Her Telden (13.Mart.2017)
İlgili Haberler
Yorumlar9
12 Eylül Harekatında 16 yaşındaydım. Öğrenciydim ve siyasetten nefret ediyordum, Çünkü hep tepedekiler oyuncu, gençler piyondu. Polisler bile siyasi görüşten ikiye bölünmüştü. Meclis 8 ay CB seçememişti. Ortalık kan gölü. Bu ortamı TSK mı hazırladı? Bunun vebali bugün de kırıntıları kalan siyasi görüşler, çıkar savaşcılarıdır. FETÖ gibi hain gruplar memleketi bu hale getirenlerdir. Tüm Kuvvet komutanları sorumluluk almış, memleket de rahat bir nefes almıştı. Dün gibi gözümün önünde o gün hapis yatanlar, ceza alanlar bugün kin ve nefretle 1980'i kurgu olarak görebiliyor. FETÖ hainleri gibi orduya sızıp, darbe yapmadılar. Kenan Evren Paşa'nın TRT kanalından ilk konuşması: "Biz darbe yapmadık, kaybolan demokrasiyi yeniden inşa etmek için hareket yaptık. En kısa sürede demokrasiye geçilecektir." Keşke güzel ülkem, milletim bunları yaşamasaydı. Söylenecek tek şey var. Rabbim Ülkemi ve Milletimi hainlerden korusun. Dünün hainleri bugün kahraman, kahramanları da bugün hain gibi gösterilecektir. Hatta dünü çabuk unuttuğumuz gibi de; Gün gelir, 1923 Türkiye Cumhuriyetini de darbe olarak göstermezlerse şaşmayın!
İnsanları önce darbeye hazırlayacaksın, sonra darbe yapacaksın, sonra askerlere anayasa yaptıracaksın. İnsanlara seçme hakkı bırakmayacaksın. Sonra da %91 evet çıktı diyeceksin. Kendi ağzınızla "DEMOKRASİYE GEÇİLDİ" diye yazmışsınız. Demokrasi olmayan yerde referandum? Takdir sizin.
1982 Anayasası %91.4 Evet, %8.6 Hayır ile kabul edildi. Ardından Demokrasiye 1983 yılında geçildi ve ANAP yine aynı millet tarafından seçilerek iktidara geldi. Milletin seçtiği ve onayladığı Kenan Evren Ve ekibi bugün Vatan Haini kategorisine kondu ve yargılandı. İşinize geldiği zaman Millet, işinize gelmediği zaman ihanet. Önceden her siyasi parti temsilcileri, beğenmediğiniz Kenan Evren döneminde bile devletin TRT kanalında eşit yayın hakkıyla münazara yapardı. Bir arada siyasi fikirlerini paylaşırdı. Şimdi niye yok? Çünkü bu millet saf ve temiz kandırması kolay. Yandaş kanallarda ve devletin kanalında meydan size kalmış sallayın durun. Muhalif kanal da bırakmadınız, olan bir kaç kanal var onlarda çok dikkat ederek yapabildikleri kadar yayın yapabiliyor ve siz bu ortamda milletin kararından bahsediyorsunuz.
Benim şu anayasa değişikliği konusunda anlamadığım bir cümle var ki o da: Yarın "yok şu seçilsin Istermisiniz, yok bu gelsin ister misin" cümlesi. Ben bu soruyu ve düşünceyi hadsiz, hatta ahlaksız buluyorum. Siz bu milletle dalga mı geçiyorsunuz. Bu milletin, vicdanıyla değer yargıları ile alay mı ediyorsunuz. Bu millete ne demek istiyorsunuz. Bu millet kimi %50+1 ile seçerse başımızın üstünde yeri var. Bu, şu anda hiç tasvip etmediğim Sayın Kılıçdaroğlu bile olsa. Yarın belki çok daha pozitif politikalarla milletin beğenisini kazanacaktır. Kim bilebilir. Zaten sistemin ana dayanak noktası budur bir siyasetçi Türk halkının %50+1 inin beğenisini, takdirini kazanmak için azami gayret sarfetmek zorunda kalacaktır. Bunun içinde kimse gocunmaz. Bunu söyleyenlerin daha önce olduğu gibi, belliki bundan sonra da millet iradesine saygısı olmayacak. Biz tahammül ettik, ediyoruz. Herkes de çoğunluğun kararına saygı göstermeyi öğrenecek.
Yenice'yi karşıtıran zeki çaylı ve ekibinden başkası değil. Hayır için çalıştığını bilmeyen yok, şayet yalan derse neden partisinin evet kampanyasında yer almıyor ? O nu bir izah etsin ilk önce. Bu davaya şeref kattıklarını sananlar bu dava sayesinde şereflendiklerini unutmasınlar.
Karabük deki yabancı ülke vatandaşlarını uzun zamandır ayrıntısına kadar takip eden biri olarak görüşlerimi yazmak istedim. Iraklılar mütevazi, güleryüzlü büyüğü ,küçüğü bize uyum sağlayan en iyileri Suriyeliler daha acar, gözü kara ticareti bilen birazda vahşi eğitimsizleri potansiyel tehlike. Afganlılar : çoğu İrana yakın hem mezhep olarak- hemde dil olarak farsça konuşurlar İranla yakın bağları var zararsız gibi görünüyorlar ama bence ilerisi için tehlikeli toplum. özetlersek Suriyeli ve Afganlıların emniyet tarafından çok dikkatli izlenmesi gerekir düşümcesindeyim. Yazımda kesinlikle ırkçılık yoktur. Tamamen derin araştırmalarım ve gözlemlerimindir. Onlar bizlerin misafirlerimizdir. misafirliklerini bildikleri taktirde sorun yok.
AKP EN YÜKSEK EVET OYUNU KARABÜKDEN ALICAKMIŞ.AKP Lİ ALİ ERORHAN ÖYLE DEMİŞ ARKADAŞ HAYAL GÖRMÜŞ.AKP KARABÜKTEN HAYIR ÇIKINCA GÖRECEK HANYAYI KONYAYI.YENİCELİLER NE DİYOLAR BAKSANA SAFRANBOLULULAR NE DİYOLAR KARABÜK MERKEZDE EVETÇİ YOK SİZ MAHALLE TOPLANTILARINA GELENLERİ İKNA ETTİNİZİ SANIYOSUNUZ YOK ÖYLE BİRŞEY.BU YETKİLERLE KEMAL KILIÇDAROĞLU DENİZ BAYKAL CUMHURBAŞKANI OLSUN İSTERMİSİNİZ.MESELA YAŞAR BÜYÜKANIT-EMEKLİ ORGENERAL ÇETİN DOĞAN CUMHURBAŞKANI OLSUN İSTERMİSİNİZ.BIRAKIN TÜRKİYENİN KADERİYLE OYNAMAYIN
Sayın Gölbek'in Cuma günkü yazısının altındaki yorumlara cevaptır. Oraya da yazdım ancak görülmeme ihtimaline karşın buraya da yazıyorum. Sakıncası yoksa tabi... Sayın KAŞİF, "Şu an için bir sıkıntı yok zaten önemli olan bu sıkıntısız dönemin ilelebet devam etmesi:mevcut sistemle şuan ki uyumlu cumhurbaşkanı ve hükümetin devamı gelecek mi?" ifadenden sanki ülkeyi ilelebet aynı kişiler ya da aynı politik çevre yönetsin demek istiyormuşsun gibi bir algı oluştu bende. Demokrasiye ters bir durum olduğu kanısındayım. Cumhurbaşkanı ve hükümet uyumunu kim istemez? Ancak teker teker maddeleri tartışmak lazım. Şunu sormak istiyorum: Yarın yeni sistemde gelecek olan geniş yetkilerle Kılıçdaroğlu'nun CB olmasını istermiydin? Yada politik olarak uzak durduğun herhangi bir başkasının? İşte böyle bir durum olduğu vakit hükümet, meclis ve yargının denetleyiciliği şu anki sistemde devreye girebiliyor. Ancak yeni getirilmek istenen düzende meclisin gücü azaltılıyor. Anayasa mahkemesindeki 15 üyenin 12'si CB tarafından atanıyor. Dolayısıyla yargı da bağımsızlığını bir nevi yitirmiş oluyor. Bu şartlar altında bir düşün. Velev ki Kılıçdaroğlu geldi. Hatta daha ileri gideyim, Demirtaş geldi (olmaz da hadi oldu diyelim çünkü bu ülkede hiçbir şeye şaşıramayacak hale geldik). Ne derdin bu duruma? Hollanda konusuna gelirsek... Hollanda'da şu an aşırı sağ, islam düşmanı ve ırkçı bir yönetim olduğunu bilmeyen yok. Varsa da şimdi öğrenmiş oldu. Yakın zamanda seçime de gideceklerdi. Dolayısıyla azınlıklar üzeirnden kendi seçmenlerinin gururunu okşayıp bu olaydan oy devşirmek istemeleri normaldir. Yaptıkları hukuka uygun olsa da ahlaken doğru değildir. Kabul edilemez. Ancaaaaaaak.... Burada bir eleştiri de bizimkilere getirmezsek hangimizin vicdanı rahat eder? Sayın bakan oraya devletin kendilerine tahsis ettiği uçakla gitti. Ne için? Devlet adına bir görev için mi? Eğer devlet adına bir görevi varsa ve Hollanda buna rağmen kendileirne ülkeye giriş izni vermemişse bizde hemen buna bir karşılık verelim. Yok eğer devletin uçağı ve imkanlarıyla partisinin referandum çalışmalarını yapmaya gidiyorsa (ki böyle olduğunu saklamıyor) orada bir dur demek lazım. Ortada sorgulanması gereken, ahlaki bir sorun var demektir. Senin benim paramla bu çalışmayı yapamaz. Sen karşı çıkmazsın belki ama ben çıkarım ve verdiğim vergilerin bu işe kullanılmasına razı gelmem, hakkımı helal etmem... Ayrıca akp hükümetinin 2008 yılında çıkardığı kanuna göre gümrük kapılarında ve yurt dışında siyasi propaganda yapmak yasaktır. Bu da işin hukuki boyutu. Yani hukuku da çiğnemektedir sayın bakan. Dolayısıyla ülkenin uluslararası imajına yapılan bu saldırıda Hollanda kadar bizim devlet yetkililerimizde de kusur olduğu kanısındayım. İnşallah yeterince açık olabilmişimdir. Sayın İKNA OLMAK İSTİYORUM, Güzel noktaya parmak basmışsınız. Zamanında muhalif olan birçok insan sayın CB ile görüştükten sonra akp saflarına katıldı. Acaba bu durum içinde bulundukları mücadelenin mukaddes oluşundan mı ileri geliyordu yoksa makam mevki hırsı mı ön plana çıktı? Saydığınız isimlere daha öncesinde siyasi bir figür olmamasına rağmen Yiğit Bulut'u da katalım. Bu arkadaşların şu an bulundukları yerlere kısaca göz atarsak cevabı bulmuş oluruz. Hakikaten, bizide mi ikna etseler ki? Fena olmaz hani...
Ahmet bey bu siyasileri anlamak zor.Arkadaş sen Ak Partili isen Chp li isen ebedi olarak yönetici olarak kalacaksın diye bir şey mi var.Siyasi partilerin milyonlarca üyesi oy vereni var.Yöneticiliği düşen adamlar görevleri sona erdiği veya erdirildiğinde partilerine savaş açıp hatta aleyhte çalışıp ayrılıyorlar. Hangi partiden olursa olsun bu ilkesizlik ve siyasi ahlaksızlık olur.O zaman sen çağırmış talep etmiş olduğun tüm seçmenleri yanlışa mı inanmadığın düşüncelere mi çağırdın.Yok böyle bir şey . Enaniyeti egoyu bırakıp görev süresi biten/bitirilen tüm parti yöneticileri bir müddet bir üye olarak çalışmasını da bilmelidir.Zaten Türkiye'deki siyasi savrulmanın sebeplerinden en önemlisi de budur.Sağ partiden ayrılan bir adam aynı gün sol partinin en tepesinde ya da soldan ayrılan sağın en tepesinde.Onun için siyaset ve alternatif üretemiyor Türkiye.Adamlar sanki hep analarından yönetici doğmuşlar.Hem yerelde hem de genelde bu böyle.O zaman millet bu adamlar sadece kendi şahsi menfaat ve hırslarını düşünüyor diye siyasete güven kaybı içine gireceklerdir ve haklıdırlar da.Siyaseti bu duruma düşürmeye hiçbir siyasinin hakkı olmasa gerek.Hepimize biraz ilke biraz edep adap.


