Reklam
Reklam
Bölgenin Sesi Gazetesi Avatarı
Bölgenin Sesi Gazetesi tarafından
31 Ekim, 2023 11:33 tarihinde yayınlandı
0

Türkiye’de 4 solunum yolu enfeksiyonunda belirgin artış yaşanıyor

Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Enfeksiyon Hastalıkları Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. İsmail Balık, “Rhinovirüs dediğimiz, nezle ve soğuk algınlığı yapan virüs ilk sırada, ardından sırasıyla RSV, influenza ve Kovid-19’u görüyoruz.” dedi.

Balık, AA muhabirine yaptığı açıklamada, toplumda son dönemde yaygın görülen solunum yolu enfeksiyonlarına ilişkin bilgileri paylaştı.

Türkiye’de sonbahardan kış mevsimi sonuna kadar solunum yolu enfeksiyonlarında her zaman artış yaşandığını ancak şu anda bir salgın durumunun söz konusu olmadığını anlatan Balık, “Özellikle okulların açılmasıyla birlikte solunum yolu virüslerinde artış başlar, sonrasında dalgalanmalarla mayıs ayına kadar devam eder. Ülkemizdeki solunum yolu enfeksiyonlarının seyri genellikle hep bu şekildedir.” ifadesini kullandı.

Prof. Dr. Balık, viral enfeksiyonların “pik” yaptığı dönemlerin olabildiğine işaret ederek sözlerini şöyle sürdürdü:

“Son günlerde solunum yoluyla bulaşan bazı virüs enfeksiyonlarında belirgin bir artış var. Bunlar içinde özellikle ‘rhinovirüs’ dediğimiz, nezle ve soğuk algınlığı yapan virüs ilk sırada geliyor. Bize başvuran hastaların büyük bölümünün tablosu bu şekilde. Ardından sırasıyla RSV (respiratuvar sinsityal virüs), influenza ve Kovid-19’u görüyoruz.”

“Sıradan soğuk algınlığı belirtileri gösterenlerin test yaptırmasına gerek yok”

Bazı virüsleri özgün belirtileri dikkate alarak hekimlerin ayırt edebileceğini, bunun dışında sadece belirtiler üzerinden virüslerin saptanamayacağını aktaran Balık, testlerle virüsün kesin olarak belirlenebildiğini söyledi.

Prof. Dr. Balık, “Aslında risk grubunda olmayan, ağır enfeksiyon tablosu, özellikle zatürre bulguları bulunmayan, sıradan soğuk algınlığı belirtileri gösteren kişilerin bu testleri yaptırmak için hastanelere, büyük sağlık kuruluşlarına gitmesine de gerek yok.” açıklamasında bulundu.

Zatürre belirtilerine dikkat edilmeli

Sıradan soğuk algınlığının göz yaşarması, burun akıntısı, öksürük, hapşırık, bazen ateş, boğazda gıcıklanma, kimi zaman da ishal, kusma belirtileriyle seyrettiğini dile getiren Balık, zatürre bulgularında ise mutlaka sağlık kuruluşuna başvurulması gerektiğini vurguladı.

Balık, “Zatürre belirtilerini kişiler şöyle anlayabilir; yoğun öksürük, sürekli balgam çıkarma, nefes darlığı, yüksek ateş varsa bu durumda viral enfeksiyon akciğere inmiş veya akciğerde komplikasyon yapmış demektir. Bu, viral enfeksiyon veya ona sonradan eklenen bakteriyel enfeksiyon nedeniyle olabilir. Bu durumda mutlaka sağlık kuruluşuna başvurup muayene olmak gerekir.” diye konuştu.

“Hasta olan kişiler kalabalık ortamlarda mutlaka maske takmalı”

Prof. Dr. İsmail Balık, solunum yolu virüslerinin benzer şekilde bulaştığının altını çizerek, “Bu virüsler özellikle kalabalık ortamlarda solunum yolu üzerinden bulaşır. Bu nedenle hastalığın yaygın olduğu dönemlerde mecbur kalmadıkça kalabalık ortamlardan uzak durarak virüs enfeksiyonlarından da kendimizi koruyabiliriz.” dedi.

Hastalık belirtisi gösterenlere mümkün olduğunca kalabalık ortamlardan uzak durmayı öneren Balık, şöyle devam etti:

“Hastalık tablosu gösteren kişiler, otobüs, metro veya iş yeri gibi kalabalık ortamlara girme mecburiyetindeyse mutlaka maske takmalı. Hasta olanların maske takması toplumda enfeksiyonların yayılmasını, bulaşı engellemek açısından çok önemli bir koruma yöntemi.

Ayrıca risk grubundaki kişilere de bu dönemde kalabalık ortamda maske takmasını öneriyoruz. Sadece Kovid-19 değil tüm solunum yolu virüslerinden korunmak için maske çok faydalı bir korunma yöntemi, özellikle kış aylarında bunun sürdürülmesinde yarar var. Elbette el hijyeni de çok önemli, virüsler yüzeylere temasla da bulaşabiliyor. Örneğin, otobüste, metroda yüzeylere dokunduktan sonra elinizi yıkamadan ağzınıza veya yüzünüze değdiğinizde hastalık kolaylıkla bulaşabilir.”

“Soğuk algınlığı geçirenler asla antibiyotik kullanmamalı”

Virüslerin doktorların önerdiği özgün ilaçlarla tedavi edildiğine vurgu yapan Balık, “Antibiyotikler ise sadece bakterilerden kaynaklı enfeksiyonların tedavisinde etkilidir, yani virüsler üzerinde antibiyotiğin hiçbir etkisi yoktur. Dolayısıyla soğuk algınlığı geçirenlerin asla antibiyotik kullanmaması gerekiyor. Bu tip hastalıklarda antibiyotik hiçbir işe yaramayacağı gibi antibiyotik direnci gelişmesine de sebep olabilir.” şeklinde konuştu.

Antibiyotik tedavisine sadece bakteriyel enfeksiyon şüphesinde doktorlarca başlanabileceğini belirten Balık, soğuk algınlığı geçirenlere hekimlerin önerdiği ilaçları kullanma, bol sıvı alımı, dengeli beslenme, sigara ve alkolden uzak durma önerilerinde bulundu.

“Bulaşıcılık hastalığın sonuna kadar sürebilir”

Prof. Dr. Balık, okullarda da viral enfeksiyonların sık görüldüğüne işaret ederek, hasta olan çocukların yoğun belirtiler geçinceye kadar okula gönderilmemesinin önem taşıdığını aktardı.

Bulaştırıcılık süresinin virüsten virüse değiştiğini anlatan Balık, “Bulaşıcılık genel olarak semptomların ortaya çıkmasından 1-2 gün önce başlar ve hastalığın sonuna kadar sürebilir. Ancak özellikle semptomların yoğun olduğu dönemde işe, okula, kalabalık ortamlara gitmemek, gitmek zorunda kalındığında da maske takmakta yarar var.” ifadelerini kullandı.(AA)

Bizi sosyal medyadan takip edin
İhlas Haber Ajansı Avatarı
İhlas Haber Ajansı tarafından
04 Haziran, 2026 23:21 tarihinde yayınlandı
0 0

Tokat’ta aşırı yağış kirazı vurdu

Tokat’ta son günlerde etkili olan yağışlar tarım arazilerinde büyük zarara yol açtı. Sular altında kalan bahçelerde özellikle erkenci kiraz çeşitlerinde çatlama ve dökülmeler yaşandı.

Tokat Ticaret ve Sanayi Odası Meclis Başkanı Emin Yılar, bazı bölgelerde kirazda hasarın yüzde 100’e ulaştığını belirtti.

Geçtiğimiz yıl yaşanan don felaketinin etkilerinin henüz atlatılamadığını belirten Yılar, “Geçen yıl devletimiz çiftçiye dönüm başına destek vererek önemli bir katkı sağladı. Bu destek üreticiyi ayakta tuttu. Ancak bu yıl da özellikle Tokat’ta kiraz üreticileri çok ciddi bir afetle karşı karşıya kaldı. Bazı bölgelerde erkenci ve orta sezon çeşitlerde hasar yüzde 80 ila yüzde 100 arasında değişiyor. Ürünler tamamen çatladı ve pazarlanamaz hale geldi” dedi.

İhracata yönelik geç sezon kiraz çeşitlerinde ise umutların sürdüğünü ifade eden Yılar, yağışların sona ermesi halinde kalan ürünlerin ayıklanarak ihracata gönderilebileceğini belirtti. Ege Bölgesi’nde kiraz ihracatının başladığını hatırlatan Yılar, ürünlerin kilogram fiyatının 180-200 lira seviyelerinde olduğunu söyledi.

Kiraz üretimindeki kaybın binlerce tonu bulduğunu belirten Yılar, “Erkenci ve orta sezon çeşitlerde yaklaşık 2 bin tonluk zarar olduğunu düşünüyoruz. Eğer yağışlar durursa geç sezon ihracatlık çeşitlerden 3-4 bin ton ürün alınabilir. Ancak genel toplamda bu yıl Tokat’ta kirazda 8 ila 10 bin ton arasında ürün kaybı bekliyoruz” dedi.

Bizi sosyal medyadan takip edin