Reklam
Reklam
Bölgenin Sesi Gazetesi Avatarı
Bölgenin Sesi Gazetesi tarafından
01 Haziran, 2017 00:22 tarihinde yayınlandı
0

İftar ile sahur arasında bol su tüketilmeli

Mersin İl Sağlık Müdürü Dr. Aytekin Kemik, Ramazan ayının sıcak ve nemli bir ortamda geçtiğini belirterek, “Ramazan’da en çok dikkat etmemiz gereken şey su kaybı. İftar ile sahur arasında bol bol su tüketmeliyiz. İftarda da sahurda da aşırı yemek tüketilmemeli, özellikle sahurda en doğru yemek kahvaltı” dedi.

Ramazan’da beslenmeyle ilgili İHA muhabirine açıklamalarda bulunan Dr. Kemik, Mersin’in oldukça sıcak ve nemli bir bölge olduğunu söyledi. Ramazan ayında özellikle Mersin’de oruç tutan bazı vatandaşların zorlandığını belirten Kemik, “Ramazan’da en çok dikkat etmemiz gereken şey su kaybı. Su ile ilgili ihtiyacımızı mutlaka gidermemiz gerekiyor. İftar ile sahur arasındaki dönemde bol bol su içmemiz gerekiyor. İftarda ve sahurda yiyecekleri çok abartmadan tüketmeliyiz. Özellikle sahur ile iftar arasında çok dolu bir mide ile yatağa geri girmek çok zararlı. Her zamanki gibi çok ağır yağlı yemeklerden, kızartmalardan, ağır hamur işlerinden uzak durulmalıdır. Vatandaşlarımız uzun süre aç kaldığı için oruç açıldıktan sonra ilk önce çorba içmeye gayret etmeliler. Çorbadan hemen sonra bir 10 dakika ara verilebilirse çok iyi olur. Bir anda midemizi yemekle doldurup, şişirirsek sıkıntılar doğurabilir. Mideyi çalışamaz duruma getirip, kalbi sıkıştırmak son derece yanlış. Çorbadan 10 dakika sonra yavaş yavaş yiyerek ana yemeğe başlamamız gerekiyor. İftar ile sahur arasındaki sürede 2 öğün şeklinde azar azar yemek ve içecek tüketmekte fayda var. Yani iftarda çok yemeden kalkmak gerekiyor ve bu da sağlık açısından diğer öğünleri de yedikten sonra fayda sağlayacaktır. Sıvı tüketimi de mümkün olduğunca asitli ve şekerli meyve suları olmasın. Günün meyvesini, sıkılmış meyve suyunu tüketmek son derece faydalı. Bizim insanlara anlatmak istediğimiz; hava çok sıcak, en büyük eksiklik sıvı eksikliği. Suyun yerini hiçbir şey tutmaz, bol su tüketelim. İftar ile sahur arasında defalarca su içelim” şeklinde konuştu.

“Sahurda en doğru yemek kahvaltı”

Sahura da mutlaka kalkınması gerektiğini vurgulayan Kemik, “Sahur ile iftar arasında yaklaşık 17-18 saatlik bir dilim var. O sürede bir de sahuru atlarsak, bu aç ve susuz kalma sürecisini biz 21-22 saate uzatırız, çok yanlış bir şey. Sahurda bir su olsa bile içmemiz gerekiyor. Mutlaka sahur yemeği yenilmeli. Gıdaları tüketirken bir sonraki günü düşünmeliyiz. Daha çok susamayacağımız gıdalara bakmamız lazım. Özellikle tuzlu, salamura, asitli içeceklerden, turşu, kızartma gibi yağlı yiyeceklerden uzak durmak Ramazan ayında en doğru beslenme olacaktır. Onun dışında insanlar sevdiği her şeyi tüketebilir. Sahur yemeğinden sonra insanlar uyku pozisyonuna geçeceği için çok aşırı miktarda yemek yemese faydalı olur. Sahurda belki de en doğrusu kahvaltı yapmaktır. Yumurta insanı ciddi manada tok tutan bir protein deposudur. Bu bizim kültürümüzde var. Sahurda süt ve yoğurt tüketilebilir. Bu yiyecekler hem insanları susatmaz hem de tok tutar” ifadelerini kullandı.

“Hasta olup oruç tutmak isteyen kişiler mutlaka doktorlarına sormalılar”

Çok yaşlıların, havaların sıcak olmasından dolayı endokrin hastalığı olanların doktora sorduktan sonra oruç tutmalarını öneren Kemik, “Bu kişisel olarak değişebilir. Bazı şeker hastaları oruç tuttuklarında kendilerini iyi hissettiklerini söylüyorlarsa tutsunlar ama mutlaka kendi kişisel doktorlarına bunu sorsunlar. İnsanlar şekerini, tansiyonunu düzende tutabiliyorsa oruç tutmalarında bir sakınca yoktur ama yine de buna doktora sorduktan sonra karar versinler. Özellikle kanser tedavisi gören hastalar tutmasınlar. Zaten dinimiz de müsaade ediyor, iyileştikten sonra oruçlarını tutabilirler” dedi.

Bizi sosyal medyadan takip edin
Esra Oğuzkağan Özkan Avatarı
Esra Oğuzkağan Özkan tarafından
07 Haziran, 2026 16:24 tarihinde yayınlandı
0

“Gıygaşuk: Safranbolu’nun Köyleri” İlk Gösterimine Hazırlanıyor

Bedirhan Karakurluk’un yönetmenliğini üstlendiği, Safranbolu’nun köy yaşamını ve kültürel mirasını konu alan uzun metraj belgesel film “Gıygaşuk: Safranbolu’nun Köyleri” ilk gösterimi için gün sayıyor.

UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde yer alan Safranbolu’nun yalnızca merkezini değil, kırsal dokusunu ve köy kültürünü de kapsamlı şekilde ele alan yapım, bölgenin yaşam hafızasını kayıt altına almayı hedefliyor.

Safranbolu’ya bağlı 60 köyde gerçekleştirilen çekimlerle hazırlanan belgesel, geleneksel yaşam biçimlerinden kültürel mirasa, günlük köy hayatından sosyal dokunun detaylarına kadar geniş bir yelpazeyi izleyiciye sunuyor. Arşiv niteliği taşıyan yapım, bölgenin sözlü ve görsel hafızasını gelecek kuşaklara aktarmayı amaçlıyor.

İlk Gösterim 10 Haziran’da

Belgeselin dünya prömiyeri, Uluslararası Altın Safran Belgesel Film Festivali kapsamında 10 Haziran Çarşamba günü saat 18.15’te Safranbolu Leyla Dizdar Kültür Merkezi’nde gerçekleştirilecek. Gösterimle birlikte film, ilk kez izleyici karşısına çıkmış olacak.

Gösterim Sonrası Söyleşi Düzenlenecek

Film gösteriminin ardından yönetmen Bedirhan Karakurluk’un katılımıyla bir söyleşi programı da düzenlenecek. Etkinlikte belgeselin hazırlık süreci, çekim aşamalarında yaşanan deneyimler ve Safranbolu köylerine dair dikkat çekici detaylar izleyicilerle paylaşılacak.

Söyleşi bölümünde katılımcılar, film ve proje hakkında merak ettikleri soruları doğrudan yönetmene yönelterek belgeselin ortaya çıkış sürecine ilişkin daha ayrıntılı bilgi edinme imkânı bulacak.

Bizi sosyal medyadan takip edin