Reklam
Reklam
Bölgenin Sesi Gazetesi Avatarı
Bölgenin Sesi Gazetesi tarafından
31 Mayıs, 2017 00:11 tarihinde yayınlandı
0

Saman nezlesi bahar aylarını kabusa çeviriyor

Acıbadem Eskişehir Hastanesi Göğüs Hastalıkları Uzmanı Dr. Neslihan Tarakçı Kantarcı, toplumda sıklıkla görülen alerjik rinit (saman nezlesi) hakkında önemli bilgiler vererek, bu nezleden korunmak için tavsiyelerde bulundu.

Saman nezlesi olarak da bilinen alerjik rinit, kişinin yaşam kalitesini bozarak, iş gücü kayıplarına neden olduğu için önem taşıyor. Yaşla beraber şiddeti azalmasına karşın her yaş grubunda bu nezle ortaya çıkabiliyor.

Acıbadem Eskişehir Hastanesi Göğüs Hastalıkları Uzmanı Dr. Neslihan Tarakçı Kantarcı, çok önemli sağlık sorunlarına neden olmasa da, alerjik rinitte gerekli tedbirler alınıp uygun tedavilerle atak sayısını azaltmanın mümkün olabildiğini belirtti. Alerjik rinitte önemli noktanın ise, polen ve ev tozu gibi alerjenlerden uzak durmak olduğuna işaret eden Dr. Neslihan Tarakçı Kantarcı, hastalığı ortadan kaldırmanın mümkün olmadığını ancak tedaviyle de şikayetlerin azaltılmasının amaçlandığını ifade etti.

Ebeveynlerinde alerji geçmişi olanlarda görülme sıklığı daha yüksek olan alerjik rinit, genellikle küçük yaşlarda başlamasına rağmen, ileriki yaşlarda da görülebiliyor. Acıbadem Eskişehir Hastanesi Göğüs Hastalıkları Uzmanı Dr. Neslihan Tarakçı Kantarcı, özellikle sanayileşmiş ülkelerde, çevre kirliliği gibi risk faktörlerinin ön plana çıkmasına bağlı olarak alerjik rinitli hasta sayısının giderek arttığına işaret ederek, “Tetikleyici maddelerin burun mukozasına yapışarak iltihabi reaksiyonları başlatması sonucu hastalık meydana geliyor. En çok polenlerin uçuştuğu bahar aylarında ortaya çıkan tipine ‘Mevsimsel alerjik rinit’, tüm bir yıl boyunca süren tipine ise ‘Perenialrinit’ deniyor. Perenialrinite, genellikle yıl boyunca ortamda bulunan hayvan tüyü, çeşitli kimyasallar veya ev tozu gibi alerjenler neden oluyor” şeklinde konuştu.

“Rüzgarlı ve kuru havalarda artıyor”

Özellikle kuru ve rüzgarlı havalarda polen miktarın fazla olduğu için alerjik rinitin görülme sıklığının da arttığını belirten Dr. Neslihan Tarakçı Kantarcı, hastanın yaşadığı şikayetlerle ilgili, “Alerjen ile karşılaşıldığında özellikle ağız, burun, gözler, boğaz ve deride kaşıntı ortaya çıkıyor. Burun akıntısı ve gözlerin sulanması da tipik belirtiler arasında yer alıyor. Burun tıkanıklığı ve koku almada güçlük ortaya çıkabiliyor. Bazen bu belirtilere hırıltılı solunum eşlik edebildiği gibi öksürük, geniz akıntısı ve baş ağrısı da görülebiliyor” ifadelerini kullandı.

“İlaçlar mutlaka hekim kontrolünde kullanılmalı”

Alerjik hastalıklarda şikayetleri meydana getiren alerjenlere karşı önlem almanın yapılabilecek en doğru yaklaşım olduğunu söyleyen Dr. Neslihan Tarakçı Kantarcı, “Hastalığa neden olan maddenin salınımını engelleyen ilaçlar, burun iç yüzeyindeki şişliği azaltan spreyler ve kortizon içeren burun spreyleri hastaya yardımcı oluyor. Ancak, alerjik rinitin tedavisi şikayetlerin giderilmesine yönelik olduğu ve hastalığın tedaviyle ortadan kaldırılamayacağı unutulmamalı. Ayrıca, ilaçların mutlaka hekim kontrolünde kullanılması gerekiyor” diye belirtti.

“Tozlu ve polenli ortamlarda bulunmayın, zorunluluk olduğu durumlarda da maske kullanın”

Alerjik rinitin kendiliğinden geçme ihtimalinin de olmadığını söyleyen Dr. Neslihan Tarakçı Kantarcı, korunma adına alınabilecek önlemler konusunda şunları anlattı: “Tozlu ve polenli ortamlarda bulunmayın, zorunluluk olduğu durumlarda da maske kullanın. Polenlerin uçuştuğu mevsimlerde kapı ve pencereler kapalı tutun. Özellikle kaloriferli evlerde kuru ev havası alerjik rinitin kötüleşmesine neden olabileceği için evde hava nemlendiricisi bulundurmayı ihmal etmeyin. Evde ya da işyerlerinde havanın temizliğine dikkat edin. Havalandırma sistemlerinin iyi çalıştığından emin olun ve mümkünse hepa filtre kullanın. Evde evcil hayvan ve bitki yetiştirmemeye özen gösterin. Tüylü ve yünlü battaniyeler yerine pamuklu ve sentetik olanları tercih edin. Ayrıca nevresimleri de sıklıkla değiştirmeyi ihmal etmeyin. Toz barındırabilecek tarzda kilim ve halı gibi ev eşyalarını tercih etmeyin.”

Bizi sosyal medyadan takip edin
Esra Oğuzkağan Özkan Avatarı
Esra Oğuzkağan Özkan tarafından
07 Haziran, 2026 16:24 tarihinde yayınlandı
0

“Gıygaşuk: Safranbolu’nun Köyleri” İlk Gösterimine Hazırlanıyor

Bedirhan Karakurluk’un yönetmenliğini üstlendiği, Safranbolu’nun köy yaşamını ve kültürel mirasını konu alan uzun metraj belgesel film “Gıygaşuk: Safranbolu’nun Köyleri” ilk gösterimi için gün sayıyor.

UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde yer alan Safranbolu’nun yalnızca merkezini değil, kırsal dokusunu ve köy kültürünü de kapsamlı şekilde ele alan yapım, bölgenin yaşam hafızasını kayıt altına almayı hedefliyor.

Safranbolu’ya bağlı 60 köyde gerçekleştirilen çekimlerle hazırlanan belgesel, geleneksel yaşam biçimlerinden kültürel mirasa, günlük köy hayatından sosyal dokunun detaylarına kadar geniş bir yelpazeyi izleyiciye sunuyor. Arşiv niteliği taşıyan yapım, bölgenin sözlü ve görsel hafızasını gelecek kuşaklara aktarmayı amaçlıyor.

İlk Gösterim 10 Haziran’da

Belgeselin dünya prömiyeri, Uluslararası Altın Safran Belgesel Film Festivali kapsamında 10 Haziran Çarşamba günü saat 18.15’te Safranbolu Leyla Dizdar Kültür Merkezi’nde gerçekleştirilecek. Gösterimle birlikte film, ilk kez izleyici karşısına çıkmış olacak.

Gösterim Sonrası Söyleşi Düzenlenecek

Film gösteriminin ardından yönetmen Bedirhan Karakurluk’un katılımıyla bir söyleşi programı da düzenlenecek. Etkinlikte belgeselin hazırlık süreci, çekim aşamalarında yaşanan deneyimler ve Safranbolu köylerine dair dikkat çekici detaylar izleyicilerle paylaşılacak.

Söyleşi bölümünde katılımcılar, film ve proje hakkında merak ettikleri soruları doğrudan yönetmene yönelterek belgeselin ortaya çıkış sürecine ilişkin daha ayrıntılı bilgi edinme imkânı bulacak.

Bizi sosyal medyadan takip edin