Bölgenin Sesi Gazetesi
 

Şahin’den Türkiye Gündemine Dair Değerlendirme

Yayın: 07.10.2015 10:38
Paylaş:
A+ A-

AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Mehmet Ali Şahin, “Suriye konusu, Suriye’nin iç içi olmaktan uzaklaşıyor. Dünyadaki süper güçlerin bilek güreşi yaptığı bir yer haline geliyor. Biz de bu gelişmelerden rahatsızlık duyuyoruz” dedi.

AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Karabük milletvekili adayı Mehmet Ali Şahin ve milletvekili adayı Prof. Dr. Burhanettin Uysal basınla bir araya geldi. Safranbolu Gerdan restorantta sabah kahvaltısında gazetecilerle bir araya gelen Şahin, ülke gündemi ve Karabük hakkında gazetecilerin sorularını cevapladı. Seçim kampanyasına bugün start verdiğini ve ilk olarak basınla bir araya gelmesinin önemli olduğunu ifade eden Şahin, zaman zaman basın mensuplarına yönelik karşılaştıkları saldırılardan dolayı üzüntü duyduklarını söyledi.

AHMET HAKAN’A YAPILAN SALDIRI

Şahin, “Basın halkımızın gören gözüdür, işiten kulağıdır, üreten beynidir. Sizler bizlerle halkımız arasında fikirlerimizi ve düşüncelerimizi onlara ulaştırma konusunda köprü vazifesi görüyorsunuz. Zaman zaman basın mensuplarına yönelik karşılaştığımız saldırılardan dolayı da üzüntü duyduğumuzu ifade etmek istiyorum. En son gazeteci Ahmet Hakan’a karşı girişilen menfur saldırı basına yönelik şiddetin son halkasını oluşturmuştur. İnşallah bundan sonra böyle olaylarla karşılaşmayız. Şiddete başvurulmadan herkes kendi düşüncesini özgürce ifade edebilmelidir. Bu düşünceler bize ters gelebilir ve hata bizi çok rahatsız edecek yazılar da olabilir. Her türlü düşünceye ve fikre saygı göstermek durumundasınız. Ahmet Hakan’ın yazılarını bende okurum ve objektif olmaya çalışan bir yazardır. Kendisini televizyonculuk döneminden yakinen tanırım. Ona yapılan bu saldırı onu yakinen tanıyan bir kişi olarak beni ayrıca üzmüştür, kendisine geçmiş olsun diyorum” dedi.

BİZİ ŞU ANDA HÜKÜMET OLARAK YSK KABUL ETMİYOR

“Türkiye’de tek başlarına iktidara gelme fırsatları olmasaydı bu hizmetleri yapamazdık” diyen Şahin, “Yeni bir seçime doğru giderken, biz 13 yıllık bir iktidarız. Son dönemi AK Parti iktidarı olarak kabul etmek gerekir mi? gerekmez mi?. YSK kabul etmiyor. Biz iktidar partisi Tv ve radyolarda yapılan propaganda imkanı olarak başvurduk. İktidar partilerine daha fazla zaman ayrıldığından bunu yaptık. YSK dedi ki Ak Parti iktidar değildir. Size de o şekilde zaman tanınacak. Dolayısıyla bizi şuanda hükümet olarak YSK kabul etmiyor. Tabi ki genel başkanımız şuan başbakandır” diye konuştu.

SANDIKLARIN TAŞINMASI KARARI

YSK’nn sandıkların taşınmamasına yönelik karar vermesini de değerlendiren Mehmet Ali Şahin, “Hukuki bir görüş ortaya koymuştum ama nihai kararı YSK verecek demiştim. Aslından bu konuyla ilgili 2 görüş var. Biri yasa da bu imkanı sağlayan bir düzenlemenin olmaması ki, ben ona katlıyorum. Bir de YSK’nın Anayasanın 179. Maddesine göre seçimlerin düzenli bir şekilde yürütülmesinden sorumlu olması dolayısıyla bu tür tedbir alma imkanı var. Hatta 298 sayılı yasanın başka maddelerinde de buna benzer atıflar bulunduğu ifade edilmiştir. Bu iki görüş ortada iken YSK bir karar verdi. Bir seçim bölgesi içinde sandıkların bir yerden bir yere taşınmasına mani yok. Mesela Atatürk mahallesinde 10 tane sandık varsa o sandıkları muhtarlık bölgesi içinde yerlerini değiştirebilir. Ancak beklenti şu idi; Atatürk mahallesinden bir sandığı alıp siz Şirinevler mahallesine getiremezsiniz. Yasa buna imkan tanımıyor. Getirilmesi ise 298 sayılı yasaya bir hüküm eklerdiniz o zaman olabilirdi. Bu artık gündemden düşmüştür. Nasıl ki 7 Haziran seçimleri nasıl yapılmışsa 1 Kasım’da öyle olacaktır. Güvenlik güçlerimiz gerekli tedbirleri almalıdır” ifadesinde bulundu.

SURİYE DÜNYADAKİ SÜPER GÜÇLERİN BİLEK GÜREŞİ YAPMAYA BAŞLADIKLARI BÖLGE HALİNE GELMEYE BAŞLADI

Suriye konusunun, Suriye’nin iç işi olmaktan uzaklaştığını anlatan Şahin, “Dünyadaki süper güçlerin bilek güreşi yapmaya başladıkları, yeltendikleri bir bölge olmaya başladı. Suriye’nin en uzun sınırı sahip komşusu olan Türkiye olarak bu gelişmelerden rahatsızlık duyuyoruz. Yapılmak istenen Suriye’de huzuru ve sükunu temin etmek değil. Suriye halkının kendi iradesine uygun bir yönetim ile idare edilmesini amaçlayan bir gelişme yaşamıyoruz. Bir takım süper güçler başta Suriye olmak üzere Ortadoğu’yu yeniden yapılandırma ve kendilerine ne pay düşeceğinin hesapları içinde olduğunu görüyoruz. Geçmişte buna benzer gelişmeleri yaşamıştır. 100-150 yıllık tarihe baktığımız da buna benzer olaylar olmuştur. İnşallah tarih tekerrürden ibaret olmaz. Çin’in orada ne işi var Rusya’nın orada ne işi var? Bu soruların cevabını Rusya ve Çin’in yöneticileri açıklamalı. Pay kapma yarışı olduğunu görüyoruz. Türkiye’nin konumu farklıdır. Suriye’nin toprak bütünlüğü içinde önemli bir kısmı bize sığınmış olanları Suriyeli vatandaşlarının huzurlu bir şekilde ülkelerinde yaşamalarını istiyoruz. Suriye’nin bir karış toprağında gözümüz yok. Yaklaşımımız sadece insanidir. Hiç bir ülkenin yapamadığı insani yardımları 5 yıla süredir Türkiye yapmaktadır. Tüm ülkeleri kendilerine süper güç dedirten ülkelerin yöneticilerini olaya askeri ve çıkar amaçlı değil, insani amaçlı yaklaşmalarını diliyorum” dedi.

HAKLARIMIZI KULLANMAK ZORUNDA BİZİ BIRAKMAYACAKLARINI UMUYORUM

Rus savaş uçaklarının Türkiye hava sahasını ihlal etmesini de değerlendiren Mehmet Ali Şahin, “Bu konu dün akşam gece yarılarına kadar Başbakanımızın başkanlığında yapılan güvenlik toplantısında gündeme getirildi. Bu konuda Türkiye ciddiyetle takip etmekte ve NATO’YU olağanüstü toplantıya çağırdı. Türkiye bir NATO üyesidir ve NATO Rusya’yı uyaran bir ikazda da bulunmuştur. Ben Rusya Devlet Başkanı Putin’in bu konuda soğukkanlı hareket edebileceğini umuyorum. Türkiye olarak bizim Rusya ile ciddi bir sorunumuz yok. Suriye konusu Türkiye ile Rusya arasındaki bir sorun değildir. Dolaysısıyla uçaklarının sınır ihlali yapması kabul edilemez buluyorum. Herhangi bir olumsuzluk olmasını arzu etmiyoruz. Bizim bu konuda haklarımız var. Bu haklarımızı kullanmak zorunda bizi bırakmayacaklarını umuyorum” diye konuştu.

Tekrar bir ihlal yapmasında tutumu ne olacağı yönünde bir soruya ise Şahin, “Hükümetimiz Başbakanımız ve Güvenlik güçlerimiz bilir. Benim buradan Karabük’ten doğru şöyle ya da böyle demem yanlış olur. Kaldı ki bunlar ulu orta konuşulacak şeyler değildir” cevabını verdi.

Görüş Bildir

Gönderdiğiniz yorum moderasyon ekibi tarafından incelendikten sonra yayınlanacaktır.

Otizmli radyo programcısı engelli bireylere yönelik farkındalık oluşturuyor

Yayın: 23.09.2023 04:48
Kaynak: AA
Paylaş:
A+ A-

İSTANBUL (AA) – ŞULE ÖZKAN – Türkiye'nin birinci ve tek otizmli radyo programcısı Muhammed Emirhan Güngör, “İnsanlar bizi fark etsin ve fırsat versin. Fırsat verildikçe neler yapabildiğimizi görecekler. Engelliler ve otizmliler bir gün değil her gün hatırlanmalı.” dedi.

Güngör, AA muhabirine, otizmli birey olarak radyo programcılığı hayalini gerçekleştirmesini ve engelli bireylere yönelik farkındalık oluşturma gayretini anlattı.

Kocaeli'de dünyaya gelip büyüdüğünü belirten Güngör, küçüklüğünden bu yana basın bölümünü yakından takip ettiğini söyledi.

Güngör, “çok yaramaz ve hiperaktif” bir çocuk olduğunu aktararak, “Otizmli olduğumu, küçük yaşlarda evrakları karıştırırken sıhhat raporuma denk gelince öğrendim. Daha evvel ailem bana söylememişti. Herhalde söylemek istemiyorlardı. Çocukken çok yaramazdım lakin televizyon ve gazeteye ilgim vardı. Beş yaşından beri radyo dinliyorum. Çocukluğumdan lise dönemime kadar her hafta sonu koşa koşa gazete almaya giderdim.” diye konuştu.

– “Programda engelli bireylerin sıkıntılarına tahlil aramaya çalışıyorum”

Bazılarının otizmli olduğu için kendisini dışlayıp ötekileştirdiğini lisana getiren Güngör, “Sadece 2 Nisan Dünya Otizm Farkındalık Günü'nde ve 3 Aralık Dünya Engelliler Günü'nde değil, her gün anlaşılmalı ve ötekileştirilmemeliyiz. Bunu insanlara anlatmaya çalışıyorum.” sözünü kullandı.

Güngör, Kocaeli'deki bir radyoda yaklaşık 2 yıldır “Engelsiz Yaşam” isminde program sunduğundan bahsederek, şöyle devam etti:

“Bu programda engelli bireylerin sıkıntılarına tahlil aramaya çalışıyorum. Sıhhat dalından yahut sivil toplum kuruluşlarından uzman isimlerle engelli yaşama dair konuşuyoruz. Çok olumlu reaksiyonlar aldım. Beşerler programımı severek dinliyor. Hedeflerim ortasında ulusal radyo ve televizyon kurumlarında çalışmak var. Staj yaparak deneyim kazanmak istiyorum ve bir müzik programı yapmak istiyorum.”

– “Otizmli olduğum için geçiştirdiklerini düşündüm”

Özellikle lise devrinden sonra ayrımcılık ve ötekileştirme yaşadığının altını çizen Güngör, “Ayrımcılığa çok uğradım, hala daha uğramaya devam ediyorum. Otizm denilince insanların aklına 'Bize ziyan verebilir' niyeti geliyor. Bize farklı bakılıyor.” biçiminde konuştu.

Güngör, ailesinin radyocu olmasını gelir elde etmekte zorlanabileceği niyetiyle istemediğini anlatarak şunları kaydetti:

“Radyoculuktan evvel 2 sene öbür işlerde çalıştım. Bir lokantada garsonluk tecrübem oldu. Daha sonra pişmaniye fabrikasında çalıştım. İşten çok sıkılmıştım, 'artık hayatımın işini yapmalıyım' diye düşünüyordum. Radyocu olabilmek için pişmaniye fabrikasından kaçtım. İzmit'teki radyolara gittim lakin programcı almadıklarını söylediler lakin otizmli olduğum için geçiştirdiklerini düşündüm. Sonunda Türk halk müziği çalan bir radyo beni kabul etti. Orada radyo programlarının nasıl yapıldığını öğrendim. 25 Mayıs 2019'da Türkiye'nin birinci ve tek otizmli radyo programcısı oldum.”

– “Otizmli bireyler beni örnek alıyor”

Çevresinin geniş olduğunu lakin yeni bir beşerle tanıştığında kendisine karşı ön yargı hissettiğini belirten Güngör, “İnsanlar bizi fark etsin ve fırsat versin. Fırsat verildikçe neler yapabildiğimizi görecekler. Engelliler ve otizmliler bir gün değil her gün hatırlanmalı.” değerlendirmesinde bulundu.

Radyo ve televizyon alanında çalışmak isteyen otizmli bireylere örnek olan Güngör, kelamlarını şöyle tamamladı:

“Engellilerle ilgili farkındalık oluşturmak için programlar yapıyoruz. Özel ihtiyaçlı bireylerin aileleri bana yazıyor. 'Bizim oğlumuz da otizmli, sizi görünce gururlanıyoruz.' diyorlar. Benden teklifler almaya çalışıyorlar, onların sayesinde bu kadar faal bir biçimde çalışıyorum. Otizmli bireyler beni örnek alıyor. Bu hususta birinci ve tekim lakin inşallah her alanda çalışan otizmli bireylerin sayısı artar.”