Reklam
Reklam
Bölgenin Sesi Gazetesi Avatarı
Bölgenin Sesi Gazetesi tarafından
26 Kasım, 2017 21:41 tarihinde yayınlandı
0

Saadet Partisi Merkez İlçe başkanı Abdullah Tekoğlu,Eğitim-Öğretim konulu yazılı bir açıklama yaptı.
Eğitim ciddi bir iştir ve geleneğe yaslanmak zorunda olduğunu, Bir milletin medeniyetten bahsedebilmesi için klasikleşen bir eğitim politikası olması gerektiğini belirten Tekoğlu şu açıklamalara yer verdi.
“15 yıllık Ak Parti iktidarına her Milli Eğitim Bakanı yenilik vaadiyle geldi ve bir öncekini değiştirdi. Matematikteki fasit daire gibi nitekim döne döne en başa, iktidara geldiklerinde var olan sınav sistemine geri döndüler. Şu an sayın cumhurbaşkanının bir bayram havasında emir buyurduktan sonra gelen sitem eski Türkiye’nin yani 80’lerin eğitim sistemidir.
Geldiğimiz noktada göz ardı edemeyeceğimiz bir gerçeğin altını çizelim. On beş yıllık iktidarın ekonomide, ticarette, mimaride, dış politikada yenilik adına ortaya getirdiği her ne varsa bu geleneklerimizi, toprakların birikimini ve deneyimini silip süpürmüştür. Değişim oyunları ve tutturdukları yeni Türkiye türküleri ile yerinden oynatmadıkları bir tek taş kalmadı. İş başına gelen her bakan, koltuğa oturan her belediye başkanı bir çılgın proje bulup kendisini parlatabilmek adına çılgına döndüler. Şimdilerde bir şey yapmış olmak için sahnedekileri değiştirerek milleti kandırmaya çalışıyorlar.
Oynayıp durdukları bu tehlikeli oyunda sıra öğrencilere gelmiştir. Ayda bir gece yarısı bir değişim kararı ile milletin yıllardır bildiği ve tanıdığı sınavlarla oynuyor, sınavlarla değil çocukların geleceği ile oynuyorlar. Bunun adına da Yeni Türkiye diyorlar. Her yeni olanın iyi olacağını bu arkadaşlara kim öğretti ise sürekli eskiyi bozup duruyorlar.
Parklara beton döküyorlar, olmadı betonların üstünü yağlı boyalarla boyuyorlar, güzelim mahalleleri yıkıp hayalet gibi betonlar dikiyorlar, hatıralarımızı, hayallerimizi bile değiştirmeye çalışıyorlar.
Ak Parti yenilik adına ne getirdiyse eskisinden daha beter oldu. Yollar yapıldı, pahalılıktan yola çıkamaz, köprülerden geçemez, trafikten evlerimize varamaz olduk.
İktidara geldiklerinde okula yeni başlayan bir çocuk, şimdi 22 yaşına geldi. 22 yaşındaki bu gençler iş bulamadığı için işsiz dolaşıyor ve gelecek kaygısı yaşıyorlar. Bu gençlerin sıkıntılarına kafa yorun ve iş imkanı olan okullar açın. Endüstri Meslek Liseleri’nin değerini yeniden ortaya çıkarmak için bu okullara öğrenciyi sınavla alın ve üretim koşullarına uygun mesleki gelişmelerini sağlayın.
Eğitimde gündeme gelen her değişiklik genellikle geçmişe yönelik bir tepkinin sonucu olarak ortaya çıktı. Toplumda meydana gelen değişime ayak uydurmaktan çok birilerinin aklına estiği gibi ayaküstü müdahaleler istenen sonucu vermedi.
Aslında çoğu zaman eğitimde yapılan değişikliğin nasıl bir sonuç verdiği de belirsizdi. Söz gelimi eğitimde zorunlu eğitimin 5 yıldan 8 yıla çıkartılmasında güdülen hedefin eğitim sistemimizin daha verimli hale gelmesini öngördüğünü söylemek mümkün mü? Bir takım çevrelerde oluşan imam hatip okulları karşıtlığı/düşmanlığı sonucu zorunlu eğitim kesintisiz olarak 8 yıla çıkartıldı.
Diyebiliriz ki, belli güç odaklarının dayatmasına bazı siyasilerin isteyerek ya da istemeden boyun eğmesi sonucu bu değişiklik gündeme geldi.
Netice itibariyle imam hatiplerin önü kesildi fakat ülkemizde kısa zamanda ara eleman açığı ortaya çıktı.
Ustalar yanlarında çalışacak çırak bulamaz hale geldiler.

 

AK Parti iktidarı da kesintisiz 8 yıllık zorunlu eğitimin sebep olduğu yanlışı düzeltmek yerine zorunlu eğitimi 12 yıla çıkardı. Yapılan sadece kesintisiz 8 yıllık eğitimin kesintili olarak 12 yıla çıkartılmasından ibaretti.
Bu değişim imam hatiplerin önünü açtı ama başka şikâyetleri gündeme getirdi. Hâlbuki sadece 8 yıllık kesintisiz eğitimi kesintili hale getirmek istenen sonucu verecekti.
Çünkü zorunlu eğitiminden şikâyetin tek sebebi imam hatiplerin önünün kesilmesinden ibaret değildi. Eğitim ve öğretimde uygulanan sistemin sonucu yapılan iş test çözmekten ibaret hale gelmişti. Bu bakımdan öğrenciler birer testmatik haline getirilmişti. Öğrencilerin sürekli sınavlarla karşı karşıya kalmaları, sınavlarında test usulü yapılıyor olması ister istemez öğretmen ve öğrencileri daha fazla test çözmeye itiyordu. Sanıyorum esas yanlış buradaydı. Bu yanlış düzeltilmek istendikçe yeni yanlışlar gündeme geldi

Şimdi karşımıza bir de nitelik meselesi çıkardılar. “Nitelikli okullara gitmek isteyenler sınava girsin” diye açıklama yapan bakana sormak istiyoruz.
Karabük’te 187 okul ve kurumda, 37 bin 936 öğrenci ile 3 bin 188 öğretmenvar
Bunların 8. Sınıfa giden öğrenci sayısı yaklaşık 12.000. Bunlardan 1200 kişi sizin tabirinizle nitelikli okullara gidebilecek. Peki geriye kalan öğrenciler hangi nitelikteki okullara gidecek? Niteliksiz okul, niteliksiz öğretmen ve niteliksiz öğrenciden mi bahsediyorsunuz. Ortaokul sonrası öğrencilerin yüzde 10’nu alıp yüzde 90’nına niteliksizsiniz mi diyeceksiniz.
Bu arada yıllarca eğitimin temel taşını oluşturan öğretmenlerin daha iyi yetiştirilmesi, öğretmenliğin prestijli olması için nelerin yapılması gerektiği, eğitimde maddi mekânların yeterli hale getirilmesi yolunda yeteri kadar kafa yorulmadı.
Varsa yoksa öğretmenler daha fazla test çözdürmeye yöneldiler. Netice itibariyle çocuklar okuduklarını anlatmaz, Türkçeyi tam olarak konuşamaz hale geldiler. Buna bir de giderek çocukların sanal âlemde kaybolmaları, akranları ile oyun oynayamaz hale gelmeleri eklenince milyonlar içinde tek başına yaşayanlar çoğaldı.
Şimdi de çıkmışlar öğrencilere mahallelerinizdeki okula gideceksiniz, diyorlar. Mahalle mi kaldı, mektep mi kaldı. Bunlar hangi mahalle mektebinden bahsediyorlar. İktidarın imar zihniyeti ile ne mahalle kaldı ne de köy. Mahallelerimiz, mahalle esnafımız, mahallemizdeki komşularımız hepsi tahribattan nasibini aldı ve biz kentlerimizi, sokaklarımızı, hatıralarımızı bile kaybettik.
Kabaca onbeş senedir ülkeyi siz yönetiyorsunuz. Köyde, kentte kimse kalmadı hepsini beton yığınaklara doldurdunuz. İnşaat ekonomisi ile devleti yönettiniz. Müteahhitlerle kalkınacağınızı sandınız.
Onlar sadece Pazar hesabı ile rant ekonomisini azdırdı. Fahiş fiyatlarla memleketin her yerine beton duvarlarla doldurdular. Binalar, okullar ve pazarlar bu rantiyecilerin istediği noktalarda buluştu.
Bugün ülkemizdeki okullara bakın. Okulların niteliğini bile inşaat ekonomisi belirler hale geldi. Bu sanal değerleme ve spekülatif kazançların millete bir faydası yok. Bina ile ve pahalı duvarlarla nitelikli eğitim olmaz. Eğitim araçlarını yenileyerek, vasıflı ve liyakatli öğretmenler yetiştirerek başarılı bir nesil kazanabiliriz. Yeni ve pahalı binalar dünyada kimseye bir şey kazandırmamıştır.
Sonuç olarak, eğitim öğretmeninden, öğrencisine ve velisine, okulundan, dersliğine kadar bir bütündür. Bu bütün kıyısından köşesinden çekiştirerek düzeltilmesi, istenen sonucun alınması mümkün değildir. Yapılacak değişiklikten istenen neticenin alınması, taklitten uzak, yerli bir anlayış ile toptan müdahale edilmesi gerekir”dedi.

Bizi sosyal medyadan takip edin