PEMBE ve MAVİ

Yayın: 02.02.2024 10:12
Paylaş:
A+ A-

Pembe bir renk olarak kız çocuklarına,  mavi de erkek çocuklarına atfedilmiştir. Hatta biliyorsunuz eskiden kadınların nüfus cüzdanı pembe erkeklerinki maviydi ancak,  pembe kız çocuklarına isim olarak  konulabilmesine  rağmen, mavide bu tercih edilmemiş. Çocukken köyümüzde Gülpembe adında bir arkadaşımız vardı. babaannemlerin evinin hemen karşısındaydı evleri. Çok sevdiğim bir arkadaştı ve aynı adı gibi beyaz pembe yanaklı güzel bir kızdı o. Hatırladığımda Barış Mançonun Gülpembesi o muydu acaba dedirtir bana.

Erkekler için de Mavi çok güzel bir isim olabilirdi . Mavi de kelime olarak; hoş, güzel ve pozitif etki oluşturur ruhta.  Gökyüzü  mavidir, mavi de göktür. Bizim köyde mavi gözlülere gök gözlü derler. Gökyüzü uçsuz bucaksız göründüğü için,  mavi  sonsuzluğu temsil eder . Bu iki rengin insan cinslerine ayrılmasının geçerli sebepleri vardır mutlaka. Yine de her iki cins her iki rengi çekinmeden kullanabilmeli bence.

Mavi ile pembe benim en sevdiğim iki renktir. Pembe senelerce en sevdiğim birinci renk, mavi ise ikinciydi. Fakat son yıllarda mavim birincilik tahtına oturdu.  Gökyüzünün temel rengi olan maviye zaman zaman  beyaz, gri, kurşuni, pembe ve turuncu eşlik eder. Yedi rengin diğerleriyse   gökkuşağı oluştuğunda görülebilir. Her bir renk çok özel ve önemlidir hayatımızda.

Pembeyi sevimlidir. Hayatında ona yer vermek bir nevi pozitife olumlama yapmak demek gibidir.. Toz pembe hayaller içinde olmak diye bir deyimimiz vardır ve bu deyim yüzünden mi pembe hayallerle  özdeşleşmiştir zihnimizde yoksa pembe hayalin rengi olduğu için mi bu deyim söylenmiştir. Biraz tavuk mu yumurtadan, yumurta mı tavuktan gibi oldu.. Hayalin rengi pembedir. O daha ziyade başında kavak yelleri esenlerin rengidir.

İnsanın hayal kurması, plan yapmayla başlar.  Çoğunluk yakın gelecek için düşündükleri plan, daha uzak gelecek için olanlar hayal kabul edilse de, hayalin birazcık daha uçuk kaçıklığı söz konusudur! Bu uçuk kaçıklık mantıksız ve manasız gibi görünse bile, bir çok  bilimsel ilerlemenin temelinde yer alır.

Hayalsiz hayat olur mu hiç. Olursa da neye benzer acaba ?  Bir şeye benzemeyeceği gibi çok da süremez gibi geliyor bana. Kelimelerden de belli hayalsiz hayatın  olamayacağı. Olamazlığını; iki kelimede sadece tek bir harfin değişmesiyle farklı kelimeye dönüşleri açıklıyor bizlere.  Kelimeler; ifade ettikleri manalara uygunlukları ve diğer kelimelerle aralarındaki fonksiyonel bağlantıları, göz önüne alınarak oluşturulmuş olduklarını, birazcık düşünürsek  anlatıyor bizlere.  ?  Kelimeler eğer duyabilirsek,  bizimle konuşur ve kendi anlamlarının çok ötesinde hayata dair bilgiler de verir.  Sade kelimeler mi;  duyup da dinleyene, evrendeki her şey, her an konuşur…Bu iki kelime, bizi birbirimizden ayırmayın, ayırırsanız ikimizi de yoklarsınız diyor !

Hayalin rengi pembe, hayatınki mavi ! Neden mavi çünki suyun rengi mavi ve  oksijenin rengi mavi. Hayat için gerekli olan iki madde su ve havadaki oksijen. Canlılık bunlarla başlıyor. Peki hayalin rengi neden pembe. Uçarıdır pembe, uçmak ister, yeryüzüne ait hissedemez kendisini. Yeryüzündeki kötülükler acıtır onu, kendisini  koruması lazımdır. En iyisi,  gökyüzünde yaşamak olmalı diye düşünür. Pembe ile mavi konuşsa birbirine ne derler acaba?… Pembe ben uçacağım, yere basamam , ayaklarımı kirletemem der. Mavi madem uçacaksın gel bende uç, ben seni korurum, düşmene izin vermem, kaldırırım yukarı, uçarken üşütmem bile,  güvenebilirsin bana;  hem bende istediğin yöne istediğin kadar uçabilirsin, hudutlarım yoktur benim der. Pembe sevinir hemen, aceleyle dalar hayallerine. Mavide  yaşayacağını bilmek rahatlatır pembeyi.

Pembe hayallerine dala dursun; mavi, kırmızının form değiştirmişi olduğunu bilir pembenin. Sevgisinin acısına dayanamayarak rengine beyazı kattığını anlar. Acılara dayanmak zordur bilir. Yeryüzündeki en büyük hayalin  acıtmayan  sevgiyi bulmak  olduğunu tahmin eder,  pembeyi anlar.  Kanını akıtmadan, oklanmadan sevgiyi bulmanın  boş bir umut olduğunu bilse de, sesini çıkarmaz susar; bildiklerini kendisine saklar. Gerçekler öyle ulu orta söylenemez; onlar keşfedilerek öğrenilmelidir. Hem bu kadar tatlı birisine bu nasıl söylenebilir ki. Tatlıdır pembe, bulut şekeridir o. Kıyılmaz ona…Tatlıdır pembe, tatlı hayaldir. En tatlı hayal sevgiyi bulmaktır, nihai hayalse acıtmayan, kanatmayan  sevgiyi bulmak !… Arasın Pembe !… Sevgilerimle

Dyt. Güner Erbay

Görüş Bildir

Gönderdiğiniz yorum moderasyon ekibi tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır.

Ordu’da kahverengi kokarca ile mücadelede 4 ayda 40 bin nokta ilaçlandı

Anadolu Ajansı
Yayın: 03.03.2024 04:48
Paylaş:
A+ A-

ORDU (AA) – HAYATİ AKÇAY – Ordu'da fındık bahçelerinde popülasyonu artan kahverengi kokarca zararlısının bulunabileceği kışlaklarda ilaçlama çalışmaları devam ediyor.

Kent genelinde geçen yıl popülasyonunun arttığı gözlemlenen ve kışı kullanılmayan evlerin yanı sıra çatı aralarında ve serender gibi yerlerde geçirdikleri tespit edilen kahverengi kokarcanın yeniden yayılmasını önlemek amacıyla Ordu Valiliği tarafından bir süre önce eylem planı hazırlandı.

Eylem planı kapsamında, İl Tarım ve Orman Müdürlüğü ekiplerince mahallelerde üreticilere yönelik yaklaşık 400 bilgilendirme toplantısı düzenlendi.

Hava sıcaklığının mevsim normallerinin üzerinde seyretmesi nedeniyle zararlının yeniden hareketlenmesini önlemeye çalışan ekipler, kışlaklarda ilaçlamayı sürdürüyor.

Kasımdan itibaren 40 bin noktada yapılan ilaçlama ile kahverengi kokarcanın popülasyonunun çoğalmasını önlemek amaçlanıyor.

Ordu İl Tarım ve Orman Müdürü Kemal Yılmaz, AA muhabirine, özellikle sahil kesimindeki ilçelerde yoğun şekilde görülen kahverengi kokarcanın, başta fındık olmak üzere diğer tarım ürünlerine zarar verdiğini söyledi.

Zararlının, havanın soğuk olduğu döneminde kışlak olarak tabir edilen kullanılmayan evler, odunluk ve serender gibi yerlere çekildiğini belirten Yılmaz, “Ancak içinde bulunduğumuz günlerde mevsim normalleri üzerinde seyreden hava sıcaklıkları nedeniyle kahverengi kokarcalar yeniden uçuşa geçerek görülmeye başlandı. Bu dönemde yapacağımız etkin mücadele fındığın kahverengi kokarca tehdidinden kurtulması için çok büyük önem arz ediyor.” dedi.

Yılmaz, bu dönemde kahverengi kokarca ile kışlaklarından çıkmadan mücadele yapılması gerektiğine işaret ederek, “Fındığa zarar veren kahverengi kokarcanın bahçelere yeniden dağılımını önlemek için mücadele başlatıldı. Amacımız, kokarcaların kışlağın dışına çıkmadan yayılmasını önlemek.” diye konuştu.

– “Mücadelemiz kararlılıkla devam ediyor”

Üreticilerin de desteğiyle zararlının tespit edildiği noktalarda ilaçlama yapıldığını anlatan Yılmaz, özellikle şehir merkezlerinde yaşayanların bu dönemde serender, odunluk ve kullanmadıkları evlerini kontrol ederek, kahverengi kokarcayla mücadeleye katılmalarını istedi.

Kemal Yılmaz, bu dönemde yeteri kadar yapılmayan mücadelenin zararlının popülasyonunun artmasına neden olabileceğini vurgulayarak “Aksi takdirde bir kokarcanın ergin dişisi 150-200 yavru yapıyor. Bu da mücadele etmediğimiz takdirde bir tane kahverengi kokarcadan önümüzdeki günlerde 150-200 birey oluşabileceği anlamına gelmektedir. Bu da işimizi daha da zorlaştıracaktır.” ifadelerini kullandı.

Üreticilerin kahverengi kokarcaları gördükleri yerde toplayıp imha ederek mücadeleye destek verebileceklerinin altını çizen Ordu İl Tarım ve Orman Müdürü Yılmaz, şu değerlendirmede bulundu:

“Böceklerin görüldüğü alanlar kullanılmayan alanlarsa üreticilerimizin ilaçla mücadele yaparak imha etmeleri mümkün. Amacımız kahverengi kokarcaları bulundukları yerde imha ederek sahaya yayılmalarını önlemek. Bunu başardığımız takdirde önümüzdeki dönemde bu zararlının başta fındık olmak üzere tarımsal ürünlere vereceği zararı minimize etmiş oluruz.

Eğer bunu başaramazsak çoğalan kokarcalar karşısında işimiz çok daha zorlaşmış olacak. Ordu'da şimdiye kadar bu böceğin yoğun olarak görüldüğü ev, serender ve odunluk gibi 40 bin noktada ilaçlama çalışması gerçekleştirdik. Bunu yaparak da çok ciddi bir mücadele örneği sergiledik. Bu mücadelemiz kararlılıkla devam ediyor.”