Reklam
Reklam
Bölgenin Sesi Gazetesi Avatarı
Bölgenin Sesi Gazetesi tarafından
02 Mayıs, 2017 00:30 tarihinde yayınlandı
0

Spor yapayım derken sakatlanmayın

Sportif faaliyetlerde hazır olmadan vücuda yapılan baskı, yaralanmalara, sakatlanmalara ve tedavisi geç süren rahatsızlıklara neden olabiliyor. Sporcuları mutlaka iyi planlanarak egzersiz yapmaları, uygun malzeme kullanmaları, stressiz ve iyi bir şekilde müsabakalara hazırlanmaları konusunda uyaran Koru Ankara Hastanesi Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Doç. Dr. S. Bülent Bekteşer sporcu, antrenör ve spor hekimlerine önerilerde bulundu.

Profesyonel sporcularda antrenman sayısının, antrenman süresinin ve yoğunluğunun artmasının aşırı kullanıma bağlı yaralanmaların sayısını da artığını söyleyen Bektaşer, “Bunun yanı sıra antrenmanlara yeni başlayanların antrenman programlarındaki ani artışlar ve uzun süre aradan sonra tekrar antrenmanlara yoğun bir şekilde başlayanlarda da spor sakatlığı riski daha fazladır. Sakatlanmış sporcunun tanı ve tedavisinin (rehabilitasyon-egzersiz-özel antrenman) ve spora dönüşünün planlanmasında spor hekimi-sporcu ve antrenörün rolü büyüktür. Ancak tarafların beklentileri bazı yanlış uygulamaların yapılmasına yol açmakta, sakatlık süresi uzayabilmekte ve tekrarlayan sakatlıkların ortaya çıkmasına neden olmaktadır” dedi.

Bektaşer, “Genel olarak antrenör ve yöneticiler sporcunun bir an önce antrenmana ve müsabakaya katılmasını talep etmekte; sporcu en kısa sürede eski performansına ulaşmayı istemekte; takım doktorları (spor hekimi), sakat sporcunun tanı ve tedavisini erken dönemde organize edip, sporcunun bir an önce tekrar aktivitelere katılmasını planlamakta, takım doktorluğuyla ilgili olmayan hekimler ise tedavi planını uzun süreçte planlamakta bazen sporcuya sporu bırakmasını bile önerebilmektedirler” diye konuştu.

“Sakatlık sürecinde antrenör-doktor ve sporcu arasında kurulan güven ilişkisi çok önemli”

Sporcunun yeterli ve tam iyileşme olmadan sahaya sürülmesinin oldukça sık uygulanan fakat uzun vadede sporcunun aleyhine bir yaklaşım olduğuna vurgu yapan Bektaşer, bu durumun sakatlığın tekrarına veya devamına, sporcunun antrenörün istediği performansa ulaşma sürecinin uzamasına neden olabildiğini ifade etti.

Sakatlık sürecinde antrenör-doktor ve sporcu arasında kurulan güven ilişkisinin çok önemli olduğuna değinen Bektaşer “Antrenör sporcusuna ve doktoruna güvendiğini hissettirmeli, bunu davranışları ve sözleriyle de göstermelidir. Eğer güven ilişkisi bozuksa süreç başlangıçtan itibaren bozuk olarak devam eder ve sonuçta fizyolojik ve psikolojik olarak yetersiz şekilde sahaya çıkan sporcunun performansında düşme olacaktır. Bunun yanında sporcunun tekrar sakatlanma riski de artmaktadır” ifadelerini kaydetti.

Yönetici veya antrenörün, yaralanmış sporcuyu antrenmana veya müsabakaya erken dönüş için zorlamaması gerektiğini ifade eden Bektaşer, “Tedavinin tam anlamıyla bitmesi ve takibinde yapılacak saha testleri, sporcunun sahaya dönmesiyle ilgili sağlık ekibine ipuçları vermektedir. Antrenör bu konuda sağlık ekibine güvenmeli, sporcunun optimum performansı için sabırlı olmalıdır. Takım sporlarında yönetici ve teknik heyetin yıldız sporcuların sakatlık süreçlerini de düşünerek takım planlaması yapmaları ve alternatif kadro kurmaları sağlık ekibi ve sakat sporcular üzerindeki baskıyı azaltacaktır. Unutulmamalıdır ki fizyolojik ve psikolojik olarak hazır olmayan sporcunun sahaya sürülmesi, sakatlık riskini artırdığı gibi performansını da azaltmaktadır” dedi.

“Sürekli doktor değiştiren hastanın tedavisi uzar”

Sakatlanmış sporcunun, tedavi süresinde sağlık ekibinin programına uyması gerektiğine vurgu yapan Bektaşer “Sürekli doktor değiştiren hastanın tedavisi uzar. Bu yüzden sporcu, sakatlandığında kulüp hekiminin direktiflerine göre hareket etmelidir. Sporcu tedavi süresince yapılan rehabilitasyon ve özel çalışma programına mutlaka uymalıdır. Sakat olmayan bölge çalışmalarına devam etmelidir. Örneğin bacağında problemi olan sporcuya sağlık ekibi (doktor veya fizyoterapist) tarafından verilen üst bölge çalışmasını ihmal etmemesi gerekir” şeklinde konuştu.

Sakat sporcunun rehabilitasyon sürecinin, sporcu ve takımın performansına katkı için iyi yönetilmesi gerektiğini ve taraftarın da bilgilendirilmesinin önemli olduğunu söyleyen Bektaşer sözlerini şöyle sürdürdü: “Sakatlığın tedavi ve rehabilitasyon süresince sporcu tedavileriyle ilgili bir hekim tarafından takip edilmelidir. Hekimin o spor dalı ve müsabaka takvimi açısından bilgisi olması, sporcunun en uygun zamanda spora dönüşünü sağlayacaktır. Sporcu ve hekim arasında da güven ilişkisi kaçınılmazdır. Sporcu ağrısı olduğunu veya hazır olmadığını beyan ediyorsa spor hekiminin güvenmek ve inanmaktan başka alternatifi yoktur. Çünkü ağrının miktarını ölçecek bir metod bulunmamaktadır. Ayrıca sakatlık sonrası psikolojik iyileşme sürecini göz ardı etmemek gerekmektedir. Sakat sporcunun rehabilitasyon süreci, sporcu ve takımın performansına katkı için iyi yönetilmeli, taraflar bu süreçte fikir ve bilgi alışverişinde bulunmalıdır. Tedavi sürecinde sportif başarıdan çok sporcunun sağlığı ön planda tutularak süreç yönetilmelidir.”

Bizi sosyal medyadan takip edin
İhlas Haber Ajansı Avatarı
İhlas Haber Ajansı tarafından
07 Haziran, 2026 17:36 tarihinde yayınlandı
0 0

Sivastopol açıklarındaki saldırıda hayatını kaybeden Trabzonlu balıkçı son yolculuğuna uğurlandı

Sivastopol açıklarındaki saldırıda hayatını kaybeden Trabzonlu balıkçı son yolculuğuna uğurlandı.

Kırım’ın batısında Sivastopol açıklarında Türk bayraklı “Duru 67” isimli balıkçı teknesine düzenlenen saldırıda hayatını kaybeden 47 yaşındaki Trabzonlu balıkçı Cüneyt Varlık, memleketinde son yolculuğuna uğurlandı.

Karadeniz’de Kırım’ın batısında Sivastopol açıklarında saldırıya uğrayan Türk bayraklı “Duru 67” isimli balıkçı teknesinde bulunan Cüneyt Varlık, yaralanmasının ardından başka bir balıkçı teknesine tahliye edilmiş, İnebolu’ya sevki sırasında hayatını kaybetmişti.

Varlık’ın cenazesi, memleketi Trabzon’a getirildi. 47 yaşındaki balıkçı için Çarşıbaşı ilçesine bağlı Yoroz Fener Mahallesi Yalı Camii’nde ikindi namazını müteakip cenaze namazı kılındı. Cenaze namazına Varlık’ın ailesi, yakınları, balıkçı meslektaşları ve çok sayıda vatandaş katıldı. Helallik alınmasının ardından Varlık’ın cenazesi Akçaabat’ta bulunan aile kabristanlığında dualarla toprağa verildi.

“Ekmeğinin peşindeydi”

Mersin Mahalle Muhtarı Mustafa Yılmaz, Cüneyt Varlık’ın çocukluk arkadaşı olduğunu belirterek, “O gün bana bir telefon geldi. Cüneyt kardeşimiz avcılık yaparken, bomba atıldığını öğrendik. Üzüntü içerisinde söylüyorum ki maalesef Cüneyt vefat etti. Yaralıların olduğunu öğrendik. Yaralılardan ikisi benim çocukluk arkadaşım, bizim köylüler. Bir şekilde onlara ulaştık. Onları kurtaran ’Burak Kaya’ teknesindekilere ulaştık. Sağ olsunlar bize yardımcı oldular ve yaralılarla bizi devamlı görüştürdüler. Sahil Güvenlik onları kurtarana kadar onlardan haber aldık. Cüneyt benim çocukluk arkadaşım. 2 ayda bir aynı bölgeye balık avına gidiyordu. 2023 yılında aynı tekne İnebolu’da batmıştı, onu tamir edip tekrar balıkçılık yapmaya başladı. Ekmeğinin peşindeydi. Yaralılardan Ahmet ve Mehmet Özlü buralı, biri Sinoplu, diğerinin de Ordulu olduğunu biliyorum. Mehmet Özlü’nün dalağının alındığını ve ciğerinde birkaç tane şarapnel parçası olduğunu, Ahmet Özlü’nün de bacağının arkasında kopma olduğunu öğrendik. Tedavileri sürüyor” dedi.

“Denizi çok seviyordu”

Cüneyt Varlık’ın kuzeni Çilem Dilek Demirci ise büyük üzüntü yaşadıklarını ifade ederek, “Cüneyt benim kuzenimdi ama çocukluğum, gençliğimdi. Bu zamana kadar her zaman yanımda olan çok iyi biriydi. Duyunca çok üzüldük ve şaşırdık. Denizi çok seviyordu. Denizde ölmesi de ayrı bir durum oldu. Bir şey diyemiyorum” diye konuştu.

Bizi sosyal medyadan takip edin