Reklam
Reklam
Bölgenin Sesi Gazetesi Avatarı
Bölgenin Sesi Gazetesi tarafından
30 Mayıs, 2017 00:10 tarihinde yayınlandı
0

Ramazan’da susamamak için şerbet için

Eskişehir’de yöresel lezzetleri kurduğu restoranda yaşatmaya çalışan Ayten Çetin, Ramazan ayında susuzluğun oluşmaması ve sağlığın korunması için şerbetin önemli bir yere sahip olduğunu söyledi.

İşletmenin menüsünde hazır içeceklerin bulunmadığı Ayten Usta Gurme Restaurantta, Osmanlı döneminin vazgeçilmezleri arasında yer alan şerbetler dikkat çekiyor. Özellikle Ramazan ayında daha fazla tüketilen bu şerbetler, susuzluğu en asgari düzeyde yaşatıyor. Ayrıca sağlık yönünden de önemli bir yere sahip olan şerbetler, eski dönemlerde olduğu gibi hak edeceği ilgiyi bekliyor.

Sahurda tüketilecek şerbetlerin özelliklerinden bahseden Ayten Usta, ev yapımı içeceğin diğerlerinden daha kıymetli olduğunu söyledi. Ayten Çetin, “Şerbet denilince aklımıza ilk gelen hem Ramazan ayında bizi serinletmesi, hem de susuzluğumuzu gidermesidir. Bu susuzluğumuzu biz sadece su ile gidermiyoruz. Mutlaka akşam yemeklerinde yiyeceklerimizin yanında serinletecek, o yiyeceklerin tadını daha da güzelleştirecek içeceklere ihtiyacımız var. Dolayısıyla biz bu içecekleri kendi yaptığımız içeceklerle renklendirirsek çok daha güzel olacağını düşünüyorum. Ramazan ayında hazır tüketilen şerbetlerden ziyade, kendi evimizde yapmış olduğumuz şerbet, komposto ve bunun gibi içeceklerle desteklemek gerekiyor. Hem akşam yemeklerinde iftarda hem de sahurda şimdi çok rağbet görmese de börekler, hamur işleri tüketilirmiş. Bunların yanına yapılan kompostolar ve şerbetler de bizim gün içerisindeki su ihtiyacımızı karşılayacak şekilde. Sadece su olarak içmekte zorlanıyoruz. Uzmanlarda diyor ki, Ramazan ayında iftardan sahura kadar yaklaşık 1,5 litre su tüketin. Bunu sadece su olarak alamıyoruz. Ayran, komposto, şerbet olarak da bunları almamız gerekiyor. Şimdi sahurda kapanışı çay ile yaptık. Ama sahurda yiyebileceğimiz makarna, pilav gibi yiyeceklerin yanında mutlaka biz şerbetleri tüketiyoruz. Damak zevkimiz buna uygun. Sahurda akşamdan hazırlamış olduğumuz şerbetler bir şekilde tüketiliyor” dedi.

“Daha rahat, tatlı, serin, ferah bir Ramazan geçireceğimizi düşünüyorum”

Sirkencübin şerbetinin tarifini veren Ayten usta, hanımların doğal içeceklere daha fazla yönelmesini istedi. Vücuda şerbetlerin herhangi bir rahatsızlık vermediğini aktaran Çetin, “Ayten ustaya misafirlerimiz geldiğinde ne yemek istediklerini sorarken birde ne içmek istediklerini soruyoruz. Ama içmek istediklerini de bizdeki içecekleri sıralayarak soruyoruz. Hazır pakete girmiş içecekler Ayten ustada yok. Diyelim ki sirkencübin şerbeti, sirke ile balı karıştırıyoruz ve su ekliyoruz. Bunun dışında bir şey yok, sirke çok şifalı ve aynı zamanda bal da çok şifalı. Diğer hazır yiyecekler balla mı, şekerle mi, glikozla mı yapıldı? Bunların hepsi bir soru işareti. Diyelim ki valide sultan şerbeti diye adlandırdığımız bir ürünümüz var. İçerisinde kuru siyah üzüm, demir hindi, zencefil, zerdeçal, karanfil ve tarçın var. Bu kök bitkilerin hepsinin yararı birbirinden üstün. Sindirim ve bağışıklık sistemimize destek veren ürünler. Bunları baharat olarak düşünmemek lazım. Demirhindi şerbeti hiç duyulmamış olabilir. Çünkü biz hazır meyve sularını ve gazlı içecekleri içmeye alışkın olduğumuz için. Bunların bir kısmını da bilmiyor olabiliriz. Ama gelsinler Ayten ustadan tatsınlar. 17 saat açlıktan sonra yemeklerin sindirilmesi için, bize rahatsızlık vermemesi için bu içeceklerle birlikte yemek yenildiğinde daha rahat, tatlı, serin, ferah bir Ramazan geçireceğimizi düşünüyorum. Sirkencübin şerbeti, aynı zamanda bu bir mevlevihane içeceğidir. Ölçüsü çok kolay. Bir bardak için bir tatlı kaşığı bal kullanıyoruz. 4 kişiye 4 tatlı kaşığı bal ve 4 tatlı kaşığı sirke ve 4 bardak su kullanıyoruz. Görsele de önem vereceğimiz için, içerisine yeşil ekşi elma ve limon atıyoruz” şeklinde konuştu.

Bizi sosyal medyadan takip edin
Esra Oğuzkağan Özkan Avatarı
Esra Oğuzkağan Özkan tarafından
07 Haziran, 2026 16:24 tarihinde yayınlandı
0

“Gıygaşuk: Safranbolu’nun Köyleri” İlk Gösterimine Hazırlanıyor

Bedirhan Karakurluk’un yönetmenliğini üstlendiği, Safranbolu’nun köy yaşamını ve kültürel mirasını konu alan uzun metraj belgesel film “Gıygaşuk: Safranbolu’nun Köyleri” ilk gösterimi için gün sayıyor.

UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde yer alan Safranbolu’nun yalnızca merkezini değil, kırsal dokusunu ve köy kültürünü de kapsamlı şekilde ele alan yapım, bölgenin yaşam hafızasını kayıt altına almayı hedefliyor.

Safranbolu’ya bağlı 60 köyde gerçekleştirilen çekimlerle hazırlanan belgesel, geleneksel yaşam biçimlerinden kültürel mirasa, günlük köy hayatından sosyal dokunun detaylarına kadar geniş bir yelpazeyi izleyiciye sunuyor. Arşiv niteliği taşıyan yapım, bölgenin sözlü ve görsel hafızasını gelecek kuşaklara aktarmayı amaçlıyor.

İlk Gösterim 10 Haziran’da

Belgeselin dünya prömiyeri, Uluslararası Altın Safran Belgesel Film Festivali kapsamında 10 Haziran Çarşamba günü saat 18.15’te Safranbolu Leyla Dizdar Kültür Merkezi’nde gerçekleştirilecek. Gösterimle birlikte film, ilk kez izleyici karşısına çıkmış olacak.

Gösterim Sonrası Söyleşi Düzenlenecek

Film gösteriminin ardından yönetmen Bedirhan Karakurluk’un katılımıyla bir söyleşi programı da düzenlenecek. Etkinlikte belgeselin hazırlık süreci, çekim aşamalarında yaşanan deneyimler ve Safranbolu köylerine dair dikkat çekici detaylar izleyicilerle paylaşılacak.

Söyleşi bölümünde katılımcılar, film ve proje hakkında merak ettikleri soruları doğrudan yönetmene yönelterek belgeselin ortaya çıkış sürecine ilişkin daha ayrıntılı bilgi edinme imkânı bulacak.

Bizi sosyal medyadan takip edin