Her Telden (4.Mart.2016)
İlgili Haberler
Yorumlar5
Önümüzdeki dönemde yeni faliyete girecek haddehane için yetişmiş işçi açığı var, dışardan alınanlar uyum sorunu ve tecrübe sorunu yaşıyor bunlarda üretimin kalitesine yansıyor, iş kazalarına zaman kayıplarına yol açıyor, bütün bunları düşünürsek Kademrden 2010 da sendikal faliyetlerden atılanlar işi bilenler, sorun çıkarmayacak olanlar belirlenip bir türlü sözleşmeli vs. işe geri alınabilinir, üzerinde düşünülmeye değer, bu konu çok kez konuşuldu bir ilerleme olmadı, Karabük te sosyal barış açısındanda önemli bir konu, bu arkadaşların arasında gerçekten çok temiz insanlar var, bunlar işyeri amirlerinden, iş arkadaşlarından soruşturulup düzgün olanların Fabrikaya zararı dokunmayacak çalışmaları ile Kardemire katkı sağlayacağı kanaatine varılanlar geri çağrılabilinir, Herhalde bunların içinde hiç düzgün insan yok diyecek kadar ön yargılı kimseler çıkmaz.
Çelik Sektörü için 2015 yılı; Dünya genelinde ve ülkemiz özelinde, ilklerin yaşandığı unutulmayacak bir yıl oldu. Yaşanan gelişmeler ve bazı temel göstergeler üzerinden geçmiş yılı özetlemek ve bu yıla hatta önümüzdeki döneme etkilerini değerlendirmek gerekiyor. Geçen yıl ham çelik üretimi, % 2,8 gerileyerek 1,623 milyar tona düştü. En büyük üreticiler listesindeki Türkiye dâhil ilk 10 ülke incelendiğinde: %2,6 oranında üretim artışı gerçekleştiren Hindistan hariç, geri kalan 9 ülkede de üretimde düşüşler yaşandı. Bu üretimin yarısından fazlasını, 10 milyon ton/yıl üzeri kapasiteye sahip 39 firma gerçekleştirdi. Son yıllarda düşme trendindeki kapasite kullanım oranı, ekonomik noktanın 10 puan altında kalarak % 68 oldu. Cevherden üretim yapan entegre tesislerin, hurdadan üretim yapan elektrik ark ocaklı tesislere oranı ise; % 55/45 civarında gerçekleşti. 650 milyon tonluk fazla kapasitede, dengeleri değiştirecek bir düşüş meydana gelmedi. Çin’in adeta patlayan ihracatının bir sonucu olarak; uluslararası pazarlara dolan düşük maliyetli ürünlerin meydana getirdiği tahribatların yaşandığı bu yılda; Arcelor Mittal, US Steel ve Posco gibi sektörün dev şirketleri yılı büyük zararla kapattı. BHP Billiton, Rio Tinto ve Vale gibi üç büyük cevherci zarar açıkladı ve hisse senetleri önemli oranda düştü. Başta İngiltere olmak üzere birçok ülkedeki tesisler üretime geçici ya da kalıcı olarak ara vermek zorunda kaldı. Ülkelerin koruma duvarlarını yükseltmesiyle ticaret davalarında artışlar yaşandı, Uluslararası ilişkilerde çelik sektörü, gündemin üst sıralarında çözüm bekleyen gerilimli bir konu haline geldi. Çin Çelik Sektörü: Çin’in 2015 yılı ham çelik üretimi ise, nispeten daha az bir oranda %2,3 düşüşle 803,8 milyon tona geriledi. Çin’in üretiminde yaşanan düşüş, son çeyrek yüzyılda ilk defa meydana gelmesi nedeniyle; ayrı bir önem taşıyor ve bir öncül gösterge olup olmadığına dair üzerinde durmayı hak ediyor. Üretimin bu yılda düşmeye devam edeceğinin öngörülmesi ve Ocak ayına ait verilerin bunu teyit etmesi, acaba Çin çelik sektörü, altın yıllar olarak adlandırılan 2000-2014 düzenli büyüme döneminin sonuna mı geldi? Sorusunu akla getiriyor. Eğer cevap evet ise, dünya çelik sektöründe yeni bir dönem başlıyor demektir. Çin'in dünya çelik üretimindeki payı 2005'teki yüzde 15.2 seviyesindeyken, 2015 yılında yüzde 49.5'e yükselmiş durumda. Çin bu üretim artışını yüzde 10'lar seviyesinde büyüdüğü dönemde kamu destekli kurumların üretimiyle ve destekleriyle gerçekleştiriyordu. Bunun sonucunda Çin 2010 yılında 509 bin ton olan dünyaya çelik ihracatını 2015 yılında 103 milyon tona çıkarttı. Sektörün ikinci altüst oluşu bundan kaynaklanıyor. Çin bu tutumuyla 2013 yılından bu yana tüketimini yüzde 5 azaltırken üretim artışını kısmayıp, çelik üretim kapasite fazlasını ihraç ederek dünya demir-çelik üreticilerini aynı zamanda bizim üreticilerimizi de zor durumda bırakıyor. Birçok ülke, Çin demir-çelik ürünlerine yüksek anti-damping vergileri uygulayarak buna karşı koymaya çalışıyor. Amerika'nın Çin'e uyguladığı anti damping telafi edici vergi uygulaması sıcak haddede yüzde 217, soğuk haddede yüzde 260 oranında. AB ise bu yılın 4 Şubatı'ndan bu yana Çin demir-çelik ürünlerine yüzde 16 anti damping vergisi uygulaması başladı. Bizim yurt içi ve ihraç piyasalarımızda Çin menşeli ürünler artıyor ve yerli üreticilerin şikayetlerine yol açmaya devam ediyor. Geçen yıl sektörümüzde yaşananları, iki önemli başlıkta toparlamak mümkün: İthalat miktarı, ihracatımızı geçti. Yurtiçi çelik tüketim miktarı ise üretimimizi geçti, maalesef net ithalatçı olduk. Üretim % 7,4 düşerek 31,51 milyon ton oldu. Geçen yıl ark ocaklı tesislerin sıvı çelik üretimi, bir önceki yıla göre %13,8 düşerek yaklaşık 20,5 milyon ton olarak gerçekleşirken; entegre tesislerde sıvı çelik üretimi ise % 7,3 artış gösterdi. Çelik ürünlerin tüketimi, %11,7 gibi oldukça yüksek bir oranda artarak 34,36 milyon tona yükseldi. İhracat % 7,9 düşerek 16,14 milyon ton olurken; ithalat ise %39,5 gibi çok yüksek oranda artarak 20,62 milyon tona ulaştı. İthalatın 8 milyon tonunun kütük ve slab gibi yarı mamul olduğunu özellikle not etmek gerekiyor. Bu Yılın İlk Günlerinde Olanlar: Bu yılın sonunda Dünya Ticaret Örgütüne üye ülkeler tarafından Çin’in Pazar ekonomisi olarak kabul edilmesi olasılığı, mevcut sıkıntılı durumun daha da ağırlaşarak devam edeceği endişesine yol açmakta. Zira Çin’e piyasa ekonomisi statüsü verildiği anda, yürüklükteki anti-damping önlemlerinin hiçbir etkisi olmayacak. Bu nedenle Avrupa Çelik Federasyonu: bu yıl içinde AB Ticari Savunma Araçlarının, Çin’in pazar ekonomisi statüsünü elde etmesine karşı daha etkili ve hızlı bir şekilde kullanılması konusuna özel önem vereceğini açıkladı. Kamuoyu desteği için ilk görünür eylemi de, geçen ay 5.200 kişiyi Brüksel’de AB Komisyonu binası önünde yürüterek gerçekleştirdi, “AB çelik sektörünün istihdamını korumasına ve adil ticarete Evet, Çin’in Pazar ekonomisi statüsü kazanmasına Hayır” sloganları arasında. Takip eden günlerde AB, Çin’den yapılan ithalata karşı daha agresif bir şekilde ticaret politikası önlemlerini uygulayacağının sinyallerini vermeye başladı. Ülkemizde geçen yıl net olarak ortaya çıkan “ithal yarı mamul ile üretim” bu yıl da artarak devam edeceği anlaşılıyor. Son bir gelişme olarak: Çin ve Rusya yanında, İran kütüğünün de ithal edildiği ve piyasaya girdiğini not etmek gerekiyor. Sektörün iyileştirmeye açık alanlarından birisi de, rekabet öncesi işbirliği eksikliği. Patronundan profesyonellerine kadar herkesin birbirini iyi tanımasına ve bilmesine rağmen, ortak menfaatler doğrultusunda kazan-kazan ilkesinin çalıştırılamamasının rasyonel bir izahının olması gerek. Rakip ülkelerle kıyaslandığında; sektörel sivil toplum kuruluşlarının azlığı ve personel-altyapı-imkan yetersizliği de dikkat çekiyor. Hal böyle olunca, özellikle kamu tarafıyla istenen ve beklenen verimlilikte sonuç alıcı çalışmalar gerçekleşemiyor. Üstelik her görüşme sonrası kamu tarafının kafasının daha da karıştığını gözlemek mümkün. 2015 yılında yurtiçi tüketimin, üretimi geçtiğine değinmiştik. Tüketim canlı olmasına rağmen; ihtiyacın önemli bir kısmının ithalat yoluyla karşılanması, sektörümüzün mevcut iç potansiyelden yeteri kadar yararlanamadığını gösteriyor. İthal edilen yaklaşık 14 milyon ton nihai ürünün alt bileşenlerini incelediğimizde, yurtiçinde üretimi olmayan ciddi miktarda sadece üç ürün söz konusu. Diğerleri yurt içinde üretilebilir durumda Dünyada olduğu gibi; ülkemizin kalkınmasının ve gelişmesinin temel dayanaklarından birisi olan çelik sektörümüzün tarihinin en zor zamanlarının birinden geçtiği, bugünlerin en az zararla atlatılabilmesi için tüm taraflara önemli görevler düşüyor. Üretimden tüketime, ihracattan ithalata dünya çapında ve uzun yıllardır ilk 10 da yer almayı başarmış bir sektörün; tıpkı haşlanmış kurbağa gibi, ölümcül tehditlere açık ve çaresizce adapte olmaması gerekir.
Çin'den ithal edilen çeliğe tedbir alınmaması için oluşan inşaat şirketleri lobisini maalesef üzüntüyle karşılıyoruz. Bana göre vatana ihanettir. Çin'den ithal edilen çeliklerin kalitesi ise incelenmesi gereken çok ayrı bir konu. Ne kadar denetleniyor acaba? Fakat Çin'den ithal edilen çeliğe tedbir konmamasının altında inşaat şirketleri lobisi ile birlikte acaba çelik şirketlerinin yanlış icraatleri de olabilir mi? Hükümet bunlara mı destek olacağız biz diye mi düşünüyor? Örneğin Kardemir'de bir çok yanlış olduğu çocukların bile dilinde artık. Üstelik görünen o ki bu yanlış uygulamalarla ilgili yönetim hiçbir adım atmıyor. Bir iyi niyet göstergesi bile yok. Varsa yoksa devlete yalvarmalar. İyiniyet adımı atın da herkes bir görsün. Konuşulan şu şu şu konularda şu tedbirleri aldık. Şu yaptırımları uyguladık şunu düzelttik bunu düzelttik vs diye. Aynı tas aynı hamamla kimden destek alacaksınız. Bak destek alıcaz diye yaptığınız harcamalar ankarada bile hoş karşılanmıyor başınızı belaya sokuyor . Diğer çelikçilerin de Kardemir'den aşağı kalır tarafı yok. Kimi vergiden kaçırır kimi naylon faturadan götürür kimi başka şeyler kaçırır kimi fetöye bulaşır kimi mafyaya bulaşır vs vs vs . Devlet bunlara mı destek olsun aferin iyi yaptınız diye. Bence devletimiz çelik sektörünü yeniden yapılandırmalıdır. Bu da öyle çine kota koymakla uzun vadede olmaz. Olsa olsa günü kurtarır. Mevcut çelikçiler de vatandaşın hakkını yiyip vergiyi mergiyi onu bunu kaçırmaya devam eder. Ama her şeye rağmen kısa vadede Çine tedbir almak gerekli mi ? Evet. Sektörü kökten öldürüp infial yaratmadan doğru adımlarla yeniden yapılandırmak lazım diye düşünüyoruz.
Et fiyatlarındaki olay ile demir fiyatlarındaki olayı kıyas yapmak çok yanlış. Et fiyatlarının yükselmesi ile vatandaşlar mağdur oluyor. Ette spekülasyon oluşturuyorlar. Fiyatlarını suni olarak yükseltiyorlar.... Devlet de fiyatları sunni olarak şişirenleri terbiye etmek için, vatandaşın mağduriyetinin önlenmesi için et ithalatı yapılıyor. Et ithalatı yapıldı diye memlekette et üreticileri zarar etmiyor. Aradaki spekülatörler terbiye oluyor.... İnşaat çeliğinde ise Çin devlet teşviği verip fiyatları suni olarak düşürüyor. Ve haksız rekabete yol açıyor. Memlkette inşaat çeliği fiyatları düştü diye ev fiyatları düşmedi. İnşaatçılar yine 1'e mal ettikleri evleri 2'ye 3'e yani, tutturabildikleri fiyata satıyorlar.... Çelik fiyatları düştü deyip inşaa ettikleri evlerin fiyatlarını da düşürseler bir nebze haklılar diyelim ama, inşaatçılar "hep bana, hap bana" diyorlar. Memleketin çelik fabrikaları kapanırsa, elin oğlu öyle ucuz çelik satar mı hiç düşünmüyorlar.....
AHMET BEY,KARDEMİR İLE YAZDIKLARIN,İNŞAAT SEKTÖRÜ İÇİNDE YER ALAN BİR FİRMA SAHİBİNİN FİKİRLERİ VE GÜNEYDOĞUNUN YENİDEN YAPILANMASI KONULARINI ELE ALIŞIN EMİN OL BİZE BEYİN FIRTINASI YAPTIRIYOR.KONULARA YALNIZCA KARABÜK EKSENİNDE BAKMAYIP ÜLKE GENELİNDE,HATTA DÜNYA GENELİNDE BAKMAMIZ GEREKTİĞİNİ HATIRLATIYOR.VALLAHİ/BİLLAHİ MÜTHİŞ BİR GAZETECİSİN. KARABÜKTE SENİ DİYERLERİNDEN AYIRAN ÖZELLİK BU HERALDE. KAMİL GÜLEÇ BEYİN AÇIKLAMASINDAN YOLA ÇIKARAK 2 MİLYON TONU AŞKIN ÜRETİMİN 125 DOLAR DAHA AZ FİATA SATILMASI HUSUSU AYRI BİR İNCE HESAP MESELESİ.LÜTFEN BU BEYİN FIRTINALARINA DEVAM EDİN VE KARABÜKÜN DIŞINDADA BİR DÜNYA OLDUNU,KARABÜK DIŞINDADA EKONOMİK GERÇEKLER OLDUNU KARABÜKLÜLERE ANLATIN. SİZİ TEBRİK EDİYORUM.


