Hastanelerde “Onaylı Randevu Dönemi” Başlıyor: Randevu Sistemi Detayları

Hastanelerde “Onaylı Randevu Dönemi” Başlıyor: Randevu Sistemi Detayları

Yayın: 13.05.2024 10:58
Paylaş:
A+ A-

Bugünden itibaren hastanelerde uygulanacak olan “Onaylı Randevu Sistemi”, Merkezi Hekim Randevu Sistemi’nde (MHRS) hayata geçiyor. İşte yeni düzenlemenin ayrıntıları:

  • Hastalar, randevularını aldıktan sonra, ertesi günkü randevularına katılıp katılmayacaklarını saat 20.00’ye kadar belirtmek zorunda olacaklar.
  • Randevu onayı, www.mhrs.gov.tr internet sitesi ve ALO 182 çağrı merkezi üzerinden verilebilecek.
  • Randevu tarihinden bir gün önce saat 20.00’ye kadar onay verilmemesi durumunda, randevu otomatik olarak iptal edilecek.
  • 3 gün ve sonrası için alınan randevular, mutlaka onay gerektirecek. Ancak muayene tarihinden önceki son 2 gün içinde alınan randevular, otomatik olarak onaylanacak.
  • Randevu iptali, randevu tarihinden bir gün öncesine kadar yapılacak. Onaylı randevular da bu süre içinde iptal edilebilecek.
  • Randevuya gitmeyenler için ise uygulama değişmeyecek. Randevuya gitmeyenler, 15 gün boyunca aynı branştan randevu alamayacaklar, ancak sağlık kuruluşlarından randevusuz hizmet alabilecekler.
  • Boşalan randevular, öncelikle daha önce sistem üzerinden talepte bulunan hastalara verilecek.
  • Onaylı randevu sistemi, 65 yaş üstü kişiler ve kanser hastaları gibi belirli gruplar tarafından kullanılmayacak. Bu kişiler, randevu sistemine dahil olmayacaklar.

Yeni düzenleme ile hastanelerde randevu sürecindeki düzen ve kontrollülük artarken, hastaların sağlık hizmetlerine daha etkin ve planlı bir şekilde erişim sağlanması hedefleniyor.

Görüş Bildir

Gönderdiğiniz yorum moderasyon ekibi tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır.

MS hastalığı kadınlarda erkeklere göre 2-3 kat daha sık görülüyor

Anadolu Ajansı
Yayın: 30.05.2024 04:07
Paylaş:
A+ A-

İSTANBUL (AA) – Bayındır Kavaklıdere Hastanesi ve Bayındır Söğütözü Hastanesi Nöroloji Uzmanı Dr. Ömer Eray Yalap, MS hastalığının büyük oranda 20'li ve 30'lu yaşlarda ortaya çıktığını, hastalığın kadınlarda erkeklere oranla 2-3 kat daha sık görüldüğünü bildirdi.

Hastaneden yapılan açıklamada görüşlerine yer verilen Dr. Yalap, MS hastalığının, güneş ışınlarına daha az maruz kalan Kuzey Avrupa ve Kuzey Amerika'nın kuzey bölgelerinde daha sık geliştiğini ifade etti.

Bilinenin aksine aşıların MS riskini artırmadığını belirten Yalap, “Genetik yatkınlık, Epstein Barr virüs (EBV) enfeksiyonu, D vitamini eksikliği güneşe az maruz kalma, sigara kullanımı gibi durumların MS riskini artırdığı düşünülse de, hastalığın nedeni henüz tam olarak bilinmiyor. Tek veya iki taraflı görme kayıpları, yüzde-kollarda veya bacaklarda bir günden uzun süren uyuşmalar, kuvvet kayıpları, denge bozuklukları, çift görme, aşırı yorgunluk ve idrar/gaita kaçırma gibi nörolojik semptomlar MS hastalığını düşündürebilecek yakınmalar arasında yer alıyor.” bilgisini paylaştı.

Yalap, MS hastalığı tanısında en önemli tetkikin beyin ve omurilik MR görüntülemeleri olduğunu belirtti.

MR incelemeleri sonunda nöroloji doktorunun MS hastalığından şüphelenmesi durumunda ileri inceleme olarak “VEP” adlı görme testi, detaylı kan tetkikleri ve beyin omurilik sıvısı incelemesi için “lomber ponksiyon” adlı işlemin önerildiğini anlatan Yalap, belden iğne ile girilerek beyin sıvısı örneği alma işlemiyle elde edilen beyin omurilik sıvısında MS hastalığına yönelik çeşitli incelemelerin yapılabildiğine dikkati çekti.

MS hastalığında erken tanı ve tedavinin atak sıklığını ve uzun vadeli engelliliği azalttığını, hastaların yaşam kalitesini önemli ölçüde artırdığının bilimsel olarak kanıtlandığını ifade eden Yalap, şunları kaydetti:

“Başlangıçta 'miyelin' adı verilen sinir kılıf proteininde kayıp ile seyreden MS, tedavi edilmezse beyin hücrelerinde kayba ve zamanla engelliliğe yol açabiliyor. Bu nedenle MS’in erken tanı alması ve tedavi edilmesi çok büyük önem arz ediyor. MS şüphesi olan hastaların en kısa sürede bir nöroloji doktoruna muayene olmaları gerekiyor. MS hastalığını tamamen ortadan kaldıran bir tedavi yöntemi bulunmasa da günümüzde hastalığı kontrol altına almak, atak sıklığını ve engellilik gelişim riskini azaltmak mümkün oluyor. MS tanısı konulan hastalarda, hastalığın şiddetine göre çeşitli tedavi yöntemleri bulunuyor.”