Reklam
Reklam
İhlas Haber Ajansı Avatarı
İhlas Haber Ajansı tarafından
28 Ekim, 2025 14:40 tarihinde yayınlandı
0

CHP’li Dinçel, Kongre Üzerinden Sitem Etti

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Karabük İl Başkanlığı’nın 39. Olağan İl Kongresi’nde aday olan Avukat Erdoğan Dinçel, kongre sonrası yaptığı açıklamada sürece ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Av. Dinçel, 19 Ekim’de gerçekleşen kongrede önemli, çekişmeli ve tartışmalı bir sürecin yaşandığını belirterek, “19 Ekim günü, Cumhuriyet Halk Partisi Karabük İl Başkanlığı’nın 39. İl Kongresi’ni yaptık. Çok önemli, çekişmeli, heyecanlı ve tartışmalı bir kongre gerçekleştirdik. Seçilen il başkanı arkadaşımızı, yönetim kurulu üyelerimizi ve disiplin kurulu üyelerimizi kutluyor, hepsine başarılar diliyorum” dedi.
Kongrede yaşanan bazı gerginliklerin olağan olduğunu ifade eden Dinçel, “Kongrede bir takım tatsızlıklar, ufak tefek tartışmalar olabilir. Bunlar hararetli kongrelerde her zaman karşımıza gelen olağan şeylerdir. Bunları unutmamız gerekiyor. Bu konuda bizlerin, arkadaşlarımın veya benim herhangi bir kusurumuz varsa kamuoyundan ve partililerimizden özür diliyorum” ifadelerini kullandı.
Yeni yönetime destek vereceklerini vurgulayan Dinçel, “Bugüne kadar olan tecrübelerimizi, birikimimizi ve tüm gücümüzü yeni yönetimin yanında, iktidar yolunda onlara destek olmak için kullanmayı bir görev olarak görüyoruz” dedi.
Kongre sürecinde aday belirleme anlayışını eleştiren Dinçel, “Bir il başkanı, il yönetimi seçiminden ziyade kongre sanki milletvekili aday belirleme kongresine dönüştü. Aday tercihleri yapılırken partiyi kim iyi temsil eder, örgütü kim toparlar, muhalefeti kim daha iyi yapar gibi kriterler yerine, kim bana engel olmaz, kim her dediğimizi yapar, kim bir yere talip olmaz, bana sorun çıkarmaz gibi kıstaslar ön plana çıktı” ifadelerine yer verdi.
Kongrede kurulan ittifaklara değinen Dinçel, “Bir takım ittifaklar yapıldı. Bir araya gelmesi mümkün olmayan, birbirine karşı çok ağır hakaretlerde bulunan kişiler bir araya geldi, barıştı. Adaylığımızın birçok insanın barışmasına vesile olmasından dolayı da son derece mutluyum” dedi.
Dinçel, Cumhuriyet Halk Partisi tarihinde ilk kez bir adayın seçime girebilmesi için karşı tarafın önergesine imza verildiğini belirterek, “Seçimi kazanmak için değil, bir adayın kazanamaması için büyük bir mücadele edildi” şeklinde konuştu.
Bazı isimlerle yapılan gizli pazarlıklara da değinen Dinçel, “Birilerine 6 ay, bir yıl sonraya il başkanlığı sözü vererek ittifaklar yapıldı. O söz verilen kişilere de oy pusulasında çizikler atılarak, bunlar devre dışı bırakıldı ve verilen sözler tutulmadı” diye konuştu.
Partiye yıllarca emek veren kişilerin dışlandığını savunan Dinçel, şunları söyledi: “Partiye emek veren birçok kişi, eski il başkanları, eski milletvekili adaylarımız, belediye başkan adaylarımız ve partimizin önemli isimleri dışarıda bırakılırken, merkez ilçe başkanının aşçısı, garsonu, akrabası, arkadaşı, mahalle komşusu delege yapıldı ve partinin geleceğini bu kişiler belirledi.”
Sonuç olarak seçimde az farkla kaybettiklerini dile getiren Dinçel, “İl başkanının 30 doğal delegesi, merkez ilçe başkanının 10-15 eş dost delegesi, milletvekili desteği, belediye desteği, ilginç ittifaklar ve gece yarısı operasyonlarına karşı yalnızca bir delege tercihi farkla seçilemedik” dedi.
Dinçel açıklamasının sonunda şu ifadelere yer verdi: “İl Kongresi’ne hiç kimseyle pazarlık yapmadan, etik dışı ittifak yapmadan, ihanet ve yalanla suçlanmadan onurumuzla aday olduk ve kongrenin gerçek kazananı biz olduk, partimiz oldu.”

Bizi sosyal medyadan takip edin
Şafak Zeki Akca Avatarı
Şafak Zeki Akca
09 Haziran, 2026 01:01 tarihinde yayınlandı
Yapay Zeka
Yazıyı sesli dinle
0

Siyasete Güven Azalıyor Mu?

Şafak Zeki Akca yazdı.

Bu soru artık sadece Türkiye’nin değil, dünyanın birçok ülkesinin ortak sorusu haline geldi.

Kahvehanelerde, çay ocaklarında, emekli banklarında, pazar yerlerinde sık sık duyuyoruz:

“Bu ülkede kime güveneceğiz?”

Aslında mesele sadece siyaset değil.

Mesele güven.

Çünkü güven bir toplumun en önemli sermayesidir.

Bir zamanlar siyasetçinin sözü vardı.

Verdiği sözün arkasında durması beklenirdi.

Vatandaş da buna göre karar verir, oyunu kullanırdı.

Bugün ise insanlar siyaseti izlerken daha fazla soru soruyor.

Daha fazla sorguluyor.

Daha fazla şüphe duyuyor.

Bunun sebeplerini anlamak zor değil.

Son yıllarda yaşanan siyasi tartışmalar, partiler arasındaki sert kavgalar, yolsuzluk iddiaları ve bitmek bilmeyen polemikler vatandaşın siyaset kurumuna bakışını doğrudan etkiliyor.

En son örnek olarak CHP’de yaşanan gelişmeler…

Kurultay tartışmaları…

Liderlik çekişmeleri…

Parti içi hesaplaşmalar…

Günlerce televizyon ekranlarında konuşuldu.

Vatandaş ise ekranın karşısında farklı bir soru soruyordu:

“Benim hayatıma ne faydası olacak?”

Çünkü siyasetin gündemi ile vatandaşın gündemi çoğu zaman aynı değil.

Bir yanda milyonlarca liralık yolsuzluk iddiaları konuşuluyor.

Diğer yanda ay sonunu getirmeye çalışan işçiler var.

Bir yanda makam kavgaları yaşanıyor.

Diğer yanda en düşük emekli maaşıyla geçinmeye çalışan insanlar hayat mücadelesi veriyor.

Bir yanda siyasi hesaplar yapılıyor.

Diğer yanda market raflarının önünde etiket hesabı yapan vatandaş bulunuyor.

Hal böyle olunca insanlar ister istemez soruyor:

“Kime güveneceğiz?”

Siyasete duyulan güven bir günde kaybolmaz.

Ama yaşanan her tartışma, her hayal kırıklığı ve her yerine getirilmeyen söz bu güveni biraz daha aşındırır.

Vatandaş artık sadece vaat duymak istemiyor.

Sonuç görmek istiyor.

Çünkü insanlar söylenenleri değil, yaşadıkları hayatı hatırlıyor.

Özellikle gençler artık siyasi sloganlardan çok geleceklerine bakıyor.

İş bulabilecekler mi?

İyi bir eğitim alabilecekler mi?

Daha iyi şartlarda yaşayabilecekler mi?

Onların gündeminde bunlar var.

Demokrasi sadece seçimden seçime sandığa gitmek değildir.

Demokrasi aynı zamanda vatandaşın yönetime güven duymasıdır.

Kendisini sistemin bir parçası olarak hissetmesidir.

İnsanlar sorunların çözülebileceğine inanıyorsa umut vardır.

Ama güven azaldığında umutsuzluk büyür.

İşte asıl tehlike de budur.

Bugün siyasetin önündeki en büyük sınav seçim kazanmak değil, yeniden güven kazanmaktır.

Çünkü sandık gelir geçer.

Makamlar değişir.

Partiler yükselir, düşer.

Ama vatandaşın hafızasında kalan tek şey vardır:

Söylenenler değil, yaşananlar…

Kalın Sağlıcakla