Reklam
Reklam
Esra Oğuzkağan Özkan Avatarı
Esra Oğuzkağan Özkan tarafından
05 Ekim, 2026 11:19 tarihinde yayınlandı
0

Safranbolu’yu Yangınlar Değil, “İnsansızlık” Yıkıyor

Karabük’ün UNESCO Dünya Mirası Listesi’ndeki ilçesi Safranbolu’da tarihi yapıların geleceği, Avrupa Miras Günleri kapsamında düzenlenen programda masaya yatırıldı. “Zamana Direnen Şehir: Riskler ve Yarınlar” başlıklı programda konuşan Safranbolu Şehri Alan Başkanı Cemil Belder, tarihi yapıların korunmasında en büyük tehdidin yalnızca yangınlar olmadığını belirterek, terk edilmişlik ve nüfus kaybına dikkat çekti.

Avrupa Miras Günleri kapsamında 3 Ekim 2026 tarihinde Safranbolu’da gerçekleştirilen “Zamana Direnen Şehir: Riskler ve Yarınlar” programı, ilçenin tarihi mirasının geleceğine ilişkin önemli değerlendirmelere sahne oldu. Programda konuşan Safranbolu Şehri Alan Başkanı Cemil Belder, tarihi yapıların karşı karşıya olduğu risklere ilişkin çarpıcı değerlendirmelerde bulundu. Belder, koruma çalışmalarının yalnızca yapıların fiziksel durumuna odaklanmaması gerektiğini, tarihi evlerin yaşatılmasının da büyük önem taşıdığını ifade etti.

“En büyük risk insan erozyonu”

Safranbolu’nun tarihi dokusunun korunmasında en önemli unsurlardan birinin yapıların içinde yaşamın devam etmesi olduğunu belirten Belder, “insan erozyonu” kavramına dikkat çekti.

Belder, sahadaki ön incelemelerde tarihi yapıların önemli bir bölümünün terk edilmişlik nedeniyle zaman içerisinde yıprandığının görüldüğünü belirterek, Safranbolu’nun yalnızca doğal ve fiziksel risklere karşı değil, insansızlaşmaya karşı da mücadele ettiğini söyledi.

Yangınlardan daha fazla yapı terk edilmişlik nedeniyle kaybedildi

Konuşmasında tarihi yapıların kaybına ilişkin verilere de değinen Belder, terk edildiği için zaman içerisinde çöken veya çevre güvenliği nedeniyle kamu eliyle yıkılmak zorunda kalan yapıların sayısının, yangınlarda kaybedilen yapıların iki katından fazla olduğunu ifade etti.

Belder, bu durumun Safranbolu açısından dikkatle ele alınması gerektiğini belirterek, tarihi mirasın korunmasında terk edilmişliğin de yangınlar kadar önemli bir risk olarak değerlendirilmesi gerektiğini vurguladı.

“Turizm bir tercih değil, kurtarıcımız”

Tarihi yapıların geleceğe taşınabilmesi için yeniden işlevlendirme çalışmalarının önemine dikkat çeken Belder, Safranbolu’da 1970’li yıllarda başlayan koruma anlayışının bu noktada önemli bir yere sahip olduğunu söyledi.

Tarihi evlerin geleneksel yaşam biçimi içerisinde kullanılmasının her zaman mümkün olmadığını belirten Belder, yapıların turizm ve farklı işlevlerle yeniden hayata kazandırılmasının önemine işaret etti.

Belder, tarihi yapıların ekonomik ve sosyal hayatın içerisinde tutulmasının, yapıların korunmasına katkı sağlayacağını ifade etti.

“Topluluğun bilgeliği” vurgusu

Safranbolu’nun geleceğine ilişkin kararların yalnızca kurumlar tarafından alınmaması gerektiğini belirten Belder, toplumsal katılım ve ortak akıl vurgusu yaptı.

Alan Başkanlığı bünyesinde faaliyet gösteren danışma, istişare, eşgüdüm ve denetleme kurulları aracılığıyla toplumun farklı kesimlerinin sürece dahil edildiğini aktaran Belder, tarihi mirasın korunmasında ortak aklın önemine dikkat çekti.

Belder, kurumların tek başına çözmekte zorlanabileceği sorunların toplumun farklı kesimlerinin katkısı ve dayanışmasıyla aşılabileceğini söyledi.

Konuşmasının sonunda tarihi yapıların yalnızca fiziksel varlıklar olmadığını vurgulayan Belder, “Bacası tütmeyen, ışığı yanmayan, içinde insan nefesi dolaşmayan hiçbir miras geleceğe aktarılamaz” ifadelerini kullandı.

Safranbolu’nun tarihi dokusunun geleceğe aktarılabilmesi için yapıların korunmasının yanı sıra bu yapıların yeniden yaşamın bir parçası haline getirilmesi gerektiği mesajı programın öne çıkan başlıklarından biri oldu.

Bizi sosyal medyadan takip edin