Reklam
Reklam
Bölgenin Sesi Gazetesi Avatarı
Bölgenin Sesi Gazetesi tarafından
26 Mayıs, 2023 15:43 tarihinde yayınlandı
0

Defne Devlet Hastanesi, çalışanlarından da “tam not” aldı

Hatay’da 60 günde yapımı tamamlanan Defne Devlet Hastanesi, modern tıbba uygun cihazları ve rahat çalışma ortamıyla hekimlerin de beğenisini aldı.

Kahramanmaraş merkezli depremlerden etkilenen kentte, 24 Mart’ta Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından temeli atılan 300 yataklı Defne Devlet Hastanesi, 21 Mayıs’tan bu yana sağlık hizmetini kesintisiz sürdürüyor.

22 poliklinikte sağlık hizmetinin verildiği hastanede doktorlar da deprem sonrası kurulan çadır veya konteyner sağlık merkezlerinden sonra rahat bir çalışma ortamına kavuştu. Modern tıbba uygun cihazlarla donatılan hastane, hekimlerden de “tam not” aldı.

İl Sağlık Müdürü Tunga Barçın, AA muhabirine, her ana branşta poliklinik hizmeti sunduklarını söyledi.

Hastane kadrosunun hasta sağlığı için canla başla çalıştığını belirten Barçın, şöyle devam etti:

“Ben enfeksiyon uzmanıyım, böyle bir hastanede çalışmak bir hekim için gerçekten de çok keyifli. Her türlü işlemi yapabiliyorsunuz. Tam donanımlı, teşekküllü, modern tıbba uygun cihazlarla hastaları muayene etmek bir hekim için inanılmaz keyif. Biz de sürekli sağlık çalışanı ekip arkadaşlarımızla durumları istişare ediyoruz. Hepsinin keyfi yerinde, mutlu.”

Defne Devlet Hastanesi Başhekimi İmadettin Alpay Özkaya da hastanede çalışmaktan mutlu olduğunu aktardı.

Hekimlerin ve tüm hastane personelinin de aynı şekilde iş ortamından memnun olduğunu belirten Özkaya, “Sahra şartlarında da çadırda da çalıştım. Şimdi burada klimalı, rahat ve nezih bir ortam var. Tabii ki hem idareciler hem hekim arkadaşlarımız hem de yardımcı sağlık personelimiz böyle bir ortamda çalışmaktan çok daha memnun.” dedi.

“Bu hastane, hastalar için bir umut kaynağı oldu”

Hastanenin Kardiyoloji Uzmanı Barış Kavvasoğlu ise kendisinin de Hataylı olduğunu, depreme kadar Hatay Eğitim ve Araştırma Hastanesinde görev yaptığını anlattı.

Depremden sonra da tayin istemeyip hemşehrilerine sağlık hizmeti vermek için memleketinde kaldığını belirten Kavvasoğlu, “Depremde çalıştığım hastane zarar gördü. Depremden hemen sonra da Sağlık Bakanlığının UMKE ekipleri geldi ve orada bir çadır hastane kuruldu. Bizler de orada görev yapmaya çalıştık, şartlar ve imkanlar buradaki hastaneye göre kısıtlıydı ama çok şükür buraya geldikten sonra buradaki şartlarımız gayet iyi.” diye konuştu.

Kavvasoğlu, muayeneye gelen kalp hastalarına en iyi şekilde hizmet vermeye gayret ettiğini söyledi.

Hastanede ilk hafta olmasına rağmen çok fazla hasta yoğunluğu yaşandığını aktaran Kavvasoğlu, şöyle konuştu:

“İlk gün 72, ikinci gün 83 hasta, üçüncü gün 103 hasta baktık. Peyderpey hasta sayımız artıyor, bu da hasta memnuniyetini gösteriyor. Bu hastane, hastalar için bir umut kaynağı oldu, bu durum da burada bir şeylerin bitmediğini bize gösterdi. Bu kadar kısa sürede böyle devasa bir hastanenin hizmete girmesi bir Hataylı olarak benim için de akrabalarım için de hastalarım için de umut kaynağı oldu.”

Hastanenin Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Cafer Miçooğulları da deprem sonrası zor şartlarda hekimlik yaptığını anlattı.

Şimdi ise daha konforlu ortamda hastalarını muayene edebildiğini dile getiren Miçooğulları, “Önce sahra hastanesinde daha sonra da konteynerlerde çalıştık, şimdi ise tam teşekküllü Defne Devlet Hastanesine taşındık. Buradaki cihazlar açıkçası eski çalıştığım Hatay Eğitim ve Araştırma Hastanesinden çok daha üstün ve modern, Allah devletimizden razı olsun.” diye konuştu.

Miçooğulları, hastalardan da pozitif dönüşler aldıklarını belirterek onların memnuniyetinin kendilerini de memnun ettiğini aktardı.

Hastanenin bilgi işlem personeli Hüseyin Köksal da Defne Devlet Hastanesinde çalışmaktan mutlu olduğunu belirtti.

Çalışma ortamlarının daha güvenli ve nezih olduğunu kaydeden Köksal, “Hastanemizin altyapı olsun çalışma ortamı olsun her şey yolunda, hiçbir sıkıntımız yok.” dedi.  (AA)

Bizi sosyal medyadan takip edin
Şafak Zeki Akca Avatarı
Şafak Zeki Akca
06 Haziran, 2026 15:45 tarihinde yayınlandı
Yapay Zeka
Yazıyı sesli dinle
0

BUGÜN KARABÜK ÜNİVERSİTESİ İÇİN NE YAPTIN?

Şafak Zeki Akca yazdı
Karabük Üniversitesinde cuma günü anlamlı bir etkinlik düzenlendi.
Biz de ekibimizle birlikte bu programa katılım sağladık.
Etkinliğin amacı, Karabük Üniversitesinin kuruluşunun 19. yıl dönümünü kutlamaktı. Programın açılış konuşmasını Karabük Üniversitesi Rektörü Fatih KIRIŞIK yaptı ve üniversitenin bugün geldiği noktaya ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
Ancak konuşmacılar arasında beni en çok etkileyen isim Karabük Milletvekili Ali Keskinkılıç oldu.
Müsaadenizle önce onun konuşmasından söz etmek istiyorum.
Sayın Keskinkılıç, konuşmasında Karabük Üniversitesinin kurucu rektörü merhum Prof. Dr. Burhanettin Uysal’ı da andı. Uysal’ın üniversitenin kuruluş yıllarında ortaya koyduğu mücadeleyi ve Karabük Üniversitesinin bugünlere geliş sürecindeki emeklerini anlattı.
Bu anlatım sırasında aralarında geçen bir diyaloğu paylaştı:
“Bugün Karabük Üniversitesi için ne yaptın Ali Hoca?”
Rahmetli Burhanettin Hocamızın bu sözünü biz de çok iyi hatırlıyoruz. O dönemlerde yapılan sohbetlerde, üniversiteye dair her konu açıldığında bu cümleyi sık sık dile getirirdi.
Aslında bu soru yalnızca Ali Hoca’ya değil, Karabük’te yaşayan herkese yöneltilmiş bir soruydu. Çünkü Karabük Üniversitesi sadece öğrencilerin eğitim aldığı bir kurum değil; şehrin sosyal, kültürel ve ekonomik gelişimine yön veren en önemli değerlerden biridir.
Bugün geriye dönüp baktığımızda üniversitenin binlerce öğrencisi, yüzlerce akademisyeni, uluslararası başarıları ve şehre kattığı canlılıkla Karabük’ün en önemli markalarından biri haline geldiğini görüyoruz.
Belki de bugün hepimizin kendisine sorması gereken soru hâlâ aynı:
“Bugün Karabük Üniversitesi için ne yaptın?”
Çünkü bir şehrin geleceği, o şehrin üniversitesine verdiği değer kadar güçlü olur.
Sayın Ali Keskinkılıç’ın bu sözleri salonda yankılanırken gözlerim istemsizce bir gazeteci meslektaşıma çevrildi. Bu tamamen bir refleksti. Çünkü son birkaç yılda Karabük Üniversitesi üzerinden yürütülen tartışmalar aklıma geldi.
Hepimiz hatırlıyoruz. Karabük Üniversitesi Rektörü Fatih Kırışık, öyle eleştirildi, öyle yıpratılmaya çalışıldı ki mesele zaman zaman Türkiye gündemine kadar taşındı. Üniversiteyi hedef alan açıklamalar, Fatih Kırışık ve yönetime yönelik sert eleştiriler, hatta hakaret boyutuna ulaşan ifadeler havada uçuştu.
Bugün ise dönüp bakıyorum.
Karabük Üniversitesinin kuruluşunun 19. yılı kutlanıyor. Üniversitenin geçmişi, bugünleri ve geleceği konuşuluyor. Şehrin en önemli değerlerinden biri olarak gösteriliyor.
Peki o günlerde söylenen onca söz ne oldu?
O ağır eleştiriler, o kesin hükümler, o sert ithamlar şimdi nerede?
Göreniniz, bileniniz var mı?
Elbette eleştiri olacaktır. Her kurum eleştirilebilir, her yönetim sorgulanabilir. Buna kimsenin itirazı olamaz. Ancak eleştiri ile yıpratma çabası arasındaki çizginin de iyi korunması gerekir.
İşin ilginç tarafı, sözünü ettiğim bu muhterem şahısla sosyal medya üzerinden arkadaşlığımız o gazeteci dostumuz tarafından kaldırılmış. Açık konuşmak gerekirse, Karabük Üniversitesine ve Rektör Prof. Dr. Fatih Kırışık’a verdiğimiz destekten ve bize kırgın olduğundan dolayı düşünüyorum.
Varsın olsun…
İnsanlar farklı düşünebilir, farklı değerlendirmelerde bulunabilir.
Ama biz öyle değiliz.
Biz dostlarımızı, sırf bizim gibi düşünmüyor diye hayatımızdan çıkarmayız. Bir gün aynı masada oturduğumuz, aynı şehrin meselelerini konuştuğumuz insanları silip atmayız.
O yüzden kendisi hâlâ arkadaş listemizde duruyor.
Çünkü bizim için önemli olan kişiler değil, ilkelerimizdir.
Dün olduğu gibi bugün de Karabük’ün menfaatine olduğuna inandığımız her işin yanında olmaya devam edeceğiz.
Rahmetli Burhanettin Uysal’ın yıllar önce sorduğu o soru bugün de güncelliğini koruyor:
“Bugün Karabük Üniversitesi için ne yaptın?”
Aslında bu soru yalnızca üniversite için değil, Karabük için ne yaptığımızın da bir muhasebesidir.
Çünkü güçlü bir üniversite, güçlü bir şehir demektir. Güçlü bir şehir ise geleceğe daha güvenle bakan bir toplum demektir.
Kalın Sağlıcakla