Reklam
Reklam
Bölgenin Sesi Gazetesi Avatarı
Bölgenin Sesi Gazetesi tarafından
23 Ocak, 2019 21:16 tarihinde yayınlandı
0

KESK Şubeler platformu dönem sözcüsü Bülent Vergili yaptığı açıklamada,15 Temmuz’da yapılan darbe girişimi her şeyden önce ezilenlerin, emekçilerin ülkemizde on yıllardır büyük bedeller ödeyerek elde ettikleri demokratik kazanımlara yönelik gerçekleştirilmiştir. 20 Temmuz sivil darbesi sonrası OHAL Kararnameleri ile de OHAL döneminde bile askıya alınamayacak olan ve anayasanın 15. maddesinde güvence altına alınan temel hak ve özgürlükler çiğnenmiş, darbe girişimi her tür anti demokratik uygulamanın bahanesi haline getirilmiştir.

Sadece darbe girişimi ile ilgili olarak, sınırlı süre için “tedbirler” alması gereken düzenlemeler yerine Türkiye’nin siyasal-toplumsal yapısını değiştirmeye dönük kalıcı düzenlemeler KHK’ler eliyle yapılmıştır. Şimdi de Cumhurbaşkanlığı Kararnameleriyle yapılmaktadır. OHAL’in sadece adı kalkmış, ruhu ve uygulamaları korunmuştur.

OHAL KHK’leri ile 135 bini aşkın kişi fişleme, müdür/kurum kanaati, sosyal medya paylaşımları, sosyal çevre soruşturması, sendika üyeliği, banka hesabı vb. gibi normal koşullarda asla suç olmayan gerekçelerle kamudan ihraç edilmiş, hukukun temel ilkeleri ayaklar altına alınmıştır. KHK’ler ile gerçekleştirilen ihraç işlemiyle genel hukuk değerleri ve ulusal mevzuat gereğince tanınan haklar yok sayılmıştır.

Yarın itibariyle OHAL işlemleri İnceleme Komisyonunun kurulması üzerinden tam iki yılı geride bırakmış olacağız. Üçüncü yılına giren OHAL İşlemlerini İnceleme Komisyonu, 23 Ocak 2017 günü 685 sayılı OHAL KHK’si ile iki yıl süre içinde kamudan ihraç edilmiş yüz binlerce kamu emekçisinin ihraç başvurularını değerlendirmek ve karar altına almakla yetkilendirilmiştir.

Kısaca Komisyonun kurulma sürecini hatırlatmakta fayda var.

OHAL ilan edildikten sonra kamu görevinden çıkarılanlarla ilgili olarak ilk çıkarılan 672 sayılı KHK’nin eki listesinde yer alan kişilerden birisinin Türkiye iç hukukunda başvurulacak yol olmadığı gerekçesiyle AİHM’e açtığı 59061/2016 başvuru numaralı Zihni/Türkiye Davasında, AİHM’in 08.12.2016 tarihinde verdiği kabul edilmezlik kararı oldukça ilginçti. Çünkü Türkiye’de gerçekten başvurulacak iç hukuk yolu yoktu ve daha OHAL Komisyonu kurulmamıştı. AİHM bu kararından önce de OHAL ilanından sonra haksız tutukluluk ile ilgili olarak 56511/2016 başvuru nolu Mercan/Türkiye Davasında 17.11.2016 tarihinde iç hukuk yollarının tüketilmemesi nedeni ile kabul edilmezlik kararı vermiştir. AİHM benzer başvuruların tamamında kararlarını sürekli olarak tekrarlamıştır. AİHM mevcut durumu esas alıp karar vermek yerine topu taca atmıştır. Hükümete adeta “nasıl olursa olsun bir an önce bir mekanizma kur, bizi de kendini de bu yükten kurtar” mesajı vermiştir”dedi.

Bizi sosyal medyadan takip edin