Reklam
Reklam
Bölgenin Sesi Gazetesi Avatarı
Bölgenin Sesi Gazetesi tarafından
12 Mayıs, 2017 00:29 tarihinde yayınlandı
0

Bakliyatta alarm zilleri çalıyor

30 yıl önce dünyanın açık ara bakliyat ihracat şampiyonu olan Türkiye, geçen yıllar boyunca üretimin sert şekilde düşmesiyle bugün net ithalatçı konumuna geldi. Son 30 yılda bakliyat ihracatı yüzde 75 azalarak 1,2 milyon tondan 300 bin ton seviyelerine gerilerken, üretimde de alarm zilleri çalmaya başladı. Sektör temsilcileri, yetkililere Mersin’den seslenerek, durumun tersine çevrilmesi için acil desteğe ihtiyaç olduğuna dikkat çektiler.

Türkiye’deki bakliyat üretimi, ihracatı, yaşanan sorunlar ve beklentiler, Mersin’de düzenlenen ‘Yemeklik Tane Baklagiller Çalıştayı’nda masaya yatırılıyor. Mersin Ticaret Borsası ile Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı Tarımsal Araştırmalar ve Politikalar Genel Müdürlüğü’ne bağlı Doğu Akdeniz Tarımsal Araştırma Enstitüsü işbirliğinde bir otelde gerçekleştirilen ve 3 gün sürecek olan çalıştay, Türkiye’nin dört bir yanından bakliyat üreticileri, ihracatçılar ile araştırmacılar, akademisyenler, hükümet ve devlet yetkililerini bir araya getirdi.

Arslan: “Dünyada GDO’su ile oynanmış bakliyat yok”

Çalıştayın açılışında konuşan Dünya Bakliyat Federasyonu Başkanı ve Mersin Ticaret Borsası Meclis Başkanı Hüseyin Arslan, bakliyat üzerine herkesin konuştuğunu belirterek, yapılan yorumları eleştirdi. Bir profesörün çıkıp rahatlıkla, ‘Kanada’da bakliyat yetişmez. Bunun GDO’su ile oynanmış’ diyebildiğini söyleyen Arslan, “Siz bu işin uzmanı olarak televizyonda önünde profesör yazan bu insanları dinlerken herhalde gülüyorsunuz ya da kanal değiştiriyorsunuz. Kendi sahalarında konuşsunlar, biz onlara bir şey demiyoruz. Biz şunu söylüyoruz, ulaşamıyoruz; dünyada GDO’su ile oynanmış bakliyat yok. Benden 1 kilo isteyin ve 1 milyon dolar getirin ama yok, hiç böyle bir olay yok. Biz bunu anlatamıyoruz ama hala maalesef adam onkolojist ama her şey olmuş, bakliyat uzmanı olmuş, uzay işlerine giriyor, altyapı işlerine burnunu sokuyor. Her şeye burunlarını sokuyorlar” dedi.

“Artık 10 Şubat dünyada Dünya Bakliyat Günü olarak kutlanmaya başlanacak”

Bakliyatın dünya gündeminde tutulması için yaptıkları çalışmalara değinen Arslan, bu çerçevede 4 yıllık uğraşlar sonunda Türkiye’nin büyük çabasıyla Birleşmiş Milletler tarafından 2016 yılının ‘Dünya Bakliyat Yılı’ olarak ilan edilmesini sağladıklarını anımsattı. “Türkiye olmasaydı Dünya Bakliyat Yılı olmazdı” diyen Arslan, 2016’da 1,1 milyar insanın sosyal medyada bakliyatla ilgili konuştuğunu, 6 Ocak’ı Bakliyat Bayramı olarak ilan ettiklerini ve 70 ülke kutladığını dile getirdi. 2017’de ise Dünya Bakliyat Günü ilan ettiklerini ve 142 ülkede Ocak ayı içerisinde kutlandığını ifade eden Arslan, amaçlarının, bakliyatı sürekli dünya gündeminde tutmak olduğunu vurguladı. Son olarak Dünya Bakliyat Günü’nün BM Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) tarafından tanınması için gerekli çalışmaları yaptıklarını kaydeden Arslan, “44 ülkenin onayı ile Dünya Bakliyat Günü, eğer bir aksilik olmazsa 2017’nin sonunda BM Genel Kurulu tarafından ilan edilecek ve artık 10 Şubat dünyada Dünya Bakliyat Günü olarak kutlanmaya başlanacak. Bu çok önemli bir başarı. Hem üretime hem tüketime faydaları olacak” diye konuştu.

“Tüm dünyada lokal üretimin artırılmasını istiyoruz”

“Ülkelerin kurdukları bariyerlerin, ticaretin önündeki engellerin kaldırılmasını istiyoruz” diyen Arslan, bu aşamada da lokal üretimin tüm dünyada artırılmasını istediklerini söyledi. Dünyada 75 milyon ton bakliyat üretildiğine işaret eden Arslan, dünyanın en çok bakliyat üreten ilk üç ülkesini Kanada, Avustralya ve Myanmar olarak sıraladı. Dünyada son 50 yılda bakliyat üretimindeki artışın yüzde 50 civarında olduğunu belirten Arslan, “Buğdayda üretimde yüzde 188, mısırda yüzde 306, pirinçte yüzde 200 civarında artış olmuş. Fasulyede 8 kat artmış. Bakliyatta bizdeki artış ise yüzde 54. Bakliyat tarımın öksüz çocuğudur. Ben federasyon başkanı olduğumda, artık olmayacak dedim. Bunu tüm dünyanın gündemine taşıdık. FAO da onayladıktan sonra artık bu öksüz çocuğun bir sahibi olacak” ifadelerini kullandı.

Özdemir: “Dünyada son 30 yılda bakliyat üretimi artarken, Türkiye’de tam tersi bir süreç yaşanıyor”

TOBB Ticaret Borsaları Konsey Başkanı ve Mersin Ticaret Borsası Başkanı Abdullah Özdemir ise konuşmasında sorunlar, nedenleri, çözüm önerileri ve beklentiler üzerinde durdu. “Son 30 yılda dünyada bakliyat üretimi artarken, ülkemizde tam tersine bir süreç yaşanmaktadır. Bu, çok önemli bir sorundur” diyen Özdemir, bu çalıştayla uygulanabilir bir yol haritası oluşturmayı hedeflediklerini belirtti. Mersin’in sadece Türkiye’nin değil, dünyanın sayılı bakliyat merkezlerinden birisi olduğuna dikkat çeken Özdemir, bakliyat ürünlerinin işlemesine dayalı sanayinin yaklaşık yüzde 70’inin Mersin’de kurulu olduğunu, Türkiye bakliyat dış ticaretinin yüzde 85’inin de Mersin üzerinden yapıldığını dile getirdi. 2016’da Mersin Ticaret Borsası’nda 750 bin ton bakliyatın işlem gördüğünü, bu ürünlerin değerinin ise 2,5 milyar lirayı bulduğunu vurgulayan Özdemir, Mersin’in bakliyat sektörünün ana merkezi konumunda olduğunun altını çizdi.

“Savaşı üretim cephesinde kaybettik. Üretim sert şekilde düştü”

Türkiye’nin 30 yıl önce dünyanın açık ara bakliyat şampiyonu bir ülke olduğunu, dünya bakliyat ihracatının yüzde 20’sini tek başına yaptığını belirten Özdemir, şunları söyledi: “1988 yılında dünyada toplam ihracat 6,1 milyon ton, ülkemizin ihracatı 1,2 milyon ton seviyesindeydi. Aynı yıl dünyadaki bakliyat üretimi 55,5 milyon ton, Türkiye’nin üretimi ise 2,3 milyon tondu. Aradan geçen 30 yılda dünyadaki toplam ihracat yaklaşık 3 kat artarak 16 milyon tona ulaşırken, ülkemizin ihracatı yüzde 75 oranında azalarak 300 bin tona geriledi. Bugün geldiğimiz noktada net ithalatçı konumundayız. Hem ihracat pazarlarımızı elimizde tutabilmek hem de iç talebe cevap verebilmek için ithalat yapmak zorundayız. 2016’da tam 463 bin ton bakliyat ithalatı yaptık. 2017’nin ilk 4 ayında ise ithalatımız 215 bin tona yaklaşmıştır. Bakliyat sektörü olarak biz bu savaşı üretim cephesinde kaybettik. Üretici hızla bakliyat üretiminden uzaklaştı. Üretim düştü hem de sert şekilde düştü. Tarım Bakanlığı taşra teşkilatının gönderdiği verilere dayanan resmi üretim rakamları, bir süre bu gerçeği görmemizi engelledi. Ancak, artık mızrak çuvala sığmaz hale geldi. Buradan bir kez daha yetkililere sesleniyoruz; TÜİK tarafından ilan edilen resmi üretim rakamları ile piyasa verileri örtüşmüyor. TÜİK’in üretim rakamları yanlış olduğundan tüketim rakamları da yanlış oluyor. Şu anda ne ürettiğimizi ve ne tükettiğimizi bilmiyoruz. Yeni bir üretim veri sistemine ihtiyacımız var.”

Türkiye’nin, yurt dışından ithal edilen bakliyat ürünlerini ithal ederek dünya pazarlarında rekabetçi olmasının ve gücünü korumasının mümkün olmadığının altını çizen Özdemir, bu durumun sürdürülebilir olmadığını dile getirerek, “Kimse kendini kandırmasın. Taşıma suyla bu değirmen daha fazla dönmez” şeklinde konuştu.
“Destekler artarak devam etmeli”

Üretimin düşmesini, üreticinin en az gayret ve maliyetle en çok getiriyi elde edeceği ve pazarlama garantisi olan ürünlere yönelmesine bağlayan Özdemir, yerli üretimi artırmak için bakliyat üretiminin tekrar cazip hale getirilmesi gerektiğini vurguladı. Özdemir, “Bunun için verimliliğin artması, hasat sonrası fiyat istikrarının sağlanması, devletin verdiği desteklerin artarak devam etmesi ve rakip ürünlere orantısız şekilde yüksek destek verilmemesi gerekmektedir. Sertifikalı tohum üretiminin artması için özel sektör firmaları ve araştırma kuruluşlarına destek sağlanmalıdır. Mevcut havza bazlı destekleme programı, ürün bazında uzmanlaşmayı sağlayacak şekilde yeniden düzenlenmelidir” dedi.

Çalıştayın ilk gününe Tarla Bitkileri Daire Başkanı Dr. Yusuf Arslan, Tohumculuk Daire Başkanı Mehmet Sığırcı ve Doğu Akdeniz Tarımsal Araştırma Enstitüsü Müdürü Dr. Abdullah Çil de katılarak birer konuşma yaptı.

Bizi sosyal medyadan takip edin
İhlas Haber Ajansı Avatarı
İhlas Haber Ajansı tarafından
09 Haziran, 2026 17:11 tarihinde yayınlandı
0 0

HUDER Genel Başkanı Hasan Oymak: “Kumar oynama yaşı 9’a kadar düştü”

Hukuki Araştırmalar Derneği (HUDER) tarafından Trabzon’da düzenlenen “Aileni Koru: Sanal Bahisle Mücadele ve Aileyi Bilinçlendirme Projesi” toplantısında sanal bahis ve kumar bağımlılığının aileler üzerindeki etkileri ele alındı.

Toplantıda konuşan HUDER Genel Başkanı Hasan Oymak, kumar oynama yaşının 9’a kadar düştüğünü belirterek “Bugün milyonlarca gencimiz cebinde kumarhaneyle dolaşıyor” dedi.

Hukuki Araştırmalar Derneği (HUDER) tarafından Trabzon’da “Aileni Koru: Sanal Bahisle Mücadele ve Aileyi Bilinçlendirme Projesi” kapsamında toplantı düzenlendi. Toplantıya Trabzon Valisi Tahir Şahin, Trabzon Cumhuriyet Başsavcısı Sedat Çelik, Trabzon Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Metin Genç, Önceki Dönem Kamu Denetçisi Şeref Malkoç, HUDER Genel Başkanı Hasan Oymak, HUDER Trabzon Temsilcisi Mesut İskenderoğlu ile çok sayıda davetli ve vatandaş katıldı.

“Güçlü toplumun temeli güçlü ailedir”

Programın açılış konuşmasını yapan HUDER Trabzon Temsilcisi Mesut İskenderoğlu, ailenin toplumun en önemli yapı taşı olduğunu ifade ederek “Güçlü bir toplum oluşturmak için güçlü bir aileye ihtiyaç var. Güçlü bir devlet oluşturmak için de güçlü bir topluma ihtiyaç var. Aileyi zedeleyecek her türlü sorunun ortadan kaldırılmasını bir vatan borcu olarak görüyoruz. Bu anlayışla Trabzon’da çalışmalarımızı yürüttük” diye konuştu.

HUDER Genel Başkanı Hasan Oymak ise sanal bahis ve kumarın toplumsal bir tehdit haline geldiğini belirterek çarpıcı açıklamalarda bulundu. Bugün sadece bir proje tanıtımı için değil, toplumsal bir seferberlik için bir araya geldiklerini ifade eden Oymak, “15 yaşındaki çocuklarımızı suç makinesine dönüştüren, bağımlılığına para bulmak için her şeyini harcayan ve sonunda intihara sürüklenen gençlerimizin sorunlarına çözüm aramak için buradayız. Yasal görünümlü illegal platformlar aile yapımızı temelinden sarsıyor, boşanmalardan intiharlara kadar uzanan süreçleri tetikliyor” diye konuştu.

Sanal bahis sitelerinin çocukların ve gençlerin erişimine son derece açık hale geldiğini kaydeden Oymak, “Bugün milyonlarca gencimiz cebinde kumarhaneyle dolaşıyor. Bu mesele sessizce ilerleyen toplumsal bir erozyondur. Veriler, sanal kumar oynama yaşının 9’a kadar düştüğünü, bağımlılıktaki en yüksek artışın ise 15-24 yaş aralığında görüldüğünü ortaya koyuyor. Yeşilay verilerine göre kumar bağımlılığı nedeniyle başvuranların sayısı son iki yılda yüzde 100’den fazla arttı. Unutmayalım ki bir genci korumak bir aileyi korumaktır, bir aileyi korumak ise geleceğimizi korumaktır” ifadelerini kullandı.

Başsavcı Çelik: “IBAN mağduru değil, IBAN sanığı”

Trabzon Cumhuriyet Başsavcısı Sedat Çelik de sanal bahis ve yasa dışı kumarla mücadelenin topyekûn yürütülmesi gerektiğini söyledi.

Terörle mücadelenin dönemsel olarak kazanılabileceğini ancak uyuşturucu ve sanal bahisle mücadelenin çok daha zor olduğunu belirten Çelik, “Bu mücadeleye toplumun bütün kesimleri katılmalı. Adliye, emniyet ve jandarma olarak üzerimize düşeni yapıyoruz. Yasa dışı bahis ve kumar faaliyetleri ödeme kuruluşları ve bankacılık sistemleri üzerinden organize ediliyor. Bu konuda önemli yasal düzenlemeler yapıldı” dedi.

Bankaların mesai saatleri dışında alınan tedbir kararlarını uygulamakta yaşanan sorunlara da değinen Çelik, Trabzon’da yürütülen çalışmalarla bankalarda mesai dışı ulaşılabilecek sorumlu personellerin belirlenmesini sağladıklarını ifade etti.

Toplumda sıkça kullanılan “IBAN mağduru” ifadesini doğru bulmadığını söyleyen Çelik, “IBAN mağduru değil, IBAN hükümlüsü, IBAN şüphelisi ya da IBAN sanığı diyebiliriz. Çünkü bu kişiler hesaplarını menfaat karşılığında kullandırıyor. Bu suça doğrudan iştirak etmese bile suçun işlenmesine vesile oluyorlar. Bu nedenle bu durumu masumlaştırmamak gerekiyor” şeklinde konuştu.

Vali Şahin: “Çocuklarımızı koruyacak ortamları oluşturacağız”

Trabzon Valisi Tahir Şahin ise sanal bahis ve dijital bağımlılıklarla mücadelede kurumlar arası iş birliğinin önemine dikkat çekerek, “Derneğimizin ortaya koyacağı yol haritası doğrultusunda tüm kamu kurumlarımızla birlikte hareket edeceğiz. Özellikle küçük yaştaki çocuklarımızın hayatını olumsuz etkileyebilecek alışkanlıkların erken dönemde tespiti ve önlenmesi için çalışmalar yürüteceğiz. Çocuklarımızın bu tür olumsuzluklarla karşılaşmayacağı ortamları oluşturma gayreti içerisindeyiz” dedi.

Başkan Genç: “Aileyi korumak geleceği korumaktır”

Trabzon Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Metin Genç de aile kurumunun korunmasının toplumsal geleceğin en önemli unsurlarından biri olduğunu belirtti.

Teknolojinin hayatı kolaylaştırırken bazı riskleri de beraberinde getirdiğini ifade eden Genç, “Aileyi korumak, toplumumuzu ve geleceğimizi korumaktır. Türk milletini ayakta tutan en büyük gücümüz sağlam aile yapımızdır. Sosyal medya ve dijital platformların çocuklarımız ve gençlerimiz üzerindeki olumsuz etkilerini görmezden gelemeyiz. Çocuklarımızın ve gençlerimizin zihinlerinin, zamanlarının ve dikkatlerinin dijital bağımlılıklarla kuşatıldığını görüyoruz. Bu nedenle bu konuya duyarsız kalmamız mümkün değildir” diye konuştu.

Bizi sosyal medyadan takip edin