
Karabük Postası Gazetesi’nin 71. yayın yılı dolayısıyla gazetemizi ziyaret eden Safranbolu Alan Başkanı Cemil Belder, tarihi kentte terk edilmiş yapıların oluşturduğu tehlikeye dikkat çekti. Belder, “En büyük risk insan erozyonu” sözleriyle tarihi mirasın korunmasında yaşamın devamlılığının önemini vurguladı.
Karabük Postası Gazetesi’nin 71. kuruluş yıl dönümü dolayısıyla gazetemize ziyarette bulunan Safranbolu Alan Başkanı Cemil Belder, Alan Başkanlığının görev ve sorumlulukları ile Safranbolu’nun tarihi mirasının korunmasına ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
Safranbolu’nun turizm alanındaki başarısına rağmen tarihi yapıların terk edilmesi nedeniyle önemli risklerle karşı karşıya olduğunu belirten Belder, kültürel mirasın yalnızca yapıların fiziksel olarak korunmasıyla geleceğe taşınamayacağını ifade etti. Tarihi konakların içinde yaşamın devam etmesinin önemine işaret eden Belder, bu süreci “insan erozyonu” olarak tanımladı.
“EN BÜYÜK TEHLİKE TERK EDİLMİŞLİK”
Safranbolu’da tarihi yapıların karşı karşıya olduğu risklere değinen Belder, en büyük tehlikenin yalnızca ahşabın çürümesi veya taşların zamanla yıpranması olmadığını belirtti.
Belder, “Bugün karşımızdaki en büyük risk o görkemli konakların içindeki yaşam nefesinin yavaş yavaş kaybolması, yani insan erozyonudur. Sahadaki ön incelemelerimiz bize acı bir gerçeği fısıldıyor: Zamana direnen bu eşsiz şehir, giderek insansızlığa karşı direnemez hale geliyor” dedi.
“YANGINLARDAN DAHA FAZLA YAPI TERK EDİLMİŞLİĞE KURBAN GİDİYOR”
Tarihi Safranbolu’da yapı kayıplarının nedenlerine ilişkin değerlendirmelerde bulunan Belder, terk edilme nedeniyle zamanla çöken veya kamu eliyle yıkılmak zorunda kalınan yapıların sayısının, yangınlarda kaybedilen yapıların iki katından fazla olduğunu belirtti.
Belder, “İstatistiklerin yüzümüze vurduğu en acı gerçek şudur: Terk edildiği için zamana yenilip kendiliğinden çöken veya kamu eliyle yıkmak zorunda kaldığımız yapıların sayısı, yangınlarda yitirdiklerimizin iki katından da fazladır. Yani bizler en çok eseri alevlere değil, terk edilmişliğe kurban veriyoruz” ifadelerini kullandı.
“TURİZM, MİRASI KORUMANIN ÖNEMLİ ARAÇLARINDAN BİRİ”
Tarihi yapıların korunmasında yeniden işlevlendirme yaklaşımının önemine dikkat çeken Belder, 1970’li yıllarda temelleri atılan korumacılık anlayışının, tarihi yapıların ekonomik ve toplumsal yaşamla bütünleşmesi gerektiğini ortaya koyduğunu söyledi.
Yapıların yalnızca fiziksel olarak ayakta tutulmasının yeterli olmadığını vurgulayan Belder, günlük yaşamın sürdürülemediği tarihi konakların turizm ve farklı işlevlerle yaşatılabileceğini belirtti.
Belder, “Eğer evlerimizin içinde günlük yaşamı sürdüremiyorsak, onları turizmle, yeni işlevlerle hayatta tutmak bizim için bir tercih değil, zamanın acımasızlığına karşı en güçlü kurtarıcımızdır” dedi.
“ÇÖZÜM ORTAK AKILDAN GEÇİYOR”
Safranbolu’nun geleceğine ilişkin değerlendirmelerinde toplumsal katılımın önemine de değinen Belder, tarihi mirasın korunmasına yönelik sorunların yalnızca kurumların idari süreçleriyle çözülemeyeceğini ifade etti.
Alan Başkanlığı bünyesinde faaliyet gösteren danışma kurulları, istişare kurulları ile eşgüdüm ve denetleme kurulları aracılığıyla toplumun farklı kesimlerini sürece dahil etmeyi amaçladıklarını belirten Belder, kararların ortak akıl ve dayanışmayla şekillenmesinin önemini vurguladı.
Kültürel mirasın korunmasında toplumun tüm kesimlerinin sorumluluk üstlenmesi gerektiğine işaret eden Belder, sözlerini şu ifadelerle tamamladı:
“Unutmayalım ki; bacası tütmeyen, ışığı yanmayan, içinde insan nefesi dolaşmayan hiçbir miras geleceğe aktarılamaz.”
İlgili Haberler
TümüResmi İlanlar
Tüm İlanlarYorumlar
Henüz yorum yok.
İlk yorumu sen yaz, tartışmayı başlat.





