RAMAZANDA BESLENME

RAMAZANDA BESLENME

Yayın: 19.03.2024 15:59
Paylaş:
A+ A-

RAMAZANDA BESLENME

 

Ramazanda beslenme nasıl olmalıdır sorusunun cevabı,  vücudun gereksindiği besin ögelerini vücuda vermelidir olarak cevaplanabilir. Bu besin ögeleri; karbonhidratlar, proteinler, yağlar, vitaminler, mineraller, antioksidan maddeler ve sudur.

 

Karbonhidratlar enerji üretmek için kullanılır ve vücutta enerjiye dönüşürken en az atık maddeyi bırakırlar. Bu sebeple önemlidirler. Karbonhidrat kaynakları; tahıllar, kurubaklagiller, kuruyemişler, meyveler ve tatlılardır fakat aslımda tatlılar ayrı bir kategoridedirler. Sebebi ise bunların hepsinin doğal değil rafine oluşları ile ilgilidir. Tatlılar tamamen rafine edilmiş bir gıdadır. Rafine demek sözlüklerde; arıtılmış, damıtılmış, inceltilmiş, ince, saflaştırılmış olarak açıklanıyor.Tatlılardaki un da, şeker de rafinedir.  Bir gıda maddesini rafine etmek  bir nevi sunileştirmek demek oluyor. Suni bir maddeyi vücut sever mi?  Ondan ne kadar faydalanabilir ve bu faydalanma ona neye mal oluru sağlığımız adına düşünmek zorundayız elbette.

 

Biliyorsunuz hemen her yazımda sevgiden bahsediyorum. Bahsediyorum çünki sevgi hayatın özüdür. Hayat aslında, zaten tamamen sevgidir. Hayatına son verme eyleminin, en çok görülen nedenini, sevgisizlik teşkil eder.  Vücuttaki hücrelerimiz de böyledir. Onlarında sevdiği ve sevmediği vardır. Vücuda sevdiklerini vermek lazım. Canımızın istediği yiyecekler vücudun sevdikleri demek değildir. Şeker ve şekerli tatlılar  sadece ramazanda değil hiçbir zaman kullanmamamız gereken yiyeceklerdendir. Şeker boş bir kalori kaynağıdır ve vücutta ağdalasıp her yere yapışır ve ısı ile karamelize olur. Vücudumuzun ısı derecesi olan  36,5 derecede dururken de karamelize olur. Karamelize olmak kısaca yanmak demektir. Yanık olan her gıda zararlıdır.

Tatlı olarak kullanabileceğimiz gıdalar meyvelerdir. Onlar Allahın bize tatlı olarak verdiği nimetlerdir ve onları bile ölçülü tüketmek gerekir. Bir porsiyon iftarda bir porsiyon sahurda olmak üzere günde  iki porsiyon uygun olur. Bu grubun iki yahut üç çeşiti soframızda bulunmalıdır örneğin bir öğünde kurufasülye pilav varsa, bu gruptan iki çeşiti almış oluruz bir de meyve yenirse üç olmuş olur. Yahut çorba sebze yemeği ve meyveden oluşan bir menüde ekmek de tüketildiyse üç çeşit sağlanmış olur.

 

 

Protein kaynaklarımız; et, süt ve türevleri, yumurta, kurubaklagil ve kuruyemişler  oluşturur. Bu gruptan da, iki çeşiti öğünümüze koyduğumuz takdirde, protein ihtiyacımız karşılanır. Örneğin etli nohut, zaten  başlı başına iki çeşit demektir. Kilo sorunumuz yoksa kuruyemişleri de çeşit olarak kullanabiliriz. Kilo probleminde bunları rafa kaldırmak gerekir çünki kalorileri çok yüksektir çok çabuk kilo artışı yaparlar.

 

Yağları yemeklerde kullandığımız yağlar olarak algılasak da, bir o kadar görünmez yağ dediğimiz et, süt, yumurta ve kuruyemişlerden de  yağ ihtiyacımız karşılanır. Bu sebeple yemeklerimizde yağı ölçülü, kararında kullanmayı tavsiye ediyorum.

 

Madenlerde en önemlisi kalsiyum, demir ve çinkodur. Kalsiyumu süt ve türevkerinden alırız. Kalsiyum kemiklerimizi korur. Bu sebeple hem sahurda hem iftarda süt, yoğurt yahut peynirden herhangi biri mutlaka soframızda olmalıdır. Iftariyeliklerde peynirin olması elbette tesadüf olamayacak bir alışkanlıktır. Demirse kan yapımı için gereklidir. Kanda oksijen taşıyan molekül hemin yapısında demir vardır. Onun en iyi kaynağı ise et ve sakatatlardır. Sonra sıralamada  tam tahıllar, kurubaklagil ve kuruyemişler gelir. Yeşil yapraklı sebzeleri de demir kaynağı olarak düşünebiliriz   Çinkoyu da hemen hemen aynı gıdalardan temin ederiz.

 

Vitaminleri düşündüğümüzde kısaca turunçgilleri ve sebzeleri;  özellikle yeşil yapraklı sebzeleri en iyi kaynak olarak düşünmeliyizdir. Sebzeler ve meyveler  aynı zamanda  antioksidan kaynaklarımızdır. Bu sebeple her öğünde karışık salata olmazsa olmazımız olmalıdır.

 

Bizlerin her zaman  söylediği meşhur yeterli ve dengeli beslenmedeki püf noktalarını bu yazımda özetlemiş oluyorum. Ramazanda yahut diğer aylarda beslenmemizi hep bu yazdıklarım doğrultusunda planlamamız gerekir ve elbette su ihtiyacımızı da en az altı sekiz bardak içerek karşılamamız gerekir.

 

Tüm bunların yanında tok tutan yiyecekleri tüketme telaşına kendimizi fazla kaptırmamayı tavsiye ederken genel olarak protein içeren gıdaların tok tuttuğunu belirtmek isterim. Bunun yanında, sahurda sütle hazırladığımız şekersiz doğal salebin tokluk verici özelliğinden yararlanılabilir. Burada dikkat etmeniz gereken husus, tüm yiyeceklerinizi yiyip tükettikten sonra salebi tüketmenizdir. Aksi takdirde iştahınızı kapatıp beslenmenize engel olabilir. Hepimize hayırlı ramazanlar olsun diyorum.

Sevgilerimle

Dyt. Güner Erbay

Görüş Bildir

Gönderdiğiniz yorum moderasyon ekibi tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır.

Vali Mustafa Yavuz’dan Başkan Çetinkaya’ya İade-i Ziyaret

Yayın: 18.04.2024 10:37
Paylaş:
A+ A-

Karabük Valisi Mustafa Yavuz, 31 Mart Mahalli İdareler Genel Seçimi sonrasında Karabük Belediye Başkanı olarak seçilen ve ilk ziyaretini kendisine gerçekleştiren Özkan Çetinkaya’ya iade-i ziyarette bulundu.

Belediye Başkanı Özkan Çetinkaya tarafından karşılanan Vali Mustafa Yavuz, Başkan Özkan Çetinkaya’ya hayırlı olsun dileklerini ileterek, çalışmalarında başarılar diledi.

Ziyaretten duyduğu memnuniyeti dile getiren Belediye Başkanı Özkan Çetinkaya, nazik ziyareti ve güzel temennileri için Valimiz Mustafa Yavuz’a teşekkür etti.