Reklam
Reklam
Bölgenin Sesi Gazetesi Avatarı
Bölgenin Sesi Gazetesi tarafından
23 Ekim, 2023 12:55 tarihinde yayınlandı
0

Kekemelikte erken tanı, konuşma terapisinde başarıyı artırıyor

Nedeni tam olarak bilinmeyen kekemelikte erken tanının, konuşma terapisinde elde edilen başarı oranını artırdığı belirtildi.

Ankara Etlik Şehir Hastanesi Kulak Burun Boğaz Kliniğinde görevli Dil ve Konuşma Terapisti Dilara Söylemez, 22 Ekim Dünya Kekemelik Günü dolayısıyla AA muhabirine yaptığı açıklamada, çocukluk çağında özellikle okul öncesi dönemde başlayan, konuşmada uzatma, ses ve hece tekrarıyla kendini gösteren konuşma bozukluğunun “kekemelik” olarak isimlendirildiğini söyledi.

Kekemeliğin, konuşmanın edinim sürecinde ortaya çıkan bir konuşma bozukluğu olduğunu ifade eden Söylemez, “2 yaş sonrasında başlamaktadır. Klinik gözlemler, en sık 3-6 yaş arasında ortaya çıktığı yönündedir.” dedi.

“Tek bir nedene bağlanması doğru değil”

Söylemez, kekemeliğin ilk belirtilerinin sözcük değişiklikleri ya da tekrarıyla başladığını, ilerleyen aşamalarda ise konuşma akıcılığının ciddi şekilde bozulduğu anlatarak, şu örneği verdi:

“Bugün hastaneye geldim cümlesinde, kekemelik yaşayan bir kişi, ses tekrarı yaptığında sözcüğün başındaki sesi ‘bu, bu, bu’ şeklinde tekrarlar veya patlayıcı tarzda bloklaşma olduğunda ‘bıbıbı’ gibi sözcüğe başlar. Uzatma yaptığında ise ‘Buuuuugün’ gibi kelimeyi kullanır. Böyle olduğunda da konuşma akıcılığı bozulur.”

Uzun yıllardır yapılan çalışmalarda kekemeliğin net bir nedeninin saptanamadığını belirten Söylemez, “Ancak bireyin içinde bulunduğu çevresel faktörlerin, aile dinamiklerinin, nörolojik gelişim ve genetik yatkınlığın kekemeliğin gelişiminde rol oynadığı görülmektedir. Bu nedenle kekemelik, çok faktörün etkili olabildiği bir bozukluktur, tek bir nedene bağlanması doğru değildir.” bilgisini verdi.

“Özellikle okul çağında akran zorbalığına maruz kalabiliyorlar”

Kekemeliğin ortadan kalkmamasıyla kişinin olumsuz duygu durum bozuklukları yaşayabildiğine işaret eden Söylemez, kekemelik yaşayanların genellikle okul çağında sorunlarla karşılaşabildiğini söyledi.

“Özellikle okul çağında akran zorbalığına maruz kalabiliyorlar. Buna bağlı olarak çocuklarda içe kapanma, sosyal fobi oluşabiliyor, utangaçlık gelişebiliyor, akademik başarı olumsuz etkilenebiliyor.” diyen Söylemez, bu sorunların yaşanmaması için aile ve yakın çevreden başlamak üzere toplumsal farkındalığın artırılması gerektiğine işaret etti.

“Sakin ol, nefes al, heyecan yapma gibi bildirimlerde bulunulmamalı”

Söylemez, kekemeliğin bir hastalık değil konuşma bozukluğu olduğunu, ilacı ya da girişimsel çözümü bulunmadığını belirtti.

Bir anda sorunun çözümlenerek akıcı bir konuşma elde etme hedefinin doğru bir yaklaşım olmadığını vurgulayan Söylemez, şunları kaydetti:

“Bu bir terapi sürecidir. Bu süreçte aileyle işbirliği çok önemlidir. Hem bireyi hem aileyi içine alan bir terapidir. Burada yakınlarına ve çevresine büyük sorumluluk düşmektedir. Örneğin, karşıdaki dinleyici, kesinlikle kişinin takıldığı sözcüğü ya da cümleyi tamamlamamalı, kişinin sözcüğü ve cümleyi tamamlaması beklenmeli. Bu esnada hem takılma anında hem de sonrasındaki süreçte kekemelik yaşayan kişiyle göz teması kurulmalı, temas kesilmemeli. Kişiye, iletişimde bulunması için yeterli zaman ayrılmalı, iletişimin hızlı değil daha yavaş olmasına izin verilmeli.”

Kişinin takıldığı anlarda “sakin ol, nefes al, tekrar söyle, heyecan yapma” gibi bildirimlerde bulunulmaması gerektiğine dikkati çeken Söylemez, “Çünkü bu tür bildirimler, kişinin kendini daha çok geriye çekmesine neden olabiliyor.” dedi.

“Kişinin kendisinin terapisti olmasını sağlamaya çalışıyoruz”

Bu durumun ortadan kalkmasında terapiye başlangıç yaşının önemli olduğuna işaret eden Söylemez, şöyle konuştu:

“Erken dönemde başlayan terapi süreci, daha etkili sonuçlar elde edilmesini sağlıyor. Bu nedenle de erken tanı, konuşma terapisinde elde edilen başarı oranını artırmaktadır. Kekemeliğin başlangıcından itibaren uzun bir zaman geçtiğinde ise biraz daha bu süreç zorlaşabiliyor. Çocuklarda, genellikle ilk 6 ay kendiliğinden bir iyileşme olması için bekliyoruz, sonraki 6 ayda ise aralıklı olarak kontrol ediyoruz. Ancak belirtilerin üzerinden bir yıl geçtikten sonra kişinin takılmaları hala devam ediyorsa mutlaka dil ve konuşma terapistiyle iletişime geçilmesi gerekiyor.”

Terapinin, kekemelik anlarına müdahale edilerek konuşmanın kolaylaştırılmaya çalışıldığı bir süreci kapsadığını anlatan Söylemez, “Bu süreç her kişide farklı seyredebiliyor. Kekemelik, kişinin hayatı boyunca da devam edebilir, bir dönem iyileşip bir dönem tekrar görülebilir. Zaten terapi süreçlerinde de kişiye konuşmayı kolaylaştırmak için çeşitli teknikler öğretiyor ve sonrasında kişinin kendisinin terapisti olmasını sağlamaya çalışıyoruz. Bu durum, özellikle yetişkin kişiler için geçerli.” dedi.

Söylemez, sebebinin ve tetikleyen faktörlerin de ne olduğunun bilinmediği kekemeliği, stres, kaygı gibi durumların artırabildiğini sözlerine ekledi.(AA)

Bizi sosyal medyadan takip edin
İhlas Haber Ajansı Avatarı
İhlas Haber Ajansı tarafından
04 Haziran, 2026 23:21 tarihinde yayınlandı
0 0

Tokat’ta aşırı yağış kirazı vurdu

Tokat’ta son günlerde etkili olan yağışlar tarım arazilerinde büyük zarara yol açtı. Sular altında kalan bahçelerde özellikle erkenci kiraz çeşitlerinde çatlama ve dökülmeler yaşandı.

Tokat Ticaret ve Sanayi Odası Meclis Başkanı Emin Yılar, bazı bölgelerde kirazda hasarın yüzde 100’e ulaştığını belirtti.

Geçtiğimiz yıl yaşanan don felaketinin etkilerinin henüz atlatılamadığını belirten Yılar, “Geçen yıl devletimiz çiftçiye dönüm başına destek vererek önemli bir katkı sağladı. Bu destek üreticiyi ayakta tuttu. Ancak bu yıl da özellikle Tokat’ta kiraz üreticileri çok ciddi bir afetle karşı karşıya kaldı. Bazı bölgelerde erkenci ve orta sezon çeşitlerde hasar yüzde 80 ila yüzde 100 arasında değişiyor. Ürünler tamamen çatladı ve pazarlanamaz hale geldi” dedi.

İhracata yönelik geç sezon kiraz çeşitlerinde ise umutların sürdüğünü ifade eden Yılar, yağışların sona ermesi halinde kalan ürünlerin ayıklanarak ihracata gönderilebileceğini belirtti. Ege Bölgesi’nde kiraz ihracatının başladığını hatırlatan Yılar, ürünlerin kilogram fiyatının 180-200 lira seviyelerinde olduğunu söyledi.

Kiraz üretimindeki kaybın binlerce tonu bulduğunu belirten Yılar, “Erkenci ve orta sezon çeşitlerde yaklaşık 2 bin tonluk zarar olduğunu düşünüyoruz. Eğer yağışlar durursa geç sezon ihracatlık çeşitlerden 3-4 bin ton ürün alınabilir. Ancak genel toplamda bu yıl Tokat’ta kirazda 8 ila 10 bin ton arasında ürün kaybı bekliyoruz” dedi.

Bizi sosyal medyadan takip edin