, sergiler, şiir dinletileri, tiyatro gösterimleri, okçuluk, kukla gösterileri, spor müsabakaları, söyleşiler, atölye çalışmaları gibi etkinliklerin yer aldığı festival yarın sona erecek.